bugün
- friedrich hegel la bi cay icek13
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı3
- yazarların favori giyim markası8
- sekiz aydır masturbasyon yapmıyor olmak7
- mohamed salah ghaly4
- velvet57
- insan olmaya ceyrek kala15
- yakışıklı erkek denince akla gelen isim2
- iş vs seks2
- arabayla dağdan inerken dinlenecek şarkılar5
- sigara içmeyi bırakmak istememek8
- bilinçaltı algılama6
- yargıya güvenen varsa yazsın9
- evde soğuk kahve yapımı7
- sözlük yazarlarının karşılaştığı garip olaylar7
- sözlükte güzel kız olmaması sorunsalı8
- 2026 ekonomik krizi16
- alparslan kuytul14
- migros'a sorulacak tek soru23
- migros'tan alışveriş yapınca elit olduğunu sanmak6
- erotik şiir4
- kadınları aşağılamanın moda olması7
- yalnızlıkla sevişmek5
- aleksey batrakov28
- hayattaki en değerli şeyler5
- zeka içerikli entry vs bilgi içerikli entry8
- bir sözlük yazarını kıskanmak13
- sana ihtiyacımız olmaz diyen akraba3
- victor osimhen20
- arkadaşlarla bir anda nepal'e gitmek4
- sınıfın en güzel kızı4
- hurdacıya gidiyorum7
- akıl3
- kavgada söylenen tehdit cümleleri3
- osuruktan şiirler60
- yoga2
- ioçk silik yesin kampanyası6
- bir erkeğe en çok yakışan şey2
- arkadaşlar çok hastayım ya10
- tombul efes3
- enayimiknatisii6
- ırkçıların geri zekalı olduğu gerçeği11
- sokrates in bilgi doğuştan gelir demesi3
- tostumu yaptım11
- g i l d e d l i l y16
- arkadaşlar sözlük hesabımı siliyorum3
- mutlu ama uzak olsun birader3
- ioçk'un arto'ya benzemesi5
- öğretmenlere önlük ve kıyafet zorunluluğu gelmesi9
- sözlük kavgalarının aslında çok yararlı olması9
olsa da yesek.
Alırken dereotu da almayı unutmayın. Yemeği dereotlu çok daha güzel oluyor.
Çok fena canım çekti. Yarın Urla’dan alayım bari.
Bol nanelisi için 1-2 sene yatabilirim.
Bu akşamki akşam yemeği için planım.
Değişik bir tadı var sevemedim gitti. Kereviz sevin efendiler.
Bir sebzesever olarak, asla sevmediğim tek sebze olabilir.
Kekremsi, dili rahatsız eden tuhaf bir tadı var.
Kekremsi, dili rahatsız eden tuhaf bir tadı var.
doğduğum mahalledeki yan dairedeki komşu kocasından boşanmış, yalnız yaşayan bir kadındı.
egeli değildi ama çok iyi zeytinyağlı yemek yapardı ve en çok zeytinyağlı yemek severmiş.
küçük bir çocukken bana zeytinyağlı yoğurtlu bakla yedirdiğini hatırlıyorum, annem pişirse yemezdim.
t : biraz sert, acımtırak bir tadı olan fasülyemsi sebze.
egeli değildi ama çok iyi zeytinyağlı yemek yapardı ve en çok zeytinyağlı yemek severmiş.
küçük bir çocukken bana zeytinyağlı yoğurtlu bakla yedirdiğini hatırlıyorum, annem pişirse yemezdim.
t : biraz sert, acımtırak bir tadı olan fasülyemsi sebze.
Bakla nedir ya? Baklava değil, fasulye de olamamış. Ortada kalmış lakayt bir sebze.
iğrenç bir sebze. Evet.
yedikçe yenesi gelen sebze. evet.
efendim bir süredir diyetteyim üzerinize afiyet bir bok yiyemiyorum, öyle aç aç dolaşıyorum... (ne diyeti diye soracak olan varsa şimdiden cevap vereyim; "bok diyeti"! o kadar ki, neler yiyemeyeceğimi yazmak yerine sadece yiyebileceklerimi yazmışlar, o da bir a4 kağıdının yarısına sığıyor yani... gerisini siz düşünün)
diyete başladığım günlerde karşıma çıkan üst kat komşum emekli öğretmen ve mazbut-Kemalist cumhuriyet kadını Necla Hanım'ın da listeyi görmeye fırsatı oldu ve ilk fark ettiği de elbette; bakla!
bu arada şu "mazbut Kemalist cumhuriyet kadını" lafını habire kullanıp dururum izmirli emekli öğretmenler için, bir gün bir dangalağın teki mesaj atmış küfürler yağdırıyor; "öğretmenlerle dalga geçip duruyorsun Atatürk düşmanı" diyerek... oysa dalga geçtiğim yok, böyle bir tarzı var emekli kadınların...
"ha bilmiyorum ne tarzı o" diyecek olanlar için açayım bari konuyu; nasıl ki köktendincilerin çarşafı yada siyasal-islamcıların türbanı vardır, Kemalistlerin de tayyör etekleri simge yerine geçer.
Rengi koyudur. Moda ne kadar değişirse değişsin, o tayyör-etek hiç değişmez. Çünkü hem Batılı görünmek hem de fazla ileri gitmemek, açılıp saçılmamak gerekmektedir. inönü Atatürkçülüğü'nde cinsellik yoktur.
Rahibe, eline evlenmeden erkek eli de değdirmez tabii. "Görücü usulüyle" değil, "konuşup anlaşarak" evlenir ama cinsellik sonra devreye girecektir. Cinsellik esas olarak çocuk yapmakta kullanılacak, genellikle orgazm nedir bilinmeyecektir. ayrıca cinsellikte öyle pozisyon falan yok, ölü kurbağa gibi yatar yatakta bu fraksiyonun dişileri.
Saçlar topuz yapılacaktır, uzun saç makbul değildir. Ayakkabılar mutlaka siyah, mutlaka kısa ve kalın topuklu, burnu mutlaka yuvarlaktır. Açık ayakkabıyı solcu yada liboş yellozlar giyerler, karşı devrimci ve de hafif oynak olduklarından...
Tayyörün altına, beyaz bluz giyilir. Bluzun yakası fırfırlıdır.
Takı, yalnızca ve yalnızca "alyans" olabilir, bu yüzük ilk darbede, darbecilere para lazım olduğunda devlete hibe edilecek ve yerine iftiharla bir teneke takılacaktır.
Aksesuar olarak uzun saplı bir "avukat hanım çantası" düşünülebilir ama rahibe esas olarak bir devlet dairesinde çalışır.
Kocası da memurdur. Ya da memur kafalıdır. (zaten öğretmen öğretmeni bulur genelde)
Kocası her akşam çeyrek küçük şişe Yeni Rakı içer, ne eksik ne fazla. Etikete kalemle de işaret koyar belki.
Vatanın her köşesinin bir olduğunu düşünür ama taşraya gitmemek için de her türlü torpil dümen döndürür.
Eve mütemadiyen sözcü gazetesi girer, Para durumu uygunsa bir de cumhuriyet alınabilir.
Rahibe, yabancı dil bilmez. Genellikle kitap okumaz, okursa da Turgut Özakman okur. doğurganlığını kaybetmiş olan yaşlı kesimi Aka Gündüz okur, belki bir de Yakup Kadri'nin "Yaban" romanı, bir de Reşat Nuri'nin "Yeşil Gece" ... Tabii, "Vadim O Kadar Yeşildi Ki..." isimli eseri de unutmayalım.
Hobileri arasında, kapıcının karısına okuma yazma öğretmek gibi faydalı uğraşlar da vardır.
Evde genellikle kaçıncı derecenin kaçıncı kademesine ne kadar zam gelebileceği tartışılır, gericilere oy veren cahil halka kızılır, işçi küçümsenir, köylüden nefret edilir.
Köy Enstitüleri'nin kapatılmış olmaları da ayrı bir üzüntü kaynağıdır elbette, daima konusu açılır akşam yemeklerinde ve yas tutulur. o gece sevişilmez.
Rahibenin iyice başına menopoz vurmuş olanı da, elinde bayrağıyla katıldığı cumhuriyet mitinginlerinde "yaşasın cumhuriyet" diye bağırarak kendini yerlere atar. (sanki başka bir şekilde yönetilebilme ihtimalimiz varmış gibi...) Sonra pişman olur, çünkü kirlenen tayyör-eteğin temizleyici ücreti aile bütçesini zorlayacaktır.
ya konu nereden nereye geldi amına koyayım! ne diyorduk?
evet. üst kat komşum emekli öğretmen Necla hanım da aynen bu tipte klişe bir kadın. tek farkı, kocası rahmetlik olmuş, kendisi de doğurganlığını kaybetmiş, kafasını hep incir çekirdeğini doldurmayacak kadar ıvır zıvıra çalıştıran muhterem bir teyzemiz.
hani baklayı da hiç sevmem, yazacak başka bir şey kalmamış gibi bunu yazmışlar listeye...
tam sabah işe gitmek için evden çıkıyorum, "aberystwyth" diye sesleniyor bana üst kattan. "akşam iş dönüşü eve girmeden önce bana uğra, sana bir tabak bakla yemeği vereyim"...
Necla hanım 55-60 yaşlarında, 1.70 boylarında, yalnız başına yaşayan enfes bir kadın. "enfesliği" elbette tipinden yada davranışından değil apartmanın yöneticisi olması ve benden aidat almama kıyağı geçmesinden kaynaklanıyor...
yemin ediyorum bütün gün o bakla yemeğinden nasıl kaçarım diye düşünüp dururken bir an ülkeyi terk etmeye bile karar vermiştim oysa!
kaçamadım... kapının daha 1. kilidini çevirmem ve o çıkan "ttrrkk" sesinin ardından, koşar adım elinde bakla yemeği ile bitti kapımda!
a- aaa Necla hanım, ya benim aidat borcum var mı? (o baklayı yememek için tüm aidat borçlarımı tek kalemde kapatabilirim mesajı veriyorum ama karı anlamıyor)
n- kes! aberystwyth ben sana bana uğra demedim mi?
a- (karı emekli öğretmen, o avuç içi kim bilir kaç gencin yüzüne 2 tokat aşk etmek için indi, sakinim) Necla hanım tamamen aklımdan çıkmış, yemin ederim, allah-kuran-Mushaf çarpsın ki unutmuşum. yani çarpılmam diye umuyorum...
n- yoksa sen bakla sevmiyorsun musun? hani siz ne yapsanız ben yerim demiştin?
a- (hay onu söyleyen ağzıma suratıma köpekler işesin benim...) olur mu hiç öyle şey Necla hanım, ben bayılırım baklaya, ateşim 40'a vurduğunda bakla bakla diye sayıklarım ben.
n- tamam kes tıraşı, yoğurdun var mı?
a- yok ama mayalayayım sütü, yarına olur inşallah...
n- bekle sana yoğurt getireyim...
karı yoğurdu da getirdi, tam kapıyı kapatıyorum, "hayır yediğini göreceğim" deyip içeriye de girdi... o baklanın her tanesini yoğurda bulaya bulaya nasıl yedim bir bilseniz a dostlar!
eeeyy yeri, göğü, gezegenleri, yıldızları, galaksileri yaratan rabbim! baklayı sen yaratmış olamazsın!
ayrıca sana da saygımı yitirdim Necla!
fetöcü Necla!
orospu Necla!
diyete başladığım günlerde karşıma çıkan üst kat komşum emekli öğretmen ve mazbut-Kemalist cumhuriyet kadını Necla Hanım'ın da listeyi görmeye fırsatı oldu ve ilk fark ettiği de elbette; bakla!
bu arada şu "mazbut Kemalist cumhuriyet kadını" lafını habire kullanıp dururum izmirli emekli öğretmenler için, bir gün bir dangalağın teki mesaj atmış küfürler yağdırıyor; "öğretmenlerle dalga geçip duruyorsun Atatürk düşmanı" diyerek... oysa dalga geçtiğim yok, böyle bir tarzı var emekli kadınların...
"ha bilmiyorum ne tarzı o" diyecek olanlar için açayım bari konuyu; nasıl ki köktendincilerin çarşafı yada siyasal-islamcıların türbanı vardır, Kemalistlerin de tayyör etekleri simge yerine geçer.
Rengi koyudur. Moda ne kadar değişirse değişsin, o tayyör-etek hiç değişmez. Çünkü hem Batılı görünmek hem de fazla ileri gitmemek, açılıp saçılmamak gerekmektedir. inönü Atatürkçülüğü'nde cinsellik yoktur.
Rahibe, eline evlenmeden erkek eli de değdirmez tabii. "Görücü usulüyle" değil, "konuşup anlaşarak" evlenir ama cinsellik sonra devreye girecektir. Cinsellik esas olarak çocuk yapmakta kullanılacak, genellikle orgazm nedir bilinmeyecektir. ayrıca cinsellikte öyle pozisyon falan yok, ölü kurbağa gibi yatar yatakta bu fraksiyonun dişileri.
Saçlar topuz yapılacaktır, uzun saç makbul değildir. Ayakkabılar mutlaka siyah, mutlaka kısa ve kalın topuklu, burnu mutlaka yuvarlaktır. Açık ayakkabıyı solcu yada liboş yellozlar giyerler, karşı devrimci ve de hafif oynak olduklarından...
Tayyörün altına, beyaz bluz giyilir. Bluzun yakası fırfırlıdır.
Takı, yalnızca ve yalnızca "alyans" olabilir, bu yüzük ilk darbede, darbecilere para lazım olduğunda devlete hibe edilecek ve yerine iftiharla bir teneke takılacaktır.
Aksesuar olarak uzun saplı bir "avukat hanım çantası" düşünülebilir ama rahibe esas olarak bir devlet dairesinde çalışır.
Kocası da memurdur. Ya da memur kafalıdır. (zaten öğretmen öğretmeni bulur genelde)
Kocası her akşam çeyrek küçük şişe Yeni Rakı içer, ne eksik ne fazla. Etikete kalemle de işaret koyar belki.
Vatanın her köşesinin bir olduğunu düşünür ama taşraya gitmemek için de her türlü torpil dümen döndürür.
Eve mütemadiyen sözcü gazetesi girer, Para durumu uygunsa bir de cumhuriyet alınabilir.
Rahibe, yabancı dil bilmez. Genellikle kitap okumaz, okursa da Turgut Özakman okur. doğurganlığını kaybetmiş olan yaşlı kesimi Aka Gündüz okur, belki bir de Yakup Kadri'nin "Yaban" romanı, bir de Reşat Nuri'nin "Yeşil Gece" ... Tabii, "Vadim O Kadar Yeşildi Ki..." isimli eseri de unutmayalım.
Hobileri arasında, kapıcının karısına okuma yazma öğretmek gibi faydalı uğraşlar da vardır.
Evde genellikle kaçıncı derecenin kaçıncı kademesine ne kadar zam gelebileceği tartışılır, gericilere oy veren cahil halka kızılır, işçi küçümsenir, köylüden nefret edilir.
Köy Enstitüleri'nin kapatılmış olmaları da ayrı bir üzüntü kaynağıdır elbette, daima konusu açılır akşam yemeklerinde ve yas tutulur. o gece sevişilmez.
Rahibenin iyice başına menopoz vurmuş olanı da, elinde bayrağıyla katıldığı cumhuriyet mitinginlerinde "yaşasın cumhuriyet" diye bağırarak kendini yerlere atar. (sanki başka bir şekilde yönetilebilme ihtimalimiz varmış gibi...) Sonra pişman olur, çünkü kirlenen tayyör-eteğin temizleyici ücreti aile bütçesini zorlayacaktır.
ya konu nereden nereye geldi amına koyayım! ne diyorduk?
evet. üst kat komşum emekli öğretmen Necla hanım da aynen bu tipte klişe bir kadın. tek farkı, kocası rahmetlik olmuş, kendisi de doğurganlığını kaybetmiş, kafasını hep incir çekirdeğini doldurmayacak kadar ıvır zıvıra çalıştıran muhterem bir teyzemiz.
hani baklayı da hiç sevmem, yazacak başka bir şey kalmamış gibi bunu yazmışlar listeye...
tam sabah işe gitmek için evden çıkıyorum, "aberystwyth" diye sesleniyor bana üst kattan. "akşam iş dönüşü eve girmeden önce bana uğra, sana bir tabak bakla yemeği vereyim"...
Necla hanım 55-60 yaşlarında, 1.70 boylarında, yalnız başına yaşayan enfes bir kadın. "enfesliği" elbette tipinden yada davranışından değil apartmanın yöneticisi olması ve benden aidat almama kıyağı geçmesinden kaynaklanıyor...
yemin ediyorum bütün gün o bakla yemeğinden nasıl kaçarım diye düşünüp dururken bir an ülkeyi terk etmeye bile karar vermiştim oysa!
kaçamadım... kapının daha 1. kilidini çevirmem ve o çıkan "ttrrkk" sesinin ardından, koşar adım elinde bakla yemeği ile bitti kapımda!
a- aaa Necla hanım, ya benim aidat borcum var mı? (o baklayı yememek için tüm aidat borçlarımı tek kalemde kapatabilirim mesajı veriyorum ama karı anlamıyor)
n- kes! aberystwyth ben sana bana uğra demedim mi?
a- (karı emekli öğretmen, o avuç içi kim bilir kaç gencin yüzüne 2 tokat aşk etmek için indi, sakinim) Necla hanım tamamen aklımdan çıkmış, yemin ederim, allah-kuran-Mushaf çarpsın ki unutmuşum. yani çarpılmam diye umuyorum...
n- yoksa sen bakla sevmiyorsun musun? hani siz ne yapsanız ben yerim demiştin?
a- (hay onu söyleyen ağzıma suratıma köpekler işesin benim...) olur mu hiç öyle şey Necla hanım, ben bayılırım baklaya, ateşim 40'a vurduğunda bakla bakla diye sayıklarım ben.
n- tamam kes tıraşı, yoğurdun var mı?
a- yok ama mayalayayım sütü, yarına olur inşallah...
n- bekle sana yoğurt getireyim...
karı yoğurdu da getirdi, tam kapıyı kapatıyorum, "hayır yediğini göreceğim" deyip içeriye de girdi... o baklanın her tanesini yoğurda bulaya bulaya nasıl yedim bir bilseniz a dostlar!
eeeyy yeri, göğü, gezegenleri, yıldızları, galaksileri yaratan rabbim! baklayı sen yaratmış olamazsın!
ayrıca sana da saygımı yitirdim Necla!
fetöcü Necla!
orospu Necla!
enginar ile fantastik bir ikili olurlar. Denemeyenler denesin bu besini, kendinizi şanslı hissedeceğinize eminim.
Bayıldığım yemeklerden biri.
Yesek de olsa.
(img:#1876609)
Muğlalı anneanneniz varsa bahçenizde bulunan.
Muğlalı anneanneniz varsa bahçenizde bulunan.
Kimin neden tüketme ihtiyacı hissettiğini anlayamadığım bitki. Bayramda bakla ayıkladım bir saat. Yine çok çılgınım.
fasülyeden daha sert tadı olan ve aşırı tüketildiğinde kimi bünyelerde alerji yapan güçlü bir bitki.
ancak haşlanmışının üzerine limon, zeytinyağı ve dövülmüş sarmısak ilave edildiğinde tabi bir börülce kadar olmasa da iyi yenebiliyor.
ancak haşlanmışının üzerine limon, zeytinyağı ve dövülmüş sarmısak ilave edildiğinde tabi bir börülce kadar olmasa da iyi yenebiliyor.
Normalde sevmediğim bir yemek.. annem yapınca mecbur yemek zorunda kalıyorum.
Ama takip ettim bu yemeği ne zaman yesem midemde hazımsızlık ve bulantı oluyor.. alerji falan mı yapıyor dedim internetten baktım ama belirtiler pekte uymuyor enteresan.
Ama takip ettim bu yemeği ne zaman yesem midemde hazımsızlık ve bulantı oluyor.. alerji falan mı yapıyor dedim internetten baktım ama belirtiler pekte uymuyor enteresan.
iki tabak üst üste yenildiğinde içindeki dopamin maddesinden dolayı geçici zehirlenme yapandır. bir tabak yeterli illa ki yenilecekse 2. tabak 12 saat sonra.
halk arasında " delisi tuttu " denilen olay.
halk arasında " delisi tuttu " denilen olay.
tek başına oldukça lezzetsizdir.
fakat limon sıkılıp,etrafına dereotu serpiştirilir,sarımsaklı yoğurt ilave edilirse; harika bir yiyecek haline geliyor.
fakat limon sıkılıp,etrafına dereotu serpiştirilir,sarımsaklı yoğurt ilave edilirse; harika bir yiyecek haline geliyor.
Çok ağır bir tadı vardır.
#19585728 burada özetlenmiştir.
Gündemdeki Haberler