bugün
- hikayeyi devam ettir54
- sokakta kavga teknikleri16
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak14
- geceleri uyutmayan dertler2
- pilot bir erkekle sevgili olmak12
- çekirge7
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası37
- mezoterapi11
- arkadaşlar bakar mısınız28
- sözlük yazarlarının saatleri10
- nickten isim tahmini yapmak72
- 31 yaş sendromu5
- gününüz nasıl geçti bakalım9
- enteresan neden kavga yok6
- büyük filmlerden büyük replikler2
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak8
- kavganın kazananı yoktur6
- arkadaşlar iyi geceler4
- üç harflilerden korkmak5
- tai lung26
- 32 yaş sendromu3
- geceye bir şarkı bırak14
- kürk giyen erkek6
- pişi olsa da yesek3
- yeni parti48
- sözlükte polemiğe girmek istemeyen yazar7
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- sigara 1000 tl olsa bile içerim4
- kimse kalmamış lan sözlükte4
- zetina dikiş makinası2
- flörtün ev adresinizi öğrenmesi3
- çıplak ayakla hamam böceğine basmak3
- uysaljakoben17
- sedef adası4
- adalarda bisiklet sürmek4
- tekne turu11
- aradığınız hiçbir şeyi bulamadığınız büyük şehir3
- türklerin islama göre yaşamaması5
- köy evinde kahvaltı yapmak6
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek9
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri9
- evreşe yollarını dar olmaması4
- bir yazarın zekasına hayran olmak8
- katates'in yanlışlıkla ismini yazması8
- şampuan8
- sevgilinin bir vuruşta soğanı ikiye yarması3
- ilk buluşma3
- vakıf üniversiteleri3
- uyumayın konuşalım6
- köy evinde sex yapmak4
Eğer yanınızdaki ambulansın sirenini duymuyorsanız sizi almaya geldiğinden emin olabilirsiniz. C. Bukowski PULP
rakıyı tatmamış olması sebebiyle şanssız olan alkolik yazar.
dört bin yıl sonra bacaklarımız olmayacak, ördeklere benzeyeceğiz. bütün türler kendilerini yok ederler. dinazorların sonu da böyle oldu. canlı namına ne varsa yediler, sonra birbirlerini yemeye başladılar. sonunda tek dinazor kaldı ve o orospu çocuğu da açlıktan öldü.'' sözünün sahibi süper adam.
turgut uyardan da çirkin adam. iyi anlamda.
üçüncü aşama olarak tutunamama tripleri gezinir havada.
eserlerinde toplum dışı insanlardan, depresyondan bahsetmiştir ve alkollü bir yaşam tarzını anlatmıştır. eserlerinde anlattığı yaşam tarzlarını kendi yaşamından esinlendiği düşünülmektedir. içkiyle ve hayatla ilgili pek çok sözü bulunmaktadır.
" hayat öyle lanet birşey ki; sustuğunda konuşmadın diye pişman eder, konuştuğunda ise susmadığın için kahreder. "
" hayat öyle lanet birşey ki; sustuğunda konuşmadın diye pişman eder, konuştuğunda ise susmadığın için kahreder. "
alkolik adam sinemayı pek sevmeyen adam. onun üstüne iyi bir sinema dosyası...
http://www.populersinema....skinin-sinemasi-12548.htm
http://www.populersinema....skinin-sinemasi-12548.htm
--spoiler--
kızlar uzaktan iyi görünüyor, güneş elbiselerinde ve saçlarında parlıyordu. ama yakınlaşıp ağızlarından akan beyinlerini dinleyince silahlanıp yeraltına gizlenmek istiyordum..
--spoiler--
(bkz: ananı avradını)
kızlar uzaktan iyi görünüyor, güneş elbiselerinde ve saçlarında parlıyordu. ama yakınlaşıp ağızlarından akan beyinlerini dinleyince silahlanıp yeraltına gizlenmek istiyordum..
--spoiler--
(bkz: ananı avradını)
romantik serseri lakaplı özgür ruhlu yazardır.
kadın, sigara, alkol.
Yaşayan Bir Amerikan Ayyaşı Ölü Bir Yunan Tanrısından Daha Çok Ilgilendirir Beni sözüyle benden eksi oyunu almış aynı zamanda Bizzat insan ırkı üzerine yazarken bile onlardan uzak kaldığımda kendimi daha iyihissediyorum; iki santim uzakta olmak bile iyidir,iki mil uzakta olmak harika,iki bin mil uzakta olmaksa mükemmel sözüyle ise kafamdakilerle örtüşmüş yazardır.
şey... mistisizm, uçan daireler, cadılar,iblisler, okült öğretiler, büyülü aynalaar falan ilgini çekmez, değil mi?
''neler?''
unut gitsin, güzelim...
''neler?''
unut gitsin, güzelim...
bohem üzerine yoğunlaşmış amerikan underground yazarı.
hayatı seksten falan ibaret sanılan adam. hayatı boyunca yüzlerce işe girmiş çıkmış, yazmaya başlayana kadar bir yığın kitap okumuş, hayat felsefesini temellendirene kadar kafasında saç kalmamış bir adamdır bukowski. öyle sanıldığı gibi her gün ayrı hatuna vuran, ayyaş, piç kurusu bir adam değildir. facebook'ta bu adamın laflarını piç edenler keşke biraz daha inceleseler. gerçi facebook'un amına koydular bu adamın sözleriyle ama hala bukowski'yi palahniuk'u tanımayan birsürü insan var. hem de sürekli kitap okuduğu halde. okuduğu kitaplar sultanı öldürmek'ten öteye geçmeyen adamlar için ne beklenebilir ki?
Başucu adamıdır.
kendisini cildirmis gibi okumaktayken, kendisinden bir anda bicekla kesilmis gibi sogudugum yazar. sonra anladim ki ergenlikten cikmam cok ani olmus. anlayin artik. kendisi bi fante degil.
son dönemde internette, sözleri ve şiirleri kol gezen en sevdiğim yazarlardan. internet gençliğinin yeni fenomeni olması beni korkutuyor, umarım okumadan, sadece paylaşım yapan güruhun malzemesi olmaz. ve umarım kız düşürmek uğruna o güzel şiirleri ve hikayeleri harcanmaz. gerçekten marjinal görünmek için takip veya merak ediyorsanız. lütfen gidin başka yazarları deneyin.
--spoiler--
japon balıklarımız vardı, masanın üzerindeki akvaryumda yüzerlerdi, penceremizi örten kalın perdelerin hemen yanında... ve annem, her zaman gülümseyerek, hepimizin mutlu olmasını isterdi. bana, mutlu ol Henry, derdi... ve haklıydı: eğer becerebiliyorsan mutlu olmak daha iyiydi. ama babam onu ve beni haftada birkaç defa dövüyordu, 1.90lık bedenin içinde öfkeden kuduruyordu. çünkü onu içten içe yiyip bitiren şeyi anlayamıyordu. annem, zavallı balık, mutlu olmak istiyordu, haftada iki, üç kez dövülüyor ve bana mutlu olmamı söylüyordu: Henry, gülümse! Neden hiç gülümsemiyorsun? ve sonra bana gülümserdi, nasıl yapıldığını göstermek için, gördüğüm en mutsuz gülümsemeydi...
bir gün japon balıklarımız öldü, beşi birden, suyun üstüne çıktılar, yan dönmüşlerdi, gözleri açık,ve babam eve döndüğünde onları kediye attı mutfakta ve biz öylece izledik annem gülümserken...
--spoiler--
japon balıklarımız vardı, masanın üzerindeki akvaryumda yüzerlerdi, penceremizi örten kalın perdelerin hemen yanında... ve annem, her zaman gülümseyerek, hepimizin mutlu olmasını isterdi. bana, mutlu ol Henry, derdi... ve haklıydı: eğer becerebiliyorsan mutlu olmak daha iyiydi. ama babam onu ve beni haftada birkaç defa dövüyordu, 1.90lık bedenin içinde öfkeden kuduruyordu. çünkü onu içten içe yiyip bitiren şeyi anlayamıyordu. annem, zavallı balık, mutlu olmak istiyordu, haftada iki, üç kez dövülüyor ve bana mutlu olmamı söylüyordu: Henry, gülümse! Neden hiç gülümsemiyorsun? ve sonra bana gülümserdi, nasıl yapıldığını göstermek için, gördüğüm en mutsuz gülümsemeydi...
bir gün japon balıklarımız öldü, beşi birden, suyun üstüne çıktılar, yan dönmüşlerdi, gözleri açık,ve babam eve döndüğünde onları kediye attı mutfakta ve biz öylece izledik annem gülümserken...
--spoiler--
sözlükte bazılarının sahiplendiği yazar sanırsın adam torunu. ulan alt tarafı bir kaç kitabını şiirini okudun hemen kendini ne diye sokarsın "siz anlamazsınız onu, ben anlarım" diye.. iğreniyorum bu eğreti entelektüelliklerden.
Kendi ömrünü ve benim ömrümü yemiş, Nihilizmin temsilcilerinden Amerikalı yazar.
"Cehaletim ve korkaklığım yüzünden kayboldum. Tam bir insan değilim, gelişmesi önlenmiş bir kent insanıyım. Sunacak hiçbir şeyi olmayan başarısız bir bok yağmurundan başka bir şey değilim."
Aşk bir emre dönüştüğünde, nefret hazza dönüşebilir.
değil mi ama?
değil mi ama?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar