bugün

m.s. 2. yüzyılda iskenderiye’de (bkz: basilides) tarafından temelleri atılan, hristiyanlığın en kafası karışık ama bir o kadar da yaratıcı olan gnostik (bkz: gnostisizm) mezhebi. bugünün ana akım hristiyanlığına bakıp "olay bu muymuş?" diyenlerin aksine, adamlar mevzuyu resmen bir bilim kurgu evrenine çevirmişler.

olayın özü şu: bu abiler diyor ki, en tepede ismi bile olmayan, tanınamaz, hiçlikten gelen bir baba vardır. bu baba öyle yücedir ki ona tanrı demek bile hakarettir. bu baba'dan aşağıya doğru bir ışık sızması başlar ve tam 365 tane gökyüzü katmanı oluşur (bkz: 365). her katmanın kendi melekleri ve yöneticileri vardır. bizim yaşadığımız bu maddi dünya ise o 365 katmanın en altındaki, tabiri caizse bodrum katıdır. buranın yöneticisi de (bkz: demiurgos) dedikleri, aslında gerçek tanrı olmayan ama kendini tanrı sanan sinirli bir arkadaştır (bkz: yahudilerin tanrısı).

burada devreye (bkz: abraxas) giriyor. basilideanlar için abraxas, bu 365 katmanın toplam enerjisini ve gizemini temsil eden sembolik bir figürdür. harf değerlerinin toplamı (bkz: gematria) tam olarak 365’i verir. horoz kafalı, yılan bacaklı bu figürü tılsımlarına kazıyıp "biz üst katlara çıkmanın şifresini biliyoruz" mesajı verirlerdi.

en can alıcı ve kiliseyi bugün bile çileden çıkartan iddiaları ise (bkz: çarmıh) meselesidir. basilides'e göre isa aslında ölmemiştir. tam çarmıha gerileceği sırada bir illüzyonla görüntüsünü (bkz: kireneli simun) ile değiştirmiş, simun acılar içinde can verirken isa kenarda durup bu duruma gülmüştür. çünkü onlara göre tanrı’nın elçisi gibi yüce bir varlık, pis ve aşağılık olan maddeye bedene yenilip ölmez. kurtuluş ise sadece bu gizli bilgiye (bkz: gnosis) sahip olan ruhların, öldükten sonra o 365 katmanı tek tek aşarak en tepedeki babaya ulaşmasıyla mümkündür.

tarihi referans isterseniz bu ekip hakkındaki bilgilerin çoğunu aslında onları yok etmeye çalışan heretik avcısıkilise babalarından öğreniyoruz. (bkz: lyonlu irenaeus) adversus haereses adlı eserinde bunları yerin dibine sokar, (bkz: hippolytus) ise felsefi saçmalıklarını tiye alır. ancak 4. yüzyılda (bkz: iznik konsili) sonrası ortalık temizlenirken bu arkadaşlar da yeraltına inmek zorunda kalmış, geriye sadece gizemli abraxas taşları bırakmışlardır.

özetle; hristiyanlığı platon felsefesi, babil astrolojisi ve mısır büyücülüğüyle mikserden geçirip servis eden, döneminin en entelektüel ama en sapkın ilan edilen grubudur. (bkz: carl gustav jung) bile yıllar sonra bu adamların psikolojik derinliğine hayran kalıp septem sermones ad mortuos (bkz: ölülere yedi nush) kitabında abraxas'ı tekrar diriltmiştir
© copyright 2005 - 2026