bugün
- zengin olsanız ne yapardınız6
- 32 yaşına girmek9
- şeriat haklıya hakkını vermektir5
- türkiye'nin ekonomide şahlanışa geçmesi5
- lozanın gizli maddeleri4
- 23 temmuz 2026 bahçeli'nin yeni parti açıklaması6
- kul hakkı yemeyi ilke edinmiş şakirt4
- 40 yaş üzeri insanlar mesajlaşıyor mu sorunsalı16
- evden çıkınca acıkan insan4
- chp'nin kemalizm den kopuş süreci4
- aşırı zayıf erkek4
- rte'nin fethettiği topraklar4
- en merak ettiğin ulu yazarı30
- norveçte bok olsam8
- yazarları mutlu edebilecek küçük şeyler8
- kadınların penisi olduğu gerçeği6
- nervionun merak ettiği yazar19
- kurgusal karaktere aşık olmak2
- manifest çocukların ahlakını bozuyor safsatası6
- sinirli kadını sakinleştirmek17
- ciguli vs velvet10
- ikizler burcu erkeği3
- bugün açılacağım sözlük kızı12
- ya evlenelim ya da ben ayrılmak istiyorum2
- pandemi sonrası hayat3
- 25 temmuz türkiye çin voleybol maçı2
- odtü mezuniyetinde açılan hanımcı pankartlar2
- erkeklerin zeki kadın sevmemesi9
- mehdi arşiv olarak mı inecek exe olarak mı3
- altı ok'a ihanet edip mührü başka yere vurmak19
- sözlükte en çok güldüğünüz yazarlar9
- yalnizca deli yalnizca sair21
- kürtler 5 yıl icerisinde türkiye yi ele gecirirler13
- kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti2
- örtünmek te açık gezmek te yasak olmamalı2
- icq2
- herşeyi boşverip guru olmak3
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım15
- kızlar teklif ediyor efsanesi gerçek oluyor5
- yakışıklı bir erkeğin yalnız olmasının nedenleri8
- atatürkün bilimden en uzak sözü8
- sevgilinin giyimine karışmak9
- arkadaşlar bakar mısınız21
- katatespizartmasi17
- selamın aleyküm desem kaç kişi aleyküm selam der11
- bu sözlükte beni herkes tanır9
- doğum haritası5
- kıbrıs3
- anıtkabire gitmek vs hacca gitmek8
- komşuları itici yapan detaylar7
Dil, onu konuşan toplumların düşünce deneyimleridir de. Yalnızca nesnelere, olgulara değil, bunlardan doğan ya da bunların ilişkisinden tezahür eden veya doğrudan düşünceye ilişkindir de. Kelimeler, işaret ettiği varsayılan şeyleri o insanların nasıl anladıklarını da gösterir. Örneğin; doğru kelimesi üzerine yapılan etimolojik incelemeler toplumların doğru kavramından ne anladıklarını da ortaya koyar.
Eğer bu kelime, doğru kelimesinden ilerlersek doğru kelimesine Türklerin eski Yunan kadar farklı baktığını görebiliriz. Doğru yaygın olarak gerçeğe uyan şeklinde ifade edilir ama bu oldukça muallel ve müphemdir. Zira burada doğru tamamen bilgi bağlamında tanımlanmıştır, epistemolojik bir tanımdır. Fakat doğru, tutarlı ve gerçeğe uygundan başka, ontolojik bağlamda başka bir anlam ifade eder mi? Bu dil ile ilgili olduğundan daha fazla felsefi bir sorudur, Sorulmalıdır da. Zira doğruluk zaten bir çıkarsama olan bir şeyin doğruluğu olduğunda çok eksik kalacaktır.
Türkçede toğmak eylemi bugün doğmak halindedir. Doğru ise toğuru olarak, doğurudur şeklindedir. Yani doğru, ortaya çıkan demektir. (bunu başka başlıklarda uzun uzun yazdım)
Görüldüğü üzere dil, o toplumun bir şeye nasıl baktığını ondan ne anladığını da gösterir. Ama bu, dilin göstergelerinin gösterileni gösterdiği anlamına gelmez.
Bundan ziyade dilin düşünce ile başka türden bir ilişkisi vardır ki aslında hepimizin bir anlamda farkında olduğu ama üzerinde durmadığı ilişkidir bu.
Biz dil ile mi düşünürüz? Aslında bu soruyu çok küçük yaşlardan beri farklı farklı formlarda sorarım. Son zamanlarda kendimce verdiğim bir cevabı da var:
insan, bir şeyi istemli olarak düşündüğünde düşünürken dili kullanıyor. Örneğin; sizden premsesi düşünmenizi istersem, -bunu bilerek ve isteyerek yaptığınızdan- Premsesi düşünürken tıpkı onu anlatır gibi dili kullanırsınız.
Peki bu insanın dil ile düşündüğü anlamına mı gelir? Katiyen değil. Zira insan yalnızca istemli bir biçimde düşünmez. Bundan ziyade onun bir de istemsiz düşünmesi vardır: buna bir şeye dalmak, durup dururken akla gelen bir şeyi onu düşünmeyi tasarlamadan düşünmek deriz. Bu biraz lacan ve bilinç-dışı ile de ilgili.
Bilinçli olarak düşünürken sanki her zaman onu anlatılacak formda hazır tutmaya çalışır gibi düşünürüz. Yani aslında bir anlamda kendimize sessiz bir şekilde düşünerek anlatırız.
Ne var ki bilinçsizce düşünürken dil dışarıda kalır. Öylece bir yere dalarız ve bir şeyler düşünmeye başlarız. Daldığımızı ve düşündüğümüzü ancak o dalma hali bittikten sonra fark ederiz. Ve daha dikkatli bakarsak o dalgınlık halindeki düşüncelerimizin hiçbiri dil ile şekillenmemiştir.
Dolayısıyla dil, istemli bir şekilde düşündüğümüzde düşüncemizin potansiyel formu olur ama istemsizce düşünmede devre dışı kalacaktır.
Bu da böyle bir fikrimdir. Hadi Öptm.
Eğer bu kelime, doğru kelimesinden ilerlersek doğru kelimesine Türklerin eski Yunan kadar farklı baktığını görebiliriz. Doğru yaygın olarak gerçeğe uyan şeklinde ifade edilir ama bu oldukça muallel ve müphemdir. Zira burada doğru tamamen bilgi bağlamında tanımlanmıştır, epistemolojik bir tanımdır. Fakat doğru, tutarlı ve gerçeğe uygundan başka, ontolojik bağlamda başka bir anlam ifade eder mi? Bu dil ile ilgili olduğundan daha fazla felsefi bir sorudur, Sorulmalıdır da. Zira doğruluk zaten bir çıkarsama olan bir şeyin doğruluğu olduğunda çok eksik kalacaktır.
Türkçede toğmak eylemi bugün doğmak halindedir. Doğru ise toğuru olarak, doğurudur şeklindedir. Yani doğru, ortaya çıkan demektir. (bunu başka başlıklarda uzun uzun yazdım)
Görüldüğü üzere dil, o toplumun bir şeye nasıl baktığını ondan ne anladığını da gösterir. Ama bu, dilin göstergelerinin gösterileni gösterdiği anlamına gelmez.
Bundan ziyade dilin düşünce ile başka türden bir ilişkisi vardır ki aslında hepimizin bir anlamda farkında olduğu ama üzerinde durmadığı ilişkidir bu.
Biz dil ile mi düşünürüz? Aslında bu soruyu çok küçük yaşlardan beri farklı farklı formlarda sorarım. Son zamanlarda kendimce verdiğim bir cevabı da var:
insan, bir şeyi istemli olarak düşündüğünde düşünürken dili kullanıyor. Örneğin; sizden premsesi düşünmenizi istersem, -bunu bilerek ve isteyerek yaptığınızdan- Premsesi düşünürken tıpkı onu anlatır gibi dili kullanırsınız.
Peki bu insanın dil ile düşündüğü anlamına mı gelir? Katiyen değil. Zira insan yalnızca istemli bir biçimde düşünmez. Bundan ziyade onun bir de istemsiz düşünmesi vardır: buna bir şeye dalmak, durup dururken akla gelen bir şeyi onu düşünmeyi tasarlamadan düşünmek deriz. Bu biraz lacan ve bilinç-dışı ile de ilgili.
Bilinçli olarak düşünürken sanki her zaman onu anlatılacak formda hazır tutmaya çalışır gibi düşünürüz. Yani aslında bir anlamda kendimize sessiz bir şekilde düşünerek anlatırız.
Ne var ki bilinçsizce düşünürken dil dışarıda kalır. Öylece bir yere dalarız ve bir şeyler düşünmeye başlarız. Daldığımızı ve düşündüğümüzü ancak o dalma hali bittikten sonra fark ederiz. Ve daha dikkatli bakarsak o dalgınlık halindeki düşüncelerimizin hiçbiri dil ile şekillenmemiştir.
Dolayısıyla dil, istemli bir şekilde düşündüğümüzde düşüncemizin potansiyel formu olur ama istemsizce düşünmede devre dışı kalacaktır.
Bu da böyle bir fikrimdir. Hadi Öptm.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar