bugün
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı72
- güney kore34
- kimsenin sizi sevmemesi9
- mel bakan gibson'a sarılıp teselli etmek3
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemek4
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek13
- atatürk ün hataları16
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- sözlükteki galatasaraylılar4
- vajinaya dil atmak4
- sabah ezanı okunurken huzurla uyumak2
- kolye21
- motorcuların trafikte terör yaratması2
- mısır2
- chatgpt'nin bana yürümesi13
- jaws filmindeki sikko balik29
- 27 ekim 2026 için hava durumları2
- sevgi vs aşk12
- meksika6
- kılıçdaroğlu'nun erken seçim çıkışı3
- okan buruk10
- kadın gibi tırmalıyorlar ve saç çekiyorlar2
- ismail kartal16
- en son alınan iltifat7
- futbol18
- fenerbahçe8
- sözlükteki fenerbahçeliler15
- didem soydan6
- nervio tarzı entry girmek18
- akaryakıt2
- risaledeki sinek kelimesinin üzerine sinek konması2
- galatasaray10
- arda güler16
- sözlükteki fenerbahçe li yazarlar7
- erotik şarkılar3
- yazılımcıların flört edememesi3
- dergilerin değerli olması2
- sinek as'ın sözlüğe vedası26
- fransa9
- saat10
- victor osimhen11
- dinde aşırılık3
- ilk buluşmada sevişenler4
- mert hakan yandaş5
- cedidacer6
- atilla karaoğlan5
- oktay saral13
- bir kadının tehlikeli olduğunu gösteren detaylar8
- aç uyumak13
- 26 ekim 2026 psg lyon maçı2
ilk Nazi toplama kampı.
2. Dünya Savaşı’ndan 6 yıl önce açılmıştır.
2. Dünya Savaşı’ndan 6 yıl önce açılmıştır.
(bkz: nazi kamp sistemi)
ev sahibi olduğu suçlardan dolayı utanan ve kendini saklayan kamp.
Adını aldığı Münih'in bir banliyösü Dachau'nun merkezinden birkaç dakika uzakta, çevresi yemyeşil ağaçlarla dolu, son derece temiz ve bakımlı, birbirinden uzak müstakil evlerin olduğu, dar ve ince bir yolun ortasında, belediye otobüsünün kapısı açılır. Çoğunluğu öğrencilerden oluşan bir grup ziyaretçi, bu durağa gelen otobüsün Dachau merkezine dönmesi için bekler. Bekledikleri yerde, üzerine çakıl dökülü bir patika ve patikanın yanında bir tabela yer alır. Tabelada, siyah zemin üzerinde "KZ-Gedenkstätte Dachau - Dachau Concentration Camp Memorial Site" yazar. Bu tabela olmasa, ziyaret etmek istediğiniz yere ulaştığınızı anlamanız mümkün değildir. Çünkü bu tabelanın bulunduğu yerde görülen tek şey, yemyeşil ağaçların eşlik ettiği bir patikadır. Tıpkı, Münih'ten Dachau'ya gelene kadar banliyö treniyle içinden geçtiğiniz yüzlerce Alt Kamp'ta olduğu gibi. Patikadan, diğer ziyaretçiler gibi sessizce yürürsünüz, karşınızdan gelen insanlar da sizin gibi sessizdir. Grup halinde gelenlerin bile kendi aralarında konuşmadığını, deyim yerindeyse, bir suça şahit olduklarını, ancak "şahit yazılmamak için" oradan uzaklaştıklarını düşünürsünüz. Kısa bir süre sonra, daha önce hiç görmemenize rağmen, "evet, işte burası" diyeceğiniz yere, Jourhaus'a, Kamp'ın ana girişine ulaşırsınız.
görsel
Jourhaus'un, Kamp'a açılan demir kapısı üzerinde, tarihin en büyük yalanı sizi karşılar:
(bkz: arbeit macht frei)
Dachau, ikinci Dünya Savaşı'nın başlangıcından yaklaşık beş sene önce, yani Adolf Hitler'in Şansölye olduğu 1933 yılında, siyasi suçluların toplandığı bir ceza kampüsü (bkz: gelinim sen anla) olarak kurulmuştu. Nazi Kamp Sisteminin ilk eseri ve prototipidir. Aralarında, Kamp kayıtlarına göre 23 Türk'ün de bulunduğu, 30 ayrı ülkeden 200.000 kişiye ev sahipliği yapmıştır. Üçte biri Yahudi olmak üzere 35.000 kişiden fazlası Dachau ve Alt Kamplarında; cinayet, ağır çalışma şartları, açlık, tifüs salgını, tıbbi deneylerde kobay olarak kullanılma gibi utanç verici sebeplerle hayatını kaybetmiştir. 29 Nisan 1945'de Amerikan Yedinci Ordusu'na bağlı birlikler tarafından kuşatılmış ve sağ kalan mahkumlar özgürlüğüne kavuşmuştur.
Savaştan sonra; mahkeme, tutukevi ve mülteci kampı gibi amaçlarla kullanıldığı için, bugün müze/anıt olarak ziyaret edilen yerde, başta SS Eğitim Kampı olmak üzere, o döneme ait fazla birşey kalmamıştır. Ancak, insanlığın kontrolden çıkınca ne kadar kötüye gidebileceğinin anlaşılması açısından, müze, hapishane, baraka alanı, krematoryum ve anıtlar görülmeye değerdir. O döneme ait kalıntılardan çok, sonradan yapılan anıtlardan biri, bu utanç abidesinin tarihini özetler gibidir.
görsel
Adını aldığı Münih'in bir banliyösü Dachau'nun merkezinden birkaç dakika uzakta, çevresi yemyeşil ağaçlarla dolu, son derece temiz ve bakımlı, birbirinden uzak müstakil evlerin olduğu, dar ve ince bir yolun ortasında, belediye otobüsünün kapısı açılır. Çoğunluğu öğrencilerden oluşan bir grup ziyaretçi, bu durağa gelen otobüsün Dachau merkezine dönmesi için bekler. Bekledikleri yerde, üzerine çakıl dökülü bir patika ve patikanın yanında bir tabela yer alır. Tabelada, siyah zemin üzerinde "KZ-Gedenkstätte Dachau - Dachau Concentration Camp Memorial Site" yazar. Bu tabela olmasa, ziyaret etmek istediğiniz yere ulaştığınızı anlamanız mümkün değildir. Çünkü bu tabelanın bulunduğu yerde görülen tek şey, yemyeşil ağaçların eşlik ettiği bir patikadır. Tıpkı, Münih'ten Dachau'ya gelene kadar banliyö treniyle içinden geçtiğiniz yüzlerce Alt Kamp'ta olduğu gibi. Patikadan, diğer ziyaretçiler gibi sessizce yürürsünüz, karşınızdan gelen insanlar da sizin gibi sessizdir. Grup halinde gelenlerin bile kendi aralarında konuşmadığını, deyim yerindeyse, bir suça şahit olduklarını, ancak "şahit yazılmamak için" oradan uzaklaştıklarını düşünürsünüz. Kısa bir süre sonra, daha önce hiç görmemenize rağmen, "evet, işte burası" diyeceğiniz yere, Jourhaus'a, Kamp'ın ana girişine ulaşırsınız.
görsel
Jourhaus'un, Kamp'a açılan demir kapısı üzerinde, tarihin en büyük yalanı sizi karşılar:
(bkz: arbeit macht frei)
Dachau, ikinci Dünya Savaşı'nın başlangıcından yaklaşık beş sene önce, yani Adolf Hitler'in Şansölye olduğu 1933 yılında, siyasi suçluların toplandığı bir ceza kampüsü (bkz: gelinim sen anla) olarak kurulmuştu. Nazi Kamp Sisteminin ilk eseri ve prototipidir. Aralarında, Kamp kayıtlarına göre 23 Türk'ün de bulunduğu, 30 ayrı ülkeden 200.000 kişiye ev sahipliği yapmıştır. Üçte biri Yahudi olmak üzere 35.000 kişiden fazlası Dachau ve Alt Kamplarında; cinayet, ağır çalışma şartları, açlık, tifüs salgını, tıbbi deneylerde kobay olarak kullanılma gibi utanç verici sebeplerle hayatını kaybetmiştir. 29 Nisan 1945'de Amerikan Yedinci Ordusu'na bağlı birlikler tarafından kuşatılmış ve sağ kalan mahkumlar özgürlüğüne kavuşmuştur.
Savaştan sonra; mahkeme, tutukevi ve mülteci kampı gibi amaçlarla kullanıldığı için, bugün müze/anıt olarak ziyaret edilen yerde, başta SS Eğitim Kampı olmak üzere, o döneme ait fazla birşey kalmamıştır. Ancak, insanlığın kontrolden çıkınca ne kadar kötüye gidebileceğinin anlaşılması açısından, müze, hapishane, baraka alanı, krematoryum ve anıtlar görülmeye değerdir. O döneme ait kalıntılardan çok, sonradan yapılan anıtlardan biri, bu utanç abidesinin tarihini özetler gibidir.
görsel
Bir nazi toplama kampı
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar