bugün
- nissan micra kullanan erkek9
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek8
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak11
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri10
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın7
- disco disco gezen insan5
- nemlendirici krem16
- nev18
- parayı gazze için katlamak istedim4
- sophie dee'nin memeleri4
- askerde özlenen şeyler8
- sevgili deyince hemen aklına seks gelen insan3
- filiz ankara piyale barilla pastavila mutlu arbela4
- batı trakya müftülük atamalarına ankara tepkisi4
- katatespizartmasi13
- oflamak2
- sözlük yazarlarının yapay zeka fotoğrafları5
- haklısın özür dilerim seni seviyorum diyen kadın2
- gecenin rap şarkısı2
- ağzı kokan arkadaş5
- birbirine benzeyen ünlüler4
- süs bitkisi2
- mokv yaşıyor mu6
- sadrazam torununun izmir'in üçte ikisini istemesi7
- flört uygulamasında yazılımcı profili2
- teleferik6
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması17
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- platonik aşık olduğum sözlük yazarının reddetmesi3
- bakın ne geldi6
- iri memeler6
- tabağın dibini ekmekle sıyıran kız6
- sedef kaplama2
- aşk acısının 1 saat sürmesi2
- kedi tırnağı kesmek4
- babaların babası5
- fransızlar yeni bir çağ açacak mı3
- 2006'nın 20 sene önce olması8
- kalıplaşmış güzellik standartları4
- mustafa sarıgül4
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı12
- istanbul'da gezilebilecek en güzel yerler9
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı11
- aziz yıldırım5
- azrail'in görüldüğü an6
- tiktok4
- çocukluk arkadaşlığı11
- tom skerritt2
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı26
- erlik4
Sidonie Gabrielle Colette*, 1873 yılında Fransa'da doğmuştu. Babası subaydı. Taşrada, annesinin de etkisiyle din duygusundan ve her türden bağnazlıktan uzak, doğayla barışık mutlu bir çocukluk geçirmiş, yirmi yaşına geldiğinde yaşça kendisinden bir hayli büyük Willie adlı bir edebiyatçıyla evlenmişti. Bütün biyogrofi yazarlarının kocası hakkındaki olumsuz yargılarına rağmen, bu evliliğin Colette'e edebiyat dünyasının ve ona karakteristiğini veren sınır tanımaz cinsel özgürlüklerin kapılarını açtığı inkar edilemez.
Evlilikleri, birlikte yazdıkları Claudine dizisinden sonra 1906 yılında biterken sahne hayatı başladı Colette'in. Bir süre müzikallerde çalıştı, pantomim gösterileri yaptı ve nihayyet 'Ten' adlı oyunda göğüslerini açmaktan çekinmedi. Paris'in dilindeydi şimdi Colette, ama aklı hala edebiyattaydı. Yazmayı sürdürdü. 'Avare Kadın'ın yayımlanmasının ardından adı artık edebiyat dünyasında karşılık bulmuştu. Nitekim 1920'de Marcel Proust'la birlikte Legion d'honneur nişanına değer görüldü. Buna rağmen kendi adıyla ilk romanını 1923'te, ikinci kocasından boşandıktan sonra yayımlamıştır. Daha sonra editörlük, adli muhabirlik, film senaristliği, tiyatro eleştirmenliği yaptı, gazete yazıları yazdı, röportajlar yayımladı. Romanları Fransız Komünist Partisi'nin organı Humanita gazetesinde tefrika edildi... 1945'te, 72 yaşında, Fransa'nın en önemli edebiyat kurumlarından biri olan Académie Goncourt'un ilk kadın üyesi oldu. 1954'te 81 yaşındayken öldüğünde cenazesi büyük bir devlet töreni ile kaldırıldı.
Ancak kilise katılmamıştı cenazeye; Colette için dini tören yapılmadı. Anlaşılan o ki, tenini özgürleştiren bir kadının dilediğince yaşamasını kabullenmek Fransız muhafazakarları için bile kolay değildi. Ne de olsa, 'üç kez evlenen, sahnelere çıkıp göğsünü sereserpe açan, iki evliliği arasındaki beş yıllık sürede erkek giysileriyle dolaşıp eşcinsel ilişkiler yaşayan, hayatını hep kendi emeğiyle kazanmış, 16 yaşındaki üvey oğluyla cinsel ve duygusal ilişkiye girmiş, parasız kalınca güzellik enstitüsü açmış, adını sigara reklamlarına kiralamış bir yazardı o!..
Colette'in novellelarının tiyatro ve sinema uyarlamalarının da büyük bir seyirci ilgisiyle karşılandığını görüyoruz. Mesela 'Caniko'nun 1921'deki tiyatro uyarlaması romanından daha çok yankı uyandırmıştır. 'Gigi'nin sinemaya birden fazla aktarımı vardır ki, birisinde Audrey Hepburn unutulmaz bir kompozisyon çizmiş, Vincente Minelli'nin yönettiği diğeri dokuz Oscar ödülü kazanmıştır.
Yüze yakın eseri olduğu söyleniyor Colette'in. Elbette sayısal çoklukların önemi yok, önemli olan bu eserleriyle hepsi de farklı kulvarlarda yürüyen Proust, Claudel, Gide, Mauriac, Louys, Simenon, Guitry, Cocteau, Jean Genet, Scott Fitzgerald gibi yazarlara yaptığı etkilerdir.***
Evlilikleri, birlikte yazdıkları Claudine dizisinden sonra 1906 yılında biterken sahne hayatı başladı Colette'in. Bir süre müzikallerde çalıştı, pantomim gösterileri yaptı ve nihayyet 'Ten' adlı oyunda göğüslerini açmaktan çekinmedi. Paris'in dilindeydi şimdi Colette, ama aklı hala edebiyattaydı. Yazmayı sürdürdü. 'Avare Kadın'ın yayımlanmasının ardından adı artık edebiyat dünyasında karşılık bulmuştu. Nitekim 1920'de Marcel Proust'la birlikte Legion d'honneur nişanına değer görüldü. Buna rağmen kendi adıyla ilk romanını 1923'te, ikinci kocasından boşandıktan sonra yayımlamıştır. Daha sonra editörlük, adli muhabirlik, film senaristliği, tiyatro eleştirmenliği yaptı, gazete yazıları yazdı, röportajlar yayımladı. Romanları Fransız Komünist Partisi'nin organı Humanita gazetesinde tefrika edildi... 1945'te, 72 yaşında, Fransa'nın en önemli edebiyat kurumlarından biri olan Académie Goncourt'un ilk kadın üyesi oldu. 1954'te 81 yaşındayken öldüğünde cenazesi büyük bir devlet töreni ile kaldırıldı.
Ancak kilise katılmamıştı cenazeye; Colette için dini tören yapılmadı. Anlaşılan o ki, tenini özgürleştiren bir kadının dilediğince yaşamasını kabullenmek Fransız muhafazakarları için bile kolay değildi. Ne de olsa, 'üç kez evlenen, sahnelere çıkıp göğsünü sereserpe açan, iki evliliği arasındaki beş yıllık sürede erkek giysileriyle dolaşıp eşcinsel ilişkiler yaşayan, hayatını hep kendi emeğiyle kazanmış, 16 yaşındaki üvey oğluyla cinsel ve duygusal ilişkiye girmiş, parasız kalınca güzellik enstitüsü açmış, adını sigara reklamlarına kiralamış bir yazardı o!..
Colette'in novellelarının tiyatro ve sinema uyarlamalarının da büyük bir seyirci ilgisiyle karşılandığını görüyoruz. Mesela 'Caniko'nun 1921'deki tiyatro uyarlaması romanından daha çok yankı uyandırmıştır. 'Gigi'nin sinemaya birden fazla aktarımı vardır ki, birisinde Audrey Hepburn unutulmaz bir kompozisyon çizmiş, Vincente Minelli'nin yönettiği diğeri dokuz Oscar ödülü kazanmıştır.
Yüze yakın eseri olduğu söyleniyor Colette'in. Elbette sayısal çoklukların önemi yok, önemli olan bu eserleriyle hepsi de farklı kulvarlarda yürüyen Proust, Claudel, Gide, Mauriac, Louys, Simenon, Guitry, Cocteau, Jean Genet, Scott Fitzgerald gibi yazarlara yaptığı etkilerdir.***
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar