bugün
- akepe dönemi16
- migros ta satılan 1 alana 1 bedava rotring kalem9
- kelle paça6
- ben geldim naneler12
- teomancalmasur6
- hoparlör mü hoporlör mü höpörlör mü aporlor mu12
- komşusu abazan iken hunharca sevişen komşu4
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey19
- izmirin en güzel semtleri5
- hastane acil bölümü7
- yemek seçen insan3
- uludağ sözlük magazin ekibi5
- kitap okumanın bir sike yaramaması3
- aga 250 gram için aranız bozulmasın3
- la loba22
- vermeyen kızın götünü kaldırmak2
- felsefe ile ilgileneceğine kadın programı izlemek8
- evli olduğunu gizleyen yazarlar17
- engineer2820
- nasılsınız8
- öyle bir dünya yok5
- uludağ sözlük te çok karı kız var diyorlar6
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı57
- karma doğru çalışıyor mu4
- benzini ayın birinde alın çünküüüü6
- eski sevgilinin bıraktığı iz15
- nerede ne yenir7
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması8
- nickin yanında yaş da yazsın16
- nervio'nun ayakları17
- karapapak türkleri3
- tavuklu pilav2
- eski yazarlar geri gelsin12
- gürcü ile kürtçü5
- fransa da yağmalanan apple mağazası8
- el hakim2
- izmir de gece hayatı2
- kuşbaşılı kaşarlı pide3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz12
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı24
- enflasyonun çocukluk arkadaşımız gibi olması11
- saçı sıfıra vurup bıyıkları ve sakalları kesmek4
- menemen yiyen erkek13
- edin dzeko2
- çorabın tekinin hep kaybolması2
- hamsili pide2
- üzüntüsünü kimseye anlatmayan insan12
- anın görüntüsü27
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- yazarların stres ve sıkıntı ile başa çıkma yolları12
Dil, onu konuşan toplumların düşünce deneyimleridir de. Yalnızca nesnelere, olgulara değil, bunlardan doğan ya da bunların ilişkisinden tezahür eden veya doğrudan düşünceye ilişkindir de. Kelimeler, işaret ettiği varsayılan şeyleri o insanların nasıl anladıklarını da gösterir. Örneğin; doğru kelimesi üzerine yapılan etimolojik incelemeler toplumların doğru kavramından ne anladıklarını da ortaya koyar.
Eğer bu kelime, doğru kelimesinden ilerlersek doğru kelimesine Türklerin eski Yunan kadar farklı baktığını görebiliriz. Doğru yaygın olarak gerçeğe uyan şeklinde ifade edilir ama bu oldukça muallel ve müphemdir. Zira burada doğru tamamen bilgi bağlamında tanımlanmıştır, epistemolojik bir tanımdır. Fakat doğru, tutarlı ve gerçeğe uygundan başka, ontolojik bağlamda başka bir anlam ifade eder mi? Bu dil ile ilgili olduğundan daha fazla felsefi bir sorudur, Sorulmalıdır da. Zira doğruluk zaten bir çıkarsama olan bir şeyin doğruluğu olduğunda çok eksik kalacaktır.
Türkçede toğmak eylemi bugün doğmak halindedir. Doğru ise toğuru olarak, doğurudur şeklindedir. Yani doğru, ortaya çıkan demektir. (bunu başka başlıklarda uzun uzun yazdım)
Görüldüğü üzere dil, o toplumun bir şeye nasıl baktığını ondan ne anladığını da gösterir. Ama bu, dilin göstergelerinin gösterileni gösterdiği anlamına gelmez.
Bundan ziyade dilin düşünce ile başka türden bir ilişkisi vardır ki aslında hepimizin bir anlamda farkında olduğu ama üzerinde durmadığı ilişkidir bu.
Biz dil ile mi düşünürüz? Aslında bu soruyu çok küçük yaşlardan beri farklı farklı formlarda sorarım. Son zamanlarda kendimce verdiğim bir cevabı da var:
insan, bir şeyi istemli olarak düşündüğünde düşünürken dili kullanıyor. Örneğin; sizden premsesi düşünmenizi istersem, -bunu bilerek ve isteyerek yaptığınızdan- Premsesi düşünürken tıpkı onu anlatır gibi dili kullanırsınız.
Peki bu insanın dil ile düşündüğü anlamına mı gelir? Katiyen değil. Zira insan yalnızca istemli bir biçimde düşünmez. Bundan ziyade onun bir de istemsiz düşünmesi vardır: buna bir şeye dalmak, durup dururken akla gelen bir şeyi onu düşünmeyi tasarlamadan düşünmek deriz. Bu biraz lacan ve bilinç-dışı ile de ilgili.
Bilinçli olarak düşünürken sanki her zaman onu anlatılacak formda hazır tutmaya çalışır gibi düşünürüz. Yani aslında bir anlamda kendimize sessiz bir şekilde düşünerek anlatırız.
Ne var ki bilinçsizce düşünürken dil dışarıda kalır. Öylece bir yere dalarız ve bir şeyler düşünmeye başlarız. Daldığımızı ve düşündüğümüzü ancak o dalma hali bittikten sonra fark ederiz. Ve daha dikkatli bakarsak o dalgınlık halindeki düşüncelerimizin hiçbiri dil ile şekillenmemiştir.
Dolayısıyla dil, istemli bir şekilde düşündüğümüzde düşüncemizin potansiyel formu olur ama istemsizce düşünmede devre dışı kalacaktır.
Bu da böyle bir fikrimdir. Hadi Öptm.
Eğer bu kelime, doğru kelimesinden ilerlersek doğru kelimesine Türklerin eski Yunan kadar farklı baktığını görebiliriz. Doğru yaygın olarak gerçeğe uyan şeklinde ifade edilir ama bu oldukça muallel ve müphemdir. Zira burada doğru tamamen bilgi bağlamında tanımlanmıştır, epistemolojik bir tanımdır. Fakat doğru, tutarlı ve gerçeğe uygundan başka, ontolojik bağlamda başka bir anlam ifade eder mi? Bu dil ile ilgili olduğundan daha fazla felsefi bir sorudur, Sorulmalıdır da. Zira doğruluk zaten bir çıkarsama olan bir şeyin doğruluğu olduğunda çok eksik kalacaktır.
Türkçede toğmak eylemi bugün doğmak halindedir. Doğru ise toğuru olarak, doğurudur şeklindedir. Yani doğru, ortaya çıkan demektir. (bunu başka başlıklarda uzun uzun yazdım)
Görüldüğü üzere dil, o toplumun bir şeye nasıl baktığını ondan ne anladığını da gösterir. Ama bu, dilin göstergelerinin gösterileni gösterdiği anlamına gelmez.
Bundan ziyade dilin düşünce ile başka türden bir ilişkisi vardır ki aslında hepimizin bir anlamda farkında olduğu ama üzerinde durmadığı ilişkidir bu.
Biz dil ile mi düşünürüz? Aslında bu soruyu çok küçük yaşlardan beri farklı farklı formlarda sorarım. Son zamanlarda kendimce verdiğim bir cevabı da var:
insan, bir şeyi istemli olarak düşündüğünde düşünürken dili kullanıyor. Örneğin; sizden premsesi düşünmenizi istersem, -bunu bilerek ve isteyerek yaptığınızdan- Premsesi düşünürken tıpkı onu anlatır gibi dili kullanırsınız.
Peki bu insanın dil ile düşündüğü anlamına mı gelir? Katiyen değil. Zira insan yalnızca istemli bir biçimde düşünmez. Bundan ziyade onun bir de istemsiz düşünmesi vardır: buna bir şeye dalmak, durup dururken akla gelen bir şeyi onu düşünmeyi tasarlamadan düşünmek deriz. Bu biraz lacan ve bilinç-dışı ile de ilgili.
Bilinçli olarak düşünürken sanki her zaman onu anlatılacak formda hazır tutmaya çalışır gibi düşünürüz. Yani aslında bir anlamda kendimize sessiz bir şekilde düşünerek anlatırız.
Ne var ki bilinçsizce düşünürken dil dışarıda kalır. Öylece bir yere dalarız ve bir şeyler düşünmeye başlarız. Daldığımızı ve düşündüğümüzü ancak o dalma hali bittikten sonra fark ederiz. Ve daha dikkatli bakarsak o dalgınlık halindeki düşüncelerimizin hiçbiri dil ile şekillenmemiştir.
Dolayısıyla dil, istemli bir şekilde düşündüğümüzde düşüncemizin potansiyel formu olur ama istemsizce düşünmede devre dışı kalacaktır.
Bu da böyle bir fikrimdir. Hadi Öptm.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar