bugün
- burunla blok flüt çalabilmek5
- mesajlara hızlı cevap vermek9
- geldimgittim5
- efesle tuborgu karıştırıp içmek4
- kadın yazar çekme başlıkları5
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron5
- dünyada her saniye iki kişinin ölmesi3
- sözlüğü anı defteri gibi kullanmak6
- üniversiteye kızlar cinsellik yaşamak için gidiyor10
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları3
- sinek sokması2
- kafaya kuş sıçması5
- trafikte hanımının yanında artistlik yapsalar6
- kiraz vs vişne3
- yeşil nohut3
- üniversitede kızlara para yedirmek6
- sporcu motorcu müzisyen ve uzun boylu olmak3
- şenay gürler2
- çarşının orta yerine sıçmak2
- semih saygıner'in yaşlanması2
- her sabah mutlu uyanan insan2
- kadınların çok tacizci olması2
- taşak sütyeni3
- yazın çorap giyen insan2
- hiçbir erkek için çabalamayan erkek2
- elektronik devre elemanları2
- ışın kılıcı ile döner kesmek2
- gece çiğ köfteci aramak2
- sınıfın en uzun boylusu olmak2
- hiçbir kız için çabalamayan erkek2
- 40 hadis4
- kulaklarından tavana çivilemek2
- galatasaray8
- sabah kahvesi2
- esnerken çene altındaki damarların üstüste binmesi2
- velvet'in elleri nimettir3
- işerken hapşırmak2
- aşk acısı çekiyorum sözlük21
- dokuzuncu nesil olmak bir gururdur2
- saçını sarıya boyatan kadınlar2
- manifest dinleyen erkek11
- bisiklete binmek2
- hükümet değişse ülke düzelir mi17
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı18
- ai analiz2
- sudekiray'ın 18000 entry kutlaması5
- karıya kıza yalakalık yapan tip2
- eskorta para verecek kadar mal olmak2
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması10
- evlenilmeyecek 4 erkek11
sezai karakoç'un kurduğu hiçbir seçime girmemiş bir parti adı.
hukukun ne kadar boş olduğunu gösteren klasik tolstoy eseri.
korkmaya başladığım film. şuan kanal d de izlemeyin.
diyalog bölümleri acayip biçimsiz, kaplumbağa kadar yavaş 549 sayfalık tolstoy eseri.
dmitriy nehludov'un servetiyle düşünceleri arasında bocaladığı anlar,
gerçekçi biten bir son,
son'dan önce incil'le diriliş,
katyuşa'nın sosyalistlerle yolculuğu...
kitabın olumsuzluklarını unutturur.
hiç değilse herkes ölmüyor. *
dmitriy nehludov'un servetiyle düşünceleri arasında bocaladığı anlar,
gerçekçi biten bir son,
son'dan önce incil'le diriliş,
katyuşa'nın sosyalistlerle yolculuğu...
kitabın olumsuzluklarını unutturur.
hiç değilse herkes ölmüyor. *
içerik ve anlatımıyla Tolstoy'un en sevilen romanları arasındadır. Bu kitap bir harika dostum.
En sevdiğim kitap.
imkanım olsa sarılıp uyurum o kadar.
Herkese tavsiye ediyorum. Gördüğüm zaman zorla aldırıyorum.
imkanım olsa sarılıp uyurum o kadar.
Herkese tavsiye ediyorum. Gördüğüm zaman zorla aldırıyorum.
bursaspor taraftarının yeni başlattığı hareket.
tolstoy'un sağlam romanlarındandır.
pisliğin içine bulaşmış yaşamların tekrar eski güzelliğine dönmesindeki mücadeleyi anlatır.
pisliğin içine bulaşmış yaşamların tekrar eski güzelliğine dönmesindeki mücadeleyi anlatır.
1899 yılında yazılmış Lev Tolstoy'un mükemmel romanıdır. kitabın en çok etkilendiğim bölümünü hatırladığım kadarıyla şöyleydi:
isa'ya sordular en çok kimler tanrı'nın evinde rahat edecek.
isa bu soruya soruyu soran kişiyle arasına küçük bir çocuk alarak cevaplar.
her kim ki bu çocuk kadar saf olursa onlar tanrı'nın evinde rahat ederler.
her kim ki bu çocuğu üzerse onların boynuna kocaman bir değirmen taşı bağlayıp okyanusların en derin yerlerine gönderilmeli...
herkese renkli günler
isa'ya sordular en çok kimler tanrı'nın evinde rahat edecek.
isa bu soruya soruyu soran kişiyle arasına küçük bir çocuk alarak cevaplar.
her kim ki bu çocuk kadar saf olursa onlar tanrı'nın evinde rahat ederler.
her kim ki bu çocuğu üzerse onların boynuna kocaman bir değirmen taşı bağlayıp okyanusların en derin yerlerine gönderilmeli...
herkese renkli günler
tarih kitabı olarak okullarda okutulabilecek bir turgut özakman yapıtı.
başucu kitaplarımdan. şu çılgın türklerden sonra yazılmıştır. ancak konu itibariyle çanakkale savaşını - 1915/1916 yıllarını - anlattığı için milli mücadeleden daha önceki bir dönemi anlatır.
çanakkaleyi tüm gerçekliğiyle, yiğidi öldürüp hakkını yemeden anlatan bir roman.
"çanakkalede adı geçen tek bir kahraman yoktu. orada savaşan herkez kahramandı."
başucu kitaplarımdan. şu çılgın türklerden sonra yazılmıştır. ancak konu itibariyle çanakkale savaşını - 1915/1916 yıllarını - anlattığı için milli mücadeleden daha önceki bir dönemi anlatır.
çanakkaleyi tüm gerçekliğiyle, yiğidi öldürüp hakkını yemeden anlatan bir roman.
"çanakkalede adı geçen tek bir kahraman yoktu. orada savaşan herkez kahramandı."
"insanların baş derdi olan kötülüklerin biicik kesin kurtuluş yolu, kulların kendilerini tanrı'ya karşı daima suçlu bilerek başkalarına ne ceza vermeye, ne de onları düzeltmeye hakları olduğuna inanmalarıydı."
(bkz: kıyama kalkmak)
samsun sanat tiyatrosu'nun, turgut özakman'ın eserini sahneye taşımıştır. muazzam bir yapıt ortaya çıkmış. izlerken heyecanımınz doruktaydı. sarıkamış sahnesi'ndeki trajedi sağlam bir şekilde hazırlanmış. bunun dışında atatürk'ü canlandıran yaşar gündem'i de beğendim. aynı zamanda da yönetmenidir oyunun kendileri. arada giren belgesel tarzı kayıtlar da çok güzel hazırlanmış. kendilerini tebrik ediyor, başarılarını diliyoruz.
orhan gencebay'ın "berhudar ol" isimli son albümündeki inanılmaz senfonisi.
evet gerçekten tam bir senfonik çalışma olmuştur. orhan gencebay bu şaheser parçaya kazak dombrası çalarak giriş yapmış ve daha sonra türklerin tarih boyunca boy gösterdiği adriyatikten çin seddine uzanan o büyük coğrafyadan ezgilerle türk müziğinin evrenselliğini gözler önüne sermiştir. parça özetle şunu anlatmaktadır: "biz türkler orta asyadan at nallarıyla çıktık anadolu, tüm arap yarımadası, kuzey afrika ve balkanlara gelip yerleştik ve bütün bu coğrafyalardan birşeyler aldık kendi özümüzle yoğurduk". işte gencebay'ın diriliş adlı parçasının kısa özeti.
ayrıca orhan gencebay bu parçayla dünya üzerinde yaşayan en önemli bestecilerden biri olduğunu kanıtlamıştır.
evet gerçekten tam bir senfonik çalışma olmuştur. orhan gencebay bu şaheser parçaya kazak dombrası çalarak giriş yapmış ve daha sonra türklerin tarih boyunca boy gösterdiği adriyatikten çin seddine uzanan o büyük coğrafyadan ezgilerle türk müziğinin evrenselliğini gözler önüne sermiştir. parça özetle şunu anlatmaktadır: "biz türkler orta asyadan at nallarıyla çıktık anadolu, tüm arap yarımadası, kuzey afrika ve balkanlara gelip yerleştik ve bütün bu coğrafyalardan birşeyler aldık kendi özümüzle yoğurduk". işte gencebay'ın diriliş adlı parçasının kısa özeti.
ayrıca orhan gencebay bu parçayla dünya üzerinde yaşayan en önemli bestecilerden biri olduğunu kanıtlamıştır.
Orhan Gencebayın berhudar ol isimli albümüdeki enstrumantal şaheser...Tarih boyunca yolculuk ediyor insan bunu dinlerken. Atalarını hatırlayıp, Osmanlı Torunu olmakla gurur duyuyor, unuttuğumuz tarihimizi yeniden hatırlıyorum. Bir yandan da müziğin geçkileri, melodilerin coşkusu sarıyor, doyamıyor insan ve yeryüzünde Gencebay'dan daha büyük bir müzik adamı olmadığına inancım kesinlik kazanıyor...
Çanakkale savaşını anlatmaktadır ben çok begendim tarihin en eski milletlerinden biri olarak ateşten geçtik bir çok kan döktük bir daha uyumamak benliğini unutmamak kandırılmamak sömürülmemek ezilmemek ve ölememek üzere diriliyoruz.Böle bir kitap işte * çok etkilendim.Okurken tüyleriniz diken diken olucak garanti verebilirim en kısa zamanda okuyun. (bkz: turgut özakman)
bursa'da kendi imkanları ile müzik yapmaya çalışan ve bugünlerde "kaan" isimli arkadaşı ile "asla durma" adında bir albüm çıkaran rapçi
aynı zamanda myspace adresi "http://www.myspace.com/dirilis93 "
aynı zamanda myspace adresi "http://www.myspace.com/dirilis93 "
kendinizi savaş alanında siperlerde barut kokusu içinde hissettiren turgut özakman kitabı.
sezai karakoç tarafından çıkarılmış ve bir çok şairin şiirleri ile nam salmasına olanak vermiş dergi. ayrıca aynı adla bir yayınevide kurmuştur sezai karakoç.
turgut özakmanın çanakkale deniz ve kara savaşlarını; muhtelif kaynaklardan destekleyerek, belgeleyerek belgesel- roman tarzında yazmış olduğu roman. kitabın belgesel kısmını oluşturvn kaynakları; günlükler, dönemin gazete ve mecmuaları, resmi yazışmalar ve mektuplar. roman kısmını oluşturan ise yazarın kurgulamaları, hamasi satırları ve kendi yorumudur. kitabın önsözünde çanakkale savaşlarına bu zamana kadar olan yaklaşımı ele alarak yapmış olması kitap için okuyucuda ilgi uyandırsada diğer sayfalarda bu ilgi dağılmaya, yazarın tarafsız bir araştırmadan ziyade feci halde taraflı kurgularla romanını devam ettirdiğini görmekteyiz. yazar; önsözde belirttiği çanakkale savaşlarına yaklaşımı üç şekilde
sıralamış;
1- çanakkale savaşlarını M. Kemal atatürksüz düşünen, onun adını dahi almayan gurup.
2- ç.kale savaşlarında m.kemal atatürk'ün görevlerini küçümseyen gurup.
3- mucizeler ve kerametlerle savaşın kazanıldığına inanan grup.
şimdi önsözde okunan bu tespitlerden sonra az çok anlaşılıyorki kitap hamasetten uzak, kurgulamalar kesinlikle belgelerin doğruladığı şekilde devam edecek; ve belli bir kesime de hayır öyle değiil böyle, hatta ezber niteliği bozacak türden vesikalarla ispatlanarak bu büyük savaşın hurafelerle değil salt bir inanışla kazanıldığı ortaya konacak.
Kitap ilerledikçe işte bu ümitler yerini tedirginliğe bırakmaya başlıyor zira yazarımız kitabı hamasetten bir türlü uzaklaştırıp konunun can alıcı yerlerine getiremiyor. kitapta çok dikkat çekici bir diğer noktada türklük kavramını ve türkçülük ideolojisini bu savaşla ortaya koyuyor olmasıdır. zira biraz araştıran bilirki bu fikir 1800 lü yılların başında osmanlı aydınını etkilemiş, yine aynı yüzyılın ikinci yarısında da başta istanbul olmak üzere anadolununn büyük vilayetlerinde halka kadar inmiştir. bu tarihi şaşırtmacayı kitabın her bölümünde bulmak mümkündür.
Başlarda anlamsız bulunan dönemin kadın hareketleri ile ilgili konular sayfalar ilerledikçe osmanlıda kadını gayet güzel ancak mübalağlı anlatılmış, avrupa kadınlarından örnekler verilerek te kurgulanan dönemin kadın hareketleri günümüz siyasi gündemini eleştirel bir hale sokmuştur. yazarın bu konuda ki bilgi eksikliği hemen göze çarpmaktadır zira kadının çalıştırılmasına izin verilmediği, kadının askeri güç olarak kullanılmadığını düşünmesi ancak bilgi eksikliğinden kaynaklandığı düşünülebilir. nedir bu bilgi eksikliği yada eksik olan bilgi; çanakkale savaşlarında takım ölçüsünde keskin nişancı olarak görev alan kadın askerleri yazmamış olması ve dünyada ki belkide ilk toplu kadın iş sözleşmesinin osmanlıda yapılıyo oluşunu atlamış olması * *
anlatımın çok akıcı olan dirilişte; M.Kemal atatürkün bu savaşlarda neleri nasıl yaptığını teferruatlıca anlatması bakımından yazarın önsözde yaptığı birinci ve ikinci yaklaşımı ile bu savaşı ele alanlara güzel bir cevaptır ancak bu cevabı vermeye çalışan ve oldukçada başarılı olan yazar bu savaşta yer alan diğer kahramanları biraz ihmal etmiş bir kaç kurgu ile önemli isimlere değinmiştir.
sonuç olarak diriliş; diğer çanakkale savaşlarını ele alan roman, araştırma ve makalelerden tek farkı yazarın şu çılgın türkler isimli ve oldukçada başarılı romanının kredisini kullanarak satıyo oluşudur. ezber bozan,vay dedirten hiç bir paragrafa veyahut tespite yer vermemiş olan yazar birazda kendi ideolojisinin etkisinde kalmış görmezden gelemiyeceği konuları kısa bilgiler halinde kurgulayarak değil belge niiteliğinde vermiştir. şu çılgın türkler kadar şart olmasada meraklısı için her kitaplıkta bulunmalıdır.
sıralamış;
1- çanakkale savaşlarını M. Kemal atatürksüz düşünen, onun adını dahi almayan gurup.
2- ç.kale savaşlarında m.kemal atatürk'ün görevlerini küçümseyen gurup.
3- mucizeler ve kerametlerle savaşın kazanıldığına inanan grup.
şimdi önsözde okunan bu tespitlerden sonra az çok anlaşılıyorki kitap hamasetten uzak, kurgulamalar kesinlikle belgelerin doğruladığı şekilde devam edecek; ve belli bir kesime de hayır öyle değiil böyle, hatta ezber niteliği bozacak türden vesikalarla ispatlanarak bu büyük savaşın hurafelerle değil salt bir inanışla kazanıldığı ortaya konacak.
Kitap ilerledikçe işte bu ümitler yerini tedirginliğe bırakmaya başlıyor zira yazarımız kitabı hamasetten bir türlü uzaklaştırıp konunun can alıcı yerlerine getiremiyor. kitapta çok dikkat çekici bir diğer noktada türklük kavramını ve türkçülük ideolojisini bu savaşla ortaya koyuyor olmasıdır. zira biraz araştıran bilirki bu fikir 1800 lü yılların başında osmanlı aydınını etkilemiş, yine aynı yüzyılın ikinci yarısında da başta istanbul olmak üzere anadolununn büyük vilayetlerinde halka kadar inmiştir. bu tarihi şaşırtmacayı kitabın her bölümünde bulmak mümkündür.
Başlarda anlamsız bulunan dönemin kadın hareketleri ile ilgili konular sayfalar ilerledikçe osmanlıda kadını gayet güzel ancak mübalağlı anlatılmış, avrupa kadınlarından örnekler verilerek te kurgulanan dönemin kadın hareketleri günümüz siyasi gündemini eleştirel bir hale sokmuştur. yazarın bu konuda ki bilgi eksikliği hemen göze çarpmaktadır zira kadının çalıştırılmasına izin verilmediği, kadının askeri güç olarak kullanılmadığını düşünmesi ancak bilgi eksikliğinden kaynaklandığı düşünülebilir. nedir bu bilgi eksikliği yada eksik olan bilgi; çanakkale savaşlarında takım ölçüsünde keskin nişancı olarak görev alan kadın askerleri yazmamış olması ve dünyada ki belkide ilk toplu kadın iş sözleşmesinin osmanlıda yapılıyo oluşunu atlamış olması * *
anlatımın çok akıcı olan dirilişte; M.Kemal atatürkün bu savaşlarda neleri nasıl yaptığını teferruatlıca anlatması bakımından yazarın önsözde yaptığı birinci ve ikinci yaklaşımı ile bu savaşı ele alanlara güzel bir cevaptır ancak bu cevabı vermeye çalışan ve oldukçada başarılı olan yazar bu savaşta yer alan diğer kahramanları biraz ihmal etmiş bir kaç kurgu ile önemli isimlere değinmiştir.
sonuç olarak diriliş; diğer çanakkale savaşlarını ele alan roman, araştırma ve makalelerden tek farkı yazarın şu çılgın türkler isimli ve oldukçada başarılı romanının kredisini kullanarak satıyo oluşudur. ezber bozan,vay dedirten hiç bir paragrafa veyahut tespite yer vermemiş olan yazar birazda kendi ideolojisinin etkisinde kalmış görmezden gelemiyeceği konuları kısa bilgiler halinde kurgulayarak değil belge niiteliğinde vermiştir. şu çılgın türkler kadar şart olmasada meraklısı için her kitaplıkta bulunmalıdır.
resimli roman.
her baharda tabiatın yaşadığı olay.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar