bugün
- dünya35
- amerika birleşik devletleri29
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı26
- norveç9
- şuan dinlediğin şarkı4
- mustafa kemal atatürk10
- taş gibi kalçası olan kadın7
- sözlüğün en güzel kadını11
- türk rock grupları8
- fransa5
- finlandiya3
- isveç4
- almanya4
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması30
- ecevit denince akla gelen şeyler25
- mekke ortak savunma anlaşması nda kritik toplantı3
- 25 eylül 2026 aym önünde intihar eden emekli8
- 25 eylül 2026 italya belçika maçı4
- ateizmin dinlere balyoz etkisi yapması5
- orospu çocuğu abdullah öcalan8
- evanjelist8
- hewal ebo12
- türkçe vs arapça vs farsça4
- türkiye6
- orkun kökçü2
- hava durumu4
- nihilist hedonist şehvetperest insan5
- anadolu efes biracılık2
- türkiye'nin fransa'yı yeneceğini düşünmek5
- kıymalı domatesli biberli soğanlı yumurta6
- danimarka3
- allah bize salat etti5
- çiğdem çiçek2
- apo'ya küfür etsek ceza alır mıyız3
- dikili bir ağacının olmaması6
- platon un mağara alegorisi3
- walking tour adı altında göt meme çekmek2
- sözlükte kız olduğunu belli eden kızların amacı5
- flörte emmioğlu napıyon demek2
- belçika2
- aylık 138 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- kendini tüm insanlardan üstün tutan ateist2
- simko314
- ateizm2
- iltica beyin nihavent bey olması2
- brezilya3
- italya2
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin35
- pkk vs hamas çatışmalarında ölenler2
- en güzel diller2
Eğer yanınızdaki ambulansın sirenini duymuyorsanız sizi almaya geldiğinden emin olabilirsiniz. C. Bukowski PULP
rakıyı tatmamış olması sebebiyle şanssız olan alkolik yazar.
dört bin yıl sonra bacaklarımız olmayacak, ördeklere benzeyeceğiz. bütün türler kendilerini yok ederler. dinazorların sonu da böyle oldu. canlı namına ne varsa yediler, sonra birbirlerini yemeye başladılar. sonunda tek dinazor kaldı ve o orospu çocuğu da açlıktan öldü.'' sözünün sahibi süper adam.
turgut uyardan da çirkin adam. iyi anlamda.
üçüncü aşama olarak tutunamama tripleri gezinir havada.
eserlerinde toplum dışı insanlardan, depresyondan bahsetmiştir ve alkollü bir yaşam tarzını anlatmıştır. eserlerinde anlattığı yaşam tarzlarını kendi yaşamından esinlendiği düşünülmektedir. içkiyle ve hayatla ilgili pek çok sözü bulunmaktadır.
" hayat öyle lanet birşey ki; sustuğunda konuşmadın diye pişman eder, konuştuğunda ise susmadığın için kahreder. "
" hayat öyle lanet birşey ki; sustuğunda konuşmadın diye pişman eder, konuştuğunda ise susmadığın için kahreder. "
alkolik adam sinemayı pek sevmeyen adam. onun üstüne iyi bir sinema dosyası...
http://www.populersinema....skinin-sinemasi-12548.htm
http://www.populersinema....skinin-sinemasi-12548.htm
--spoiler--
kızlar uzaktan iyi görünüyor, güneş elbiselerinde ve saçlarında parlıyordu. ama yakınlaşıp ağızlarından akan beyinlerini dinleyince silahlanıp yeraltına gizlenmek istiyordum..
--spoiler--
(bkz: ananı avradını)
kızlar uzaktan iyi görünüyor, güneş elbiselerinde ve saçlarında parlıyordu. ama yakınlaşıp ağızlarından akan beyinlerini dinleyince silahlanıp yeraltına gizlenmek istiyordum..
--spoiler--
(bkz: ananı avradını)
romantik serseri lakaplı özgür ruhlu yazardır.
kadın, sigara, alkol.
Yaşayan Bir Amerikan Ayyaşı Ölü Bir Yunan Tanrısından Daha Çok Ilgilendirir Beni sözüyle benden eksi oyunu almış aynı zamanda Bizzat insan ırkı üzerine yazarken bile onlardan uzak kaldığımda kendimi daha iyihissediyorum; iki santim uzakta olmak bile iyidir,iki mil uzakta olmak harika,iki bin mil uzakta olmaksa mükemmel sözüyle ise kafamdakilerle örtüşmüş yazardır.
şey... mistisizm, uçan daireler, cadılar,iblisler, okült öğretiler, büyülü aynalaar falan ilgini çekmez, değil mi?
''neler?''
unut gitsin, güzelim...
''neler?''
unut gitsin, güzelim...
bohem üzerine yoğunlaşmış amerikan underground yazarı.
hayatı seksten falan ibaret sanılan adam. hayatı boyunca yüzlerce işe girmiş çıkmış, yazmaya başlayana kadar bir yığın kitap okumuş, hayat felsefesini temellendirene kadar kafasında saç kalmamış bir adamdır bukowski. öyle sanıldığı gibi her gün ayrı hatuna vuran, ayyaş, piç kurusu bir adam değildir. facebook'ta bu adamın laflarını piç edenler keşke biraz daha inceleseler. gerçi facebook'un amına koydular bu adamın sözleriyle ama hala bukowski'yi palahniuk'u tanımayan birsürü insan var. hem de sürekli kitap okuduğu halde. okuduğu kitaplar sultanı öldürmek'ten öteye geçmeyen adamlar için ne beklenebilir ki?
Başucu adamıdır.
kendisini cildirmis gibi okumaktayken, kendisinden bir anda bicekla kesilmis gibi sogudugum yazar. sonra anladim ki ergenlikten cikmam cok ani olmus. anlayin artik. kendisi bi fante degil.
son dönemde internette, sözleri ve şiirleri kol gezen en sevdiğim yazarlardan. internet gençliğinin yeni fenomeni olması beni korkutuyor, umarım okumadan, sadece paylaşım yapan güruhun malzemesi olmaz. ve umarım kız düşürmek uğruna o güzel şiirleri ve hikayeleri harcanmaz. gerçekten marjinal görünmek için takip veya merak ediyorsanız. lütfen gidin başka yazarları deneyin.
--spoiler--
japon balıklarımız vardı, masanın üzerindeki akvaryumda yüzerlerdi, penceremizi örten kalın perdelerin hemen yanında... ve annem, her zaman gülümseyerek, hepimizin mutlu olmasını isterdi. bana, mutlu ol Henry, derdi... ve haklıydı: eğer becerebiliyorsan mutlu olmak daha iyiydi. ama babam onu ve beni haftada birkaç defa dövüyordu, 1.90lık bedenin içinde öfkeden kuduruyordu. çünkü onu içten içe yiyip bitiren şeyi anlayamıyordu. annem, zavallı balık, mutlu olmak istiyordu, haftada iki, üç kez dövülüyor ve bana mutlu olmamı söylüyordu: Henry, gülümse! Neden hiç gülümsemiyorsun? ve sonra bana gülümserdi, nasıl yapıldığını göstermek için, gördüğüm en mutsuz gülümsemeydi...
bir gün japon balıklarımız öldü, beşi birden, suyun üstüne çıktılar, yan dönmüşlerdi, gözleri açık,ve babam eve döndüğünde onları kediye attı mutfakta ve biz öylece izledik annem gülümserken...
--spoiler--
japon balıklarımız vardı, masanın üzerindeki akvaryumda yüzerlerdi, penceremizi örten kalın perdelerin hemen yanında... ve annem, her zaman gülümseyerek, hepimizin mutlu olmasını isterdi. bana, mutlu ol Henry, derdi... ve haklıydı: eğer becerebiliyorsan mutlu olmak daha iyiydi. ama babam onu ve beni haftada birkaç defa dövüyordu, 1.90lık bedenin içinde öfkeden kuduruyordu. çünkü onu içten içe yiyip bitiren şeyi anlayamıyordu. annem, zavallı balık, mutlu olmak istiyordu, haftada iki, üç kez dövülüyor ve bana mutlu olmamı söylüyordu: Henry, gülümse! Neden hiç gülümsemiyorsun? ve sonra bana gülümserdi, nasıl yapıldığını göstermek için, gördüğüm en mutsuz gülümsemeydi...
bir gün japon balıklarımız öldü, beşi birden, suyun üstüne çıktılar, yan dönmüşlerdi, gözleri açık,ve babam eve döndüğünde onları kediye attı mutfakta ve biz öylece izledik annem gülümserken...
--spoiler--
sözlükte bazılarının sahiplendiği yazar sanırsın adam torunu. ulan alt tarafı bir kaç kitabını şiirini okudun hemen kendini ne diye sokarsın "siz anlamazsınız onu, ben anlarım" diye.. iğreniyorum bu eğreti entelektüelliklerden.
Kendi ömrünü ve benim ömrümü yemiş, Nihilizmin temsilcilerinden Amerikalı yazar.
"Cehaletim ve korkaklığım yüzünden kayboldum. Tam bir insan değilim, gelişmesi önlenmiş bir kent insanıyım. Sunacak hiçbir şeyi olmayan başarısız bir bok yağmurundan başka bir şey değilim."
Aşk bir emre dönüştüğünde, nefret hazza dönüşebilir.
değil mi ama?
değil mi ama?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar