bugün
- osuruktan şiirler59
- yılmaz güney izleyip ahmet kaya dinleyen tip17
- enayimiknatisi ile kavga etmek21
- yılmaz güney filmleri7
- şarapçı koala'nın ulusalcı nefreti10
- avanosun nevşehirde olması5
- ırkçıların geri zekalı olduğu gerçeği4
- sözlüğün boktanlaşması4
- astral seyahate çıkış harcı5
- tarhana çorbası7
- çay içen erkeklerden iğreniyorum ıyy diyen kız5
- farah zeynep abdullah'ın yılmaz güney tweetleri2
- bik bik kız kaçırdı9
- sarapci koala4
- sabah alarmı yapılacak şarkı4
- şah hatayi'nin hataylı olmaması4
- abdullah öcalan10
- game of thrones taki kerhaneci7
- iyilik yaptığın kişinin sana sarı torba demesi4
- bir daha doğmayacak olmak6
- ahmet kaya da dinlerim yılmaz güney de izlerim4
- eğitimde tek tip insan yetiştirme2
- gammazın gammazlanması4
- sözlükte kavga edenlerin gey olması3
- muslettin amca7
- büyük ortadoğu projesi3
- tarhana içenlerin köylü ve eğitimsiz olması10
- alparslan kuytul13
- sevri imzalayanların vatan haini ilan edilmesi3
- bana beyaz toros gönder hadi2
- sözlükte kavga oluyor hissi5
- etimek tatlısı4
- denize girmek2
- reels izleme bağımlılığı6
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek3
- fenerbahçe biraz sert biraz katı9
- sigarayı azaltmak3
- 21 yaşında erkek 31 yaşında kadın ilişkisi4
- fashion tv izleyip 31 çeken tip3
- yasakçı zihniyet15
- nervio yu gammazlamak3
- ekşi sözlük21
- çay demleyip ozan arif kasetleri dinlemek2
- ilk buluşmada 13 pişi yiyen kız12
- gemiden gemiye el sallamak2
- dünyadan düşmek2
- motosiklet sesi2
- trump'ın kanada ile ticaret anlaşması2
- alman yarağı yalayıp tr dekilere terörist demek2
- polisin verilen emrin yasaya uygunluğunu sorgusu12
bir elmasın peşindeki 2 afrikalının hikayesini anlatan, Edward Zwick'in yönettiği, Leonardo DiCaprio ve Djimon Hounsou'nun başrollerini paylaştığı 2 şubat 2007 tarihinde gösterime girecek film.
hiç sıkılmadan izlenen bir aksiyon filmi.
--spoiler--
hikaye 1999 yılında afrika da geçiyor. elmas yüzünden çıkan savaşlar, evsiz kalanlar vs.
leonardo departed tan sonra yine güzel bi iş çıkarmış.
hapisane sahnesinde üstünde elmas olmadığı anlatan zenci bi ara "yook" diye bağırıyo dikkatli izleyin. *
ayrıca bu filmi izledikten sonra elmas isteyen bayan sayısında önemli bi düşüş bekliyorum.
--spoiler--
--spoiler--
hikaye 1999 yılında afrika da geçiyor. elmas yüzünden çıkan savaşlar, evsiz kalanlar vs.
leonardo departed tan sonra yine güzel bi iş çıkarmış.
hapisane sahnesinde üstünde elmas olmadığı anlatan zenci bi ara "yook" diye bağırıyo dikkatli izleyin. *
ayrıca bu filmi izledikten sonra elmas isteyen bayan sayısında önemli bi düşüş bekliyorum.
--spoiler--
jennifer connelly de başrollerdedir.
son derece şiddet öğeleri içeren heyecanlı bir aksiyon filmi. iki tane erkek kovboy öpüşüyo diye ortalığı yıkıp 16 yaş sınırı koyan türk milletinin(brokeback mountain), afrikalı çocukların nasıl öldürdüğünü, öldürüldüğünü, kolların canlı canlı kesildiği, insanların kan revan içinde acı çekerek öldüklerini gösteren bu filme 13 yaş sınır koyması da tekrar aziz nesinin sözünü doğrulamaktadır. (bkz: türk insanının % 60ı aptaldır)
güzel bir filmdir, gidilesidir. ayrıca leonardo'nun oyunculuğuna da diyecek söz yoktur.
sömürünün şekil değiştirerek de olsa devam ettiğini çarpıcı şekilde gösteren, leonardo di caprio'nun iyi bir oyunculuk sergilediği sürükleyici film.
muhakkak izlenmesi gereken,leonardo ile ilgili bütün fikirlerimi alt üsteden film.
--spoiler--
amerika'da abartılan zenci acitasyonunu afrika'ya taşımalarıyla yapılmış bir film. tamam afrika da bunlar oluyor ama siyahiler bunu kendilerine rant sağlamak için kullanıyorlar. bize renkli diyorlar, bize iş vermiyorlar diyip beyaz bir işçiyle farkı olmamasına rağmen o yarattığı ortamdan yararlanarak onun önüne geçiyor. benim demek istediğim anlatmak istediğim ırkçılık, beyaz-siyah kavgası değil, benim demek istediğim onların bizden farkı yok. herkes eşit haklara sahip olmalı, fazlasına değil. amerika'da bir dönem yapılanlar doğru değil zaten onun sonrasında siyahi vatandaşlara büyük imtiyazlar tanındı, nerdeyse her şirkete bir siyahi işçi alınması şart koşuldu.
--spoiler--
şimdi filmle ne alakası var derseniz filmin sonunda* * djimon hounsou çağırıp bir konuşma yapmasını istiyorlar. herif geliyor, bunlar ayağa kalkıp alkışlıyor. yani sana afferim iyi acı çekmissin, yanındayık ayakları. zaten bürokrasi de bundan fazlasını yapamaz, yapmaz. ama film izlenebilirlik açısından gayet iyiydi, çocuk askerlerin ise bir kez daha öne çıkarılması yeniden hatırlatılması filmin artılarından.
amerika'da abartılan zenci acitasyonunu afrika'ya taşımalarıyla yapılmış bir film. tamam afrika da bunlar oluyor ama siyahiler bunu kendilerine rant sağlamak için kullanıyorlar. bize renkli diyorlar, bize iş vermiyorlar diyip beyaz bir işçiyle farkı olmamasına rağmen o yarattığı ortamdan yararlanarak onun önüne geçiyor. benim demek istediğim anlatmak istediğim ırkçılık, beyaz-siyah kavgası değil, benim demek istediğim onların bizden farkı yok. herkes eşit haklara sahip olmalı, fazlasına değil. amerika'da bir dönem yapılanlar doğru değil zaten onun sonrasında siyahi vatandaşlara büyük imtiyazlar tanındı, nerdeyse her şirkete bir siyahi işçi alınması şart koşuldu.
--spoiler--
şimdi filmle ne alakası var derseniz filmin sonunda* * djimon hounsou çağırıp bir konuşma yapmasını istiyorlar. herif geliyor, bunlar ayağa kalkıp alkışlıyor. yani sana afferim iyi acı çekmissin, yanındayık ayakları. zaten bürokrasi de bundan fazlasını yapamaz, yapmaz. ama film izlenebilirlik açısından gayet iyiydi, çocuk askerlerin ise bir kez daha öne çıkarılması yeniden hatırlatılması filmin artılarından.
güzel bir konu ve güzel bir film olmasına rağmen bazı sahneleri çok uzun tutulmuş ve gereksiz bazı sahneler var bu yüzden filmden bazen kopmalar yaşıyabiliyorsunuz.... ayrıca benden size bir öneri filmden önce veya film sırasında bol su içmeyin...
gösterime girmeden 1 ay önce dvd'sini bulup ps2'imde izlediğim ve gerek işlediği konunun ilginçliğinden gerekse leonardo di caprio ve diğer ismini hatırlayamdığım zenci aktörün performansından etkilendiğim film.
tektaş isteyen hatunların mutlaka götürülmesi gereken film.
leonardo dicaprio'nun, scorsese'nin the departed'ından sonra oyunculuk olarak yine tavan yaptığı film olmuştur.. filmde konu akışı insanı çok fazla sıkmıyor, heyecan sürekli tırmanıyor.. ancak filmde insanın içini acıtan gerçek ise, yıllar önce bu elmasları çıkarabilmek ve koruyabilmek için el kadar çocukların çalıştırılması ve silahlandırılması olmuştur..
leonardo dicaprio'ya artık oscar verilmesini gerekli kılan filmdir.
gerek konusu, teması ve gerek oyuncularıyla hafızaya her karesi kazınan harika bir film.lenardo di caprio ya yakışmış en güzel film diyebilirim.
leonardo di caprio'nun oyunculuğuyla herkesi şaşırttığı pek bir geliştirmiş kendini dedirten güzel izlenesi klasik amerikan filmi...
soundtrackleri ayrı güzel olan film, özellikle asilerin arabayla gezdikleri sahnelerdeki şarkılar çok gazdır.city of god'dan sonra çocuk ve şiddet gerçeğini kafamıza kazıyan film olmuştur.
herkese film tadında gelsede yıllarca yaşanmış gerçek olayları anlatan, afrika nın nasıl fakir kaldığını tüm insanlara gösteren bir başyapıt. ayrıca adını hatırlayamadığım gazeteci kızımızın "dünya bu elmasların nasıl çıkarıldığını görünce, elmas almaktan vageçecek ve afrika daki bu eziyet te böyle son bulacak." sözleri filmin yapılış amacını çok güzel bir biçimde ortaya koyuyor.
leonardo di caprio dışında oldukça etkileyici ve epik bir film.edward zwick gerçekten bir filmi nasıl epik hale getireceğini çok iyi biliyor...
izledikten sonra kızların birdaha tek taş istememesi gerektiğini düşündüğüm filmdir. izlenmesi şarttır. eğer sinemaya gitmek istiyorum acaba hangi filme gitsem diye düşünüyorsanız zaten gözünüzün önünde derim diğer saçma gençlik komedileri veya boş şiddetin yanında duran bu film oscarlıktır.
bir kara afrika filminde bile beyaz bir kahraman.öpeyim o soluk benizli kahramanınızı dedirten film.sömürdüğünüz yetmedi bir de dalga geçmek öyle mi?
fuck you beyaz adam
fuck you beyaz adam
edward zwick anlıyor bu işten duygusunu bünyede doruklara çıkartan film.
ilk başlarda öff pöff nidalarıyla birlikte izlenebilen, sonralarında off be neydi amaa cümleleriyle hisler anlatılmaya çalışılan film.
izleyip izleyebileceğim en iyi filmlerden birisidir. verdiği sosyal mesaj ise gerçekten içler acısıdır.
tamam mesaj güzel, zaten anlayan anlar ama benim fiziksel boyutlarıyla ilgili ciddi rahatsızlıklarımın olduğu filmdir. birincisi çatışma sahnelerinin çok başarısız olduğunu söylemeliyim misal the matrix reloaded'da araçla takip sahnesinde atılan her mermi aracın belirli yerlerinde gözümüze girercesine delikler açarken burda adeta pıt pıt diye araçların üzerinde sekmekte, bir iki cam kırılmasıyla ambiyans yaratılmaya çalışılmaktadır, dahası elmasların ne şekilde elde edildiğinin üzerinde çok az durulmuş, adeta fincancı katırlarını ürkütmemek hedeflenmiştir, di caprio'nun oyunculuğu tamam vasat veya vasatın biraz üzerindedir ama filmin sonlarına yakın ne zaman nasıl vurulduğu belli değildir, eğer vurulduğu anda ciddi tepki vermiyorsa bence o yara en ağır koşul itibariyle bir sıyrık olmalıdır, sıyrıktan ölen birisi de ne derece inandırıcıdır orasını size bırakıyorum. özetlemek gerekirse iyi film, güzel film ama bazı noktalar çok üstünkörü geçilmiş bana kalırsa.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar