bugün
- sözlük yazarlarının gerçek adları39
- anın görüntüsü26
- petrol bulduk haberleri8
- sadece filistin'i önemsemek13
- israil11
- türkler vs türkiyeliler6
- regl günündeki bir kızın aksesuarları4
- ülkücülere küfür edip ülkücülerden oy bekleyen tip8
- mazotun litresi 101 lira36
- kahvaltıda kaç zeytin yersiniz12
- kürdü sevin9
- as maca8
- atilla uğur'un öcalanın listesinin başında olması5
- yetiş ya gavs6
- arkadaşlar neden böyle3
- arkadaşlar bir şey soracağım13
- öcalan'ın kira vermeden villada oturması12
- türkiyeli ermeniler ve rumlar4
- bik bik'in mutfağına konuk olmak26
- reagan ridley9
- mhplilerin hala mhpye oy verecek olması7
- sabah uyanınca ilk iş küpelerini takan erkek4
- israil nüfusunun yarısı müslüman4
- çanakkale kumandanı mustafa kemal paşa3
- true vs sarı şeker kafes dövüşü8
- 51 komando tugayı3
- arkadaşlar bakar mısınız18
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler25
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek20
- doktor kadın çöpçü erkek evliliği11
- serhat kılıç2
- başkasını açık oylamış bir erkekle evlenen kız5
- bonnie blue6
- yaşlılığı kabullenemeyen insan7
- dağdan gelip bağdakini kovmak3
- en iyi bisküvi9
- ktç'nin küçükken sarışın yeşil gözlü olması11
- star wars ta en çok stormtrooper ların sevilmesi5
- dinci siyasetin sermayesi yalandır2
- iltica13
- yazarların fobileri20
- hasan atilla uğur9
- larisalisa öldü mü5
- ismet birader neden koşturmuyor sorunsalı4
- açık oylayan yazara alevli meyve tabağı göndermek3
- çocuk gibi nickten küfür peyda eden yazarlar5
- sıkıldım13
- g i l d e d l i l y27
- nervio hamferdinin izmire gelmesi2
- anadolu daki ormanlar2
5. sezona kadar geldiğim Walter White ile karısının olduğu sahneleri direk atladığım; 4 sezon biraz bunalttığı için hevesimi kaçıran dizi.
(bkz: fargo)
(bkz: fargo)
skyler'ın tam bir orospu olduğunu zaten hal hareketlerinden anlamak mümkündü daha başkalarına vermeden önce...
yalnız walter'in hala bu kaltakla beraber olması hoş değil. ayrıca walterden hoşlanan o okuldaki hatunun waltere vermemesi olmadı. vermeliydi.
ara ara seks ekilmiş kimyalı ve aksiyonlu dizi olurdu.
ama olmadı.
yalnız walter'in hala bu kaltakla beraber olması hoş değil. ayrıca walterden hoşlanan o okuldaki hatunun waltere vermemesi olmadı. vermeliydi.
ara ara seks ekilmiş kimyalı ve aksiyonlu dizi olurdu.
ama olmadı.
+Sevdiğin hoca var mı?
-Walter white.
-Walter white.
genelde ilk başlarda sıkan dizidir. herkes de aynı şeyden yakınır zaten. ben 2. sezon bitene kadar kopuk kopuk ara sıra izledim. üçe geçince bir daha bırakamadım zaten. 5. sezonun ikinci yarısını beklerken canım çıktıydı.
internette ki en iyi diziler listesinde birinci gorunce izlemeye basladigim ama 2. bolumden sonrasini izlemedigim dizi. bende mi bir gariplik var yada henuz konuya mi girilmemisti bilemedim.
sevdiğim beğenerek izlediğim bir dizi.
ilk 2 sezonunu izlediğim dizi. böyle ne bileyim, çok iyi diyemeyeceğim bir dizi. idare eder denilebilir sanırım. kesinlikle kötü değil, işlediği konu güzeldir. lakin ne bileyim aksiyon yok, heyecan yok, gerilim yok. yok. sadece izliyorsun öyle ot gibi.
birde şu var ki, skyler tam bir orospu daha 2. sezonda bunu diyorum ileride kim bilir ne boklar yemiştir o kaltak.
birde şu var ki, skyler tam bir orospu daha 2. sezonda bunu diyorum ileride kim bilir ne boklar yemiştir o kaltak.
(bkz: gustavo fring) büyük adamdır.
cidden çok sağlam dizidir. adamlar ne dizi çekiyor beh dedirtir. mükemmel kurgu vardır. en sevdiğim ilk 3 dizinin içindedir.
Yine başlığı canlanmış dizidir.
20 ye yakın dizi izledim, hala izlemekteyim. Breaking bad en iyisiydi. Ayrıca kendisi gibi çok iyi olan bir diğer dizi the Wire dir.
20 ye yakın dizi izledim, hala izlemekteyim. Breaking bad en iyisiydi. Ayrıca kendisi gibi çok iyi olan bir diğer dizi the Wire dir.
Oyuncularının ve kurgusunun sağlam olduğunu düşündüğüm bitmesiyle üzen dizi.
ilk 3 sezon nefes kesen dizidir. daha sonralari kadin kasarlasti, adam yavsaklasti, dizi boka sardi. hala bitirmemisimdir. zevk meselesi.
bizim kimya öğretmenleri atanamaz iken elin kimyacısı neler yapıyor dedirten dizi.
izleyenlerin kendisinden güzel dizi yoktur tarzı bir iddaası olmadığı dizi. kendisi sadece efsanedir. bu diziye bok atan gerçek anlamda trolldür.
"bitmemeliydi" dedirten dizilerden biridir. yakın bir zamanda tekrar izlediğim, üzerinden biraz daha zaman geçince yine izleyeceğim efsane dizi. akşam akşam akla düşürdünüz ama ayıptır, bak yine hüzünlendim bittiğine.
--spoiler--
yalnız hala diyorum, skyler ölmeliydi. o ne gıcık bir kadındır o ne ağzına yapıştırmalık kadındır. patronuyla yatıp walter'a "çocuklarımı düşünüyorum, sen düşünmüyorsun" atarları filan. gidip hank'i öldürmüşler lan! çok sinirlenmiştim, bir de gözlerimi dolduran sahnelerden biridir.
bir de hala diyorum ki, adamım jesse. özellikle başlarda kıl kaptırsa da kendine, sonlara doğru "adamım ya" lafını sürekli söyletmiştir.
walter sen hayırdır sen nesin ya, sen ne oldun böyle!
--spoiler--
--spoiler--
yalnız hala diyorum, skyler ölmeliydi. o ne gıcık bir kadındır o ne ağzına yapıştırmalık kadındır. patronuyla yatıp walter'a "çocuklarımı düşünüyorum, sen düşünmüyorsun" atarları filan. gidip hank'i öldürmüşler lan! çok sinirlenmiştim, bir de gözlerimi dolduran sahnelerden biridir.
bir de hala diyorum ki, adamım jesse. özellikle başlarda kıl kaptırsa da kendine, sonlara doğru "adamım ya" lafını sürekli söyletmiştir.
walter sen hayırdır sen nesin ya, sen ne oldun böyle!
--spoiler--
Malcolm in the middle Daki o civelek adam bu role girdi ya helal olsun bravo.
az önce bitirdiğim, şu anda dokunsalar ağlayacak durumda olduğum dizidir. nasıl aştınız şu depresyonu sözlük yeşil atın.
tavukçu öldükten sonra izlemeyi bıraktığım dizi yo!
başladın mı çekirdek etkisi yaratan, çok güzel amerikan dizisi.
dizi izlemeye başlamak isteyenlerin, ilk sırada izlememesi gereken dizidir. zira brba bittiğinde, başka hiçbir diziyi bu tad ile izleyemeyecektirler.
--spoiler--
hikayesi, kurgusu ve oyunculuğu ile gelmiş geçmiş en tutkulu ve sürükleyici dizidir. fazla dizi izlemeyen birisi olmama rağmen, hangi diziye başlayacak olsam maalesef breaking bad etkisi göremiyorum ve 2.bölüm olmadan bırakıveriyorum. özellikle "biatch" ve "say my name" replikleri ile hafızalarımıza kazınan bu dizideki senaryoyu başka bir dizide bulamayacağımızı da notlarıma eklemek isterim.
--spoiler--
--spoiler--
hikayesi, kurgusu ve oyunculuğu ile gelmiş geçmiş en tutkulu ve sürükleyici dizidir. fazla dizi izlemeyen birisi olmama rağmen, hangi diziye başlayacak olsam maalesef breaking bad etkisi göremiyorum ve 2.bölüm olmadan bırakıveriyorum. özellikle "biatch" ve "say my name" replikleri ile hafızalarımıza kazınan bu dizideki senaryoyu başka bir dizide bulamayacağımızı da notlarıma eklemek isterim.
--spoiler--
arka arkaya 5 6 bölümünü izlerseniz ve o bölümlerde jesse yi çok görürseniz günaydın diyene bile fuck diyebilirsiniz. jesse pinkman etkisi.
4 sezon izledikten sonra sıkılıp bıraktığım ve hakkındaki görüşlerimi bildirdiğimde toplumdan dışlandığım dizidir . kalan bir sezonu çok övmelerine rağmen izlemeyi düşünmüyorum.
izleyecek varsa entrylere kesinlikle bakmasın dizisidir. Dehşet derece de spoiler mevcut.
Bize "bitch" kelimesini sevdirten muhteşem dizi. dizide karakterler ile oyuncuların müthiş uyumu diziye ayrı bir tat katmış. dizinin muhteşem olduğunu imdb'de aldığı puan ve oylardan da bunu anlayabilirsiniz. başlamış ve başlayacak olanlara iyi seyirler.
hayatımda izlediğim dizilerin içinde en iyisi. yani tamam, lost falan vardı. enteresandı, sürükleyiciydi... ama şimdiye kadar izlediğim hiç bir dizide karakterler bu kadar ince ince işlenmemiş, verilen mesajlar göze sokulmadan baştan sona bütün bölümlere yayılmamıştı. oyunculuklar mükemmel, iyi başlayıp son sezonunda sıvayan dizilerden kesinlikle ama kesinlikle değil.
bana bu dizi aksiyon dizisi olarak tanıtılmıştı ilk. ben de gereksiz bir dizi olarak kaydetmiştim hafızaya. ama öyle olmadığını anlamam bir bölüm izlememle bile mümkün oldu.
--spoiler--
dizinin ilk sezonlarında kendimi öyle bir kaptırmışım ki ailesine bol sıfırlı bir miras bırakmak isteyen walter'ın hikayesine, onun bölümden bölüme nasıl da değiştiğini, nasıl da bambaşka bir karaktere dönüştüğünü fark edememişim.
konusu bakımından değil ama o konuya bakış açısı bakımından orijinalliğin tepelerinde geziniyor bu dizi. uyuşturucu müptelası gençler, sonradan bu işe girişen ama jet hızıyla yükselen ve bunu yaparken de etrafındaki herkese zarar veren bir psikopat, onun o..spu karısı, bolluğun içinde hırsızlık yapan baldızı, kiralık bir katil... aslında bu karakterlerin hepsi de oldukça tanıdık. içinde uyuşturucu geçen filmlerin/dizilerin çoğunda buna benzer karakterler var zaten. ama bunların neredeyse hiç birinde bu karakterlerin nasıl olup da bu hale geldikleri anlatılmaz. senaryo adeta tüm bu ahlaksızlığa, kokuşmuşluğa bulutların üzerinden bakan masum ve günahsız adamlar tarafından yazılır. yani bu karakterler gökten zembille indirilmiş, dünyaya kötülükten başka bir şey yaymayan, hiç bir şekilde kendinizle ya da herhangi bir insan evladıyla bağdaştıramayacağınız karakterler olur. ama bu dizide tam tersi. tüm bu karakterler, aslında dizinin ta kendisini oluşturuyor. ve bu karakterlerle ister istemez bir bağ kuruyor seyirci.
dizide eksikler, yanlışlıklar vardır ben orasında değilim. ama bu dizide insan psikolojisiyle ilgili o kadar gerçekçi çözümlemeler var ki. walter mesela. sıradan, sakin ve uyumlu bir kimya öğretmeni. kanser olduğunu öğreniyor. ve bir anda onun için her şey değişiyor. uyuşturucu işine ilk girdiğindeki o aşırı tedbirli, aşırı ürkek ve kimi zaman da paranoyak tavırlarıyla, ortağı jesse ile birlikte yaptığı sakarlıklarla o kadar bağlıyor ki seyirciyi. bir yandan yaptığı yanlışı görüyorsunuz, ahlaksızlık ortada. ama diğer yandan bu kadar zeki bir adamın hastalığının tedavisi için bile gerekli parayı ödeyememesi, eşini ve çocuklarını (birisi daha doğmamış bile) geçindirememesi adil gelmiyor. dolayısıyla adaletin olmadığı yerde kişinin ipleri eline alıp bazı şeylere ayar vermesini çok da yadırgamıyorsun. aslında bizim türk dizilerinde çok gördüğümüz bir şey bu. kişinin kendi adaletini tesis etmesi durumu.
ancak bu dizide bizdekilerin aksine her geçen bölümde masumiyetini daha da kaybediyor ana karakterler. sıradan insanlar, kuzu gibi bir karakter (walter) tam bir canavara dönüşüyor. üstelik işler hiç bir zaman rayında gitmiyor. walter en baştan itibaren bunu ailesi için yaptığını iddia ediyor. amaç belli, olabilecek en kısa zamanda en fazla parayı kazanıp ailesine bu parayı bırakmak. fakat walter kendi alanında bir deha olmasına karşın piyasaya olabildiğince uzak ve tecrübesiz. neyse ki alışması çok da uzun sürmüyor ve bu işi de kıvırmaya başlıyor. ancak son ana kadar farkına varamadığı şey şu, hayatta kalmak ve amacına ulaşabilmek için içine girdiği bu yarış, aslında dibe doğru bir yarış. ve bu yarış yüzünden walter, en başta kendine koyduğu hedeflerden bir bir kopuyor ve başladığı noktadan çok daha kötü bir yerde tamamlıyor hayatını. buna rağmen bunun tam anlamıyla bir kayıp olduğunu söyleyemiyoruz çünkü walter'ın ölmeden önce son kez laboratuvarı dolaşması ve suratında bir tebessüm belirmesi bize gösteriyor ki aslında adamımız bu durumdan hoşnut ve yaptıklarından da pişman değil. sadece (kendisinin iddiasına göre) bazı olaylar yaşanmayabilirdi ve eğer daha akıllıca kararlar alsaydı daha iyi bir yol da çizebilirdi.
skyler'ın da walter'daki bu değişime oldukça uygun bir karşılık verdiğini söyleyebiliriz. başta karşı çıkıyor ve kocasına düşman oluveriyor. ted ile yatması da buna uygun düşüyor. ancak zaman geliyor ve kocasının artık o eski pısırık yada uysal adam olmadığını kavrıyor. kocasının yaptığı işleri tvden takip ediyor. ve işte o andan itibaren de önce korkuyor ve daha sonra da kabulleniyor. o kadar alışıyor ki bu duruma, kocasından aileye tehdit olarak gördüğü insanları öldürmesini bile isteyebiliyor sonunda.
jesse ise dizide değişime uğramayan ender baş karakterlerden birisi. duygusal, ailesi tarafından kabullenilmeyen, asi, toplumun dışladığı bir genç insan. kapasitesi sınırlı, özellikle de ortağına kıyasla. ancak yavaş ve olumlu bir gelişim gösteriyor. diğer taraftan da paraya zerre kadar önem vermiyor. onun için en önemli olan şey, bir şeyleri ispat edebilmek. işe yaramazın teki olmadığını ispat edebilmek ve iyi bir aile kurabilmek. ancak benzer bir şekilde o da iş işten geçene kadar içine düştüğü kuyunun farkına varamıyor. tıpkı diğerleri gibi, o da bu işte başarılı oldukça hedeflerinden uzaklaşıyor.
uzun lafın kısası, bu dizide hemen her gün her hafta televizyonda gördüğümüz canavarları nasıl kendi ellerimizle yarattığımız resmediliyor adeta. karakterler hayatlarındaki değişimlere öyle uygun cevaplar veriyorlar ki bir an bile olsa dizi izlediğinizi unutuyor ve kendinizi gerçek bir olayın belgeselini izliyormuş gibi hissediyorsunuz. öyle sahneler izliyorsunuz ki, gerçekte de olsa bunun aynısı olur herhalde diye iç geçiriyorsunuz. hadi canım oradan denilebilecek pek çok sahne gözünüze gözükmüyor bile. walterın ve jesse'nin adaletin elinden kurtuluşlarını keyifle izliyorsunuz. yani dizi adeta pek çoğumuzun aslında potansiyel canavarlar olduğunu, tek meselenin bunu aktifleştirmek için gerekli şartların oluşması gerekliliğini (walter için beş parasız şekilde kanser olduğunu öğrenmek, jesse için ise aile faktörü) bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor.
--spoiler--
bittiği için üzülüyorum ama bir yandan da tam olarak bu şekilde bitmeliydi demekten kendimi alamıyorum.
bana bu dizi aksiyon dizisi olarak tanıtılmıştı ilk. ben de gereksiz bir dizi olarak kaydetmiştim hafızaya. ama öyle olmadığını anlamam bir bölüm izlememle bile mümkün oldu.
--spoiler--
dizinin ilk sezonlarında kendimi öyle bir kaptırmışım ki ailesine bol sıfırlı bir miras bırakmak isteyen walter'ın hikayesine, onun bölümden bölüme nasıl da değiştiğini, nasıl da bambaşka bir karaktere dönüştüğünü fark edememişim.
konusu bakımından değil ama o konuya bakış açısı bakımından orijinalliğin tepelerinde geziniyor bu dizi. uyuşturucu müptelası gençler, sonradan bu işe girişen ama jet hızıyla yükselen ve bunu yaparken de etrafındaki herkese zarar veren bir psikopat, onun o..spu karısı, bolluğun içinde hırsızlık yapan baldızı, kiralık bir katil... aslında bu karakterlerin hepsi de oldukça tanıdık. içinde uyuşturucu geçen filmlerin/dizilerin çoğunda buna benzer karakterler var zaten. ama bunların neredeyse hiç birinde bu karakterlerin nasıl olup da bu hale geldikleri anlatılmaz. senaryo adeta tüm bu ahlaksızlığa, kokuşmuşluğa bulutların üzerinden bakan masum ve günahsız adamlar tarafından yazılır. yani bu karakterler gökten zembille indirilmiş, dünyaya kötülükten başka bir şey yaymayan, hiç bir şekilde kendinizle ya da herhangi bir insan evladıyla bağdaştıramayacağınız karakterler olur. ama bu dizide tam tersi. tüm bu karakterler, aslında dizinin ta kendisini oluşturuyor. ve bu karakterlerle ister istemez bir bağ kuruyor seyirci.
dizide eksikler, yanlışlıklar vardır ben orasında değilim. ama bu dizide insan psikolojisiyle ilgili o kadar gerçekçi çözümlemeler var ki. walter mesela. sıradan, sakin ve uyumlu bir kimya öğretmeni. kanser olduğunu öğreniyor. ve bir anda onun için her şey değişiyor. uyuşturucu işine ilk girdiğindeki o aşırı tedbirli, aşırı ürkek ve kimi zaman da paranoyak tavırlarıyla, ortağı jesse ile birlikte yaptığı sakarlıklarla o kadar bağlıyor ki seyirciyi. bir yandan yaptığı yanlışı görüyorsunuz, ahlaksızlık ortada. ama diğer yandan bu kadar zeki bir adamın hastalığının tedavisi için bile gerekli parayı ödeyememesi, eşini ve çocuklarını (birisi daha doğmamış bile) geçindirememesi adil gelmiyor. dolayısıyla adaletin olmadığı yerde kişinin ipleri eline alıp bazı şeylere ayar vermesini çok da yadırgamıyorsun. aslında bizim türk dizilerinde çok gördüğümüz bir şey bu. kişinin kendi adaletini tesis etmesi durumu.
ancak bu dizide bizdekilerin aksine her geçen bölümde masumiyetini daha da kaybediyor ana karakterler. sıradan insanlar, kuzu gibi bir karakter (walter) tam bir canavara dönüşüyor. üstelik işler hiç bir zaman rayında gitmiyor. walter en baştan itibaren bunu ailesi için yaptığını iddia ediyor. amaç belli, olabilecek en kısa zamanda en fazla parayı kazanıp ailesine bu parayı bırakmak. fakat walter kendi alanında bir deha olmasına karşın piyasaya olabildiğince uzak ve tecrübesiz. neyse ki alışması çok da uzun sürmüyor ve bu işi de kıvırmaya başlıyor. ancak son ana kadar farkına varamadığı şey şu, hayatta kalmak ve amacına ulaşabilmek için içine girdiği bu yarış, aslında dibe doğru bir yarış. ve bu yarış yüzünden walter, en başta kendine koyduğu hedeflerden bir bir kopuyor ve başladığı noktadan çok daha kötü bir yerde tamamlıyor hayatını. buna rağmen bunun tam anlamıyla bir kayıp olduğunu söyleyemiyoruz çünkü walter'ın ölmeden önce son kez laboratuvarı dolaşması ve suratında bir tebessüm belirmesi bize gösteriyor ki aslında adamımız bu durumdan hoşnut ve yaptıklarından da pişman değil. sadece (kendisinin iddiasına göre) bazı olaylar yaşanmayabilirdi ve eğer daha akıllıca kararlar alsaydı daha iyi bir yol da çizebilirdi.
skyler'ın da walter'daki bu değişime oldukça uygun bir karşılık verdiğini söyleyebiliriz. başta karşı çıkıyor ve kocasına düşman oluveriyor. ted ile yatması da buna uygun düşüyor. ancak zaman geliyor ve kocasının artık o eski pısırık yada uysal adam olmadığını kavrıyor. kocasının yaptığı işleri tvden takip ediyor. ve işte o andan itibaren de önce korkuyor ve daha sonra da kabulleniyor. o kadar alışıyor ki bu duruma, kocasından aileye tehdit olarak gördüğü insanları öldürmesini bile isteyebiliyor sonunda.
jesse ise dizide değişime uğramayan ender baş karakterlerden birisi. duygusal, ailesi tarafından kabullenilmeyen, asi, toplumun dışladığı bir genç insan. kapasitesi sınırlı, özellikle de ortağına kıyasla. ancak yavaş ve olumlu bir gelişim gösteriyor. diğer taraftan da paraya zerre kadar önem vermiyor. onun için en önemli olan şey, bir şeyleri ispat edebilmek. işe yaramazın teki olmadığını ispat edebilmek ve iyi bir aile kurabilmek. ancak benzer bir şekilde o da iş işten geçene kadar içine düştüğü kuyunun farkına varamıyor. tıpkı diğerleri gibi, o da bu işte başarılı oldukça hedeflerinden uzaklaşıyor.
uzun lafın kısası, bu dizide hemen her gün her hafta televizyonda gördüğümüz canavarları nasıl kendi ellerimizle yarattığımız resmediliyor adeta. karakterler hayatlarındaki değişimlere öyle uygun cevaplar veriyorlar ki bir an bile olsa dizi izlediğinizi unutuyor ve kendinizi gerçek bir olayın belgeselini izliyormuş gibi hissediyorsunuz. öyle sahneler izliyorsunuz ki, gerçekte de olsa bunun aynısı olur herhalde diye iç geçiriyorsunuz. hadi canım oradan denilebilecek pek çok sahne gözünüze gözükmüyor bile. walterın ve jesse'nin adaletin elinden kurtuluşlarını keyifle izliyorsunuz. yani dizi adeta pek çoğumuzun aslında potansiyel canavarlar olduğunu, tek meselenin bunu aktifleştirmek için gerekli şartların oluşması gerekliliğini (walter için beş parasız şekilde kanser olduğunu öğrenmek, jesse için ise aile faktörü) bir tokat gibi yüzümüze çarpıyor.
--spoiler--
bittiği için üzülüyorum ama bir yandan da tam olarak bu şekilde bitmeliydi demekten kendimi alamıyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar