1. 1.
    devlet kul değildir, canlı da değildir o zaman islam devleti, hristiyan vs. devleti diye birşey olamaz. bu bağlamda, kul olan bireyin dini olur, dindarsa.
    2 ... hyperion
  2. 2.
    bireyin dini olur sav ı doğru ve mantıklı bir sav olmak ile birlikte bireysel dini görüşünü devlet bünyesinde ülke yönetimine yansıtmak ve bunu bireysellikten dışa vurup ülke geneline yayma arzusu ve isteğinde bulunanlar sav ı bazı zaman tehlikeli kılmaktadır. kişi profiline ve kişiliğine göre o kişi için sanki kendi içsel huzuru ve inancı değilde yaşadığı devletin dini ve inancı önemliymiş gibi bir tutum içinde olur ve bunu sergiler. ancak bu sav doğrudur.
    ... pink_floyd
  3. 3.
    yanlış önermedir. devleti 'idame ettiren' insanlardır eninde sonunda. olsa olsa tarafsız devlet olur...
    1 ... cryptic
  4. 4.
    (bkz: devletin dini olur bireyin olmaz)
    1 ... soyle-boyle
  5. 5.
    nasıl ki biri çıkıp da devletin tuttuğu takım galatasaray'dır veya fenerdir, bjkdir dese biz bunu adamın şaşkınlığına verirsek keza tıpatıp aynı şekilde söyleyenin şaşkınlığına vermemiz gereken düşüncedir, kesinlikle ajitasyon değil cuk oturmuş ve bilinçle verilmiş bir örnektir. Din hissiyatla alakalı bir mevzudur, içsel bir mekanızmadır; devlette ise his falan yoktur, tüzel kişiliğin aslında bildiğimiz anlamda kişilikle alakası dahi olmayıp sadece bürokrasi tabanlı kurumsal bir kavramdır (bkz: max weber)
    Kaldı ki bunun samimi dindar vatandaşlar tarafından kabul görmemesi için tek bir sebep dahi yoktur. Konunun türban veya cuma hutbeleri gibi uzantılardan bağımsız ele alınması icab etmekte olup böyle çıkarımlara zemin oluşturmak amaçlı savunumlar dinin siyasete alet edilmesinden başka birşeye yol açmazlar.

    Velev ki eğer devletin dini olmazsa, bu durumda devlet en başta,

    -okullardan din dersini kaldırmalıdır

    - camilerden elini ayağını çekmelidir

    -örtülü sünnilik propagandası yapmamalıdır

    -diyanet işlerini lağv etmelidir

    -kimliklerden din ibaresini kaldırmalıdır

    ama yok devlet herşeyi kendi pragmatist görüşleri doğrultusunda ele alırsa, o halde devletin demokratlığından söz etmek abesle iştigale meyledip, tüm bu sorunsalın cevapsız kalmasını sürdürmekten başka hiçbir işe yaramaz.
    1 -1 ... fena halde leman
  6. 6.
    din kitlelere inmiş bir manevi inanış bütünüdür. dünya üzerinde inanılan hiçbir dinde; allah tarafından devlet ya da kavimlere ''kendi dininizden lider seçin'' şartı koşulmamıştır. çünkü din şahsın özelidir ve her koyun kendi bacağından asılacağı için, din sadece kişiyi enterese eder. devlet sadece yönetenler topluluğudur. bunların için de farklı inanış mensupları olabilir. yani müslüman bir ülkeyi bir yahudi lider, budist bir ülkeyi bir müslüman yönetebilir. bu tüm dünya da kabul görmüş bir savdır. savdan öte sentezdir. çünkü inanılan tüm dinler de, yaratan güç halklara eşitliği, hoşgörülü olmayı, adil yönetimi emreder.

    yani müslüman bir ülkeyi adalet ve refah içinde yöneten bir musevi lider yüzünden, allah o ülkeyi helak etmez ya da o topraklar da ikamet edenleri cehennem ile cezalandırmaz. bunun en büyük örneği osmanlıdır. 3 kıtaya hükmeden bir imparatorlukken, birçok farklı inanışı koynunda beslemiş ve hepsinin hayır duasını almıştır.

    fatihin istanbulu fethine yakın bir zaman da, baş psikopos ''constantinapoliste bizans miğferi yerine, osmanlı kavuğu görmek isterim'' demiştir. işte burda olay kırılmaktadır.

    allah, din, kitap, islam deyip, çalıp, soyup, milletin anasını ağlatan bir müslüman lider yerine, adil, hoşgörülü, demokrat ve laikliğin ne olduğunu bilen bir ateist lider çok daha makbuldür. işte devletin dini olmaz sözünün en iyi indirgenmiş versiyonu da budur, bunu da anlamayana sivrisinekler incesaz ekibi yollanmalıdır...
    -2 ... karpuzkabugu
  7. 7.
    yanlis bir onermedir. soyle ki; eğer bir devleti oluşturan bireylerin büyük çoğunluğu aynı dine mensupsa artık o aynı zamanda devletin de dinidir. örnek mi istiyorsunuz;
    (bkz: israil)
    (bkz: vatikan)
    (bkz: suudi arabistan)
    3 -2 ... fewzi1907
  8. 8.
    devletin cinsiyeti de olmaz.
    (bkz: ipne amerika)
    ... kaptanreis
  9. 9.
    pek doğrudur, ancak;

    türkiye en büyük hüsranı yanlış din öğretileri yüzünden ilerleme ve gelişme güdüsünden yoksun kalmış bireylerden ötürü yaşadığı için, ne yazık ki "doğru" ve "ilerleyebilir" bir din öğretisini kendi elleriyle vermek zorunda kalmıştır.

    ancak bunda ne kadar başarılı olduğu su götürür.
    1 -1 ... bl
  10. 10.
    kaldı ki, bir devletteki bireylerin, daha doğrusu "vatandaşların çoğunluğu belli bir dine mensupsa, o devlet o dinin devleti olur" önermesi külli yanlıştır.

    bu dediğiniz demokratik olmayan, cumhuriyetle hiç alakası olmayan devletler için geçerlidir ve oldukça geçmişte kalmıştır. şöyle ki, eski türk devletlerinde arkasına yeterli gücü alan, yeterli çoğunlukta askeri olan komutan devletin başına geçebilir ve kendini hakan ilan edebilirdi.

    bahsettiğimiz seneler nedir? 1400 - 1500 mü?.. belki daha da eski...

    yani insanlığın 500 600 yıldır biriktirdiği bir devlet anlayışıyla reddedilen; artık günümüzde dünya üzerindeki hiçbir devlet kurumunda olmayan -belki aşırı geri kalmış afrika devletleri dışında- bir mantık bu çoğunluğun desteği mantığı.

    artık, bu konudaki en önemli husus, devletin vatandaşları arasında en uygun ve en eşit yönetimi sağlayabilmesi ve bu şekilde barışçıl ve gerginliklerin en aza indirgendiği ve yönetim şeklini benimsemesi...

    kaldı ki günümüzde yaşadığımız sancılar, laik'liğin ve eşit davranışın hem laiklik savunucularınca, hem de -ve daha çok da- laikliğe karşıt düşünceli kesimlerce yıpratılmasından kaynaklanmakta. örnek vermek gerekirse günümüzdeki başbakan rahatlıkla yönetimle alakalı bir mevzuda "ulemanın işidir" diyebilmekte, meclis başkanı "dindar cumhurbaşkanı seçeceğiz" diyebilmekte.

    benzer şekilde karşı kesim de, bu tarz adamlara eşlenik bir umursamazlıkta tavırlar takınarak, adeta yapılan yanlışa çanak tutmaktalar...

    umursamamız gereken, ilkeli bir yönetimde başarı ve performans ölçüleriyle yükselmenin mümkün olduğu; hiçbir ilkenin evrensel ve analitik kriterlere göre daha iyisi bulunmadan değiştirilmeye çalışılmayacağı ve huzurlu bir ortamın devam ettirilmesi için azami dikkatin gösterileceği; sorumlu yöneticilerce, iyi bir denetim mekanızmasıyla yolsuzluktan ve kirlenmeden arındırılmış bir devlet yönetimini tahsis etmek; ve insan haklarına saygılı, vatandaşlarına eşit davranabilen ve davranabilmek için gerekirse kısıtlama dahi yapabilen bir devlete ulaşmak için çalışmamızın gerektiğidir.
    2 ... bl