bugün
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı57
- mantı abartılmış balon bir yemektir5
- dünya kupasında en az çeyrek final yaparız3
- erkeklerin 35 yaşından sonra çökmesi4
- milli maçı izlemeyen erkek22
- uzun zamandır aktif olmayan birinci nesil yazarlık7
- derinliğimizi anlayabilecek düzeyde kadın olmaması6
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi7
- 14 haziran 2026 maden işçilerine silahlı saldırı2
- avustralya8
- 19 haziran 2026 paraguay türkiye maçı5
- şirine hangi şirinle evlenirdi sorunsalı5
- onu anlatsana biraz3
- squat yapan kız2
- byd türkiye fabrikasını askıya aldı7
- tuğba kuruyemiş3
- türkiye11
- manidar pekmez2
- 14 haziran 2026 brezilya fas maçı3
- vincenzo montella8
- evlenmeyi başaramamış kadın2
- herkesin bir yerde yanlış olduğu2
- o kadar kadın varken neden onu beğendim sorusu4
- ciddi ciddi maymundan geldiğine inanmak16
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı2
- hepinizin bana aşık olduğunu düşünüyorum2
- yahudilerin bu kadar zengin olmasının nedeni8
- bir kızı doyurmak7
- migros'ta şarap seçen yalnız ve hüzünlü kadınlar5
- muşlettin geldi topu aldı vurdu goooooolll8
- kadınlar neyden hoşlanır8
- yunan adaları2
- anın görüntüsü17
- türkiye yapay zeka eylem planı2
- bir kadının aşkım prensim dediği erkek olmak3
- özel okulların dolup taştığı kriz ülkesi4
- nakliyat2
- fas3
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı20
- uysaljakoben9
- avustralya 0 türkiye 75
- bir şeyler söyle9
- tanrıyı görmek için 12 yıldır oturmayan adam5
- avustralyalıların iri yarı olması5
- chp'nin hali ne olacak58
- en iyi antidepresan18
- futbol3
- kemalizm3
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi18
- uludagsözlük ilk yapay zeka moderasyon başarısı9
#19585728 burada özetlenmiştir.
Çok ağır bir tadı vardır.
tek başına oldukça lezzetsizdir.
fakat limon sıkılıp,etrafına dereotu serpiştirilir,sarımsaklı yoğurt ilave edilirse; harika bir yiyecek haline geliyor.
fakat limon sıkılıp,etrafına dereotu serpiştirilir,sarımsaklı yoğurt ilave edilirse; harika bir yiyecek haline geliyor.
iki tabak üst üste yenildiğinde içindeki dopamin maddesinden dolayı geçici zehirlenme yapandır. bir tabak yeterli illa ki yenilecekse 2. tabak 12 saat sonra.
halk arasında " delisi tuttu " denilen olay.
halk arasında " delisi tuttu " denilen olay.
Normalde sevmediğim bir yemek.. annem yapınca mecbur yemek zorunda kalıyorum.
Ama takip ettim bu yemeği ne zaman yesem midemde hazımsızlık ve bulantı oluyor.. alerji falan mı yapıyor dedim internetten baktım ama belirtiler pekte uymuyor enteresan.
Ama takip ettim bu yemeği ne zaman yesem midemde hazımsızlık ve bulantı oluyor.. alerji falan mı yapıyor dedim internetten baktım ama belirtiler pekte uymuyor enteresan.
fasülyeden daha sert tadı olan ve aşırı tüketildiğinde kimi bünyelerde alerji yapan güçlü bir bitki.
ancak haşlanmışının üzerine limon, zeytinyağı ve dövülmüş sarmısak ilave edildiğinde tabi bir börülce kadar olmasa da iyi yenebiliyor.
ancak haşlanmışının üzerine limon, zeytinyağı ve dövülmüş sarmısak ilave edildiğinde tabi bir börülce kadar olmasa da iyi yenebiliyor.
Kimin neden tüketme ihtiyacı hissettiğini anlayamadığım bitki. Bayramda bakla ayıkladım bir saat. Yine çok çılgınım.
(img:#1876609)
Muğlalı anneanneniz varsa bahçenizde bulunan.
Muğlalı anneanneniz varsa bahçenizde bulunan.
Yesek de olsa.
Bayıldığım yemeklerden biri.
enginar ile fantastik bir ikili olurlar. Denemeyenler denesin bu besini, kendinizi şanslı hissedeceğinize eminim.
efendim bir süredir diyetteyim üzerinize afiyet bir bok yiyemiyorum, öyle aç aç dolaşıyorum... (ne diyeti diye soracak olan varsa şimdiden cevap vereyim; "bok diyeti"! o kadar ki, neler yiyemeyeceğimi yazmak yerine sadece yiyebileceklerimi yazmışlar, o da bir a4 kağıdının yarısına sığıyor yani... gerisini siz düşünün)
diyete başladığım günlerde karşıma çıkan üst kat komşum emekli öğretmen ve mazbut-Kemalist cumhuriyet kadını Necla Hanım'ın da listeyi görmeye fırsatı oldu ve ilk fark ettiği de elbette; bakla!
bu arada şu "mazbut Kemalist cumhuriyet kadını" lafını habire kullanıp dururum izmirli emekli öğretmenler için, bir gün bir dangalağın teki mesaj atmış küfürler yağdırıyor; "öğretmenlerle dalga geçip duruyorsun Atatürk düşmanı" diyerek... oysa dalga geçtiğim yok, böyle bir tarzı var emekli kadınların...
"ha bilmiyorum ne tarzı o" diyecek olanlar için açayım bari konuyu; nasıl ki köktendincilerin çarşafı yada siyasal-islamcıların türbanı vardır, Kemalistlerin de tayyör etekleri simge yerine geçer.
Rengi koyudur. Moda ne kadar değişirse değişsin, o tayyör-etek hiç değişmez. Çünkü hem Batılı görünmek hem de fazla ileri gitmemek, açılıp saçılmamak gerekmektedir. inönü Atatürkçülüğü'nde cinsellik yoktur.
Rahibe, eline evlenmeden erkek eli de değdirmez tabii. "Görücü usulüyle" değil, "konuşup anlaşarak" evlenir ama cinsellik sonra devreye girecektir. Cinsellik esas olarak çocuk yapmakta kullanılacak, genellikle orgazm nedir bilinmeyecektir. ayrıca cinsellikte öyle pozisyon falan yok, ölü kurbağa gibi yatar yatakta bu fraksiyonun dişileri.
Saçlar topuz yapılacaktır, uzun saç makbul değildir. Ayakkabılar mutlaka siyah, mutlaka kısa ve kalın topuklu, burnu mutlaka yuvarlaktır. Açık ayakkabıyı solcu yada liboş yellozlar giyerler, karşı devrimci ve de hafif oynak olduklarından...
Tayyörün altına, beyaz bluz giyilir. Bluzun yakası fırfırlıdır.
Takı, yalnızca ve yalnızca "alyans" olabilir, bu yüzük ilk darbede, darbecilere para lazım olduğunda devlete hibe edilecek ve yerine iftiharla bir teneke takılacaktır.
Aksesuar olarak uzun saplı bir "avukat hanım çantası" düşünülebilir ama rahibe esas olarak bir devlet dairesinde çalışır.
Kocası da memurdur. Ya da memur kafalıdır. (zaten öğretmen öğretmeni bulur genelde)
Kocası her akşam çeyrek küçük şişe Yeni Rakı içer, ne eksik ne fazla. Etikete kalemle de işaret koyar belki.
Vatanın her köşesinin bir olduğunu düşünür ama taşraya gitmemek için de her türlü torpil dümen döndürür.
Eve mütemadiyen sözcü gazetesi girer, Para durumu uygunsa bir de cumhuriyet alınabilir.
Rahibe, yabancı dil bilmez. Genellikle kitap okumaz, okursa da Turgut Özakman okur. doğurganlığını kaybetmiş olan yaşlı kesimi Aka Gündüz okur, belki bir de Yakup Kadri'nin "Yaban" romanı, bir de Reşat Nuri'nin "Yeşil Gece" ... Tabii, "Vadim O Kadar Yeşildi Ki..." isimli eseri de unutmayalım.
Hobileri arasında, kapıcının karısına okuma yazma öğretmek gibi faydalı uğraşlar da vardır.
Evde genellikle kaçıncı derecenin kaçıncı kademesine ne kadar zam gelebileceği tartışılır, gericilere oy veren cahil halka kızılır, işçi küçümsenir, köylüden nefret edilir.
Köy Enstitüleri'nin kapatılmış olmaları da ayrı bir üzüntü kaynağıdır elbette, daima konusu açılır akşam yemeklerinde ve yas tutulur. o gece sevişilmez.
Rahibenin iyice başına menopoz vurmuş olanı da, elinde bayrağıyla katıldığı cumhuriyet mitinginlerinde "yaşasın cumhuriyet" diye bağırarak kendini yerlere atar. (sanki başka bir şekilde yönetilebilme ihtimalimiz varmış gibi...) Sonra pişman olur, çünkü kirlenen tayyör-eteğin temizleyici ücreti aile bütçesini zorlayacaktır.
ya konu nereden nereye geldi amına koyayım! ne diyorduk?
evet. üst kat komşum emekli öğretmen Necla hanım da aynen bu tipte klişe bir kadın. tek farkı, kocası rahmetlik olmuş, kendisi de doğurganlığını kaybetmiş, kafasını hep incir çekirdeğini doldurmayacak kadar ıvır zıvıra çalıştıran muhterem bir teyzemiz.
hani baklayı da hiç sevmem, yazacak başka bir şey kalmamış gibi bunu yazmışlar listeye...
tam sabah işe gitmek için evden çıkıyorum, "aberystwyth" diye sesleniyor bana üst kattan. "akşam iş dönüşü eve girmeden önce bana uğra, sana bir tabak bakla yemeği vereyim"...
Necla hanım 55-60 yaşlarında, 1.70 boylarında, yalnız başına yaşayan enfes bir kadın. "enfesliği" elbette tipinden yada davranışından değil apartmanın yöneticisi olması ve benden aidat almama kıyağı geçmesinden kaynaklanıyor...
yemin ediyorum bütün gün o bakla yemeğinden nasıl kaçarım diye düşünüp dururken bir an ülkeyi terk etmeye bile karar vermiştim oysa!
kaçamadım... kapının daha 1. kilidini çevirmem ve o çıkan "ttrrkk" sesinin ardından, koşar adım elinde bakla yemeği ile bitti kapımda!
a- aaa Necla hanım, ya benim aidat borcum var mı? (o baklayı yememek için tüm aidat borçlarımı tek kalemde kapatabilirim mesajı veriyorum ama karı anlamıyor)
n- kes! aberystwyth ben sana bana uğra demedim mi?
a- (karı emekli öğretmen, o avuç içi kim bilir kaç gencin yüzüne 2 tokat aşk etmek için indi, sakinim) Necla hanım tamamen aklımdan çıkmış, yemin ederim, allah-kuran-Mushaf çarpsın ki unutmuşum. yani çarpılmam diye umuyorum...
n- yoksa sen bakla sevmiyorsun musun? hani siz ne yapsanız ben yerim demiştin?
a- (hay onu söyleyen ağzıma suratıma köpekler işesin benim...) olur mu hiç öyle şey Necla hanım, ben bayılırım baklaya, ateşim 40'a vurduğunda bakla bakla diye sayıklarım ben.
n- tamam kes tıraşı, yoğurdun var mı?
a- yok ama mayalayayım sütü, yarına olur inşallah...
n- bekle sana yoğurt getireyim...
karı yoğurdu da getirdi, tam kapıyı kapatıyorum, "hayır yediğini göreceğim" deyip içeriye de girdi... o baklanın her tanesini yoğurda bulaya bulaya nasıl yedim bir bilseniz a dostlar!
eeeyy yeri, göğü, gezegenleri, yıldızları, galaksileri yaratan rabbim! baklayı sen yaratmış olamazsın!
ayrıca sana da saygımı yitirdim Necla!
fetöcü Necla!
orospu Necla!
diyete başladığım günlerde karşıma çıkan üst kat komşum emekli öğretmen ve mazbut-Kemalist cumhuriyet kadını Necla Hanım'ın da listeyi görmeye fırsatı oldu ve ilk fark ettiği de elbette; bakla!
bu arada şu "mazbut Kemalist cumhuriyet kadını" lafını habire kullanıp dururum izmirli emekli öğretmenler için, bir gün bir dangalağın teki mesaj atmış küfürler yağdırıyor; "öğretmenlerle dalga geçip duruyorsun Atatürk düşmanı" diyerek... oysa dalga geçtiğim yok, böyle bir tarzı var emekli kadınların...
"ha bilmiyorum ne tarzı o" diyecek olanlar için açayım bari konuyu; nasıl ki köktendincilerin çarşafı yada siyasal-islamcıların türbanı vardır, Kemalistlerin de tayyör etekleri simge yerine geçer.
Rengi koyudur. Moda ne kadar değişirse değişsin, o tayyör-etek hiç değişmez. Çünkü hem Batılı görünmek hem de fazla ileri gitmemek, açılıp saçılmamak gerekmektedir. inönü Atatürkçülüğü'nde cinsellik yoktur.
Rahibe, eline evlenmeden erkek eli de değdirmez tabii. "Görücü usulüyle" değil, "konuşup anlaşarak" evlenir ama cinsellik sonra devreye girecektir. Cinsellik esas olarak çocuk yapmakta kullanılacak, genellikle orgazm nedir bilinmeyecektir. ayrıca cinsellikte öyle pozisyon falan yok, ölü kurbağa gibi yatar yatakta bu fraksiyonun dişileri.
Saçlar topuz yapılacaktır, uzun saç makbul değildir. Ayakkabılar mutlaka siyah, mutlaka kısa ve kalın topuklu, burnu mutlaka yuvarlaktır. Açık ayakkabıyı solcu yada liboş yellozlar giyerler, karşı devrimci ve de hafif oynak olduklarından...
Tayyörün altına, beyaz bluz giyilir. Bluzun yakası fırfırlıdır.
Takı, yalnızca ve yalnızca "alyans" olabilir, bu yüzük ilk darbede, darbecilere para lazım olduğunda devlete hibe edilecek ve yerine iftiharla bir teneke takılacaktır.
Aksesuar olarak uzun saplı bir "avukat hanım çantası" düşünülebilir ama rahibe esas olarak bir devlet dairesinde çalışır.
Kocası da memurdur. Ya da memur kafalıdır. (zaten öğretmen öğretmeni bulur genelde)
Kocası her akşam çeyrek küçük şişe Yeni Rakı içer, ne eksik ne fazla. Etikete kalemle de işaret koyar belki.
Vatanın her köşesinin bir olduğunu düşünür ama taşraya gitmemek için de her türlü torpil dümen döndürür.
Eve mütemadiyen sözcü gazetesi girer, Para durumu uygunsa bir de cumhuriyet alınabilir.
Rahibe, yabancı dil bilmez. Genellikle kitap okumaz, okursa da Turgut Özakman okur. doğurganlığını kaybetmiş olan yaşlı kesimi Aka Gündüz okur, belki bir de Yakup Kadri'nin "Yaban" romanı, bir de Reşat Nuri'nin "Yeşil Gece" ... Tabii, "Vadim O Kadar Yeşildi Ki..." isimli eseri de unutmayalım.
Hobileri arasında, kapıcının karısına okuma yazma öğretmek gibi faydalı uğraşlar da vardır.
Evde genellikle kaçıncı derecenin kaçıncı kademesine ne kadar zam gelebileceği tartışılır, gericilere oy veren cahil halka kızılır, işçi küçümsenir, köylüden nefret edilir.
Köy Enstitüleri'nin kapatılmış olmaları da ayrı bir üzüntü kaynağıdır elbette, daima konusu açılır akşam yemeklerinde ve yas tutulur. o gece sevişilmez.
Rahibenin iyice başına menopoz vurmuş olanı da, elinde bayrağıyla katıldığı cumhuriyet mitinginlerinde "yaşasın cumhuriyet" diye bağırarak kendini yerlere atar. (sanki başka bir şekilde yönetilebilme ihtimalimiz varmış gibi...) Sonra pişman olur, çünkü kirlenen tayyör-eteğin temizleyici ücreti aile bütçesini zorlayacaktır.
ya konu nereden nereye geldi amına koyayım! ne diyorduk?
evet. üst kat komşum emekli öğretmen Necla hanım da aynen bu tipte klişe bir kadın. tek farkı, kocası rahmetlik olmuş, kendisi de doğurganlığını kaybetmiş, kafasını hep incir çekirdeğini doldurmayacak kadar ıvır zıvıra çalıştıran muhterem bir teyzemiz.
hani baklayı da hiç sevmem, yazacak başka bir şey kalmamış gibi bunu yazmışlar listeye...
tam sabah işe gitmek için evden çıkıyorum, "aberystwyth" diye sesleniyor bana üst kattan. "akşam iş dönüşü eve girmeden önce bana uğra, sana bir tabak bakla yemeği vereyim"...
Necla hanım 55-60 yaşlarında, 1.70 boylarında, yalnız başına yaşayan enfes bir kadın. "enfesliği" elbette tipinden yada davranışından değil apartmanın yöneticisi olması ve benden aidat almama kıyağı geçmesinden kaynaklanıyor...
yemin ediyorum bütün gün o bakla yemeğinden nasıl kaçarım diye düşünüp dururken bir an ülkeyi terk etmeye bile karar vermiştim oysa!
kaçamadım... kapının daha 1. kilidini çevirmem ve o çıkan "ttrrkk" sesinin ardından, koşar adım elinde bakla yemeği ile bitti kapımda!
a- aaa Necla hanım, ya benim aidat borcum var mı? (o baklayı yememek için tüm aidat borçlarımı tek kalemde kapatabilirim mesajı veriyorum ama karı anlamıyor)
n- kes! aberystwyth ben sana bana uğra demedim mi?
a- (karı emekli öğretmen, o avuç içi kim bilir kaç gencin yüzüne 2 tokat aşk etmek için indi, sakinim) Necla hanım tamamen aklımdan çıkmış, yemin ederim, allah-kuran-Mushaf çarpsın ki unutmuşum. yani çarpılmam diye umuyorum...
n- yoksa sen bakla sevmiyorsun musun? hani siz ne yapsanız ben yerim demiştin?
a- (hay onu söyleyen ağzıma suratıma köpekler işesin benim...) olur mu hiç öyle şey Necla hanım, ben bayılırım baklaya, ateşim 40'a vurduğunda bakla bakla diye sayıklarım ben.
n- tamam kes tıraşı, yoğurdun var mı?
a- yok ama mayalayayım sütü, yarına olur inşallah...
n- bekle sana yoğurt getireyim...
karı yoğurdu da getirdi, tam kapıyı kapatıyorum, "hayır yediğini göreceğim" deyip içeriye de girdi... o baklanın her tanesini yoğurda bulaya bulaya nasıl yedim bir bilseniz a dostlar!
eeeyy yeri, göğü, gezegenleri, yıldızları, galaksileri yaratan rabbim! baklayı sen yaratmış olamazsın!
ayrıca sana da saygımı yitirdim Necla!
fetöcü Necla!
orospu Necla!
yedikçe yenesi gelen sebze. evet.
iğrenç bir sebze. Evet.
Bakla nedir ya? Baklava değil, fasulye de olamamış. Ortada kalmış lakayt bir sebze.
doğduğum mahalledeki yan dairedeki komşu kocasından boşanmış, yalnız yaşayan bir kadındı.
egeli değildi ama çok iyi zeytinyağlı yemek yapardı ve en çok zeytinyağlı yemek severmiş.
küçük bir çocukken bana zeytinyağlı yoğurtlu bakla yedirdiğini hatırlıyorum, annem pişirse yemezdim.
t : biraz sert, acımtırak bir tadı olan fasülyemsi sebze.
egeli değildi ama çok iyi zeytinyağlı yemek yapardı ve en çok zeytinyağlı yemek severmiş.
küçük bir çocukken bana zeytinyağlı yoğurtlu bakla yedirdiğini hatırlıyorum, annem pişirse yemezdim.
t : biraz sert, acımtırak bir tadı olan fasülyemsi sebze.
Bir sebzesever olarak, asla sevmediğim tek sebze olabilir.
Kekremsi, dili rahatsız eden tuhaf bir tadı var.
Kekremsi, dili rahatsız eden tuhaf bir tadı var.
Değişik bir tadı var sevemedim gitti. Kereviz sevin efendiler.
Bu akşamki akşam yemeği için planım.
Bol nanelisi için 1-2 sene yatabilirim.
Çok fena canım çekti. Yarın Urla’dan alayım bari.
Alırken dereotu da almayı unutmayın. Yemeği dereotlu çok daha güzel oluyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar