bugün
- the merich13
- istanbul un çok pahalı olması10
- cips olsa da yesek5
- matbaanın gecikmesine sebep5
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- lale devrinde deliler gibi eğlenmek4
- horoz hayası çorbası5
- insan olmaya ceyrek kala13
- yarın iş olduğu gerçeği2
- 1 saatte 10 bira içmek19
- tembel ve çalışmayan insan16
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip6
- fifa'dan dünya kupası finali soruşturması2
- kadim kültürler4
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- kane2
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- velvet13
- sözlük kızlarının kombinleri20
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- velvet vs nervio19
- arkadaşlar beni gammazlayın5
- bira cips6
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- gocusuz sözlük4
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- cabrio mercedes süren kadının arabasına atlamak2
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- normal sözlük2
- laptop5
- sözlük kızlarının burunları3
- age of empire 23
- kalpte velvele yaratan güzel yazar4
- beurredebaies2
- bir üniversitenin kötü olduğunu anlama yolları2
- kafanızdaki ses4
- aga be şarkılar5
- ömer hayyam3
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- kısık sesle hapşıran erkek2
- gammazların sanki biraz şey olması2
- kaçak elektrik kullann bölgelern elektriğin kesmek4
- iddaa taktikleri2
- sudekiray7
- cristiano ronaldo dos santos aveiro2
- maden suyu4
- bir yazarın cinsiyetini öğrenme yolları5
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
entry'ler (7)
Kimya dersinde, laboratuvarda hocanın ispirto ocağını yakarken yangın çıkarması.
Bir başka kimya hocasının öğrenci tuvaletine hidroklorik asit dökmesi*, asit gazının binayı sarması, binanın tahliye edilmesi.
Sabahın köründe merakını bir kız arkadaşımızın biber gazını sınıfa sıkarak gideren arkadaş sayesinde geçen ağlamalı dakikalar.
Harry Potter'daki Fred ve George'un okuldan ayrılmadan önce Hogwarts'ta yarattığı curcunaya benzer olayların yaşanması. Okula şişme kadın bile getirilmesi. Müdür yardımcısının bir elinde şişme bebeği sallayarak "hayvanlaaaar" narası eşliğinde oluşturduğu enstantane...
Bir başka kimya hocasının öğrenci tuvaletine hidroklorik asit dökmesi*, asit gazının binayı sarması, binanın tahliye edilmesi.
Sabahın köründe merakını bir kız arkadaşımızın biber gazını sınıfa sıkarak gideren arkadaş sayesinde geçen ağlamalı dakikalar.
Harry Potter'daki Fred ve George'un okuldan ayrılmadan önce Hogwarts'ta yarattığı curcunaya benzer olayların yaşanması. Okula şişme kadın bile getirilmesi. Müdür yardımcısının bir elinde şişme bebeği sallayarak "hayvanlaaaar" narası eşliğinde oluşturduğu enstantane...
Aşk bir duyguysa nefret, aşkın kardeş duygusudur. Nefret de bir tür tutkudur çünkü. Size zarar veren bir insan olduğunda ya da sevginizden karşılık alamadığınızda yıpranan bünye artık bir süre sonra bundan sentezlemeye başlar kalan duygu monomerlerinden.
içinde entry'si bulunan acaba kaç yazar gerçekten aşık olmuştur diye merak ettiren başlık.
Aşk kimine göre tutkulu bir çiftleşme dürtüsü; kimine göre vereme, kansere taş çıkartan o eski hastalık. Bu tanımlara kısmen katılıyorum bendeniz de. Benim bildiğim aşk her ne olursa olsun tek kişilik bir şey. dolayısıyla aşık maşuğa bir şekilde kavuştu mu atomun çekirdeğinin parçalanmasına eşdeğer sonuçlar doğabilir. ama bu da acaba hiç tam anlamıyla bir kavuşma gerçekleşebilir mi diye düşündürtür. zira gerçek aşkta her daim fazlasını istersin. sevgine biraz olsun karşılık aldığını bilsen bile her geçen gün daha fazla sevilmeyi arzularsın. hep daha fazla. ona olan sevgin sonsuzdur, o yüzden onun sevgisinin de seninkine yakınsamasını dilersin. gün gelir arzularına ulaşamayacağın gerçeği kafana dank eder. çaresizlikten kahrolursun. En nihayet yüzünü, sesini unuttuğunu zannedersin, sadece zihninde pek belirgin olmayan iz, sakladığın eşyalarda da ona dair anılar kalır. Beklenmedik zamanlarda o en karmaşık kilitlerle, en kalın duvarlarla hapsettiğin yerden kaçar o günkü can sıkıntısı mide bulantısı kalp sızısı olarak bünyeye yansır; hayat devam etmektedir.
Aşk kimine göre tutkulu bir çiftleşme dürtüsü; kimine göre vereme, kansere taş çıkartan o eski hastalık. Bu tanımlara kısmen katılıyorum bendeniz de. Benim bildiğim aşk her ne olursa olsun tek kişilik bir şey. dolayısıyla aşık maşuğa bir şekilde kavuştu mu atomun çekirdeğinin parçalanmasına eşdeğer sonuçlar doğabilir. ama bu da acaba hiç tam anlamıyla bir kavuşma gerçekleşebilir mi diye düşündürtür. zira gerçek aşkta her daim fazlasını istersin. sevgine biraz olsun karşılık aldığını bilsen bile her geçen gün daha fazla sevilmeyi arzularsın. hep daha fazla. ona olan sevgin sonsuzdur, o yüzden onun sevgisinin de seninkine yakınsamasını dilersin. gün gelir arzularına ulaşamayacağın gerçeği kafana dank eder. çaresizlikten kahrolursun. En nihayet yüzünü, sesini unuttuğunu zannedersin, sadece zihninde pek belirgin olmayan iz, sakladığın eşyalarda da ona dair anılar kalır. Beklenmedik zamanlarda o en karmaşık kilitlerle, en kalın duvarlarla hapsettiğin yerden kaçar o günkü can sıkıntısı mide bulantısı kalp sızısı olarak bünyeye yansır; hayat devam etmektedir.
Herkes herhangi bir tepki vermemeyi sürdürüyorsa "bu da böyle bir anımdır" diyerek konu kapatılır son ufak güldürme umuduyla, sessizlik devam ediyorsa konu kendi kendine değişir, sanki son beş dakika hiç yaşanmamıştır.
Esasen isveçli olan arkadaşla aylarca kendisini isviçreli zannederek konuşmak, coğrafi ve linguistik inanılmaz hatalar yapmak; valide sultanın "gelirken iki limon al" talimatı üzerine Migros'a girip iki mandalina alıp çıkmak; yatakhanede telefon kulakta tutulurken cepler yoklanıp telefonu hiçbir yerde bulamayıp panik yaparak ortalığı velveleye vermek; akla komik bir şey geldiğinden sokakta yürürken bir süre karşıdan gelen herkesin yüzüne sırıtmak... şeklinde örneklerini yaşadığım olaylar.
En efsanesi sanırım, lisede okulumuza konferans için gelen bir ünlüyle el sıkışıp öpüştükten sonra başka bir ünlünün getirdiği, üzerinde okul kulübüne hitap eden bir yazı içeren çiçeğini bu uğurladığım ünlüye vermem olmuştu.
En efsanesi sanırım, lisede okulumuza konferans için gelen bir ünlüyle el sıkışıp öpüştükten sonra başka bir ünlünün getirdiği, üzerinde okul kulübüne hitap eden bir yazı içeren çiçeğini bu uğurladığım ünlüye vermem olmuştu.
Küçük çocuklardan nefret ettiren dizidir.
--spoiler 6x09 ve genel--
Daha parçasını izlediğimde 6x09'un boş bir bölüm olduğunu, fillerlığını sezmiştim. Bu yüzden bilgisayarımda bekletip izlemekten kaçınıyordum fakat bugün izledim. Çok da izlenmeyecek gibi olan bir bölüm yazmamış Mark Gatiss, ama ağzı açık bir halttan anlamadan aval aval bakan ve korkudan bir şey yapamayan veletlerden fenalık geldi artık. David Tennant zamanında bir bölümde Doctor insana dönüşmüştü ve aptal bir velet cep saatini saklayarak olayların bizimkiler lehine gelişmesini engelliyor ve oturduğum yerde beni küplere bindirtiyordu. Silence in the Library bölümünde de her ne kadar insanları kurtarıyor olsa da korkudan ne yapacağını bilemeyen küçük kız çok sinir bozucuydu. Kısacası iyice soğuttu artık bu dizi çocuklardan. He, dizinin normal gidişatını beğeniyorum yoksa...
--spoiler--
--spoiler 6x09 ve genel--
Daha parçasını izlediğimde 6x09'un boş bir bölüm olduğunu, fillerlığını sezmiştim. Bu yüzden bilgisayarımda bekletip izlemekten kaçınıyordum fakat bugün izledim. Çok da izlenmeyecek gibi olan bir bölüm yazmamış Mark Gatiss, ama ağzı açık bir halttan anlamadan aval aval bakan ve korkudan bir şey yapamayan veletlerden fenalık geldi artık. David Tennant zamanında bir bölümde Doctor insana dönüşmüştü ve aptal bir velet cep saatini saklayarak olayların bizimkiler lehine gelişmesini engelliyor ve oturduğum yerde beni küplere bindirtiyordu. Silence in the Library bölümünde de her ne kadar insanları kurtarıyor olsa da korkudan ne yapacağını bilemeyen küçük kız çok sinir bozucuydu. Kısacası iyice soğuttu artık bu dizi çocuklardan. He, dizinin normal gidişatını beğeniyorum yoksa...
--spoiler--
Hayır, fan'leri olduğumdan değil ama bazı isimlere haksızlık edildiğini düşündüğüm başlık. Misal, ismail yk piyasa isimli şahsiyetin çalabildiği müzik aleti sayısı iki basamaklı sayıları bulmaktadır. Kendisi potansiyel bir müzik dehasıdır. Sadece yaptığı şarkıların tarzını yadırgamamak elde değil.
Evet; ülkemizde hem pop hem de rock müziğin düşüşte olduğu aşikardır. Kral TV gibi kanallarda her gün birbirinden amaçsız popçular boy göstermektedir. Bana kalırsa hepiciği birer birer azalarak bitebilir. Nerede o 90'lar...
Evet; ülkemizde hem pop hem de rock müziğin düşüşte olduğu aşikardır. Kral TV gibi kanallarda her gün birbirinden amaçsız popçular boy göstermektedir. Bana kalırsa hepiciği birer birer azalarak bitebilir. Nerede o 90'lar...