bugün
- asimilasyon harika bir şey5
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması14
- uludağ sözlük evreni11
- düşük zeka belirtisi4
- hakkı yenen türkler de dağa çıksın3
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği7
- evliliğin anlamı5
- fenerbahçe10
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı18
- sarhoşken yapılmış en aptalca şey13
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj3
- tayyip in yakın korumaları2
- saraca finch house2
- kadın olmanın avantajları16
- günaydın4
- askerde 200 metre atışı yapmak15
- nervio22
- 16 ağustos 20262
- gençlerbirliği6
- sözlükteki fenerbahçeliler9
- g i l d e d l i l y18
- kızlar çaylak olunca nickaltında ağıt yakan tipler15
- yaşamak istenilen şeyler10
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi19
- hayatın kuralları9
- ağlayarak 31 çekmek2
- kadın sürücü görünce yapılması gerekenler11
- türkiye'ye geldim11
- kurtar bizi müsavat16
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı25
- geceye bir şarkı bırak10
- hangi manifest kızı ile sevişmek isterdin6
- bir bayan yazarın erkek yazarla kavga etmesi10
- fotoğraflarda bir türlü gülemeyen insan6
- penisi seks objesi olarak görmek7
- her şeyi açıklayan en kısa cümle8
- hiçbir hobisi olmayan düz insan5
- kankadan sevgili olur mu5
- sözlükte kafa açıcı başlık olmaması9
- fırçaya takılıp gelen tuvalet deliği kapağı4
- alevi kızların alev alev yanması13
- engelli kızı kaçırıp 4 kişinin istismar etmesi10
- damarsız tüysüz manisa yaprağı25
- okan buruk9
- anın görüntüsü29
- iremga31
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi20
- bir yazar entry ni beğenmedi4
- kürtsüz türkiye4
- yazarların sevmediği insan türleri2
bilgi felsefesinin alakadar olduğu meselelerden yalnızca biri. doğruluğu sınanacak olan şeyin doğası her ne olursa olsun, öncelikle doğruluk kriterini masaya yatırmak zorundayız. çünkü kriterlerimizin meşruiyeti sağlanmadan, doğru olup olmadığını ölçeceğimiz şeyin, doğru olduğuna karar verme eylemimizi haklılandıramayız. doğruluk kriterleriyle ilgili de bir sürü teori vardır. bunların arasında, tutarlılık, başka sistemlerle çelişmeme, çoğunluğun kabul etmesi gibi kriterler yer alır. bu kriterler arasında da, birinin diğerinden daha geçerli olduğuna dair başka sorgulamalara yol açılır. eğer çoğunluğun dediği doğru olsaydı, savaşların olmaması gerekirdi gibi örneklere başvuranlar çoktur.
pratik hayatımızda bir şeyi kabul etmedeki doğruluk koşulumuzu etkileyen iki gerzek unsur var: birincisi, o savı,ifadeyi,yargıyı beğeniyor olmamız/işimize gelmesi; ikincisi, kendi içerisinde mantıklı olması. neden gerzek diyorum? önermeleri sırf bizim dönemsel ve subjektif algılarımıza hitap ediyor diye, önkabul olarak kabul ettiğimiz ama aslında hakkında yanıldığımız sayısız tecrübenin olmasıdır. örneğin, hayvanların öldürülmesinin yanlış olmadığı düşüncesini kabul etmek. et yiyiciler, ister istemez, et yiyiciliğini onayan ifadeleri doğru olarak kabul etme eğiliminde olurlar genelde. aynı şey veganlar için de geçerli, veganlar da, kendilerine sunulan, ne kadar çok hayvan öldürülürse, o kadar ekolojik denge bozulur düşüncesini kabul etme eğiliminde olurlar. çünkü içten içe, kabul etmek istedikleri görüşü destekleyen ifadeleri, savları kabul etmeye yönelirler. belki de bacon'ın idolleriyle kastettiği bu da olabilir. kendi beynimizde kontrol edemediğimiz hasarlı şeyler yüzünden objektif olamıyoruz , kim bilir.
ikinci gerzek unsur ise, bir felsefi sisteminin vardığı sonucu, sistem kendi içerisinde tutarlı olduğu için kabul etmemiz. hani şu mantıklı deyip, geçiştirdiğimiz düşünceler var ya heh onlar. sırf kendi içinde mantıklı olması o sistemin doğru olduğunu göstermeyecektir. çünkü kendi içerisinde doğru olan başka bir felsefi sistemle çelişiyor olabilir. ee hangisini doğru kabul edeceğiz, canımın en içi?
lan aklıma üçüncü unsur geldi, çoğunluğun onayladığı şeyi, kabul edin dostlarım, kabul etmek istiyoruz. elimizde değil. deney yapabilirsiniz. bir tane saçma sapan paylaşımı beğeninin. hatta facebook'ta arkadaşlarınızı örgütleyin, 100 kişi onu beğensin. sonra bir bakmışsınız, o beğeni sayısı tavan yapmış. içerikmiş, çelişkiymiş, rakip görüşlerin yanlışlanmasıymış hikaye!
benim demem o ki, doğruluk ölçütümüz ne olursa olsun, doğru kabul ettiğimiz şeylerin aslında bu ölçütlere her koşulda uymasına özen mözen göstermiyoruz, ki ölçütümüz meşruiyeti bile sorguya açık. kafamıza eseni beğeniyoruz, canımızın istediğini yanlış buluyoruz. artık o kadar rastgele ki, bunun gerisindeki sebep bile araştırılmaya değer olmaktan çıktı. postmodern özneler olduk. her an yeniden yaratıyoruz kendimizi ve ilkelerimizi. neyi niçin kabul ettiğimizi sorgulayana da, öyle bi diktiri çekiyoruz ki, o kişi sorduğuna pişman oluyor.
x: ahmet'ten hiç hoşlanmıyorum çünkü doğum günümü kutlamadı
y: ay, gerizekalı şey. ne kadar ayıp.
z:eee, y de senin doğum gününü kutlamadı x.
y: x de benimkini kutlamadı, ayrıca gerek duymadım.
z: o zaman ahmete neden gerizekalı dedin?
x,y: ya sanane yaa! aaa hacerin doğum günü partisi daveti var, gidelim mi, x?
z: geberin.
pratik hayatımızda bir şeyi kabul etmedeki doğruluk koşulumuzu etkileyen iki gerzek unsur var: birincisi, o savı,ifadeyi,yargıyı beğeniyor olmamız/işimize gelmesi; ikincisi, kendi içerisinde mantıklı olması. neden gerzek diyorum? önermeleri sırf bizim dönemsel ve subjektif algılarımıza hitap ediyor diye, önkabul olarak kabul ettiğimiz ama aslında hakkında yanıldığımız sayısız tecrübenin olmasıdır. örneğin, hayvanların öldürülmesinin yanlış olmadığı düşüncesini kabul etmek. et yiyiciler, ister istemez, et yiyiciliğini onayan ifadeleri doğru olarak kabul etme eğiliminde olurlar genelde. aynı şey veganlar için de geçerli, veganlar da, kendilerine sunulan, ne kadar çok hayvan öldürülürse, o kadar ekolojik denge bozulur düşüncesini kabul etme eğiliminde olurlar. çünkü içten içe, kabul etmek istedikleri görüşü destekleyen ifadeleri, savları kabul etmeye yönelirler. belki de bacon'ın idolleriyle kastettiği bu da olabilir. kendi beynimizde kontrol edemediğimiz hasarlı şeyler yüzünden objektif olamıyoruz , kim bilir.
ikinci gerzek unsur ise, bir felsefi sisteminin vardığı sonucu, sistem kendi içerisinde tutarlı olduğu için kabul etmemiz. hani şu mantıklı deyip, geçiştirdiğimiz düşünceler var ya heh onlar. sırf kendi içinde mantıklı olması o sistemin doğru olduğunu göstermeyecektir. çünkü kendi içerisinde doğru olan başka bir felsefi sistemle çelişiyor olabilir. ee hangisini doğru kabul edeceğiz, canımın en içi?
lan aklıma üçüncü unsur geldi, çoğunluğun onayladığı şeyi, kabul edin dostlarım, kabul etmek istiyoruz. elimizde değil. deney yapabilirsiniz. bir tane saçma sapan paylaşımı beğeninin. hatta facebook'ta arkadaşlarınızı örgütleyin, 100 kişi onu beğensin. sonra bir bakmışsınız, o beğeni sayısı tavan yapmış. içerikmiş, çelişkiymiş, rakip görüşlerin yanlışlanmasıymış hikaye!
benim demem o ki, doğruluk ölçütümüz ne olursa olsun, doğru kabul ettiğimiz şeylerin aslında bu ölçütlere her koşulda uymasına özen mözen göstermiyoruz, ki ölçütümüz meşruiyeti bile sorguya açık. kafamıza eseni beğeniyoruz, canımızın istediğini yanlış buluyoruz. artık o kadar rastgele ki, bunun gerisindeki sebep bile araştırılmaya değer olmaktan çıktı. postmodern özneler olduk. her an yeniden yaratıyoruz kendimizi ve ilkelerimizi. neyi niçin kabul ettiğimizi sorgulayana da, öyle bi diktiri çekiyoruz ki, o kişi sorduğuna pişman oluyor.
x: ahmet'ten hiç hoşlanmıyorum çünkü doğum günümü kutlamadı
y: ay, gerizekalı şey. ne kadar ayıp.
z:eee, y de senin doğum gününü kutlamadı x.
y: x de benimkini kutlamadı, ayrıca gerek duymadım.
z: o zaman ahmete neden gerizekalı dedin?
x,y: ya sanane yaa! aaa hacerin doğum günü partisi daveti var, gidelim mi, x?
z: geberin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar