bugün
- mutlu günleri beklemek10
- yeni evli çift aktiviteleri10
- nervio'ya evlenme teklif etmek30
- sözlük kızlarına hallenen erkek yazarlar7
- yalnız yaşamak9
- from gold from dust37
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı77
- seks hikayesi yazan trajedi yazarı6
- yarımşar metre arayla bırakılmış kedi maması5
- kış gelince kısa etek ince çorap modası7
- sözlüğün kezban yazarı5
- 2026'nın yaşayan en seksi erkeği6
- bartu küçükçağlayan4
- okumuş kültürlü insandan nefret eden tip6
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı5
- kimsenin sizi sevmemesi14
- yarragi olan adam6
- en lezzetli balık2
- bir sözlük erkeğine patik hediye etmek8
- çinliler alevi mi5
- sözlükte götü çok kaldırılmış kızlar8
- leon the professional vs pulp fiction4
- bir sözlük kızının çoraplarını hediye olarak almak8
- sözlük kızlarının çorapları8
- nervio'nun peşinden koşan yazarlar9
- ıspartalıları sevmemek6
- rusyada neden kızlar şımarık değil sorunsalı8
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak3
- mersin8
- 2026 baro seçimleri4
- askerliği pilot olarak yapmak2
- en son ne aldınız13
- binyamin netanyahu6
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı9
- imbat madencilik işçilerinin ankara yürüyüşü2
- muslettin amca ile edirne genelevine gidiyoruz3
- sinemada sevişen sevgililer3
- nervio abla13
- beni ne kadar seviyorsun2
- uyuyan çocuğu uyandırmak5
- özel sektörde 1 500 tl altında çalışan ünv mezunu2
- instagram da artan erotizm sebebi10
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar17
- sözlük yazarlarının ilk aşklarının adları2
- para kazanmak3
- sözlükteki gizli geyi ifşalıyorum13
- kitapçıda dakikalarca vakit geçiren dallama7
- ümit kocasakal20
- sinemada yiyişen sevgililer9
- yerde para bulmak2
ev sahibi olduğu suçlardan dolayı utanan ve kendini saklayan kamp.
Adını aldığı Münih'in bir banliyösü Dachau'nun merkezinden birkaç dakika uzakta, çevresi yemyeşil ağaçlarla dolu, son derece temiz ve bakımlı, birbirinden uzak müstakil evlerin olduğu, dar ve ince bir yolun ortasında, belediye otobüsünün kapısı açılır. Çoğunluğu öğrencilerden oluşan bir grup ziyaretçi, bu durağa gelen otobüsün Dachau merkezine dönmesi için bekler. Bekledikleri yerde, üzerine çakıl dökülü bir patika ve patikanın yanında bir tabela yer alır. Tabelada, siyah zemin üzerinde "KZ-Gedenkstätte Dachau - Dachau Concentration Camp Memorial Site" yazar. Bu tabela olmasa, ziyaret etmek istediğiniz yere ulaştığınızı anlamanız mümkün değildir. Çünkü bu tabelanın bulunduğu yerde görülen tek şey, yemyeşil ağaçların eşlik ettiği bir patikadır. Tıpkı, Münih'ten Dachau'ya gelene kadar banliyö treniyle içinden geçtiğiniz yüzlerce Alt Kamp'ta olduğu gibi. Patikadan, diğer ziyaretçiler gibi sessizce yürürsünüz, karşınızdan gelen insanlar da sizin gibi sessizdir. Grup halinde gelenlerin bile kendi aralarında konuşmadığını, deyim yerindeyse, bir suça şahit olduklarını, ancak "şahit yazılmamak için" oradan uzaklaştıklarını düşünürsünüz. Kısa bir süre sonra, daha önce hiç görmemenize rağmen, "evet, işte burası" diyeceğiniz yere, Jourhaus'a, Kamp'ın ana girişine ulaşırsınız.
görsel
Jourhaus'un, Kamp'a açılan demir kapısı üzerinde, tarihin en büyük yalanı sizi karşılar:
(bkz: arbeit macht frei)
Dachau, ikinci Dünya Savaşı'nın başlangıcından yaklaşık beş sene önce, yani Adolf Hitler'in Şansölye olduğu 1933 yılında, siyasi suçluların toplandığı bir ceza kampüsü (bkz: gelinim sen anla) olarak kurulmuştu. Nazi Kamp Sisteminin ilk eseri ve prototipidir. Aralarında, Kamp kayıtlarına göre 23 Türk'ün de bulunduğu, 30 ayrı ülkeden 200.000 kişiye ev sahipliği yapmıştır. Üçte biri Yahudi olmak üzere 35.000 kişiden fazlası Dachau ve Alt Kamplarında; cinayet, ağır çalışma şartları, açlık, tifüs salgını, tıbbi deneylerde kobay olarak kullanılma gibi utanç verici sebeplerle hayatını kaybetmiştir. 29 Nisan 1945'de Amerikan Yedinci Ordusu'na bağlı birlikler tarafından kuşatılmış ve sağ kalan mahkumlar özgürlüğüne kavuşmuştur.
Savaştan sonra; mahkeme, tutukevi ve mülteci kampı gibi amaçlarla kullanıldığı için, bugün müze/anıt olarak ziyaret edilen yerde, başta SS Eğitim Kampı olmak üzere, o döneme ait fazla birşey kalmamıştır. Ancak, insanlığın kontrolden çıkınca ne kadar kötüye gidebileceğinin anlaşılması açısından, müze, hapishane, baraka alanı, krematoryum ve anıtlar görülmeye değerdir. O döneme ait kalıntılardan çok, sonradan yapılan anıtlardan biri, bu utanç abidesinin tarihini özetler gibidir.
görsel
Adını aldığı Münih'in bir banliyösü Dachau'nun merkezinden birkaç dakika uzakta, çevresi yemyeşil ağaçlarla dolu, son derece temiz ve bakımlı, birbirinden uzak müstakil evlerin olduğu, dar ve ince bir yolun ortasında, belediye otobüsünün kapısı açılır. Çoğunluğu öğrencilerden oluşan bir grup ziyaretçi, bu durağa gelen otobüsün Dachau merkezine dönmesi için bekler. Bekledikleri yerde, üzerine çakıl dökülü bir patika ve patikanın yanında bir tabela yer alır. Tabelada, siyah zemin üzerinde "KZ-Gedenkstätte Dachau - Dachau Concentration Camp Memorial Site" yazar. Bu tabela olmasa, ziyaret etmek istediğiniz yere ulaştığınızı anlamanız mümkün değildir. Çünkü bu tabelanın bulunduğu yerde görülen tek şey, yemyeşil ağaçların eşlik ettiği bir patikadır. Tıpkı, Münih'ten Dachau'ya gelene kadar banliyö treniyle içinden geçtiğiniz yüzlerce Alt Kamp'ta olduğu gibi. Patikadan, diğer ziyaretçiler gibi sessizce yürürsünüz, karşınızdan gelen insanlar da sizin gibi sessizdir. Grup halinde gelenlerin bile kendi aralarında konuşmadığını, deyim yerindeyse, bir suça şahit olduklarını, ancak "şahit yazılmamak için" oradan uzaklaştıklarını düşünürsünüz. Kısa bir süre sonra, daha önce hiç görmemenize rağmen, "evet, işte burası" diyeceğiniz yere, Jourhaus'a, Kamp'ın ana girişine ulaşırsınız.
görsel
Jourhaus'un, Kamp'a açılan demir kapısı üzerinde, tarihin en büyük yalanı sizi karşılar:
(bkz: arbeit macht frei)
Dachau, ikinci Dünya Savaşı'nın başlangıcından yaklaşık beş sene önce, yani Adolf Hitler'in Şansölye olduğu 1933 yılında, siyasi suçluların toplandığı bir ceza kampüsü (bkz: gelinim sen anla) olarak kurulmuştu. Nazi Kamp Sisteminin ilk eseri ve prototipidir. Aralarında, Kamp kayıtlarına göre 23 Türk'ün de bulunduğu, 30 ayrı ülkeden 200.000 kişiye ev sahipliği yapmıştır. Üçte biri Yahudi olmak üzere 35.000 kişiden fazlası Dachau ve Alt Kamplarında; cinayet, ağır çalışma şartları, açlık, tifüs salgını, tıbbi deneylerde kobay olarak kullanılma gibi utanç verici sebeplerle hayatını kaybetmiştir. 29 Nisan 1945'de Amerikan Yedinci Ordusu'na bağlı birlikler tarafından kuşatılmış ve sağ kalan mahkumlar özgürlüğüne kavuşmuştur.
Savaştan sonra; mahkeme, tutukevi ve mülteci kampı gibi amaçlarla kullanıldığı için, bugün müze/anıt olarak ziyaret edilen yerde, başta SS Eğitim Kampı olmak üzere, o döneme ait fazla birşey kalmamıştır. Ancak, insanlığın kontrolden çıkınca ne kadar kötüye gidebileceğinin anlaşılması açısından, müze, hapishane, baraka alanı, krematoryum ve anıtlar görülmeye değerdir. O döneme ait kalıntılardan çok, sonradan yapılan anıtlardan biri, bu utanç abidesinin tarihini özetler gibidir.
görsel
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar