bugün
- 21 haziran 2026 türkiye çin voleybol maçı2
- lahmacunu elle yiyen kız18
- 120 kilo olup 1 2 opel corsa'ya binmek7
- olduğundan genç göstermek9
- kapalılar imha edilsin diyen kadına gözaltı6
- 21 haziran 2026 ispanya suudi arabistan maçı7
- evlilikteki en büyük sorun4
- sezen aksu abartılmış bir şarkıcıdır7
- sözlük kadınları5
- ez te hezdikim6
- bugün de meme atan olmaması4
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı48
- citroen in volkswagen den daha pahalı olması4
- köyde gece tuvalete gitmek7
- 21 haziran 2026 belçika iran maçı4
- üniversite sınavına geç kalmak7
- akıllarını erkek analiziyle yitiren sözlük kızları4
- dünya kupasından banane diyen erkek6
- balkonu camla kaplatmak7
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın11
- yaşlılığınız için insan biriktirin9
- alevilerde muhammed ismi5
- meslek seçiminde ilgi alanları mı maddiyat mi4
- milli takımımızın balonu patladı7
- istanbul6
- kadınlar porno izler mi sorunsalı4
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey9
- bütün kapalılar imha edilsin diyen kadın2
- her sabah simit poğaça ile kahvaltı yapan insan4
- 22 haziran 2026 uruguay yeşil burun adaları maçı2
- wc den elenerek dünyada dalga konusu olmamız4
- yazarların en sevdiği meyve9
- elmas bey biraderin çaylak olması5
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi8
- güne bir şarkı bırak18
- 22 haziran 20262
- 2026 dünya kupası14
- türkiye'deki yakışıklı erkek kıtlığı16
- pornoyu bırakmak5
- milli takıma isim koyalım kampanyası9
- seni hayata bağlayan şey12
- 5 litrelik suyla sınava giren öğrenci8
- asosyal olmanın sebepleri7
- futbol12
- paris te son tango2
- opel omega b2
- öfke anında yapılmaması gereken şeyler5
- akıllarını kadın analiziyle yitiren erkek yazarlar2
- türkiye a milli futbol takımı14
- femboy erkeklere yürüyen dayılar2
Kızını, martıların ya da yağmurların getirdiğine inanandır. Sanattan, hayattan, müzikten anlar baba. Kısacık bir zaman diliminde tüm bildiklerini kızına öğretmeye çalışır. "Biliyorum çok acele ediyorum ama sen bana çok geç'sin" der. Kıskanır kızını, tüm gözlerden sakınmaya çalışır. "Bunu giyme, sana çok yakışıyor", "Bakmasınlar sana", "Hımm belki de bu saatte evde olmalısın" gibi korumacılık ve kıskançlığın fena halde birbirine karıştığı bir ruh halinde yaşar. Olur ya bir sevgiliniz vardır. Önce sakin sakin izler. Gün geçtikce tavırları değişir. Bazen sinirlenir bazen naifleşir. "Bu adam sana göre değil" der ve cümlesinin sonuna mutlaka ekler "inan bana seni kıskandığım için söylemiyorum bunu, koruma iç güdüsü sadece." Kız, gülümseyerek dinler babasını.
Gecenin ya da sabahın en olmadık saatlerinde mesaj gönderir. Ya çok güldürür ya ağlatır. Her birini de sevdiği için yapar. Müzikten anlar baba. Kızının ellerini tutup, diamonds and rust ı söyler. insanları, hayatı öğretmeye çalışır. "Sen çok kıymetlisin, insanların senden zaman çalmasına izin verme" der. Akılcı kitaplar önerir kızına. "Semerkant'ı okumalısın mutlaka. Ömer Hayyam tam da sana göre" deyip gözünden sakındığı kızının, gözlerinin içine sokar hayatı.
Bir küçücük kız çocuğu, babasının muhteşemliğini kelimelere bile sığdıramazken o'nun her zaman yanında olacağını düşünür. Ne yaparsa yapsın babasının onu kucaklayacağını. Babasının da aslında insan olduğunu, onun da dayanma limitinin olabileceğini, kalbinin öfkeden hızla çarpabileceğini, öfklenebileceğini unutur. Her düştüğünde ağlaya ağlaya gider babasının yanına. Kaybetmeden anlayamaz kız, babasının onu gülerken de görmek istediğini, Acısıyla beraber mutluluğu da onunla paylaşmak istediğini anlayamaz.
Haytalık, serserilik her ne denirse adına kız onların hepsini yapar. Babası da der ki, "Artık uslanman, durulman gerek". Kız her seferinde söz verip, sözlerini tutmayıp yeni felaketlere yelken açar.
Gün gelir baba, onca felakete ve tutarsızlığa dayanamaz. Alır biletini ve uzun bir yolculuğa çıkar. Tam da kızı büyümeye başlamışken, aklında soruları varken, cevapsız kalmışken... Kız bilir aslında, babasının uzaktan onu izlediğini. Sadece izlediğini... Babasından öğrendiği too little too late sözünü söyler kendine...
Baba giderken der ki; "Lütfen, sözlüğe benimle ilgili duygusal entry yazma". Görüldüğü üzere kız yine, babasının sözünü dinlemedi.
Gecenin ya da sabahın en olmadık saatlerinde mesaj gönderir. Ya çok güldürür ya ağlatır. Her birini de sevdiği için yapar. Müzikten anlar baba. Kızının ellerini tutup, diamonds and rust ı söyler. insanları, hayatı öğretmeye çalışır. "Sen çok kıymetlisin, insanların senden zaman çalmasına izin verme" der. Akılcı kitaplar önerir kızına. "Semerkant'ı okumalısın mutlaka. Ömer Hayyam tam da sana göre" deyip gözünden sakındığı kızının, gözlerinin içine sokar hayatı.
Bir küçücük kız çocuğu, babasının muhteşemliğini kelimelere bile sığdıramazken o'nun her zaman yanında olacağını düşünür. Ne yaparsa yapsın babasının onu kucaklayacağını. Babasının da aslında insan olduğunu, onun da dayanma limitinin olabileceğini, kalbinin öfkeden hızla çarpabileceğini, öfklenebileceğini unutur. Her düştüğünde ağlaya ağlaya gider babasının yanına. Kaybetmeden anlayamaz kız, babasının onu gülerken de görmek istediğini, Acısıyla beraber mutluluğu da onunla paylaşmak istediğini anlayamaz.
Haytalık, serserilik her ne denirse adına kız onların hepsini yapar. Babası da der ki, "Artık uslanman, durulman gerek". Kız her seferinde söz verip, sözlerini tutmayıp yeni felaketlere yelken açar.
Gün gelir baba, onca felakete ve tutarsızlığa dayanamaz. Alır biletini ve uzun bir yolculuğa çıkar. Tam da kızı büyümeye başlamışken, aklında soruları varken, cevapsız kalmışken... Kız bilir aslında, babasının uzaktan onu izlediğini. Sadece izlediğini... Babasından öğrendiği too little too late sözünü söyler kendine...
Baba giderken der ki; "Lütfen, sözlüğe benimle ilgili duygusal entry yazma". Görüldüğü üzere kız yine, babasının sözünü dinlemedi.
aşk..
en güzel bakan zümrüt gözlüm.
Sen hayallerimin yaşayan halisin,
gördüğün en yakışıklı adamsın,
gülüşüyle mutlu edensin,
sen varlığı yetensin, bi tanesin..
en güzel bakan zümrüt gözlüm.
Sen hayallerimin yaşayan halisin,
gördüğün en yakışıklı adamsın,
gülüşüyle mutlu edensin,
sen varlığı yetensin, bi tanesin..
siz küçükken ve kocaman bir kız olmuşken bile saçlarınızı şevkatle tarayan nedendır hala bilemiyorum dökülen saçlarınızı toplayarak kutuda saklayandır.
sert, seviyeli, mesafeli, yakışıklı, aldatmayı seven, içinden seven, yalancı, dolancı, karanlık, uzak, çok uzak, en uzaktaki en yakın.
kalbini ruhunun en derin en ücra köşesine saklamış ve ortaya çıkarmamakta ısrar edendir bazen. esirger şefkatini, okşamaz saçını. buz gibidir ve farkında olmadan belki de sana da aşılamıştır o soğukluğu. donuk donuk bakarsın ona. aynası oluverirsin. kendisine yönelen o bakışların bir ayna olduğunu fark etmeden ''bakma bana öyle donuk donuk'' der. sonra birgün olur çeker gider. aklında kalan son kare gisişi esnasında elini öpüşündür. sıradan bir seyehat gibi öptürür elini sana ''geri gelicem, ben gelmezsem siz geleceksiniz yanıma'' der. ama aradan 2 sene geçer ki sizi evde huzursuz eden o ayak seslerini dahi özlersiniz.
gidişine sessizlikle tepki verdiğiniz gün gelir aklınıza. boş boş elini öpüp '' hoşça kal'' dediğiniz an gelir aklınıza.
''baba nereye gidiyorsun?'' diye bağırmadığınız için birgün pişman olacağınızı bile bile susarsınız.
bütün kalbiyle ''seni seviyorum'' diyemeyen bir babanın ''seni seviyorum'' diyemen bir evladısınızdır. onun kızısınızdır. taptığınız bu yapımcıya duyduğunuz bu öfke aslında sevginizdendir de söyleyemezsiniz bunu kimseciklere. sevmiyorum dediğiniz her an da ''seviyorsuuuun'' diyenlere göz yaşlarınızla cevap verirsiniz.
gidişine sessizlikle tepki verdiğiniz gün gelir aklınıza ve başlar keşkeleriniz. '' keşke derince bir çekseydim kokusunu içime'' demekle başlar ve ''keşke baba nolur gitme'' deseydimle bitirirsiniz listenizi.
ama babadır. canısınızdır. neden saklarsınız bunu birbirinizden. geri dönüşü olmayan bir keşkeye mi gitmesi lazımdır illa ki. öldüğünde telafi edemezsiniz bu keşkeleri. bilirsiniz de yine koşup gidemezsiniz babanızın yanına.
çünkü o babadır. hata yapamaz. yaparsa affedilemez. çünkü tek dağınız olan ''o'' bile bırakıp gittiyse sizi, affedilmezdir o.
gün gelir telafi etmek ister hatasını ama izin vermezsiniz piç kurusu bir evlat olarak. hata yapmya hakkı yoktur çünkü babanın. yediremezsini o hatayı, o gidişi... kabullenemezsiniz bir türlü...
gitmezsiniz çağırdığı yere. o adam birgün ölecektir ve öldüğünde keşkelerinizle kafanızı duvardan duvara vuracağınızı bile bile kabul etmezsiniz kanatları altına girmeyi...
çok seviyorum seni babam. sevgim izin vermiyor seni affetmeye. affet...
gidişine sessizlikle tepki verdiğiniz gün gelir aklınıza. boş boş elini öpüp '' hoşça kal'' dediğiniz an gelir aklınıza.
''baba nereye gidiyorsun?'' diye bağırmadığınız için birgün pişman olacağınızı bile bile susarsınız.
bütün kalbiyle ''seni seviyorum'' diyemeyen bir babanın ''seni seviyorum'' diyemen bir evladısınızdır. onun kızısınızdır. taptığınız bu yapımcıya duyduğunuz bu öfke aslında sevginizdendir de söyleyemezsiniz bunu kimseciklere. sevmiyorum dediğiniz her an da ''seviyorsuuuun'' diyenlere göz yaşlarınızla cevap verirsiniz.
gidişine sessizlikle tepki verdiğiniz gün gelir aklınıza ve başlar keşkeleriniz. '' keşke derince bir çekseydim kokusunu içime'' demekle başlar ve ''keşke baba nolur gitme'' deseydimle bitirirsiniz listenizi.
ama babadır. canısınızdır. neden saklarsınız bunu birbirinizden. geri dönüşü olmayan bir keşkeye mi gitmesi lazımdır illa ki. öldüğünde telafi edemezsiniz bu keşkeleri. bilirsiniz de yine koşup gidemezsiniz babanızın yanına.
çünkü o babadır. hata yapamaz. yaparsa affedilemez. çünkü tek dağınız olan ''o'' bile bırakıp gittiyse sizi, affedilmezdir o.
gün gelir telafi etmek ister hatasını ama izin vermezsiniz piç kurusu bir evlat olarak. hata yapmya hakkı yoktur çünkü babanın. yediremezsini o hatayı, o gidişi... kabullenemezsiniz bir türlü...
gitmezsiniz çağırdığı yere. o adam birgün ölecektir ve öldüğünde keşkelerinizle kafanızı duvardan duvara vuracağınızı bile bile kabul etmezsiniz kanatları altına girmeyi...
çok seviyorum seni babam. sevgim izin vermiyor seni affetmeye. affet...
hayata karşı kendisi kadar güçlü olmanızı bekleyendir. hayatı size en doğru sekilde öğretmeye calışandır.*
12 yıldır kullanamadığım kelime *
(bkz: gölge)
en çok, seni seviyorum denmek istenen, fakat bir türlü denemeyedir.
ek gelir kaynağıdır...
kuşak farkı yada çeşitli aile içi çatışmalar sebebiyle bir türlü yakınlaşamadığınızdır. seni seviyorum diyemediğinizdir. bir gün öleceği aklınıza gelip boğazınızın düğümlenmesine neden olandır. herşey bir kenara bırakılıp geçmişte aranızda çok kötü anılar olsa dahi sımsıkı sarılıp ağlayıp dertleşmek istediğinizdir. işte böyle bir şeydir baba fakat bir türlü anne kadar hatta sevgili kadar bile yakınlaşılamayandır çoğu zaman. geceleri yatıp düşündüğünüzde gözlerinizden yaşların akmasına sebep olandır. iş işten geçmeden keşke demeden önce sarılıp öpüp koklanması gerekendir.işte böyle bir şeydir baba.
gölgesi bile yeten...
bkz(#354341).
Ne istediğini Bilmezsin
An olur ya düşer aklına
Ağlamak istersin onun kollarında
Kulağına onu sevdiğini fısıldamak istersin
Hiçbiri sormadan sadece ağlamak
Sonra yalnız kalmak istersin
Ama neden yalnız kalmak istediğini sen bile bilmezsin
Aslında hayatına son vermek gelir içinden
Nedeni hiç bilmeden her şeyden kurtulmaktır belki de çözüm o an
Olmazsa her şeyden kaçmak
Ama her şeyden kaçacak kadar korkak olmadığını da bilirsin
Bakarsın göremezsin yanındakileri, ya da görsen anlayamazsın
Sahip olduğunu bilirsin ona her şeyinle ama korkarsın kaybetmekten
Sen ne istediğini bilemezsin artık
Yorumsuz ve anlamsızdır senin için her şey
Herkesin seni üzdüğünü anlarsın sonunda
Ve yalnız kalınca yalnızlığa ağlarsın
Onu istersin yanında, sadece onu
imkansız gibi gelir sana o da seni bırakmıştır
Gitmişsindir onun kalbinden ayrılmıştır elleri ellerinden
Unutmuştur adını bile
Yok artık en son o da bırakmıştır seni
Kabullenemezsin bunu ama... her şey ortadadır
Geri dönecek diye beklersin
ilk önce anıların aklına gelir
Sonra da resimlerine bakıp ağlarsın
En sonunda anlarsın...
Giden gitmiştir.
Sonra kendine gülersin
Ve hayatının kaldığı yerden devam etiğini anlarsın
Değişen bir gerçek vardır o da yalnız kaldığın
Ama daha da güçlü olduğundur...
hayatımda en çok kızdıgım, en sevdiğim adamsın... baba!
An olur ya düşer aklına
Ağlamak istersin onun kollarında
Kulağına onu sevdiğini fısıldamak istersin
Hiçbiri sormadan sadece ağlamak
Sonra yalnız kalmak istersin
Ama neden yalnız kalmak istediğini sen bile bilmezsin
Aslında hayatına son vermek gelir içinden
Nedeni hiç bilmeden her şeyden kurtulmaktır belki de çözüm o an
Olmazsa her şeyden kaçmak
Ama her şeyden kaçacak kadar korkak olmadığını da bilirsin
Bakarsın göremezsin yanındakileri, ya da görsen anlayamazsın
Sahip olduğunu bilirsin ona her şeyinle ama korkarsın kaybetmekten
Sen ne istediğini bilemezsin artık
Yorumsuz ve anlamsızdır senin için her şey
Herkesin seni üzdüğünü anlarsın sonunda
Ve yalnız kalınca yalnızlığa ağlarsın
Onu istersin yanında, sadece onu
imkansız gibi gelir sana o da seni bırakmıştır
Gitmişsindir onun kalbinden ayrılmıştır elleri ellerinden
Unutmuştur adını bile
Yok artık en son o da bırakmıştır seni
Kabullenemezsin bunu ama... her şey ortadadır
Geri dönecek diye beklersin
ilk önce anıların aklına gelir
Sonra da resimlerine bakıp ağlarsın
En sonunda anlarsın...
Giden gitmiştir.
Sonra kendine gülersin
Ve hayatının kaldığı yerden devam etiğini anlarsın
Değişen bir gerçek vardır o da yalnız kaldığın
Ama daha da güçlü olduğundur...
hayatımda en çok kızdıgım, en sevdiğim adamsın... baba!
dogru olmayı, kimseden korkmamayı, kimseyi utandırmamayı kimseden utanmamayı, calısmayı, dusunmeyi, merak etmeyi, bildigin herseyi, bilmediklerini ise arastırıp ogrenmemi,yaptıgım bir hata sonucunda evet bir hata yaptım ama benim kararımdı ve bunu duzeltebilirim demeyi, kimsenin kimseden ne bir gomlek asagı ne bir gomlek yukarı olmadıgını ve bu yuzden asla boburlenmemem gerektigini, paylasmayı, paylasmaktan dolayı kıskanclık degil mutluluk duymayı, balık tutmayı, balık pisirmeyi, roka balık rakı uclusunu ve en onemlisi bu senin hayatın suresi ne zaman bitecegi belli olmayan vizesi var bu yuzden dogrusuyla yanlısıyla tamamen senin kararlarına baglı bir hayat yasa ve bundan hep mutlu ol diyerek hayatta hep dik durup kendime guvenmeyi ve sevmeyi ögrettin. yanına gelip iyi veya kotu birseyi anlatmak, paylasmak, akıl danısmak istedigimde bir kere bile simdi olmaz vaktim yok demedigin icin tesekkur ederim.
omrunun 11 yilini yurt ici ve yurtdisi gurbetlerde gecirmis artik ozlemeyi bile unutan bir insani her kamerali gorusme esnasinda duygu seline bogan sahsiyettir soyle ki :
r.t: neyse baba burada saat gec oldu yarin is var biliyorsun yatayim ben artik
baba: yat tabi eseklik yapma ben diyecektim lafa karisti saat 1 oldu dimi orada
r.t : evet
baba:dur gitmeden birsey sorayim; yaza geleceksin dimi artik izin icin konustun dimi
r.t : evet baba 1 aylik izin alacagim hersey hazir dedim ya
baba: yok anan cok sulugoz olduda ondan soruyorum kari milleti iste duygusal oluyorlar ozledim deyip duruyor(gozleri sulanir babanin burada)
r.t: valla iste kadin milleti duygusal oluyor(r.t de duygusallasir)
baba: allahtan kadin degiliz be ne oyle ozledim diye agla olacak ismi
r.t: hic ulan insan aglarmi sagligimiz yerinde her hafta konusuyoruz iste
baba: aslan oglum(sesi de titrer burada)
r.t: hadi yatiyorum ben baba herkese selam soyle
baba:hadi allah rahatlik versin
r.t: hormetler sissst
baba: sisssst
r.t; babanin bir nebzede olsun gulmesi ile diyalogu uzatmadan kapatir gorusmeyi ama gelde uyu sonra sabaha kadar dusun bakalim..
ha guldurur de ayni zamanda;
anne: ya nevzat su iside sen yapiver
baba: host bana ismimle hitap etme (isi begenmedi kaytarmak icin lafi degistiriyor)
anne: tamam kocam diyeyim o zaman
baba:onu da deme ne bileyim hafiz de haci de (gayet ciddi soylemisti bunu da cuma'dan cuma'ya namaz kilan bir insan kendisi)
r.t: neyse baba burada saat gec oldu yarin is var biliyorsun yatayim ben artik
baba: yat tabi eseklik yapma ben diyecektim lafa karisti saat 1 oldu dimi orada
r.t : evet
baba:dur gitmeden birsey sorayim; yaza geleceksin dimi artik izin icin konustun dimi
r.t : evet baba 1 aylik izin alacagim hersey hazir dedim ya
baba: yok anan cok sulugoz olduda ondan soruyorum kari milleti iste duygusal oluyorlar ozledim deyip duruyor(gozleri sulanir babanin burada)
r.t: valla iste kadin milleti duygusal oluyor(r.t de duygusallasir)
baba: allahtan kadin degiliz be ne oyle ozledim diye agla olacak ismi
r.t: hic ulan insan aglarmi sagligimiz yerinde her hafta konusuyoruz iste
baba: aslan oglum(sesi de titrer burada)
r.t: hadi yatiyorum ben baba herkese selam soyle
baba:hadi allah rahatlik versin
r.t: hormetler sissst
baba: sisssst
r.t; babanin bir nebzede olsun gulmesi ile diyalogu uzatmadan kapatir gorusmeyi ama gelde uyu sonra sabaha kadar dusun bakalim..
ha guldurur de ayni zamanda;
anne: ya nevzat su iside sen yapiver
baba: host bana ismimle hitap etme (isi begenmedi kaytarmak icin lafi degistiriyor)
anne: tamam kocam diyeyim o zaman
baba:onu da deme ne bileyim hafiz de haci de (gayet ciddi soylemisti bunu da cuma'dan cuma'ya namaz kilan bir insan kendisi)
bugün 30 yıla yaklaşan ilişkimizi sorgulamama neden olmuş insandır. anne ile kavga ettiğinde oğlumuda alır giderim uleyn çekip balat'ta köhne meyhanede kadınlar üzerine konferans verdiği günleri hatırladım. milli takım gol yiyince kafamın 2 cm yanından geçen küllüğü ninja edası ile fırlatışını düşündüm. ablam evlenirken ağladıydı lan bu dallama bak duygulandım şimdi. renkli tv izlemek için komsuya gittiğim bir gün beni çağırıp gel bak sana süprizim var deyişini ve aldığı simens tv nin yanında sanki tv yi kendi yapmış capon mühendis gibi mağrur duruşuda güzeldi lan bunun. anneyle barışmak için gecenin bir yarısı nöbetçi eczanede kafasını gözünü sardırıp kaza geçirdim numarası ile oscarlık eve dönüş sahnesini nasıl unuturum ben bu adamın. askerdeyken -20 derece soğukta nöbet kulesinde dururken karakolun kapısından ayazda kalmış bekçi edasında girişi ve nöbet bitimi bana sarılışı heyyy gidi heyy orda da ağladıydık yuh bize. ya hastayken ille de oğlum gelsin o götürsün beni doktora gitmem başkası ile deyişini bana güvenişini nasıl paslarım.
ancaaaak... ulan bir gece önce alınan 4 kişilik pastanın anne baba çoçuktan oluşan çekirdek ailede yenen 3 diliminden sonra, kalan son dilim kimindir sevgili dostlar.tabi ki çoçuğundur deyişinizi duyar gibiyim. ama yok dünyanın her yerinde adeta deniz hukuku kuralları gibi değişmez olan bu içgüdüsel ebeveyn kuralını hiçe sayan bir adam var artık evimde. hiç mi düşünmedin şu yukarıda yaşananları. hiç mi vicdanın sızlamadı herkesin boş bulunup başka işlerle ilgilendiği anda o son dilimi yerken. nasıl geçer bir babanın boğazından lan o franbuazzz. boğazında kala o franboğaz .
kişisel mişisel entry demeyin , format görücek halde değilim. itiraf olsa yeri bile hazır ama bu entry düpedüz erol taş'tan sonraki en feci baba figürüne adanmıştır. burda sözlüğün bekaasından daha önemli bir aile dramı söz konusu.şu an oturma odamda kakaolu dudaklı bir yabancı oturuyor . 3 gramlık beyni ile elin kuş hayvanı gagasında saklıyor lan solucanı. o leziz solucanı yemiyor gidiyor bebesine yediriyor. utanmadan sıkılmadan kalkıp son dilim pastayı yiyen baba nasıl babadır. bu entry ebeveyn mağduru çoçuklara adanmıştır. ana fikir mi ? babana bile güvenmiyeceksin. budur
ancaaaak... ulan bir gece önce alınan 4 kişilik pastanın anne baba çoçuktan oluşan çekirdek ailede yenen 3 diliminden sonra, kalan son dilim kimindir sevgili dostlar.tabi ki çoçuğundur deyişinizi duyar gibiyim. ama yok dünyanın her yerinde adeta deniz hukuku kuralları gibi değişmez olan bu içgüdüsel ebeveyn kuralını hiçe sayan bir adam var artık evimde. hiç mi düşünmedin şu yukarıda yaşananları. hiç mi vicdanın sızlamadı herkesin boş bulunup başka işlerle ilgilendiği anda o son dilimi yerken. nasıl geçer bir babanın boğazından lan o franbuazzz. boğazında kala o franboğaz .
kişisel mişisel entry demeyin , format görücek halde değilim. itiraf olsa yeri bile hazır ama bu entry düpedüz erol taş'tan sonraki en feci baba figürüne adanmıştır. burda sözlüğün bekaasından daha önemli bir aile dramı söz konusu.şu an oturma odamda kakaolu dudaklı bir yabancı oturuyor . 3 gramlık beyni ile elin kuş hayvanı gagasında saklıyor lan solucanı. o leziz solucanı yemiyor gidiyor bebesine yediriyor. utanmadan sıkılmadan kalkıp son dilim pastayı yiyen baba nasıl babadır. bu entry ebeveyn mağduru çoçuklara adanmıştır. ana fikir mi ? babana bile güvenmiyeceksin. budur
ne olursa olsun sevilen adamdır, oyun arkadaşıdır, en önemlisi evin direğidir *.
bazen boş bir figürdür baba. içini hiç dolduramayacağınız, hayatınızda olsaydı her şeyin çok farklı olacağı kişidir. kim olduğunu, nasıl biri olduğunu bilmeden özlediğiniz, hayatınıza giren her erkeği içten içe yerine koyduğunuz tek kişidir.
beraber yenilen yumurtanın tavadaki son lokmasını her zaman size bırakan.
ne kadar nefret etseniz de sokakta yuruyusunu gordugunuzde gulumsediginiz insandir. paytak paytak, ufaktan yurur. zamaninda sizin paytak yuruyusunuzu izlemistir, simdi siz ona acimayla, sefkatle bakarsiniz. garip duygular yasatir insana. "ben bu adamdan mi dogdum? boyle adamdan dogdugum yetmiyormus gibi bir de bu adamin azarini istiyorum" diye dusunseniz de, agiz dolusu serefsiz diyemezsiniz hicbir zaman; ne kadar serefsiz olsa bile.
pek fazla sevmesek de birbirimizi acaba öldüğünde ağlarmıyım diye düşünmekten kendimi alamadığım şahşiyet.
ilk ve son aşk(ım), yokluğu bir an bile olsa düşünülünce gözyaşlarına engel olunamayan, hayatta varolma sebebi..
hayatın zorluğunu sırtına yüklemesine rağmen her zaman sizi seven, sizi koruyan insan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar