bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu33
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- aşk karın doyurmuyor diyen kız4
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam25
- paraya önem verip tutumluluk yapan kız3
- arkadaşlar sizin için başlık açıyorum entry girin3
- tüm aşklar bir gün bitecek3
- tuborg ice8
- karısının üzerine kuma getiren erkek4
- sarı çıyan denince akla gelenler4
- yemek yapmayı bilmeyen kızı istemem diyen erkek3
- muşlettin amca dul mu5
- şaman olmak3
- toplumsal çürüme7
- gülşen in memeleri14
- çocukta yaparım kariyer de yaparım diyen kız3
- sözlüğün yeni tasarımı4
- sadece zengin biriyle evlenirim diyen kız3
- tatlıses'in o eski halinden eser olmaması3
- evlenince karım çalışmayacak diyen erkek3
- dillemek2
- kızıl saçlılar6
- evlenince ailen bize çok gelmesin diyen kız3
- iyi saksafon çalarım diyen kız2
- kalkmış pipinin imanı olmaz3
- caaahill diyerek tokadı yapıştırmak2
- nikolina vujcic2
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması8
- yol vermek4
- türkiye ve ab'den vize mesajları2
- sözlükteki karapapak terekeme yazarlar2
- ben kalabalık aile severim diyen kız2
- mika raun vardı nerede şimdi7
- hamas denince akla gelenler11
- geçmişi temiz kız arıyorum diyen erkek2
- ese dezze10
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- istihbarat kolejleri2
- sudekiray silik yesin kampanyası6
- yeşil göz4
- galatasaraylıya sormuşlar3
- sudekiray2
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- windows xp deki çayırın son hali2
- jason voorhees vs michael myers3
- ismet gürbüz saraca sudekiray2
- 5 kasım 2026 afyonkarahisar seri cinayet vakası2
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- gençlere tavsiyeler3
- afyonkarahisar da iki araçta 5 kişinin öldürülmesi3
aşk; dön ölümden geç tenimden gel gir dünyama...
(bkz: başka)
yarin işin gücün yokmuş gibi gecenin bir vakti onu umarsızca onu düşünmektir.gelecekteki günlerin hayalini kurmaktır. kainattaki tüm güzel şeyleri ona benzetmektir. herşeydir ya.
yok öyle bir dünya. yalan yanlış yok
gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu ağlardım.
zamanın değirmeninin zat'ına olan inancı öğüttüğü his.
ilk seni seviyorum lafını duyana kadar olan heyecan ve arzuların tamamı...
aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım.
aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.
ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım aşk 'ı soran sizler,
aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum.
sorularımı kim yanıtlayabilir? sorularım kendi içimdeki için; kendi kendime cevaplamak istiyorum.
i̇çinizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma açıklayabilir?
aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan, gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden bu ateş nedir?
ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir?
baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir? hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.
neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?
uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.
aşk diye seslendiğimiz şey nedir? söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir?
başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir?
yaşam 'dan ve ölüm 'den, yaşam 'dan daha acayip, ölüm 'den daha derin bir düş oluşturan bu uyanıklık nedir?
söyleyin bana dostlar, içinizde yaşam 'ın parmakları ruhuna dokunduğunda yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı?
yüreğinin sevdiğinin çağrısıyla babasından ve annesinden vazgeçmeyecek kimse var mı?
i̇çinizden kim ruhunun seçtiği kişiyi bulmak için uzak denizlere açılmaz, çölleri aşmaz, dağların doruğuna tırmanmaz?
hangi gencin yüreği tatlı nefesli, güzel sesi ve büyülü dokunuşlu elleriyle ruhunu kendinden geçiren kızın peşinden dünyanın sonuna gitmez?
hangi varlık dualarını bir yakarış ve bağış olarak dinleyen bir tanrı 'nın önünde yüreğini tütsü diye yakmaz?
dün kapısından geçenlere aşk'ın sırları ve değeri sorulan tapınağın girişinde durmuştum. ve önümden çok zayıflamış, yüzü hüzünlü yaşlı bir adam iç çekerek geçti ve şöyle dedi:
'aşk bize ilk insandan beri bağışlanmış bir güçsüzlüktür.'
yiğit bir genç karşılık verdi:
'aşk bugünümüzü geçmişe ve geleceğe bağlar.'
ardından kederli yüzlü bir kadın hıçkırarak şöyle dedi:
'aşk cehennem mağaralarında sürünen kara engereklerin ölümcül zehiridir.
zehir çiy gibi taze görünür, susuz ruhlar aceleyle içer onu; ama bir kere zehirlenince hastalanır ve yavaş yavaş ölürler.'
sonra gül yanaklı bir kız gülümseyerek dedi ki:
'aşk şafak 'ın kızları tarafından sunulan ve güçlü ruhlara güç katıp onları yıldızlara çıkaran bir şaraptır.'
ardından çatık kaşlı, kara giysili, sakallı bir adam geldi:
'aşk gençlikte başlayıp biten kör cahilliktir.'
bir başkası gülümseyerek açıkladı:
'aşk insanın tanrıları mümkün olduğunca fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgidir.'
sonra yolunu asasıyla bulan kör bir adam konuştu:
'aşk ruhlardan varlığın sırlarını gizleyen kör edici bir sistir;
yürek tepeler arasında sadece titreşen arzu hayaletlerini görür ve sessiz vadilerin çığlıklarının yankılarını duyar.'
çalgısını çalan genç bir adam şarkı söyledi:
'aşk ruhun çekirdeğindeki yangından saçılan ve dünyayı aydınlatan bir ışıktır.
yaşam 'ı bir uyanışla diğeri arasındaki güzel bir düş olarak görmemizi sağlar.'
ve paçavraya dönmüş ayaklarının üzerinde sürüklenen güçsüz düşmüş çok yaşlı bir adam titrek bir sesle şunları söyledi:
'aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi, sonsuzluk 'un derinliklerinde ruhun huzura ermesidir.'
ve onun ardından gelen beş yaşındaki bir çocuk gülerek dedi ki:
'aşk annemle babamdır, onlardan başka kimse bilmez aşkı.'
ve böylece aşk'ı tarif eden herkes kendi umutlarını ve korkularını bıraktı önüme sır olarak.
o anda tapınağın içinden gelen bir ses duydum:
'yaşam iki yarıya ayrılmıştır: biri donar, biri yanar; yanan yarı, aşk 'tır.'
bunun üzerine tapınağa girdim, sevinçle diz çökerek dua ettim:
'tanrım, beni yanan alevin besleyicisi yap...
tanrım beni kutsal ateşine at...'
halil cibran
aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.
ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım aşk 'ı soran sizler,
aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum.
sorularımı kim yanıtlayabilir? sorularım kendi içimdeki için; kendi kendime cevaplamak istiyorum.
i̇çinizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma açıklayabilir?
aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan, gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden bu ateş nedir?
ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir?
baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir? hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.
neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?
uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.
aşk diye seslendiğimiz şey nedir? söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir?
başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir?
yaşam 'dan ve ölüm 'den, yaşam 'dan daha acayip, ölüm 'den daha derin bir düş oluşturan bu uyanıklık nedir?
söyleyin bana dostlar, içinizde yaşam 'ın parmakları ruhuna dokunduğunda yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı?
yüreğinin sevdiğinin çağrısıyla babasından ve annesinden vazgeçmeyecek kimse var mı?
i̇çinizden kim ruhunun seçtiği kişiyi bulmak için uzak denizlere açılmaz, çölleri aşmaz, dağların doruğuna tırmanmaz?
hangi gencin yüreği tatlı nefesli, güzel sesi ve büyülü dokunuşlu elleriyle ruhunu kendinden geçiren kızın peşinden dünyanın sonuna gitmez?
hangi varlık dualarını bir yakarış ve bağış olarak dinleyen bir tanrı 'nın önünde yüreğini tütsü diye yakmaz?
dün kapısından geçenlere aşk'ın sırları ve değeri sorulan tapınağın girişinde durmuştum. ve önümden çok zayıflamış, yüzü hüzünlü yaşlı bir adam iç çekerek geçti ve şöyle dedi:
'aşk bize ilk insandan beri bağışlanmış bir güçsüzlüktür.'
yiğit bir genç karşılık verdi:
'aşk bugünümüzü geçmişe ve geleceğe bağlar.'
ardından kederli yüzlü bir kadın hıçkırarak şöyle dedi:
'aşk cehennem mağaralarında sürünen kara engereklerin ölümcül zehiridir.
zehir çiy gibi taze görünür, susuz ruhlar aceleyle içer onu; ama bir kere zehirlenince hastalanır ve yavaş yavaş ölürler.'
sonra gül yanaklı bir kız gülümseyerek dedi ki:
'aşk şafak 'ın kızları tarafından sunulan ve güçlü ruhlara güç katıp onları yıldızlara çıkaran bir şaraptır.'
ardından çatık kaşlı, kara giysili, sakallı bir adam geldi:
'aşk gençlikte başlayıp biten kör cahilliktir.'
bir başkası gülümseyerek açıkladı:
'aşk insanın tanrıları mümkün olduğunca fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgidir.'
sonra yolunu asasıyla bulan kör bir adam konuştu:
'aşk ruhlardan varlığın sırlarını gizleyen kör edici bir sistir;
yürek tepeler arasında sadece titreşen arzu hayaletlerini görür ve sessiz vadilerin çığlıklarının yankılarını duyar.'
çalgısını çalan genç bir adam şarkı söyledi:
'aşk ruhun çekirdeğindeki yangından saçılan ve dünyayı aydınlatan bir ışıktır.
yaşam 'ı bir uyanışla diğeri arasındaki güzel bir düş olarak görmemizi sağlar.'
ve paçavraya dönmüş ayaklarının üzerinde sürüklenen güçsüz düşmüş çok yaşlı bir adam titrek bir sesle şunları söyledi:
'aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi, sonsuzluk 'un derinliklerinde ruhun huzura ermesidir.'
ve onun ardından gelen beş yaşındaki bir çocuk gülerek dedi ki:
'aşk annemle babamdır, onlardan başka kimse bilmez aşkı.'
ve böylece aşk'ı tarif eden herkes kendi umutlarını ve korkularını bıraktı önüme sır olarak.
o anda tapınağın içinden gelen bir ses duydum:
'yaşam iki yarıya ayrılmıştır: biri donar, biri yanar; yanan yarı, aşk 'tır.'
bunun üzerine tapınağa girdim, sevinçle diz çökerek dua ettim:
'tanrım, beni yanan alevin besleyicisi yap...
tanrım beni kutsal ateşine at...'
halil cibran
bir hayvan olsa, ancak kelebek olabilirdi.
pır pır, uçarı, rengarek, ele avuca sığmayan, hergüzel şey gibi çabuk ölen ve belki de hiç bulunayamayan.
pır pır, uçarı, rengarek, ele avuca sığmayan, hergüzel şey gibi çabuk ölen ve belki de hiç bulunayamayan.
en masum günahtır.
konuşamamakdır ve belkide insanın çaresiz kaldığı anlardan biride olabilir.
(bkz: aşağı tükürsem sakal yukarı tükürsem bıyık)
(bkz: aşağı tükürsem sakal yukarı tükürsem bıyık)
''Size hiç romantikliğe kapılmadan güvenceleyebilirim ki tepeden tırnağa ve bütün ciddiliğimle aşığım'' der Marks bir yazısının başında...
entry girelerek anlatılamayaca bir şey. yaşayan bilir. acı tatlı her şeyi içinde barındıran muhteşem duygu..
bazı kapılara dayanır da ayrılmaz, bazı kapıları ise uzun süre çalmaz, insanla oynamayı seven sinsi ve heyecan verici bir olgudur.
ders çalışmaktan fırsat bulamadığım duygu. (bkz: kpss canavarı)
insanı dengesize çeviren duyguların ilahı.
bir yerden sonra insan aşka inancını kaybediyor. eskiden de inanmıyordun zaten, ama bir gün birisi geldi, tüm ezberlerini bozdu. açtın kapıları, sonuna kadar.
sonra aylar geçti, tahta kapıları da kaldırdın hatta. hep böyle gidecek sandın. sonra bir gün geldi, kendi ellerinle kaldırdığın kapılardan geçti, gitti.
arkasına bakmadı. çünkü bakarsa geri döneceğini biliyordu.
ertesi gün bir kapıcı çağırdın, bu sefer çelikten yaptırdın kapıyı. hatta kapıyı yapana söyledin, çıkarken kapıyı dışarıdan kilitledi. içeriden de dışarıdan da açılmıyor kapı.
gün gelse, bilsen ki doğru insan geldi kapına, o geldi, açma imkanın yok. arada o kapı bulunarak nasıl yaşarsan yaşa aşkı.
sonra aylar geçti, tahta kapıları da kaldırdın hatta. hep böyle gidecek sandın. sonra bir gün geldi, kendi ellerinle kaldırdığın kapılardan geçti, gitti.
arkasına bakmadı. çünkü bakarsa geri döneceğini biliyordu.
ertesi gün bir kapıcı çağırdın, bu sefer çelikten yaptırdın kapıyı. hatta kapıyı yapana söyledin, çıkarken kapıyı dışarıdan kilitledi. içeriden de dışarıdan da açılmıyor kapı.
gün gelse, bilsen ki doğru insan geldi kapına, o geldi, açma imkanın yok. arada o kapı bulunarak nasıl yaşarsan yaşa aşkı.
seviyorum bunu. o benden korkup kaçıyor da ben seviyorum onu. birbirimizi anlamadıkça daha da çok seviyorum. seviyorum da ben de korkuyorum galiba artık bundan. aklıma gelmesinden bile korkuyorum.
şimdi ben de kaçıyorum da umarım aynı yöne doğru kaçmıyorduruz. beklenmedik bi anda bunla karşılaşmak kötü olur diye düşündüm.
uzak olabilidiğim kadar uzak olmam gerek bundan. görmemek için her şeyi yapmam gerek. umarım bu sikik hayatım bu konuda bana güler bu konuda.
şimdi ben de kaçıyorum da umarım aynı yöne doğru kaçmıyorduruz. beklenmedik bi anda bunla karşılaşmak kötü olur diye düşündüm.
uzak olabilidiğim kadar uzak olmam gerek bundan. görmemek için her şeyi yapmam gerek. umarım bu sikik hayatım bu konuda bana güler bu konuda.
"kaybediyordum kendimi. bunun bilincinde olmaktı aşk. bilinçli bir kayıp, kayıplı bir bilinç ve aklımı yok sayıp beynime yerleşen aşk."
kahraman tazeoğlu
kahraman tazeoğlu
yeni alınan siyah montun koluna değen sigaranın yanığıdır. *
birini sikebilmek için ihtiyaç duyulan masum bahane.
En masum gülücügü günün...
mumla aranılandır. Öylesine aranır ve bulunamaz ki ona olan inanç kaybedilmeye başlamıştır.
Öldüğüm gün bile gelsen
Bütün bu bekleyişlerimi ve öldüğümü unutup
Çocuklar gibi sevineceğim.
Bütün bu bekleyişlerimi ve öldüğümü unutup
Çocuklar gibi sevineceğim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar