/636
Hissetmediğin hisleri hissettiğini hissettiğinde hissettiğin histir.
Bazen endişelerini aşkla karıştırır insanlar. Çünkü aşk bugün bir çağrışım maddesi, unsurudur. Yani dünyamızda, çok satması istenen her şeyi, mesela arabayı, çikolatayı ve benzeri şeyleri bir yerinden aşkla veya tutkuyla ilişkilendiriyorlar. Dolayısıyla zihnimiz birbirinden farklı bir çok duyguyu veya duyumsamayı aşkla veya tutkuyla karıştırmak veya ilişkilendirmek durumunda. Her pırılrılı şeyi zümrüt sanan bir çocuk düşün; yani her şeyi zümrüt zanneden bir çocuk zümrütün de ne olduğunu bilmiyor demektir. Zümrütten çok daha kıymetli ve ışıldayan veya daha basit ve pırılıtılı birşeyin de zümrüt olduğunu sanabilir. Dolayısıyla her endişeyi aşk sanan birisi de aşk ın ne olduğunu bilmiyor demektir. Bundan dolayı duygu okur-yazarlığı en azından duygu okurluğu çok önemli. Aşk veya tutku basit birer duygu değildirler, ama her duyguyu veya duyumsamayı aşk veya tutku sanmak basitliktir. Yağmur da iyice bastırdı. Eve nasıl gideceğiz bakalım!
bitti demekle bitmeyendir.
gerçeği kabul edene kadar geçen süreç.
bir delinin akıllılar dünyasına attığı taş işte; varlığı yokluğundan evla ve bir o kadar izafi. herkes neyi adlandırıyorsa aşk deyu o işte... fiyakalı acı çekme modeli her canın. ya da kendine & hayatına anlam katma yolu...
aşk iki türlü hastalık gibidir ;

birincisi kanser. yakalandın mı ömür boyu azap çekersin. kurtulamazsın. çaresizsin elinden hiçbir şey gelmez. artık onun kontrolündesin.bu hastalığa bir kez yakalanırsın.

ikincisi ise grip gibi kolay hastalık. yakalanırsın bir süre çekersin ancak kolay kurtulursun. ömrünün çeşitli dönemlerinde seni bırakmaz ama kısa sürelidir.

benim tercihim bir kez olmak da. varsın kanser olayım.
Dış görünüşü herkese basittir, konuşması, tavırları ama sana bir başka gelir zamanla büyüler etkisi altına alır huyun suyun değişir ilgin odağın tek o olur . sonra karşılık görürsen işler ilerler ten uyumu, samimiyet vs derken acıda arada olur , heyecaanın hiç dinmez hoşlanırsın işte budur aşk.
Karşılıksız ve saplantılı olanı hiç çekilmeyen bir duygudur.
sevgiliye zevkle yemek yapmaktır.
kırılmak, kırılmak, kırılmak... en sonunda toparlanamamak...
dünyada varolan en güclü duygudur efendim.
yaşanıp yaşanmadığına emin olmadığım, yaşayan görmediğim bir olay. aşık olduğunu sanıp, bu olayı küçümsememek lazım basit bir şey olmamalı. tanımı yok.
o'ndan değil, o'nu kaybetmekten korkmaktır.
bile bile acı çekmek, pişman olmaktır biraz da.
(A)m (Ş)eklinde (K)alp.
mantık felcidir.
Zamanla evrim geçiren bir duygudur. aşkta evrim: kalbimin tam ortası, ciğerimin köşesi, kıçımın kenarı.
eğer gurur yapılmaya başlandıysa aşk bitmiştir.
Büyük aşk yoktur.
Derin aşk vardır.
Onu biz büyütürüz.

Bunu yapmak hoşumuza gider.
Aşkımızı büyüttükçe elimizdekinin kocaman bir pamuk şeker olduğuna inanmaya başlarız.
Pembe, kocaman, tatlı. yemesi de bir o kadar hoş. Ama bilirsiniz, pamuk şekeri ısırmak, aynı zamanda bir boşluğu, havayı ısırmak gibidir.
Ağzınızı kocaman açarsınız, o helvayı ağzınıza doldurmak istersiniz fakat ağzınızı kapatır kapatmaz, diliniz sadece bir gram şeker tadar.

Ağzınızı açtığınız ve o enerjiyi harcadığınız kadar karşılık bulamazsınız.
Büyük aşk böyledir işte.
Dışı vardır, içi boştur.

Oysaki derin aşk, şekerin pamuğa dönüştürülmemiş halidir.

(bkz: Kahraman Tazeoğlu)
tamam, duygusal takılacağım.

tek kişilik yatağa 2 kişi sığamayıp düşme tehlikesi geçirirken, gecenin bir yarısı aniden uyanmak ve her seferinde mal gibi bu duruma kahkahalarla güldükten sonra, her seferinde senin sığabilmemiz için göğsüme yatıp uykuya daldığımız zamanlarda kaldı herşey.
Evlendikten sonra yok olan sey.
aşk, en güzel bu parçada anlatılmaktadır; https://www.youtube.com/watch?v=zlp0eZxWUic&feature=related

--spoiler--
Aşk meydandır, aşk aleni
maskesiz yürümektir
kırılmış bir tüfektir
müşterektir
--spoiler--
kazananı olmayan savaş.
Çünkü; Öldüren Bir Şeydir Aşk..
Bir sürü cansız beden bırakır gerisinde..
Herkes kaybeder
O’nun hazin savaş meydanlarında..
Duvara yazılan vuslatlar, demirden kelepçelerdir zindanlarında..
Hiç kimse, hiç kimse kurtulamaz
O’nun acımasız gözyaşı yangınından..
iki gözünün ortasına vurur öldürücü darbesini,
Yani, yani alnının tam ortasına..
Büyülü ellerine düştüğünde artık tanımazsın kendini bile,
Elin ayağın bile yabancı gelir..
iki parçaya ayırır kalbini.
Gözünü bile kırpmadan, zerre kadar acımadan..
Kristal saraylar parçalanır, gözlerinden döktüğü her damla göz yaşında..
Büyümeden koparılmış körpe çiçekler ve bir sürü doğmamış yetim çocuk bırakır gerisinde..
Çünkü; Öldüren Bir Şeydir Aşk..
Öldürdükçe Yaşayan.
saçmalık.
ne olduğunu ne hissetirdiğini unutmak üzere olduğum duygu. net olarak tek hatırladığım midemde kelebeklerin dans ettiğiydi. ama bu çok çok uzun zaman önceydi.
© copyright 2005 - 2026