bugün
- gece gece akla düşen o yiyecek14
- sözlükteki mendebur suratlılar7
- yorgun mermi10
- erkeklerin biraz şey olması7
- gece yatağın altından uzanan el5
- meyveli soda içen erkek5
- cinleri olan sözlük kızı5
- arkadaşlar biraz eğlenceye ne dersiniz9
- sen debenim hat alarım'dan bir isiiiin6
- parmak patates vs elma dilim patates7
- mutlu olunca her şeyin komik gelmesi5
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum8
- bir sözlük kızı için 400 km yol gitmek4
- insanlar nasıl birbirine güvenip evleniyor7
- gece mezarda erkekle sevişen travesti görmek3
- mercimek çorbası4
- cin mısır kabilesi5
- soğan salatası6
- nervio'nun aşkıma yanıt vermemesi5
- sürekli güler yüzle dolaşan tip7
- iştahın kapanması7
- sözlük kızının sözlük erkeğine yemek ısmarlaması3
- korkmuş bir sözlük kızını teselli etmek2
- yeni parti39
- bacağım ağrıyor yağmur yağacak5
- sözlükte kavgacıların olmaması3
- devlet bahçeli'nin aslında iyi adam olması8
- aramızda gezen tok yazarlar3
- denizden çıkarken penisin şorttan belli olması7
- aylık 387 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- ölümlü bir erkekle evlenmek6
- türkler barbar ve köpektir7
- bir kilo patatesin 50 lira olması16
- kadınlardan ilgi göremeyince erkeklere yönelmek3
- psikopat erkek seven kızlar4
- bursalı erkeklere vurulan ibne damgası5
- nasıl bir sevgiliniz olmasını isterdiniz13
- sen yapamazsın beceremezsin diyen arkadaş tipi2
- türkçüsüyle kürtçüsüyle yeni parti'ye oy vereceğiz10
- ağlamak erkeğe yakışır mı9
- üç tas tunç has hoşashfd2
- hem kemalist hem sosyal demokrat olunmaz14
- turşu tanrısı2
- güne bir şarkı bırak14
- götelek turşusu2
- en güzel sevişme13
- yazarların acı eşiği5
- enayimiknatisii10
- yaşlandıkça güzelleşmek2
- topluma nasıl faydalı olunur7
1873 fransa doğumlu ünlü romancıdır colette.
evlilik yazarlık yolunu açacaktır, kocasının zorlamasıyla kendi çocukluğu hakkında hikayeler yazmaya başlar. ama zorlamaya dayalıdır bu yazma, -kocasının kapıyı üzeirne kitlemesi neticesinde- bu zorunluluk hissedilir hikayelerinde angarya gibi gelecekir çünkü.. sonrası mı kaçar colette.
daha sonra ismi skandallara karışacaktır; bir kadın ve üvey oğlu ile..
ayrıca belirtmekte fayda var proust bir colette hayranıdı ki Mitsou(1930) isimli eseri proust'u göz yaşlarına boğmuştur.
bunun yanında kendisi en büyük ''cat-lady'' lerden birisidir. ''la Chatte'' isimli eseri de üçlü bir aşkı anlatır; adam, kadın ve bir kedi. yaşamının sonlarına doğru
''Gigi'' gelecektir ki ikinci dünya savaşının bitimine yakındır tarihi. konusu da paralı ve nüfuzlu kişilerle yatıp kalkan fahişe tarafından yetiştirilen bir genç kız ın hikayesidir.
''onursuz bir kadının onurlu alışkanlıkları''
anlatılır kitapta. etkisinden dolayı, tiyatro ve sinemaya da aktarılır. özellikle filiminde audrey hepburn oynamıştır..
1954'de Colette ölür ve cenazesinin kaldırılması katolikler tarafından reddedilir. ama halkça kabul..
Colette ölür; ama evinin nişanı şu yazılarla göz kırpar;
"Here lived, here died Colette, whose work is a window wide open on life."
evlilik yazarlık yolunu açacaktır, kocasının zorlamasıyla kendi çocukluğu hakkında hikayeler yazmaya başlar. ama zorlamaya dayalıdır bu yazma, -kocasının kapıyı üzeirne kitlemesi neticesinde- bu zorunluluk hissedilir hikayelerinde angarya gibi gelecekir çünkü.. sonrası mı kaçar colette.
daha sonra ismi skandallara karışacaktır; bir kadın ve üvey oğlu ile..
ayrıca belirtmekte fayda var proust bir colette hayranıdı ki Mitsou(1930) isimli eseri proust'u göz yaşlarına boğmuştur.
bunun yanında kendisi en büyük ''cat-lady'' lerden birisidir. ''la Chatte'' isimli eseri de üçlü bir aşkı anlatır; adam, kadın ve bir kedi. yaşamının sonlarına doğru
''Gigi'' gelecektir ki ikinci dünya savaşının bitimine yakındır tarihi. konusu da paralı ve nüfuzlu kişilerle yatıp kalkan fahişe tarafından yetiştirilen bir genç kız ın hikayesidir.
''onursuz bir kadının onurlu alışkanlıkları''
anlatılır kitapta. etkisinden dolayı, tiyatro ve sinemaya da aktarılır. özellikle filiminde audrey hepburn oynamıştır..
1954'de Colette ölür ve cenazesinin kaldırılması katolikler tarafından reddedilir. ama halkça kabul..
Colette ölür; ama evinin nişanı şu yazılarla göz kırpar;
"Here lived, here died Colette, whose work is a window wide open on life."
Sidonie Gabrielle Colette*, 1873 yılında Fransa'da doğmuştu. Babası subaydı. Taşrada, annesinin de etkisiyle din duygusundan ve her türden bağnazlıktan uzak, doğayla barışık mutlu bir çocukluk geçirmiş, yirmi yaşına geldiğinde yaşça kendisinden bir hayli büyük Willie adlı bir edebiyatçıyla evlenmişti. Bütün biyogrofi yazarlarının kocası hakkındaki olumsuz yargılarına rağmen, bu evliliğin Colette'e edebiyat dünyasının ve ona karakteristiğini veren sınır tanımaz cinsel özgürlüklerin kapılarını açtığı inkar edilemez.
Evlilikleri, birlikte yazdıkları Claudine dizisinden sonra 1906 yılında biterken sahne hayatı başladı Colette'in. Bir süre müzikallerde çalıştı, pantomim gösterileri yaptı ve nihayyet 'Ten' adlı oyunda göğüslerini açmaktan çekinmedi. Paris'in dilindeydi şimdi Colette, ama aklı hala edebiyattaydı. Yazmayı sürdürdü. 'Avare Kadın'ın yayımlanmasının ardından adı artık edebiyat dünyasında karşılık bulmuştu. Nitekim 1920'de Marcel Proust'la birlikte Legion d'honneur nişanına değer görüldü. Buna rağmen kendi adıyla ilk romanını 1923'te, ikinci kocasından boşandıktan sonra yayımlamıştır. Daha sonra editörlük, adli muhabirlik, film senaristliği, tiyatro eleştirmenliği yaptı, gazete yazıları yazdı, röportajlar yayımladı. Romanları Fransız Komünist Partisi'nin organı Humanita gazetesinde tefrika edildi... 1945'te, 72 yaşında, Fransa'nın en önemli edebiyat kurumlarından biri olan Académie Goncourt'un ilk kadın üyesi oldu. 1954'te 81 yaşındayken öldüğünde cenazesi büyük bir devlet töreni ile kaldırıldı.
Ancak kilise katılmamıştı cenazeye; Colette için dini tören yapılmadı. Anlaşılan o ki, tenini özgürleştiren bir kadının dilediğince yaşamasını kabullenmek Fransız muhafazakarları için bile kolay değildi. Ne de olsa, 'üç kez evlenen, sahnelere çıkıp göğsünü sereserpe açan, iki evliliği arasındaki beş yıllık sürede erkek giysileriyle dolaşıp eşcinsel ilişkiler yaşayan, hayatını hep kendi emeğiyle kazanmış, 16 yaşındaki üvey oğluyla cinsel ve duygusal ilişkiye girmiş, parasız kalınca güzellik enstitüsü açmış, adını sigara reklamlarına kiralamış bir yazardı o!..
Colette'in novellelarının tiyatro ve sinema uyarlamalarının da büyük bir seyirci ilgisiyle karşılandığını görüyoruz. Mesela 'Caniko'nun 1921'deki tiyatro uyarlaması romanından daha çok yankı uyandırmıştır. 'Gigi'nin sinemaya birden fazla aktarımı vardır ki, birisinde Audrey Hepburn unutulmaz bir kompozisyon çizmiş, Vincente Minelli'nin yönettiği diğeri dokuz Oscar ödülü kazanmıştır.
Yüze yakın eseri olduğu söyleniyor Colette'in. Elbette sayısal çoklukların önemi yok, önemli olan bu eserleriyle hepsi de farklı kulvarlarda yürüyen Proust, Claudel, Gide, Mauriac, Louys, Simenon, Guitry, Cocteau, Jean Genet, Scott Fitzgerald gibi yazarlara yaptığı etkilerdir.***
Evlilikleri, birlikte yazdıkları Claudine dizisinden sonra 1906 yılında biterken sahne hayatı başladı Colette'in. Bir süre müzikallerde çalıştı, pantomim gösterileri yaptı ve nihayyet 'Ten' adlı oyunda göğüslerini açmaktan çekinmedi. Paris'in dilindeydi şimdi Colette, ama aklı hala edebiyattaydı. Yazmayı sürdürdü. 'Avare Kadın'ın yayımlanmasının ardından adı artık edebiyat dünyasında karşılık bulmuştu. Nitekim 1920'de Marcel Proust'la birlikte Legion d'honneur nişanına değer görüldü. Buna rağmen kendi adıyla ilk romanını 1923'te, ikinci kocasından boşandıktan sonra yayımlamıştır. Daha sonra editörlük, adli muhabirlik, film senaristliği, tiyatro eleştirmenliği yaptı, gazete yazıları yazdı, röportajlar yayımladı. Romanları Fransız Komünist Partisi'nin organı Humanita gazetesinde tefrika edildi... 1945'te, 72 yaşında, Fransa'nın en önemli edebiyat kurumlarından biri olan Académie Goncourt'un ilk kadın üyesi oldu. 1954'te 81 yaşındayken öldüğünde cenazesi büyük bir devlet töreni ile kaldırıldı.
Ancak kilise katılmamıştı cenazeye; Colette için dini tören yapılmadı. Anlaşılan o ki, tenini özgürleştiren bir kadının dilediğince yaşamasını kabullenmek Fransız muhafazakarları için bile kolay değildi. Ne de olsa, 'üç kez evlenen, sahnelere çıkıp göğsünü sereserpe açan, iki evliliği arasındaki beş yıllık sürede erkek giysileriyle dolaşıp eşcinsel ilişkiler yaşayan, hayatını hep kendi emeğiyle kazanmış, 16 yaşındaki üvey oğluyla cinsel ve duygusal ilişkiye girmiş, parasız kalınca güzellik enstitüsü açmış, adını sigara reklamlarına kiralamış bir yazardı o!..
Colette'in novellelarının tiyatro ve sinema uyarlamalarının da büyük bir seyirci ilgisiyle karşılandığını görüyoruz. Mesela 'Caniko'nun 1921'deki tiyatro uyarlaması romanından daha çok yankı uyandırmıştır. 'Gigi'nin sinemaya birden fazla aktarımı vardır ki, birisinde Audrey Hepburn unutulmaz bir kompozisyon çizmiş, Vincente Minelli'nin yönettiği diğeri dokuz Oscar ödülü kazanmıştır.
Yüze yakın eseri olduğu söyleniyor Colette'in. Elbette sayısal çoklukların önemi yok, önemli olan bu eserleriyle hepsi de farklı kulvarlarda yürüyen Proust, Claudel, Gide, Mauriac, Louys, Simenon, Guitry, Cocteau, Jean Genet, Scott Fitzgerald gibi yazarlara yaptığı etkilerdir.***
aykırı ilişkileri ve tek kelimesini atlamadan anlattığı hatıraları ile büyük kitlelerce tanınan fransız yazar. ünlü yazar marcel proust ona hayranlığını sürekli dile getirirdi.
(bkz: sidonie gabrielle colette)
Film.
Colette adıyla tanınan romancı, oyuncu, şarkıcı ve eleştirmen Sidonie Gabrielle Colette, Fransızlar için bugün bile bir efsanedir. Yapıtları kadar, yol açtığı skandallarla, daha yaşarken efsaneleşmiş, 195o'de 81 yaşında öldüğünde bütün fransa yas tutmuştu. John Huston'un oğlu Danny Huston, bu filmiyle Colette'in Paris'teki ilk yıllarını anlatmayı deniyor.
Paris 1924. Colette'in başrolünü oynadığı "Moulin Rouge" başarıyla sahnelenmektedir. Kadın, bir gösteri sırasında, izleyiciler arasında Henry Gauthier Villars'ın da bulunduğunu fark eder ve kuliste geçmişi hatırlar. Colette, willy dediği bu adamı 1893'te, doğup büyüdüğü Burgund'da tanımış ve iki hafta sonra evlenip Paris'e gitmişlerdir.
Willy, Paris'te gerçek yüzünü gösterir. O, Sadece parayı düşünen bir adamdır ve karısının düşüncelerine karşı ilgisizdir. Colette, Willy'nin eski aşığı olduğunu bilmeden oyuncu Polaire ile tanışır. Bir kavga sırasında eşinin günlüklerini bulan adam, bunları okuduğunda Colette'in yeteneğinden para kazanabileceğini sezer ve kadını yazmaya teşvik eder. Ancak, ilk kitabı Colette'in değil de, kendisinin adıyla basılır.
Willy üç yıl boyunca kadının yazdığı kitapları kendi adıyl bastırmaya ve parasını cebe atmaya devam edecektir. Bir basın toplantısında, willy "yeni" kitabını tanıtmaya hazırlanırken, onu tatsız bir sürpriz beklemektedir.
"Colette", kendi kimliğini kazanmak için savaşmış önemli bir kadının, gerilimli bir yaşam öyküsü olabilirdi. Ancak babasının yeteneğinin yanına bile yaklaşamayan Danny Huston, senaryonun sunduğu olanakları değerlendirememiş. Yine de David Hamilton'un estetik "erotik" filmlerini, özellikle de Philip Kaufman'ın "Henry ve June" (1990) adlı çalışmasını sevmiş olanların beğenebileceği bir yapıt.
Yönetmen : Danny Houston
Senaryo : Ruth Graham
Görüntü : Wolfgang Treu
Müzik : Günther Fischer
Oyuncular : Klaus Maria Brandauer, Mathilda May, Virginia madsen, paul rhys, jean Pierre Aumont
Almanya - ingiltere - Fransa ortak yapımı, 96 dakika.
Colette adıyla tanınan romancı, oyuncu, şarkıcı ve eleştirmen Sidonie Gabrielle Colette, Fransızlar için bugün bile bir efsanedir. Yapıtları kadar, yol açtığı skandallarla, daha yaşarken efsaneleşmiş, 195o'de 81 yaşında öldüğünde bütün fransa yas tutmuştu. John Huston'un oğlu Danny Huston, bu filmiyle Colette'in Paris'teki ilk yıllarını anlatmayı deniyor.
Paris 1924. Colette'in başrolünü oynadığı "Moulin Rouge" başarıyla sahnelenmektedir. Kadın, bir gösteri sırasında, izleyiciler arasında Henry Gauthier Villars'ın da bulunduğunu fark eder ve kuliste geçmişi hatırlar. Colette, willy dediği bu adamı 1893'te, doğup büyüdüğü Burgund'da tanımış ve iki hafta sonra evlenip Paris'e gitmişlerdir.
Willy, Paris'te gerçek yüzünü gösterir. O, Sadece parayı düşünen bir adamdır ve karısının düşüncelerine karşı ilgisizdir. Colette, Willy'nin eski aşığı olduğunu bilmeden oyuncu Polaire ile tanışır. Bir kavga sırasında eşinin günlüklerini bulan adam, bunları okuduğunda Colette'in yeteneğinden para kazanabileceğini sezer ve kadını yazmaya teşvik eder. Ancak, ilk kitabı Colette'in değil de, kendisinin adıyla basılır.
Willy üç yıl boyunca kadının yazdığı kitapları kendi adıyl bastırmaya ve parasını cebe atmaya devam edecektir. Bir basın toplantısında, willy "yeni" kitabını tanıtmaya hazırlanırken, onu tatsız bir sürpriz beklemektedir.
"Colette", kendi kimliğini kazanmak için savaşmış önemli bir kadının, gerilimli bir yaşam öyküsü olabilirdi. Ancak babasının yeteneğinin yanına bile yaklaşamayan Danny Huston, senaryonun sunduğu olanakları değerlendirememiş. Yine de David Hamilton'un estetik "erotik" filmlerini, özellikle de Philip Kaufman'ın "Henry ve June" (1990) adlı çalışmasını sevmiş olanların beğenebileceği bir yapıt.
Yönetmen : Danny Houston
Senaryo : Ruth Graham
Görüntü : Wolfgang Treu
Müzik : Günther Fischer
Oyuncular : Klaus Maria Brandauer, Mathilda May, Virginia madsen, paul rhys, jean Pierre Aumont
Almanya - ingiltere - Fransa ortak yapımı, 96 dakika.
(bkz: cheri)
Colette in romanından uyarlanan filmdir. Fransa'da yasadigi dönemde de aykiri bir yazar olarak taninmistir, bana disi genet gibi gelir kendisi.
(bkz: hep bu fransizlar)
Colette in romanından uyarlanan filmdir. Fransa'da yasadigi dönemde de aykiri bir yazar olarak taninmistir, bana disi genet gibi gelir kendisi.
(bkz: hep bu fransizlar)
"Sıradan kedi yoktur." Sözünün sahibi asil hatundur.
Fransız aykırı yazar sidonie gabrielle colette'in hayatını anlatan 2018 yapım film. Başrol için keira'dan daha iyisi olamazmış.
Kadınların bastırılması, bir kadın sırtından geçicen ve kadını ezmeye devam eden karaktersiz erkekler, biseksüel ilişkiler vs vs...
En çok colette ve missy sahnelerini sevdiğimi söyleyebilirim.
görsel
Kadınların bastırılması, bir kadın sırtından geçicen ve kadını ezmeye devam eden karaktersiz erkekler, biseksüel ilişkiler vs vs...
En çok colette ve missy sahnelerini sevdiğimi söyleyebilirim.
görsel
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar