bugün
- mekke anlaşması12
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz16
- iyi parti'nin çerçeve yasaya muhalefet şerhi2
- bana gel film izleriz diyen erkek15
- arkadaşlar nasılsınız11
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi18
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler7
- sözlük yazarlarına bir şey söyle8
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil6
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması13
- türkiye'ye en uygun yönetim şekli islami komünizm3
- gece yolda yürürken çöpten fırlayan adam5
- cansever18
- simko317
- gratisin içini merak etmek5
- sözlük yazarlarının 1999 yılından beklentileri5
- açlık krizi nasıl bastırılır8
- kendine bir soru sor5
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- bir erkeğe en çok yakışan şey4
- insan sevmemek6
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları15
- futbol24
- arkadaşlar önce soğan mı kavrulur yoksa biber mi4
- anın görüntüsü10
- sözlüğün kırbacı5
- hewal ebo9
- kavalali mehmet ali pasa3
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- sarapci koala7
- tavuk pilav4
- günlük tutan erkek13
- komik biri olmak2
- yeni parti pkk için imza atarsa nah oy alır3
- pazar günü evde oturan insan4
- victor osimhen9
- kafamın içindeki sesler4
- kürtler 13 000 yıldır anadoluda yaşıyor4
- ümit özdağ6
- pkklı anaları3
- bir sözlük kızını yatağa atmak2
- ders çalışmanın bazen iyi hissettirmesi2
- tai lung16
- kadınlar denizi3
- sözlükte kavga oluyor hissi5
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması16
- ip atlayan erkek2
- galatasaray daikin den libero takviyesi2
- acı yiyen insan2
- seküler milliyetçliğin en büyük tehlike olması5
evrende yalnız dolaşan iki noktanın şans eseri çakışmasının ardından yön değiştirerek yeniden bir birini bulmasıdır aşk.
http://galeri.uludagsozluk.com/r/a%c5%9fk-75612/
http://galeri.uludagsozluk.com/r/a%c5%9fk-75612/
yanınızdayken bile özlemektir.
zamansız gelip, zamansız gider.
tırnak yemek gibidir, zararlıdır bilirsin ama vazgeçemezsin.
hem sana hem karşındakine işkence edersin ama tırnaklarını sevmeye başlarsan ne karşındakinin beynini yersin ne de kendi ömrünü.
denge işidir azizim.
hem sana hem karşındakine işkence edersin ama tırnaklarını sevmeye başlarsan ne karşındakinin beynini yersin ne de kendi ömrünü.
denge işidir azizim.
Beni kimse kısıtlayamaz ben süper özgürüm harikayım ben diyip bi insana nasıl teslim olmaya başladığını ufaktan anlamaya başladığın andaki his. Ayrıca aşk gerçekten aptallaştırır.
ölüm gibidir.
ölüm bir kere öldürür. ama o daha acımasızdır. her seferinde öldürür. aklınızdan çıkmaz. bir an nefes aldırmaz. dünya dar gelir. bir onun yanında hayat vardır.
onu gördüğünüzde kalbiniz çıktı çıkacak gibi olur. ama bu onu hissetmez. kızaran yüzünüzü, titreyen bacaklarınızı, midenizde uçuşan kelebekleri görmez. nasıl görmez? kalbim ayaklarına kapandı. ama göremiyor işte. göremiyor... göremez... görse bile elinden bir şey gelir mi ki..? kızaran yüzünüzü ellerinin arasına alabilir mi? midenizde uçuşan kelebekleri özgür bırakabilir mi? yapamaz. buna onun gücü yetmez. size kimse yardım edemez...
ağlatır. geceleri yastığınızı ıslatır. hayaller kurdurur. onlara inandırır. evlenirsiniz. çocuğunuz, mutlu bir yuvanız olur. ama uyanınca bunların hepsi duman olur.
sizi görür. masum bir bakış atar. ama yinede siz onun için herhangi bir insansınızdır. çünkü bu onun hep yaptığı bir şeydir.
unutulur. tabi ya unutulur elbet. kimse vazgeçilmez değildir bu dünyada. hiç unutamam dediğiniz adamı bile en geç üç senede unutursunuz. unuttum dersiniz. bu sefer oldu bu iş dersiniz. ve bir bakış daha. her şey alt üst olur.
ne hakkı var hayatıma bu kadar girmeye, beni benden etmeye demişsinizdir. ama bunun da sorumlusu sizsiniz. çünkü buna izin veren sizsiniz. ama elimde değil. evet elimde değil, elleri elimde değil...
düzeltme: imla
ölüm bir kere öldürür. ama o daha acımasızdır. her seferinde öldürür. aklınızdan çıkmaz. bir an nefes aldırmaz. dünya dar gelir. bir onun yanında hayat vardır.
onu gördüğünüzde kalbiniz çıktı çıkacak gibi olur. ama bu onu hissetmez. kızaran yüzünüzü, titreyen bacaklarınızı, midenizde uçuşan kelebekleri görmez. nasıl görmez? kalbim ayaklarına kapandı. ama göremiyor işte. göremiyor... göremez... görse bile elinden bir şey gelir mi ki..? kızaran yüzünüzü ellerinin arasına alabilir mi? midenizde uçuşan kelebekleri özgür bırakabilir mi? yapamaz. buna onun gücü yetmez. size kimse yardım edemez...
ağlatır. geceleri yastığınızı ıslatır. hayaller kurdurur. onlara inandırır. evlenirsiniz. çocuğunuz, mutlu bir yuvanız olur. ama uyanınca bunların hepsi duman olur.
sizi görür. masum bir bakış atar. ama yinede siz onun için herhangi bir insansınızdır. çünkü bu onun hep yaptığı bir şeydir.
unutulur. tabi ya unutulur elbet. kimse vazgeçilmez değildir bu dünyada. hiç unutamam dediğiniz adamı bile en geç üç senede unutursunuz. unuttum dersiniz. bu sefer oldu bu iş dersiniz. ve bir bakış daha. her şey alt üst olur.
ne hakkı var hayatıma bu kadar girmeye, beni benden etmeye demişsinizdir. ama bunun da sorumlusu sizsiniz. çünkü buna izin veren sizsiniz. ama elimde değil. evet elimde değil, elleri elimde değil...
düzeltme: imla
bir kaç acı biberi doğrarken elinizi yaktığı gibi yakandır ciğeri.
diliniz yüzünüz hiç ondan bahsetmez gayet hayatınıza devam edersiniz.
lakin avcunuzun içi sanki tonlarca buzu eritecek kadar cayır cayırdır.
kaşınıza, gözünüze dokunamazsınız
onlara da bulaştırıp acınız artmasın diye.
o yuzdendir ki en asil acı;
susarak çekilen aşk acısdır.
o yüzden bilinmez ki,
yediğimiz hangi meyve aşk meyvesidir.
her ölümlü bir gün ölümü tatması bu yüzdendir.
yoksa aşk ölmek değildir de nedir?
diliniz yüzünüz hiç ondan bahsetmez gayet hayatınıza devam edersiniz.
lakin avcunuzun içi sanki tonlarca buzu eritecek kadar cayır cayırdır.
kaşınıza, gözünüze dokunamazsınız
onlara da bulaştırıp acınız artmasın diye.
o yuzdendir ki en asil acı;
susarak çekilen aşk acısdır.
o yüzden bilinmez ki,
yediğimiz hangi meyve aşk meyvesidir.
her ölümlü bir gün ölümü tatması bu yüzdendir.
yoksa aşk ölmek değildir de nedir?
kulun allah'a karşı duyduğu derin sevgi. diğerleri aşk değildir. kendinizi kandırmayın. aşk bitmez.
sözlük son şakasını yaptı. *
peşinden koşan insan kendini bir ferhat, bir kerem, ne bileyim bir efsanenin esas adamı gibi hisseder.
ben iddia ediyorum, dünyanın en boş şeyidir aşk.
bir kere insanı tüm sorumluluğundan kolayca alıkoyar. Hayatta yapılabilecek, başarılabilecek çok güzel şeyler varken öyle bir tatminat verir ki özürlü gibi yaşarsın ve bu çok gereksizdir.
keyif verir çünkü, mutlu eder insanı. ama insan kimyasına uygun olduğunu kim söyleyebilir ki?
ne kadar aşık da olsa bir erkek bakar başka bir karının kıçına, veya bir kadın başka bir adamın kaşına gözüne.
iki taraf da yalan söyler sonra... aslında ne gerek vardır ki buna?
kendimizi kandırıyoruz.
biz aslında aşık olmayı bile bilmiyoruz, daha doğrusu doymak istemiyoruz.
bizi 21.yy öyle bir hale getirmiş ki sadece tüketmek bize zevk veriyor.
bir 12 çift ayakkabımız olsa 13.çifti almak için yanıp tutuşuyoruz mesela çünkü biz kendimizi asla mutlu olmamaya programlamışız. en kolay şeyleri çok zorlaştırmışız.
misal... ayrılmak için bahane yaratmaya bayılıyoruz biz. çok sıkıcı, çok monoton, diş macununu ortadan sıkıyor, çok sevişiyoruz, hiç sevişmiyoruz vs... tez hazırlayacak olsan binlerce sebep bulursun.
ama hiç denemiyoruz mesela zorluğa katlanmayı, muhattabımız hoş olmayan bir durumdaysa da hoşa çekmeyi, erdemli olmayı.
biz sadece hayatın çok kısa olduğu sikimsonik paradigmasına sığınarak her şeyi aceleye getirip hiçbir şeyden keyif alamıyoruz.
biz insan gibi yaşamayı unutmuşuz aslında ve şu gelinen duruma bakıldığında üzülerek söylüyorum ki insan hayvan olmaya doğru gidiyor.
sözün özü, aşk diye bir şey varsa da bitmek üzere. en azından bu çağda.
ben iddia ediyorum, dünyanın en boş şeyidir aşk.
bir kere insanı tüm sorumluluğundan kolayca alıkoyar. Hayatta yapılabilecek, başarılabilecek çok güzel şeyler varken öyle bir tatminat verir ki özürlü gibi yaşarsın ve bu çok gereksizdir.
keyif verir çünkü, mutlu eder insanı. ama insan kimyasına uygun olduğunu kim söyleyebilir ki?
ne kadar aşık da olsa bir erkek bakar başka bir karının kıçına, veya bir kadın başka bir adamın kaşına gözüne.
iki taraf da yalan söyler sonra... aslında ne gerek vardır ki buna?
kendimizi kandırıyoruz.
biz aslında aşık olmayı bile bilmiyoruz, daha doğrusu doymak istemiyoruz.
bizi 21.yy öyle bir hale getirmiş ki sadece tüketmek bize zevk veriyor.
bir 12 çift ayakkabımız olsa 13.çifti almak için yanıp tutuşuyoruz mesela çünkü biz kendimizi asla mutlu olmamaya programlamışız. en kolay şeyleri çok zorlaştırmışız.
misal... ayrılmak için bahane yaratmaya bayılıyoruz biz. çok sıkıcı, çok monoton, diş macununu ortadan sıkıyor, çok sevişiyoruz, hiç sevişmiyoruz vs... tez hazırlayacak olsan binlerce sebep bulursun.
ama hiç denemiyoruz mesela zorluğa katlanmayı, muhattabımız hoş olmayan bir durumdaysa da hoşa çekmeyi, erdemli olmayı.
biz sadece hayatın çok kısa olduğu sikimsonik paradigmasına sığınarak her şeyi aceleye getirip hiçbir şeyden keyif alamıyoruz.
biz insan gibi yaşamayı unutmuşuz aslında ve şu gelinen duruma bakıldığında üzülerek söylüyorum ki insan hayvan olmaya doğru gidiyor.
sözün özü, aşk diye bir şey varsa da bitmek üzere. en azından bu çağda.
Belki bir gün gelir diye
Ondan başkasına âmâ olmaktı
Âşk...
Ondan başkasına âmâ olmaktı
Âşk...
gurur inhibitörü.
ucuzlaştırılan duygu.
aşk, tarifinde aciz kaldığımız hece.
defter yaprağından yırtıp sakladığımız,
belki menekşe kurusu
önceleri yağmur sağanağı belki,
sonra sıkıntılı bilmecelerde kalp resmi
köşe bucak,
bir ok çocuksu ama mukallit
antoloji mutlaka,
en sevdiğim aşk manzumesi.
fırak giymeyi sevmem
ben derbeder
ben aşık.
belki hüzzam
ama ille nihavend
neden bilmem.
çelebi olmadım
belki çalap
ama illaki
dönme dolap
elinden tuttuğum.
defter yaprağından yırtıp sakladığımız,
belki menekşe kurusu
önceleri yağmur sağanağı belki,
sonra sıkıntılı bilmecelerde kalp resmi
köşe bucak,
bir ok çocuksu ama mukallit
antoloji mutlaka,
en sevdiğim aşk manzumesi.
fırak giymeyi sevmem
ben derbeder
ben aşık.
belki hüzzam
ama ille nihavend
neden bilmem.
çelebi olmadım
belki çalap
ama illaki
dönme dolap
elinden tuttuğum.
çaya batırılmış büskevit gibidir. yarı yolda kopup kaçar. sonra öyle sik gibi ağzın açıkta kalır işte.
ve o'na baktım ve ruhum titredi;
çok güzeldi.
bedeni tekildi
ve sanki her bir uzvu,
diğerini seviyordu.
çok güzeldi.
bedeni tekildi
ve sanki her bir uzvu,
diğerini seviyordu.
içinde entry'si bulunan acaba kaç yazar gerçekten aşık olmuştur diye merak ettiren başlık.
Aşk kimine göre tutkulu bir çiftleşme dürtüsü; kimine göre vereme, kansere taş çıkartan o eski hastalık. Bu tanımlara kısmen katılıyorum bendeniz de. Benim bildiğim aşk her ne olursa olsun tek kişilik bir şey. dolayısıyla aşık maşuğa bir şekilde kavuştu mu atomun çekirdeğinin parçalanmasına eşdeğer sonuçlar doğabilir. ama bu da acaba hiç tam anlamıyla bir kavuşma gerçekleşebilir mi diye düşündürtür. zira gerçek aşkta her daim fazlasını istersin. sevgine biraz olsun karşılık aldığını bilsen bile her geçen gün daha fazla sevilmeyi arzularsın. hep daha fazla. ona olan sevgin sonsuzdur, o yüzden onun sevgisinin de seninkine yakınsamasını dilersin. gün gelir arzularına ulaşamayacağın gerçeği kafana dank eder. çaresizlikten kahrolursun. En nihayet yüzünü, sesini unuttuğunu zannedersin, sadece zihninde pek belirgin olmayan iz, sakladığın eşyalarda da ona dair anılar kalır. Beklenmedik zamanlarda o en karmaşık kilitlerle, en kalın duvarlarla hapsettiğin yerden kaçar o günkü can sıkıntısı mide bulantısı kalp sızısı olarak bünyeye yansır; hayat devam etmektedir.
Aşk kimine göre tutkulu bir çiftleşme dürtüsü; kimine göre vereme, kansere taş çıkartan o eski hastalık. Bu tanımlara kısmen katılıyorum bendeniz de. Benim bildiğim aşk her ne olursa olsun tek kişilik bir şey. dolayısıyla aşık maşuğa bir şekilde kavuştu mu atomun çekirdeğinin parçalanmasına eşdeğer sonuçlar doğabilir. ama bu da acaba hiç tam anlamıyla bir kavuşma gerçekleşebilir mi diye düşündürtür. zira gerçek aşkta her daim fazlasını istersin. sevgine biraz olsun karşılık aldığını bilsen bile her geçen gün daha fazla sevilmeyi arzularsın. hep daha fazla. ona olan sevgin sonsuzdur, o yüzden onun sevgisinin de seninkine yakınsamasını dilersin. gün gelir arzularına ulaşamayacağın gerçeği kafana dank eder. çaresizlikten kahrolursun. En nihayet yüzünü, sesini unuttuğunu zannedersin, sadece zihninde pek belirgin olmayan iz, sakladığın eşyalarda da ona dair anılar kalır. Beklenmedik zamanlarda o en karmaşık kilitlerle, en kalın duvarlarla hapsettiğin yerden kaçar o günkü can sıkıntısı mide bulantısı kalp sızısı olarak bünyeye yansır; hayat devam etmektedir.
hakkında bu kadar entry girilince öldü sandım.
bi dakka lan ?
bi dakka lan ?
aşk bazen aşık olduğunu söyleyememektir.
kavuşamamaktır. kavuşulursa bitermiş. öyle diyorlar. ben onların yalancısıyım.
iki çirkin arasında olur. güzel kızlar ve yakışıklı erkekler egolarını tatmin etmekten vakit bulamadıkları için aşk yaşayamazlar.
=fos'tur. anlamıyla uyumlu rumca karşılığıdır. şurdan dinlenebilir.
https://www.youtube.com/watch?v=C32nlzSmh_4
https://www.youtube.com/watch?v=C32nlzSmh_4
aşk çoğunlukla acıyla sonuçlanır ama tatması en güzel duygudur.
en ince ve en kalıcı yaralar bırakan savaş sanatı...
çok önceleri gitti benden bir daha sesi çıkmaz umarım
ve ben gömüldüğü yeri arada sularım
işte giderim kurumuş çiçekleri toplarım
aşk mı?
aşk ne ki?
mezarındaki çiçeği zehirleyen adi bir şey aşk aynı insan gibi.
ve ben gömüldüğü yeri arada sularım
işte giderim kurumuş çiçekleri toplarım
aşk mı?
aşk ne ki?
mezarındaki çiçeği zehirleyen adi bir şey aşk aynı insan gibi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar