bugün
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz25
- bik bik'in mutfağına konuk olmak7
- benkimki9
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri25
- islamda namaz yoktur4
- 150 200 bin liralık kombinle gezmek3
- sözlüğe fotoğrafımı atacağım10
- türkiye8
- gocu29
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü36
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri11
- sözlüğün en yakışıklı erkek listesi6
- sinirlenince yaptığınız şeyler8
- seküler değerlerden ölesiye korkan seyyid kutub3
- ilerde geçmişe yolculuk yapabileceğimiz2
- psikolojik danışmanlık ve rehberlik3
- yaşar dinleyen erkek8
- anın fotoğrafı6
- humus3
- bir dönem popüler olan bölümler2
- tuğralı doblo3
- avm gezme kültürü7
- apo ak partiden aday olsa ne olur2
- seyyid kutub4
- gocu kaç yaşında7
- ince belli kızlar bakar mısınız6
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu27
- beşiktaş9
- öcalan için imralı da ev inşa edilmesi10
- kendin gibi biriyle olmak4
- günün en güzel kızı3
- yaşlandıkça ölüme yaklaşmak5
- mit'e girmek için gereken şartlar sıralı tam liste2
- dedem abdülhamid gah gah2
- 11 eylül 2026 beşiktaş erzurumspor maçı5
- göbeklitepe de dikilen ilk sütunlar4
- sözlük yazarlarına güvenmek19
- ezginin günlüğü açıp tek başına uzun yola çıkmak6
- güne bir şarkı bırak5
- kahvaltı9
- futbol3
- ak partililerin apoya villa yaptırması3
- tabağındaki yemeği bitiremeyen erkek5
- tavuk döner sırasında hayatının aşkına rastlamak6
- süper lig2
- sevilmek3
- nakit para taşımamak4
- boyumun 2 cm kısalması22
- her şeyin mizahı yapılmalı mı18
- mazot 100 tl olacak2
(bkz: space)
var olduğunu sanmak.aslında hiç olmamak.yalnızca göz yanılması, algı sapması.
olmak yada kalmak sözcüğü ile tamamlandığınında anlamı boyut kazanan sıfattır ayrıca yeni yazar olmanın getirdiği durumdur. Ne ve nasıl yazacağını bilememe halinden kaynaklandığına inanıyorum.
çoğu zamanlarda içinde bulunan ruh hali.
boşluklar maddi ve manevi anlamda hayatta en çok yer kaplayan kavramlardır. soluduğumuz havanın içindeki atomların arasında bile boşluklar varken bu tezin çürütülmesi güç olsa gerek.
Yaşama amacının sorgulanması. En sağlam müzikleri, en sağlam filmleri, en iyi yemekleri, güzel seyahatleri tüketsek bile bir yerden sonra "e ne oldu şimdi" duygusu yaşanır. Aslında bu her şeyin sonunun olmasından da kaynaklanır. Ne yaparsan yap tükeniyor. Iphone alıyorsun 3 çıkıyor, 3 alıyorsun 4 çıkıyor. Sonu yok gibi görünse bile aslında var. Hayat anlamlı gibi görünen anlamsızlıklar yumağı çünkü. Boşluğa düşmek, sonrasında boşvermişlik getiriyor. 36 saat uyuyorsan kalktığında pek bir şey değişmemiş oluyor. Aynı sokaklar, aynı insanlar, aynı cinayetler. Senin cinayetin farklı oluyor sana. Kendini tüketiyorsun her zaman. Akabinde "ne boş ınsanım" diyorsun. Hayır hayır bunun sanatla, kitapla veya kültürel herhangi bir faaliyetle uğrasmakla ilgisi yok. Tükeniyoruz. Her saniye boşluktayız. Senaryo hep aynı. Amaç ne? Giriş ne, gelişme ne, sonuç ne?
en şahane insan bunun içine vakıf olduğunda çıkar ortaya.
O'nun ardından duyulan hissiyat.
tarihe not düşülsün bu ''dikkat'' *
dikkat: çaylakken 40 karakterden daha kısa entry giremezsiniz. (33)
tarihe not düşülsün bu ''dikkat'' *
dikkat: çaylakken 40 karakterden daha kısa entry giremezsiniz. (33)
doldurulamayan, huzursuzluk veren can sıkan bir şey. varlığın olmaması kendini yalnız hissetmene, uçurumun kenarında hissetmene sebebiyet veren ruh hali..
o boşluğun dolmadığını, doldurmaya çalıştıkça eksilmenden anlıyorsun. sonradan görüyorsun ki; her malzeme kendinden bir şeyler aslında. olmuyor, dolmuyor. sen de bırakıp öylece gidiyorsun, varlığını unutuyorsun. ama o hep orada var olmaya devam ediyor.
nasıl bir şeydir bu?
yapmak istemediği şeyleri yaptırıyor insana. bir düştün mü kurtulamıyorsun. dipsiz bir kuyu gibi. saçma salak bir şey işte.
yapmak istemediği şeyleri yaptırıyor insana. bir düştün mü kurtulamıyorsun. dipsiz bir kuyu gibi. saçma salak bir şey işte.
klavyedeki en olgun tuştur.
en derinden hissettiren ve en acı hisler arasındadır o.
elif şafak ne de güzel açıklamış bu hissi.
hayatta varlıklarıyla değil,
yokluklarıyla bizi etkileyen şeylerdir.
elif şafak ne de güzel açıklamış bu hissi.
hayatta varlıklarıyla değil,
yokluklarıyla bizi etkileyen şeylerdir.
Doldurması gerekenin çok uzaklarda olduğu his. Hayatınızın geri kalanın eksik devam edeceğini bildiiğiniz,ağlayamadığınız fakat o boşluğun içinde günden güne eridiğiniz o lanet olası his işte.
normal bilgi için iki çeşidir vardır.
1-)uzay anlamındaki boşluk.
2-)klavyemizde kelimeler karışmasın diye koyduğumuz tuş.
1-)uzay anlamındaki boşluk.
2-)klavyemizde kelimeler karışmasın diye koyduğumuz tuş.
çok gıcık bir şeydir bu ya. böyle bir belirsizlik, kafa karışıklığı, beraberinde gözyaşı getiren bir hissiyat.
zamanda asılı gibi.
boşluk işte her şeyin nedeni. o kadar meşgale arasında bir yerlerde kendine yer açan boşluk hissi.
Boşluklar dolmuyor asla. Dolduramazsın, olduramazsın. Boşlukları ya unutmaya çalışacaksın ya da görmemezlikten geleceksin.
orijinal adı cockpit olan jerzy kosinski kitabı.en az kosinski'nin ünlü kitabı boyalı kuş *'ün içerdiği kadar şiddet sahnesi içerir.
"dalgın kuşlar var üstümüzde, kanatlarını yayarak süzülüyorlar oynak kavisler bırakarak arkalarında
gagalarından mektup gibi geçiyor boşluk
ve sessizlik bir yüzük taşı gibi parlıyor gözlerimizde,
dudaklarımızda,
yanık sırtlarımızda.
parmaklarımızla konuşuyoruz biz de, işaret daha çarpıcı
tapınır gibiyiz bu yüzden
çok gerilerde, bilincin ve bilinçaltının da gerisinde,
bize hiç verilmeyenin
boşluk bu
ölü gövdenin küçük mezarı
bir çift kiraz iliştirilmiş de sanki mermerine
bazen tek bir kuşu alıp götürüyor, götürüyor
yaldızdan bir taşın sınırına bırakıyor(göğün yakamozu bu da)
aramayı unutuyoruz birden herhangi bir şeyi,
şurda mı burda mı bakmıyoruz bile
o kadar az, o kadar ortada her şey çünkü
ve soruyoruz kendimize: bir şey mi aratmak istiyordu bize boşluk
bilmediğimiz bir şey mi
bunu bir çocuk yeni kopardığı bir dal parçasını ruhuna batırarak anlatıyor
anlatmış oluyor belki."**
gagalarından mektup gibi geçiyor boşluk
ve sessizlik bir yüzük taşı gibi parlıyor gözlerimizde,
dudaklarımızda,
yanık sırtlarımızda.
parmaklarımızla konuşuyoruz biz de, işaret daha çarpıcı
tapınır gibiyiz bu yüzden
çok gerilerde, bilincin ve bilinçaltının da gerisinde,
bize hiç verilmeyenin
boşluk bu
ölü gövdenin küçük mezarı
bir çift kiraz iliştirilmiş de sanki mermerine
bazen tek bir kuşu alıp götürüyor, götürüyor
yaldızdan bir taşın sınırına bırakıyor(göğün yakamozu bu da)
aramayı unutuyoruz birden herhangi bir şeyi,
şurda mı burda mı bakmıyoruz bile
o kadar az, o kadar ortada her şey çünkü
ve soruyoruz kendimize: bir şey mi aratmak istiyordu bize boşluk
bilmediğimiz bir şey mi
bunu bir çocuk yeni kopardığı bir dal parçasını ruhuna batırarak anlatıyor
anlatmış oluyor belki."**
basılmış on iki yaş çocuğu telaşında, alınan kararları uygulayamama merkezidir boşluk. boşluktur bu, ilkokul fen bilgisi laboratuarında, çatlak camlı vakum aleti içerisinde "hava olmazsa yanmaz" denen mumu göbeğine katılaşmamacasına damlattığın, ve fakat havadan görecesiz münezzeh; cümlelerini uzattıkça uzatmaya çalıştığın, nihilizme lanet yağdırdığın, kadınsan kevaşeleştiğin, adamsan kevaşeleştirdiğin, klişelere düşmanlıkla bağlandığın, telefonu hep beklediğin, telefonu hiç beklemediğin, telefonun hep çaldığı, telefonun hiç çalmadığı, telefonu hep açtığın, telefonu hiç açmadığın..
sarıya kusmuş,
kumralı farkındalıkla yağmalamış,
maviyi neşter neşter parçalamış,
kızıla hallenmiş,
yeşilin başını taşla ezmiş büyümeden,
siyahı resimde renklemiş..
mekansız bir zamandır işte.
dakikaları, anları sorgularsın yokluklarını bile bile. bilmezsin fakat, "yok" bir reddetme mekanizmasıdır aynı zamanda. hiçlere boyun eğersin. salaksın.
demiş ya, "katil hep garson, kötü de orospu çocuğudur çünkü" diye. sana göre ise, kötü tanrı, iyi ise orospu çocuğudur.
burada neler heba oldu bir bilsen, ah dostum! puder'leşti kadınlar, raif'leşti adamlar.
burada nelere kanıldı bir bilsen dostum! adamlar öldü, kadınlar, çocuklar. ama önce hep çocuklar.
burada neler yakıldı bir bilsen.. hayaller satıldı, kalan sağlar ufak tefek kutulara toplandı birer beşer.
hepsi yakıldı.
chinaski'ler doğdu, lucia'lar. gerçek, doğmak sanıldı.
bilmiyorsun dostum; sanrı, gerçeği kum üzerinde yıldızlara böler..
boşluktur işte, kötü tanrı, iyi yoktan iyidir.
dünya her gün yeniden yaratılmaz. ve fakat birden uyuyakalırım belki dersin her şeyin ortasında, bir bardak kahve ile; narçiçekler sarar etrafımı. belki işte, saçma yahut değil; inatla belki işte.
sonra kahve içemez olursun. bu, böyle gider dostum.
dostum, baksana; boşluk doldurmaca oynayalım mı?
sarıya kusmuş,
kumralı farkındalıkla yağmalamış,
maviyi neşter neşter parçalamış,
kızıla hallenmiş,
yeşilin başını taşla ezmiş büyümeden,
siyahı resimde renklemiş..
mekansız bir zamandır işte.
dakikaları, anları sorgularsın yokluklarını bile bile. bilmezsin fakat, "yok" bir reddetme mekanizmasıdır aynı zamanda. hiçlere boyun eğersin. salaksın.
demiş ya, "katil hep garson, kötü de orospu çocuğudur çünkü" diye. sana göre ise, kötü tanrı, iyi ise orospu çocuğudur.
burada neler heba oldu bir bilsen, ah dostum! puder'leşti kadınlar, raif'leşti adamlar.
burada nelere kanıldı bir bilsen dostum! adamlar öldü, kadınlar, çocuklar. ama önce hep çocuklar.
burada neler yakıldı bir bilsen.. hayaller satıldı, kalan sağlar ufak tefek kutulara toplandı birer beşer.
hepsi yakıldı.
chinaski'ler doğdu, lucia'lar. gerçek, doğmak sanıldı.
bilmiyorsun dostum; sanrı, gerçeği kum üzerinde yıldızlara böler..
boşluktur işte, kötü tanrı, iyi yoktan iyidir.
dünya her gün yeniden yaratılmaz. ve fakat birden uyuyakalırım belki dersin her şeyin ortasında, bir bardak kahve ile; narçiçekler sarar etrafımı. belki işte, saçma yahut değil; inatla belki işte.
sonra kahve içemez olursun. bu, böyle gider dostum.
dostum, baksana; boşluk doldurmaca oynayalım mı?
yadırganan. renkten ve zevkten tartışmasız mahrum -yahut seçimli- olan. edilgen sıfatları şiddetle reddeden. vicdani.
ilk arada, üç sigara sonrası kulakların çınlamaya başlar. sol ya da sağ. farkı mühim değil. dikkatle incelediğinde otobüsü, oturduğun koltuktadır aslında. ki aslı astarı olmayan mastar ekleriyle bezeli kaliteli kumaştandır koltuk. üzerine bırakmışsındır soğusun diye üç beş satır beyaz kağıdı. işte, oradadır. gidip dalmak değildir mes'ele; aslolan kayba meyillidir zira! ve fakat girmişsindir bir kez, çıkmak imkan külfeti dışında..
tadı; yenmeyecek derecede taşlı olandır boşluk. dolandırır.
ilk arada, üç sigara sonrası kulakların çınlamaya başlar. sol ya da sağ. farkı mühim değil. dikkatle incelediğinde otobüsü, oturduğun koltuktadır aslında. ki aslı astarı olmayan mastar ekleriyle bezeli kaliteli kumaştandır koltuk. üzerine bırakmışsındır soğusun diye üç beş satır beyaz kağıdı. işte, oradadır. gidip dalmak değildir mes'ele; aslolan kayba meyillidir zira! ve fakat girmişsindir bir kez, çıkmak imkan külfeti dışında..
tadı; yenmeyecek derecede taşlı olandır boşluk. dolandırır.
q3.sourberry.org:26669 quake 3 arena serverındaki oyunculardan birinin nickidir.
toy bünyelerin bir insanla, uğraşla, işle doldurulabileceğini sandığı ancak hiçbirinin işe yaramadığı; insanın kendisi istemediği sürece hiçbir şeyin ya da kimsenin dolduramayacağı eksiklik.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar