bugün
- saraca finch house3
- türklerin ileri olduğu konular21
- en gey özelliğiniz10
- norm ender3
- true nickli yazar11
- son beş yıldır sevgilisi olmayan insan3
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- çırçıplak yatmak9
- dinsize inanır mısın17
- mutlak butlan kararının yargıtay'a gönderilmesi2
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- burçlara inanan erkek15
- bir kadının en güzel bölgesi8
- nervio yu çok seviyorum ne yapmalıyım7
- dünyanın en güzel tatlısı8
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- caner taslaman7
- otomatik portakal ve özgür irade paradoksu2
- bugün sağlığın için ne yaptın7
- eski seni özlüyor musun6
- sözlük kavgalarındaki avamlık5
- sokakta gocu ile karşılaşmak5
- vantilatörü kendine çevirmek6
- özlenen hissiyatlar6
- ruh hastası olan yazarlar6
- salak yazarlar7
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı5
- abd vizesi5
- sözlükte kadınlara sararak tatmin olan incel5
- her başlığın altında biten sözlük paraziti5
- yaz günü çay içme saçmalığı11
- bir gün öleceğini unutmak10
- arkadaşlar bakar mısınız11
- seninle şurada olabilirdik5
- uysaljakoben gocu'nun fake hesabı mı5
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları30
- bir insanın daraldığında sığınabileceği yerler5
- evdeki alkolün bittiği anda yapılacaklar5
- kuran da neden namaz yok8
- pandela6
- gocu31
- bir insanı yaptığı ilk hatada hayatından çıkarmak2
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak7
- deri ceketli serseri4
- kültürün bireyi boğması4
- gocu pandela barışı4
- ipek çiçek3
- sözlüğün kalitesindeki artış4
- geceye bir şarkı bırak23
bünyenin yaptigi en büyük serefsizlik. tüm ic organlarin yerini degistirebilecek, kalbin calisma düzeniyle oynayabilecek büyük etken. hayatin en büyük gafil avlamasi.
bir ego biçimidir. insan egosunun hamilelik sürecinde, normal hamilelikten daha sancılı olduğu malumdur. süresi 7 ay ya da 9 ay gibi belirli süreçlerle ifade edilemez. oluşması 9 milisaniye de sürebilir, 9 gün de sürebilir.
büyümesinin ve ölmesinin süreciyle ilgili ise ne dersem yalan olur.
egonun daha da büyümesi için süper bir araçtır, amaçtır vesairedir.
büyümesinin ve ölmesinin süreciyle ilgili ise ne dersem yalan olur.
egonun daha da büyümesi için süper bir araçtır, amaçtır vesairedir.
"bişeyin" tecellisi sonucu sonsuza kadar yanmaktır.
üzerine iyi ve kötü binlerce yorum yapılabilecek, ancak adının koyulması mümkün olmayacak tek duygudur.. bir çırpıda yaşamayı başarsanda bir çırpıda tanımlamayı başaramazsın. yalın üç harften ibaret olan bu duygunun, açılımı yalnızca yaşananlarla gizli kalır ..
hoşumuza giden bedenlerin içine hayal ettiğimiz ruhları yerleştirmektir. 1+1in 3 eşit olmasını sağlar, büyütür, geliştirir, olgunlaştırır, hayatta her şeyi daha anlamlı kılar. ama ne yazık ki gün gelir hayat anlamını yitirir.
beni yiyip bitiren boktan oluşum.
duyguların en asili. sadece karşı cinse ve/ veya hemcinse karşı duyulmaz; bireyin sevidiği her şeyle arasında kuruduğu bağdır aslında.
bir ünlü iki ünsüz ve iki salaktan olusan duygu bütünlügü...
kendini onu düşünürken yakalamaktır..
saçma sapan hayaller kurmaktır.
ne başkalarından isteyebilir nede satın alabilirsiniz...
aslolandır..bir tek aşk şiirdir gerisi hikayedir..
hayatta en anlaşılmayan. araştırmalara göre ömrü 2 hafta ile 6 ay olan şey. aşık olursunuz. geceleyin rüyalarınıza girer. adeta ağzınıza yüzünüze s.çılmış gibi hissedersiniz. sabahleyin aç karnına sigara içeseniz gelir, içersiniz. bülent ortaçgil'in şarkısını mırıldanırsınız-sensiz olmaz, sensiz olmaz... tüyleriniz diken diken olur. eve gitmek istemezsiniz. yaptığınız hiçbir şeyde eski tat yoktur artık. ağzınıza s.çılmıştır bir kere. açılmaya karar verirsiniz. bir şekilde ulaşır tanışırsınız. her şey güzeldir. sonra araya engeller girer. ayrı geçen aylar... aşkınızın büyüdüğünü hissedersiniz. tekrar konuşmak, bir şekilde onu görmek, sesini hatırlamak istersiniz. bir şekilde hepsi olur ama tatmin edici seviyede değildir. aşkın yüceliğini daha iyi anlarsınız. çünkü aşk dışında hiçbir şey sizi onda bu kadar uzun süre hapsedemez.
sonunda aradaki engelleri unutur tekrar konuşmaya başlarsınız. tekrar hayat normale dönmüştür sizin için. fakat birer sevgili gibi davranamıyorsunuzdur birbirinize. aşka hakaret ediyorsunuzdur. en azından gördüğünde bakışlarını kaçırmamasını istemektesiniz. fakat karşı cinsiniz onu bile yapmaz. sizi farkettiğinde bakışları boşluğa odaklıdır. bir göz teması bile olmaz.
derler ya insan aşıksa dağları deler, g.tünü keser yine aşkına kavuşur diye... yalan. aşk sıkıyor be anam. karşılıklı bir şeyler yapılmalı. öyle msn muhabbetleri falan insanı başkalarına ve başka şeylere yöneltiyor. evet g.tünüzü kesmeye hazır hissedersiniz kendinizi ama hiçbir zaman değilsiniz.
son olarak... aşk dediğin adam yoktur.
sonunda aradaki engelleri unutur tekrar konuşmaya başlarsınız. tekrar hayat normale dönmüştür sizin için. fakat birer sevgili gibi davranamıyorsunuzdur birbirinize. aşka hakaret ediyorsunuzdur. en azından gördüğünde bakışlarını kaçırmamasını istemektesiniz. fakat karşı cinsiniz onu bile yapmaz. sizi farkettiğinde bakışları boşluğa odaklıdır. bir göz teması bile olmaz.
derler ya insan aşıksa dağları deler, g.tünü keser yine aşkına kavuşur diye... yalan. aşk sıkıyor be anam. karşılıklı bir şeyler yapılmalı. öyle msn muhabbetleri falan insanı başkalarına ve başka şeylere yöneltiyor. evet g.tünüzü kesmeye hazır hissedersiniz kendinizi ama hiçbir zaman değilsiniz.
son olarak... aşk dediğin adam yoktur.
Hiç tavsiye etmem aklın firarıdır.
aşk zaten kavuşma yolunda çekılen ıztıraptır.
sıkıysa deneyin.
Aşk sözle baslar, dudak ile beslenir, dokuz ay sonra baba diye seslenir...
aşk zaten kavuşma yolunda çekılen ıztıraptır.
sıkıysa deneyin.
Aşk sözle baslar, dudak ile beslenir, dokuz ay sonra baba diye seslenir...
sarap içmeye,sarhos olmaya benzer.
henüz ufacik bir çocuksunuzdur. etrafinizda insanlar görürsünüz, sarap içerler, gülerler hepsi, mutludurlar neselidirler. imrenirsiniz onlara, gördükleriniz hosunuza gider, siz de o saraptan içmek istersiniz, ama henüz yasiniz ufaktir, içemezsiniz. bir gün gelir, artik yeterli olgunluga erismis olursunuz, bir kaç sene önce gözünüze büyülü birseymis gibi gözüken sarabi ilk içisinizdir. ilk kadehten sonra, daha önceden tecrübeniz olmadigi için basiniz döner hafiften, ama aradan biraz süre geçince o tatli mutlulugu yasamaya baslarsiniz. ilk basta biraz ürkütse de sizi, verdigi tat hosunuza gitmistir sarabin. bir kadeh daha istersiniz, içersiniz ve kendinizi daha da mutlu hissedersiniz, kafaniz yavas yavas bulaniklasir, dis dünya ve siz olarak ikiye ayrilmaya baslar hersey. sebepli sebepsiz gülersiniz en olmadik seylere, etrafiniza nese saçarsiniz. siz de artik sarhoslar kervanina katilmissinizdir. ama bu kadarla yetinmezsiniz, çünkü kendinizi daha önce hissetmediginiz kadar mutlu hissedersiniz, bir kadeh daha dersiniz.... bir kadeh daha... etrafinizdakiler sizi uyarir, kendini bu kadar kaptirma derler. dinlemezsiniz onlari, kizarsiniz. onlar sizin su anda hangi duygular içinde oldugunuzu bilseler hiç öyle derler mi? sonra birsey olur, garip birsey.. ilk basta aldiginiz keyfi yavas yavas alamamaya baslarsiniz, pek fazla umursamaz, gelip geçici birsey dersiniz kendikendinize. ama hiçbir zaman ilk içtiginiz kadehteki hazzi yakalayamazsiniz, bir müddet sonra bedeniniz artik içtiginiz sarabin etkisini kaldiramayacak noktaya gelir, birden kendinizi kaybetmis bir durumda bulursunuz. aslinda siz kendinizi ne zaman, nerede, nasil kaybettiginizin farkinda bile degilsinizdir. zaman geçer, ayilirsiniz. vücudunuzda dayanilmaz bir agri, aci hissedersiniz. daha önce yasamadiginiz türde tatsiz bir duygudur ama ne oldugunu anlamazsiniz, sanki bir gece önce bulutlarin üstünde uçan baskasiymis gibi. ''ama'' dersiniz, ''nasil olur...herkes mutluydu'' kizarsiniz kendinize, sizi uyaranlari dinlemediginiz için, bir daha sarap içmiyecegim bu kadar aci veriyorsa dersiniz, ama nafile... yavas yavas bedeniniz size o aciyi yasatan zehiri disari atar, siz de sanki hiçbirsey olmamis gibi tekrar içersiniz o sarabi, tekrar tekrar...
iste ask da buna benzer birseydir
henüz ufacik bir çocuksunuzdur. etrafinizda insanlar görürsünüz, sarap içerler, gülerler hepsi, mutludurlar neselidirler. imrenirsiniz onlara, gördükleriniz hosunuza gider, siz de o saraptan içmek istersiniz, ama henüz yasiniz ufaktir, içemezsiniz. bir gün gelir, artik yeterli olgunluga erismis olursunuz, bir kaç sene önce gözünüze büyülü birseymis gibi gözüken sarabi ilk içisinizdir. ilk kadehten sonra, daha önceden tecrübeniz olmadigi için basiniz döner hafiften, ama aradan biraz süre geçince o tatli mutlulugu yasamaya baslarsiniz. ilk basta biraz ürkütse de sizi, verdigi tat hosunuza gitmistir sarabin. bir kadeh daha istersiniz, içersiniz ve kendinizi daha da mutlu hissedersiniz, kafaniz yavas yavas bulaniklasir, dis dünya ve siz olarak ikiye ayrilmaya baslar hersey. sebepli sebepsiz gülersiniz en olmadik seylere, etrafiniza nese saçarsiniz. siz de artik sarhoslar kervanina katilmissinizdir. ama bu kadarla yetinmezsiniz, çünkü kendinizi daha önce hissetmediginiz kadar mutlu hissedersiniz, bir kadeh daha dersiniz.... bir kadeh daha... etrafinizdakiler sizi uyarir, kendini bu kadar kaptirma derler. dinlemezsiniz onlari, kizarsiniz. onlar sizin su anda hangi duygular içinde oldugunuzu bilseler hiç öyle derler mi? sonra birsey olur, garip birsey.. ilk basta aldiginiz keyfi yavas yavas alamamaya baslarsiniz, pek fazla umursamaz, gelip geçici birsey dersiniz kendikendinize. ama hiçbir zaman ilk içtiginiz kadehteki hazzi yakalayamazsiniz, bir müddet sonra bedeniniz artik içtiginiz sarabin etkisini kaldiramayacak noktaya gelir, birden kendinizi kaybetmis bir durumda bulursunuz. aslinda siz kendinizi ne zaman, nerede, nasil kaybettiginizin farkinda bile degilsinizdir. zaman geçer, ayilirsiniz. vücudunuzda dayanilmaz bir agri, aci hissedersiniz. daha önce yasamadiginiz türde tatsiz bir duygudur ama ne oldugunu anlamazsiniz, sanki bir gece önce bulutlarin üstünde uçan baskasiymis gibi. ''ama'' dersiniz, ''nasil olur...herkes mutluydu'' kizarsiniz kendinize, sizi uyaranlari dinlemediginiz için, bir daha sarap içmiyecegim bu kadar aci veriyorsa dersiniz, ama nafile... yavas yavas bedeniniz size o aciyi yasatan zehiri disari atar, siz de sanki hiçbirsey olmamis gibi tekrar içersiniz o sarabi, tekrar tekrar...
iste ask da buna benzer birseydir
özgür takılan bünyelerin düşmanı olan şey sadece şey.
aşık olan insana normalde yaptırmayacağı şeyleri yaptıran en yüce duygu.
(bkz: nokta)
kaçınılmaz olay...
yaşamdır. olmazsa yaşamanın hiçbişiye benzemeyeceğini düşündüğüm olgudur. çünkü başka birisi için heyecanlanmak,başka birisini kendinden fazla düşünmek bunların hepsi fedakarlık gerektirir. ve aşık olduğun insan için deyiyosa daha güzel bişi yoktur bence.
Aşk
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlarda gidiyorlar. Gitsinler
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı,
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun oturmuştu
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı istanbullular
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi ki sevmek
Ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bırakasalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatrı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.
Cemal Süreya...
(bkz: budur)
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git.
Gözlerin durur mu onlarda gidiyorlar. Gitsinler
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı,
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun oturmuştu
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı
Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı istanbullular
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi ki sevmek
Ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bırakasalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik
Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatrı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.
Cemal Süreya...
(bkz: budur)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar