bugün
- 32 yaşına girmek5
- kadınların penisi olduğu gerçeği5
- manifest çocukların ahlakını bozuyor safsatası6
- norveçte bok olsam7
- en merak ettiğin ulu yazarı30
- 40 yaş üzeri insanlar mesajlaşıyor mu sorunsalı14
- nervionun merak ettiği yazar19
- herşeyi boşverip guru olmak3
- sinirli kadını sakinleştirmek17
- bugün açılacağım sözlük kızı12
- erkeklerin zeki kadın sevmemesi9
- yazarları mutlu edebilecek küçük şeyler6
- sözlükte en çok güldüğünüz yazarlar9
- maide suresi 82 ayet2
- atatürk yerine mustafa kemal diyenler3
- kızlar teklif ediyor efsanesi gerçek oluyor5
- orta doğu türkiyesi2
- aşiyan2
- migros'un nussknacker satması3
- altı ok'a ihanet edip mührü başka yere vurmak19
- kürtler 5 yıl icerisinde türkiye yi ele gecirirler13
- son gammaz bukucu2
- doğum haritası5
- yalnizca deli yalnizca sair21
- manifest kızlarını sıralamak2
- yakışıklı bir erkeğin yalnız olmasının nedenleri8
- penis takası yapmak2
- atatürkün bilimden en uzak sözü8
- sevgilinin giyimine karışmak9
- komşuları itici yapan detaylar7
- bu sözlükte beni herkes tanır9
- anıtkabire gitmek vs hacca gitmek8
- günün tweeti2
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım15
- selamın aleyküm desem kaç kişi aleyküm selam der11
- ciguli vs velvet9
- arkadaşlar bakar mısınız21
- katatespizartmasi17
- nervionun kedisi5
- devlete güvenmeyip ahbap'a güvenmek4
- yeni seçimde akp halka ne vaadedebilir sorunsalı12
- ton balığını kim yiyor sorunsalı10
- sapıkça başlık açan yazarlar7
- istanbul üzerine nur gelecek4
- erecto biraderin roman olması4
- ahlaksız başlık açan çaresizler5
- kız arkadaşa gökyüzünü hediye etmek18
- dikkatleri çeken sözlük kızı7
- zengin bacanak5
- arabalı kadın arabasız erkek ilişkisi yürür mü5
"Dil, tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu, ne pişiyor anlarsın." Mevlana
organ dışındaki anlamına dair, en az iki farklı dilin birbirine değmesiyle eyleme giren dillerin, birbirinden çok şey öğreneceğine dair garip rivayetler vardır. bunu henüz deneme fırsatım olmadı. ölmeden önce yapılacaklar listeme ekledim, bekliyorum.
bir milletin en değerli malıdır ve bir milletin sembolüdür. O milleti bir arada tutan ve yok olmasını engelleyen biricik faktördür.
milletimizin sahip çıkmakla mükellef olduğudur.
Her yıl 10 dil ölüyor.
Dil ile ilgili bir inanışta şöyle; Babil Kulesi'nin adı, pek çok efsanede ve kutsal kitaplarda geçer.
Yeryüzündeki ulusların ve onların konuşmakta olduğu binlerce dilin nasıl ortaya çıktığıyla ilgili bir inanış unsurudur. insanlar, Tanrıya ulaşmak ve ona daha yakın olabilmek için, uyum içerisinde ve büyük bir istekle göğe yükselen bir kule inşa etmeye girişmişlerdir.
Kule, çok geçmeden yükselmeye başlamış ve bunu gören Tanrı, kuleyi inşa eden her insana ayrı bir dil vermiş, onları dünyanın dört bir tarafına savurmuştur. insanlar birbirleriyle anlaşamadıkları için kulenin yapımı da durmuş ve dünya üzerinde çok sayıda ulus ve bu uluslara ait binlerce dil türemiştir.
Peki ilk diller nasıl konuşuluyordu? Bugün unutulmuş ve yaşamayan ulusların, eskiden nasıl konuştuklarına ait tarihçiler bir çalışma yapmış. Aşağıdaki linke mutlaka bir göz atın-ya da kulak verin- derim;
http://www.hurriyet.com.t...elebek/hayat/28134748.asp
Yeryüzündeki ulusların ve onların konuşmakta olduğu binlerce dilin nasıl ortaya çıktığıyla ilgili bir inanış unsurudur. insanlar, Tanrıya ulaşmak ve ona daha yakın olabilmek için, uyum içerisinde ve büyük bir istekle göğe yükselen bir kule inşa etmeye girişmişlerdir.
Kule, çok geçmeden yükselmeye başlamış ve bunu gören Tanrı, kuleyi inşa eden her insana ayrı bir dil vermiş, onları dünyanın dört bir tarafına savurmuştur. insanlar birbirleriyle anlaşamadıkları için kulenin yapımı da durmuş ve dünya üzerinde çok sayıda ulus ve bu uluslara ait binlerce dil türemiştir.
Peki ilk diller nasıl konuşuluyordu? Bugün unutulmuş ve yaşamayan ulusların, eskiden nasıl konuştuklarına ait tarihçiler bir çalışma yapmış. Aşağıdaki linke mutlaka bir göz atın-ya da kulak verin- derim;
http://www.hurriyet.com.t...elebek/hayat/28134748.asp
berâberinde bir düşünce yapısı ve bir düşünce dünyâsına getiren, kültürün taşıyıcı ve kültürel belleğin ve kültürel birikimin en zengin dışavurumu. dil, kültür ve millîyet arasında derin bir bağ sözkonusudur. merâklılarına: http://www.yeraltiavrasya...an-ve-can-kelimeleri.html
Farsça kalp demektir.
kemiği olmayan bazı insanlarda ne işe yaradığı belli olmayan çılgın bir organdır.
işlevi kullandığın yere ve zamana göre değişen, kullanmasını bilene meziyet, bilmeyene eziyettir.
En gerekli organlardan biri. Kullanmadığımız alan yok.
insanın en çok dikkat etmesi gereken organ hiç şüphesiz ki dil dır; gıybet, iftira ve yalan dan uzak durun.
Tdk sözlğk anlamlarına göre ikiye ayrılmaktadır
1. Bir bölgede insanların iletişim için kullandıkları lisan (böyle bir şeydi yanlış olmazsam)
2. Konuşma ve tat alma organı.
1. Bir bölgede insanların iletişim için kullandıkları lisan (böyle bir şeydi yanlış olmazsam)
2. Konuşma ve tat alma organı.
ürünleri sembolik olan bir anlatım aracıdır. yapısı gereği anlamları ortak uzlaşı ürününe çevirerek kişisel anlamı köreltir. Anlayacak olan kişi anlatılanı kendi anlamlarına uydurur ve Anlam veren, anlatan kişinin anlamları da bizim yorumlarımıza bağlıdır.
hülasa; üstad Mevlana Celaleddin-i Rûmî bu konuda çok güzel özetlemiştir; “Sen ne söylersen söyle, söylediğin, karşındakinin anladığı kadardır.”
hülasa; üstad Mevlana Celaleddin-i Rûmî bu konuda çok güzel özetlemiştir; “Sen ne söylersen söyle, söylediğin, karşındakinin anladığı kadardır.”
insan vücudundaki en güçlü kas.
Dil, onu konuşan toplumların düşünce deneyimleridir de. Yalnızca nesnelere, olgulara değil, bunlardan doğan ya da bunların ilişkisinden tezahür eden veya doğrudan düşünceye ilişkindir de. Kelimeler, işaret ettiği varsayılan şeyleri o insanların nasıl anladıklarını da gösterir. Örneğin; doğru kelimesi üzerine yapılan etimolojik incelemeler toplumların doğru kavramından ne anladıklarını da ortaya koyar.
Eğer bu kelime, doğru kelimesinden ilerlersek doğru kelimesine Türklerin eski Yunan kadar farklı baktığını görebiliriz. Doğru yaygın olarak gerçeğe uyan şeklinde ifade edilir ama bu oldukça muallel ve müphemdir. Zira burada doğru tamamen bilgi bağlamında tanımlanmıştır, epistemolojik bir tanımdır. Fakat doğru, tutarlı ve gerçeğe uygundan başka, ontolojik bağlamda başka bir anlam ifade eder mi? Bu dil ile ilgili olduğundan daha fazla felsefi bir sorudur, Sorulmalıdır da. Zira doğruluk zaten bir çıkarsama olan bir şeyin doğruluğu olduğunda çok eksik kalacaktır.
Türkçede toğmak eylemi bugün doğmak halindedir. Doğru ise toğuru olarak, doğurudur şeklindedir. Yani doğru, ortaya çıkan demektir. (bunu başka başlıklarda uzun uzun yazdım)
Görüldüğü üzere dil, o toplumun bir şeye nasıl baktığını ondan ne anladığını da gösterir. Ama bu, dilin göstergelerinin gösterileni gösterdiği anlamına gelmez.
Bundan ziyade dilin düşünce ile başka türden bir ilişkisi vardır ki aslında hepimizin bir anlamda farkında olduğu ama üzerinde durmadığı ilişkidir bu.
Biz dil ile mi düşünürüz? Aslında bu soruyu çok küçük yaşlardan beri farklı farklı formlarda sorarım. Son zamanlarda kendimce verdiğim bir cevabı da var:
insan, bir şeyi istemli olarak düşündüğünde düşünürken dili kullanıyor. Örneğin; sizden premsesi düşünmenizi istersem, -bunu bilerek ve isteyerek yaptığınızdan- Premsesi düşünürken tıpkı onu anlatır gibi dili kullanırsınız.
Peki bu insanın dil ile düşündüğü anlamına mı gelir? Katiyen değil. Zira insan yalnızca istemli bir biçimde düşünmez. Bundan ziyade onun bir de istemsiz düşünmesi vardır: buna bir şeye dalmak, durup dururken akla gelen bir şeyi onu düşünmeyi tasarlamadan düşünmek deriz. Bu biraz lacan ve bilinç-dışı ile de ilgili.
Bilinçli olarak düşünürken sanki her zaman onu anlatılacak formda hazır tutmaya çalışır gibi düşünürüz. Yani aslında bir anlamda kendimize sessiz bir şekilde düşünerek anlatırız.
Ne var ki bilinçsizce düşünürken dil dışarıda kalır. Öylece bir yere dalarız ve bir şeyler düşünmeye başlarız. Daldığımızı ve düşündüğümüzü ancak o dalma hali bittikten sonra fark ederiz. Ve daha dikkatli bakarsak o dalgınlık halindeki düşüncelerimizin hiçbiri dil ile şekillenmemiştir.
Dolayısıyla dil, istemli bir şekilde düşündüğümüzde düşüncemizin potansiyel formu olur ama istemsizce düşünmede devre dışı kalacaktır.
Bu da böyle bir fikrimdir. Hadi Öptm.
Eğer bu kelime, doğru kelimesinden ilerlersek doğru kelimesine Türklerin eski Yunan kadar farklı baktığını görebiliriz. Doğru yaygın olarak gerçeğe uyan şeklinde ifade edilir ama bu oldukça muallel ve müphemdir. Zira burada doğru tamamen bilgi bağlamında tanımlanmıştır, epistemolojik bir tanımdır. Fakat doğru, tutarlı ve gerçeğe uygundan başka, ontolojik bağlamda başka bir anlam ifade eder mi? Bu dil ile ilgili olduğundan daha fazla felsefi bir sorudur, Sorulmalıdır da. Zira doğruluk zaten bir çıkarsama olan bir şeyin doğruluğu olduğunda çok eksik kalacaktır.
Türkçede toğmak eylemi bugün doğmak halindedir. Doğru ise toğuru olarak, doğurudur şeklindedir. Yani doğru, ortaya çıkan demektir. (bunu başka başlıklarda uzun uzun yazdım)
Görüldüğü üzere dil, o toplumun bir şeye nasıl baktığını ondan ne anladığını da gösterir. Ama bu, dilin göstergelerinin gösterileni gösterdiği anlamına gelmez.
Bundan ziyade dilin düşünce ile başka türden bir ilişkisi vardır ki aslında hepimizin bir anlamda farkında olduğu ama üzerinde durmadığı ilişkidir bu.
Biz dil ile mi düşünürüz? Aslında bu soruyu çok küçük yaşlardan beri farklı farklı formlarda sorarım. Son zamanlarda kendimce verdiğim bir cevabı da var:
insan, bir şeyi istemli olarak düşündüğünde düşünürken dili kullanıyor. Örneğin; sizden premsesi düşünmenizi istersem, -bunu bilerek ve isteyerek yaptığınızdan- Premsesi düşünürken tıpkı onu anlatır gibi dili kullanırsınız.
Peki bu insanın dil ile düşündüğü anlamına mı gelir? Katiyen değil. Zira insan yalnızca istemli bir biçimde düşünmez. Bundan ziyade onun bir de istemsiz düşünmesi vardır: buna bir şeye dalmak, durup dururken akla gelen bir şeyi onu düşünmeyi tasarlamadan düşünmek deriz. Bu biraz lacan ve bilinç-dışı ile de ilgili.
Bilinçli olarak düşünürken sanki her zaman onu anlatılacak formda hazır tutmaya çalışır gibi düşünürüz. Yani aslında bir anlamda kendimize sessiz bir şekilde düşünerek anlatırız.
Ne var ki bilinçsizce düşünürken dil dışarıda kalır. Öylece bir yere dalarız ve bir şeyler düşünmeye başlarız. Daldığımızı ve düşündüğümüzü ancak o dalma hali bittikten sonra fark ederiz. Ve daha dikkatli bakarsak o dalgınlık halindeki düşüncelerimizin hiçbiri dil ile şekillenmemiştir.
Dolayısıyla dil, istemli bir şekilde düşündüğümüzde düşüncemizin potansiyel formu olur ama istemsizce düşünmede devre dışı kalacaktır.
Bu da böyle bir fikrimdir. Hadi Öptm.
bir çirkin cümle:
"herkes bu kapıya gelecek!"
bir güzel cümle:
"bu kapı herkese açık..."
"herkes bu kapıya gelecek!"
bir güzel cümle:
"bu kapı herkese açık..."
Konuşmak için gerekli olan organlardan birisidir. Hayvanlarda da var ama konusamazlar.
Farklı ırkların birbiriyle anlaşmak için kurduğu kelumeler bütünü.
Tat alma organıdır. 5 duyu organimizdan biridir.
günlük hayatta pek farkına varmayız ama tam bir bakteri yuvasıdır. ağızdan yayılan kötü kokular da genelde dil üzerindeki bakterilerden kaynaklanır.
indigo Dergisinde geçen bir yazıdan alıntıdır.
Dil, suya biçim veren bir kap gibi, düşünceyi biçimlendirir, somutlaştırarak dışarıya aksettirir.
Hatta son yapılan araştırmalar, dilin düşüncenin sadece basit bir kabı olmadığı, dil ile düşüncenin aynı şey olduğu, dilin düşünceyi ürettiği, dil olmadan insanın düşünemeyeceğini göstermektedir. Bu yüzden diğer canlılar arasında dil (sembol) kullanan insanların ayrıcalıklı bir yeri olduğu söylenebilir. insanı hayvandan ayıran en önemli fark da diyebiliriz. Bu açıdan baktığımızda dil insanı özgürleştirir. insanı insan yapar.
Dil sadece somut, yalın, tekil bir olgular dünyasını değil, insanın toplu halde yaşamasından yani toplum olmasından dolayı ortaya çıkan değerlerin (tarih, din, kültür, hukuk…) taşıyıcılığını da üstlenir. Ama bu iş sadece taşıyıcılık değil, aynı zamanda toplumu (kültürel – simgesel alanı) inşa eden, bireyi baştan aşağı sarıp sarmalayan, onun zihin dünyasını şekillendiren, dünyaya bakışını değiştiren kısacası kaderini etkileyen bir olgudur.
Dil, suya biçim veren bir kap gibi, düşünceyi biçimlendirir, somutlaştırarak dışarıya aksettirir.
Hatta son yapılan araştırmalar, dilin düşüncenin sadece basit bir kabı olmadığı, dil ile düşüncenin aynı şey olduğu, dilin düşünceyi ürettiği, dil olmadan insanın düşünemeyeceğini göstermektedir. Bu yüzden diğer canlılar arasında dil (sembol) kullanan insanların ayrıcalıklı bir yeri olduğu söylenebilir. insanı hayvandan ayıran en önemli fark da diyebiliriz. Bu açıdan baktığımızda dil insanı özgürleştirir. insanı insan yapar.
Dil sadece somut, yalın, tekil bir olgular dünyasını değil, insanın toplu halde yaşamasından yani toplum olmasından dolayı ortaya çıkan değerlerin (tarih, din, kültür, hukuk…) taşıyıcılığını da üstlenir. Ama bu iş sadece taşıyıcılık değil, aynı zamanda toplumu (kültürel – simgesel alanı) inşa eden, bireyi baştan aşağı sarıp sarmalayan, onun zihin dünyasını şekillendiren, dünyaya bakışını değiştiren kısacası kaderini etkileyen bir olgudur.
Kemiği olmayan,
yeri gelince yılanı deliğinden çıkaran,
Açtığı yara, kolay kolay kapanmayan,
Adeta gizli bir düşman.
yeri gelince yılanı deliğinden çıkaran,
Açtığı yara, kolay kolay kapanmayan,
Adeta gizli bir düşman.
Sahip çıkılması gereken organ.
Överken de söverken de dikkatli olmak gerekir çünkü ikisininde karşılığını alırsınız.
Överken de söverken de dikkatli olmak gerekir çünkü ikisininde karşılığını alırsınız.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar