bugün
- şizofren denilince akla gelen ilk yazar9
- nervio19
- arkadaşlar galiba kavga var6
- sözlük kızlarının kahveleri9
- uludağ sözlük size ne kattı13
- şarapçının birden tayyipçi olması7
- aykolik adamdır4
- şarapçı koala yalnız değildir8
- sözlükte yazan ünlüler3
- tayyip bey yaşayan en büyük devrimci liderdir6
- ne gerek var kavgaya haydi eller havaya2
- keşan4
- fusya semsiyeli yabanci14
- 73m512
- mel mel bey birader2
- bir kadının en zevk aldığı an5
- sarapci koala42
- mutlu ama tekerlek olsun4
- dışarıdaki insanların çok iyi olması3
- 6 eylül 2026 türkiye italya voleybol maçı20
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i7
- amin feryadi2
- dinen kabul edilir ağlama biçimi3
- sözlükteki mağara adamları3
- recep tayyip erdoğan8
- sorgulanmayan eğitim2
- yazın anlamının kadın ayağı olması3
- barbunya2
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci19
- sigara içmeyenleri anlamamak5
- kıvırcık saç8
- 2026 ekonomik krizi2
- sevmediğiniz insanla devamlı karşılaşmak3
- 4 kez üst üste cumaya gitmemek5
- melissa vargas'dan tokat yemek5
- gece 2 de komşu kızının balkonda seksting yapması4
- sibel canın 35 senedir 35 yaşında gibi görünmesi5
- serhat kılıç20
- bireysel emeklilik2
- bir kızın aşkı size naptırabilir5
- bazılarına gereken cevabı reis'in vermesi2
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü13
- piercing takmanın zorluğu5
- çağla idi3
- hiçbir şeyin tat vermemesi4
- arkadaşlar görüşürüz2
- rica ediyorum kimse beni savunmasın2
- otoyol ve köprülerin özelleştirilmesi4
- hazret ktc2
- tik tok2
tamamen göreceli. evrensel tek bir doğru bile yok.
dogru her zaman o kadar da goreceli degil.
ama insanların işine gelmiyor işte.
kendi cıkarlarına gore bahaneler uretmeyi, dogruyu egip bukmeyi seviyorlar.
ama insanların işine gelmiyor işte.
kendi cıkarlarına gore bahaneler uretmeyi, dogruyu egip bukmeyi seviyorlar.
herkesi hep onlar icin en dogrusuna yonlendirmeye calistigim.
kimse de beni dinlemez.
rahat bi insanim diye iplemiyorlar sanirim.
oysa ben guzel seyleri goren ve yapmaya calisan olgun da bi insanim.
herkes tutturmus cocuk gibisin diye.
ben 17 yasindan beri kendi faturalarimi kendim oduyorum.
ılla hayalperestligimizi ve nesemizi bozacaklar cok bilmislikleriyle.
kimse de beni dinlemez.
rahat bi insanim diye iplemiyorlar sanirim.
oysa ben guzel seyleri goren ve yapmaya calisan olgun da bi insanim.
herkes tutturmus cocuk gibisin diye.
ben 17 yasindan beri kendi faturalarimi kendim oduyorum.
ılla hayalperestligimizi ve nesemizi bozacaklar cok bilmislikleriyle.
Hep doğru olmaya hep en doğru şeyi bulmaya çalıştım. Doğru insan olmak, doğru eylemlerde bulunmak. Mutsuzsam ne değeri, ne anlamı var bunun. Doğru ilişkiyi yakalamak istedim ne oldu. Hiçbir bok. Yine hiçlik yine keşkelik. Hiçbir şeyden ve kişiden beklentim yok. Üzülüp yanlış yapmaktan ve yanlışı yaşamaktan da korkmuyorum. Ne olacak. Doğru olduk da mutlu mu olduk.
Kafama ne gelirse yapıcam. Düşünmeden, neliğine, doğrusuna, yanlışına ve yarınına kafa yormayacağım. Herkes gibi.
Kafama ne gelirse yapıcam. Düşünmeden, neliğine, doğrusuna, yanlışına ve yarınına kafa yormayacağım. Herkes gibi.
Doğru: toprağın altına gömülmüş bir tohum gibidir. Zamanı gelince başını gösterir, herkesi kendine sevdirir.
içinde bulunulan anın mevcut bilgi birikimi, deneyimler ve kişisel tercihler çerçevesinde değerlendirilmesi durumudur.
kafamizda yaratip inandigimiz sey.
bilgi felsefesinin alakadar olduğu meselelerden yalnızca biri. doğruluğu sınanacak olan şeyin doğası her ne olursa olsun, öncelikle doğruluk kriterini masaya yatırmak zorundayız. çünkü kriterlerimizin meşruiyeti sağlanmadan, doğru olup olmadığını ölçeceğimiz şeyin, doğru olduğuna karar verme eylemimizi haklılandıramayız. doğruluk kriterleriyle ilgili de bir sürü teori vardır. bunların arasında, tutarlılık, başka sistemlerle çelişmeme, çoğunluğun kabul etmesi gibi kriterler yer alır. bu kriterler arasında da, birinin diğerinden daha geçerli olduğuna dair başka sorgulamalara yol açılır. eğer çoğunluğun dediği doğru olsaydı, savaşların olmaması gerekirdi gibi örneklere başvuranlar çoktur.
pratik hayatımızda bir şeyi kabul etmedeki doğruluk koşulumuzu etkileyen iki gerzek unsur var: birincisi, o savı,ifadeyi,yargıyı beğeniyor olmamız/işimize gelmesi; ikincisi, kendi içerisinde mantıklı olması. neden gerzek diyorum? önermeleri sırf bizim dönemsel ve subjektif algılarımıza hitap ediyor diye, önkabul olarak kabul ettiğimiz ama aslında hakkında yanıldığımız sayısız tecrübenin olmasıdır. örneğin, hayvanların öldürülmesinin yanlış olmadığı düşüncesini kabul etmek. et yiyiciler, ister istemez, et yiyiciliğini onayan ifadeleri doğru olarak kabul etme eğiliminde olurlar genelde. aynı şey veganlar için de geçerli, veganlar da, kendilerine sunulan, ne kadar çok hayvan öldürülürse, o kadar ekolojik denge bozulur düşüncesini kabul etme eğiliminde olurlar. çünkü içten içe, kabul etmek istedikleri görüşü destekleyen ifadeleri, savları kabul etmeye yönelirler. belki de bacon'ın idolleriyle kastettiği bu da olabilir. kendi beynimizde kontrol edemediğimiz hasarlı şeyler yüzünden objektif olamıyoruz , kim bilir.
ikinci gerzek unsur ise, bir felsefi sisteminin vardığı sonucu, sistem kendi içerisinde tutarlı olduğu için kabul etmemiz. hani şu mantıklı deyip, geçiştirdiğimiz düşünceler var ya heh onlar. sırf kendi içinde mantıklı olması o sistemin doğru olduğunu göstermeyecektir. çünkü kendi içerisinde doğru olan başka bir felsefi sistemle çelişiyor olabilir. ee hangisini doğru kabul edeceğiz, canımın en içi?
lan aklıma üçüncü unsur geldi, çoğunluğun onayladığı şeyi, kabul edin dostlarım, kabul etmek istiyoruz. elimizde değil. deney yapabilirsiniz. bir tane saçma sapan paylaşımı beğeninin. hatta facebook'ta arkadaşlarınızı örgütleyin, 100 kişi onu beğensin. sonra bir bakmışsınız, o beğeni sayısı tavan yapmış. içerikmiş, çelişkiymiş, rakip görüşlerin yanlışlanmasıymış hikaye!
benim demem o ki, doğruluk ölçütümüz ne olursa olsun, doğru kabul ettiğimiz şeylerin aslında bu ölçütlere her koşulda uymasına özen mözen göstermiyoruz, ki ölçütümüz meşruiyeti bile sorguya açık. kafamıza eseni beğeniyoruz, canımızın istediğini yanlış buluyoruz. artık o kadar rastgele ki, bunun gerisindeki sebep bile araştırılmaya değer olmaktan çıktı. postmodern özneler olduk. her an yeniden yaratıyoruz kendimizi ve ilkelerimizi. neyi niçin kabul ettiğimizi sorgulayana da, öyle bi diktiri çekiyoruz ki, o kişi sorduğuna pişman oluyor.
x: ahmet'ten hiç hoşlanmıyorum çünkü doğum günümü kutlamadı
y: ay, gerizekalı şey. ne kadar ayıp.
z:eee, y de senin doğum gününü kutlamadı x.
y: x de benimkini kutlamadı, ayrıca gerek duymadım.
z: o zaman ahmete neden gerizekalı dedin?
x,y: ya sanane yaa! aaa hacerin doğum günü partisi daveti var, gidelim mi, x?
z: geberin.
pratik hayatımızda bir şeyi kabul etmedeki doğruluk koşulumuzu etkileyen iki gerzek unsur var: birincisi, o savı,ifadeyi,yargıyı beğeniyor olmamız/işimize gelmesi; ikincisi, kendi içerisinde mantıklı olması. neden gerzek diyorum? önermeleri sırf bizim dönemsel ve subjektif algılarımıza hitap ediyor diye, önkabul olarak kabul ettiğimiz ama aslında hakkında yanıldığımız sayısız tecrübenin olmasıdır. örneğin, hayvanların öldürülmesinin yanlış olmadığı düşüncesini kabul etmek. et yiyiciler, ister istemez, et yiyiciliğini onayan ifadeleri doğru olarak kabul etme eğiliminde olurlar genelde. aynı şey veganlar için de geçerli, veganlar da, kendilerine sunulan, ne kadar çok hayvan öldürülürse, o kadar ekolojik denge bozulur düşüncesini kabul etme eğiliminde olurlar. çünkü içten içe, kabul etmek istedikleri görüşü destekleyen ifadeleri, savları kabul etmeye yönelirler. belki de bacon'ın idolleriyle kastettiği bu da olabilir. kendi beynimizde kontrol edemediğimiz hasarlı şeyler yüzünden objektif olamıyoruz , kim bilir.
ikinci gerzek unsur ise, bir felsefi sisteminin vardığı sonucu, sistem kendi içerisinde tutarlı olduğu için kabul etmemiz. hani şu mantıklı deyip, geçiştirdiğimiz düşünceler var ya heh onlar. sırf kendi içinde mantıklı olması o sistemin doğru olduğunu göstermeyecektir. çünkü kendi içerisinde doğru olan başka bir felsefi sistemle çelişiyor olabilir. ee hangisini doğru kabul edeceğiz, canımın en içi?
lan aklıma üçüncü unsur geldi, çoğunluğun onayladığı şeyi, kabul edin dostlarım, kabul etmek istiyoruz. elimizde değil. deney yapabilirsiniz. bir tane saçma sapan paylaşımı beğeninin. hatta facebook'ta arkadaşlarınızı örgütleyin, 100 kişi onu beğensin. sonra bir bakmışsınız, o beğeni sayısı tavan yapmış. içerikmiş, çelişkiymiş, rakip görüşlerin yanlışlanmasıymış hikaye!
benim demem o ki, doğruluk ölçütümüz ne olursa olsun, doğru kabul ettiğimiz şeylerin aslında bu ölçütlere her koşulda uymasına özen mözen göstermiyoruz, ki ölçütümüz meşruiyeti bile sorguya açık. kafamıza eseni beğeniyoruz, canımızın istediğini yanlış buluyoruz. artık o kadar rastgele ki, bunun gerisindeki sebep bile araştırılmaya değer olmaktan çıktı. postmodern özneler olduk. her an yeniden yaratıyoruz kendimizi ve ilkelerimizi. neyi niçin kabul ettiğimizi sorgulayana da, öyle bi diktiri çekiyoruz ki, o kişi sorduğuna pişman oluyor.
x: ahmet'ten hiç hoşlanmıyorum çünkü doğum günümü kutlamadı
y: ay, gerizekalı şey. ne kadar ayıp.
z:eee, y de senin doğum gününü kutlamadı x.
y: x de benimkini kutlamadı, ayrıca gerek duymadım.
z: o zaman ahmete neden gerizekalı dedin?
x,y: ya sanane yaa! aaa hacerin doğum günü partisi daveti var, gidelim mi, x?
z: geberin.
Birtakım köken-bilim çalışmalarınca kelimenin kökünün "doğ(ur)-mak" olduğu ortaya koyulmuş. Bildirmek kelimesinden "bildiri" olduğu gibi, doğurmak kelimesinden "doğ(u)ru" kelimesinin meydana geldiği söyleniyor.
Eğer bu çalışmaların bu ifadeleri doğru ise tıpkı özsel olarak felsefi bir dil olan eski yunanca gibi "Doğruluk" türkçede de bir açığa-çıkma, doğma'dır.
Böyle ise doğru'yu, "doğuru" olarak ortaya koyan türkler hakiki anlamda büyük, çok büyük bir şeyi düşünüp ortaya koymuşlardır.
Eğer bu çalışmaların bu ifadeleri doğru ise tıpkı özsel olarak felsefi bir dil olan eski yunanca gibi "Doğruluk" türkçede de bir açığa-çıkma, doğma'dır.
Böyle ise doğru'yu, "doğuru" olarak ortaya koyan türkler hakiki anlamda büyük, çok büyük bir şeyi düşünüp ortaya koymuşlardır.
Doğru emektir.
Sınavda sunulan seçeneklerden yanlış olanlarını eleyip tek bir seçeneği işaretlemek .
doğru reisin söylediğidir.evet.
bu sözlükte reis ben olduğuma göre doğru aydinoglu ne derse odur.evet.
bu sözlükte reis ben olduğuma göre doğru aydinoglu ne derse odur.evet.
Doğru diye birşey yoktur. Herkesin doğruları farklıdır. Bana göre doğru olan bir başkasına göre olmayabilir.
Doğru insanın kendisine en mantıklı gelen şeydir. Öyleki insanlar bazı gerçekleri ısrarla kabul etmemekteler.
Doğru insanın kendisine en mantıklı gelen şeydir. Öyleki insanlar bazı gerçekleri ısrarla kabul etmemekteler.
Bazen bir cümle. "Hüzünlü bir ruh insanı mikroptan daha hızlı öldürür."
Hepinize teker teker veda etmenin zor ve acı verici olduğunu biliyorum. Hepinizin yanlış olduğunun farkındayım. Hayatımın hatalarla dolu olduğunu ve kendimi "evet, ben onlarla barıştım!" diye kandırdığımı görüyorum. Ağırsınız, dizlerimi titretecek kadar. Ama üzülüyorum arkanızdan bakarken. Özlüyorum. Pişmanlıklarım oluyor. Yoruluyorum. Daha önemli şeyler var diyorum. Bir yanım ne yapacağına karar ver derken diğer yanım denemeden bilemezsin diyor. Doğru olan bir tanedir ancak herkes erişemez. Doğru ortada, ben neredeyim?
doğru: senden yapılmasını istenilen ,aykırı mizaçlara çıkmamalarını uygun gördükleri belirlenen insanların sana çizdiği tek eksenli haritadır. *.
Olması gereken olan, etik olandır.
sürekli çatışma halinde olma durumudur aslında bu soru. yaşadığın coğrafyayla, içine doğduğun kültürle, seni büyüten aileyle ve çevrende gördüklerinle şekillenirken doğruların, tüm bu hengamede durup aklının ve vicdanının sesini dinleyebilmek belki erdem denecek kadar nadir görülendir.
töre cinayeti mesela. düşünce özgürlüğü mesela.
töre cinayeti mesela. düşünce özgürlüğü mesela.
aklın ve vicdanın söylediğidir.
herhangi bir konu, düşünce, eylem ya da duruma kişiden kişiye değişen 'şey'.
kişinin; kendi doğrularını, herkesin kabullenmek zorunda olduğu evrensel gerçeklermiş gibi görünmesi...
kişinin; kendi doğrularını, herkesin kabullenmek zorunda olduğu evrensel gerçeklermiş gibi görünmesi...
gelecekte ki ihtimallerde doğruyu aramak, geleceği bugün şekillendirmek, gelecekte yaşamak. geçmişte yaşananlardan ders çıkarmak, geleceği geçmişle etkilemek.
Her doğru kendi içinde bir zaman diliminde çelişir bu nedenle doğru zaman ve konumla eşgüdümlüdür ve değişkendir.
yalanla insan kazanmaktansa kaybetmenin marjinal faydası olur kendileri.
Yanlışın düşmanıdır.
güçlü olanın işine gelendir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar