bugün

/636
tuhaf birşey anlaşılamayan tıpkı ölüm gibi ne zaman geleceği belli olmayan...
Eski bir yalan, Adem'le Havva'dan kalan...
her şey den ote yaratilanin yaratana olan aşkı paha biçilemez. ama bu kimde vardır tartışilir. gerçek aşk sonsuz sonsuzlukta ancak yaratan da olduğu için. en hakiki aşk Allah'a (c.c) olan aşktir.
kişinin kendi kendine yarattığı bir duygudur. aşık olunan kişiyle hiçbir ilgisi yoktur aşkın. o sadece boş bir tuvaldir.
(bkz: aşka sahip çıkalım)
Ansızın gelendir.
kötü bir şaka.
yine kendi gibi üç harfli gibi bi kelimeyle çok benzeşir.
önceleri yazmaya kıyamadığınız, kenarlarına renkli kalemlerle çizgi çekip çiçekler çizdiğiniz tertemiz defterinizdir.

sonrası mı? eğer korumayı başaramadıysanız en kallavi küfürlerinizi tüm özensizliğinizle yazdığınız bir paçavra. ve usanmadan yeni ve temiz defterler arama merakı...
hissedemiyorum. öyleyse yok muyum ?
insanı sadece kısa sürede mutlu eden, uzun sürede düşünüldüğünde ise, bu hisse kapılan insanların %99'una acı çektiren duygu.

geri kalan %1 ne kadar da şanslıdır. allah bozmasın.

diyeceğim odur ki; dayak buldun ye, aşk buldun kaç!
Yapılan araştırmalar sonucunda pek çok psikolog aşka ilişkin farklı teoriler geliştirdi. Bu teorilerin bir kısmı aşkın türleri üzerineydi. Bunlardan en popüler olanlarından biri Hendrick ve Hendrick’in (1989) teorisidir. Buna göre 6 çeşit aşk vardır (Djikic & Oatley, 2004’de yer aldığı şekliyle):

1. Eros: Tutkulu aşk diyebileceğimiz, ilişkide tatminle ve ilişkinin sürmesiyle doğrudan bağlantılı olduğu düşünülen bir aşk tipidir. Eros tipi aşıklar ilişkide risk almaya, kendilerini olduğu gibi ilişkilerine adamaya meyillidirler. Bu nedenle güçlü bir egoya sahip olmaları gerekir.

2. Ludus: Aşkı iki kişi arasında oynanan bir oyun olarak görür. Ve bu oyunun kuralları arasında monogami kesinlikle yoktur. Bu tür âşıklar için ilişkiler pek derin bir anlam taşımaz. Bu nedenle bu tip, ilişki tatminiyle ters orantı içindedir.

3. Storge: Ayakları yere basan bir aşk tipidir. Midedeki kelebeklerden çok arkadaşlığa önem verir. Bu nedenle gelişmesi, Eros’un tersine, zamana ihtiyaç duyar.

4. Pragma: Aşka büyük ölçüde mantıksal olarak yaklaşır. Önemli olan, karşıdaki insanın nitelikleridir. Bu aşık tipleri için en önemli olan şey kafalarında tasarladıkları insanı bulabilmektir. Tutku gibi Eros’u hatırlatan özelliklere odaklanmazlar. Pragma tipi aşk, uzun süreli ilişkilerde tatmin ile ilişkilidir.

5. Mania: Bağımlı aşık tipine işaret eder. Özgüveni genelde düşük olduğundan karşıdaki insana büyük ölçüde bağımlılık geliştirir (bağlılık değil, bağımlılık!). Bu aşıklar ilişkide duygusal açılıma çok açıktırlar. Mania tipi, ilişki tatminiyle ters orantılıdır.

6. Agape: Karşılık beklemeyen, taleplerde bulunmayan aşık tipidir. Sadakat, özgecilik, idealizm gibi kavramlarla özdeşleştirilir. Partnerini kendisinin önüne koyar. “O mutlu olmadıkça ben mutlu olamam” ya da “O acı çekeceğine ben çekeyim daha iyi” gibi düşünce yapıları bu aşık tipine örnek gösterilebilir.

Bu teori üzerine yapılan araştırmalar, partnerlerin özellikle Eros, Storge, Mania ve Agape tiplerinde uyumlu olduklarını göstermiş (Livermore, 1993). Ancak bu demek değildir ki siz ve partneriniz farklı tiplerdeyseniz ilişki yürümeyecektir.
(bkz: Aşk Üzerine (Montaigne))

Kitapları bir yana bırakır da dobra dobra konuşursak, aşk dediğimiz şey, arzulanan bir varlıkta bulacağımız tada susamaktan başka bir şey değildir, gibi geliyor bana. Venüs'ün bize verdiği şey sonunda bir boşalma hazzı değil mi? Tıpkı doğanın başka taraflarımızın boşalmasına kattığı haz gibi. Bu haz ölçüsüzlük yahut hayasızlık yüzünden kötülük haline geliyor. Sokrates'e göre aşk, güzelliğin aracılığıyla çoğalma arzusudur. Ama nedir, bu hazzın insana verdiği o acayip gıdıklama, Zenon'u, Kratippos'u düşürdüğü o delice, budalaca, saçma sapan haller, bizi sürüklediği o uygunsuz azgınlık, aşkın en tatlı anında o alev saçan, kudurmuş, zalim surat, sonra nedir o birden kabarıp böbürlenme, bu kadar çılgınca bir işin içinde o ciddileşip kendinden geçme? Hem ne diye hazlarımızla pisliklerimizi sarmaş dolaş edip hep bir yere koymuşlar? Ne diye insan hazzın son kertesinde acı çeker gibi, ölecek gibi inlemekli oluyor? Bunlara bakınca, Platon'un dediği gibi, tanrıların insanı kendilerine oyuncak diye yarattıklarına inanasım geliyor. insanların bu en bulanık, en karışık işinin en ortak işleri olması da doğanın bir cilvesidir, diyorum. Böylelikle bizi denkleştirmek, akıllılarla delileri, insanlarla hayvanlarıbirleştirmek istemiş. insanların en ağırbaşlısını o bilinen hal içinde bir düşündüm mü, bütün ağırbaşlılığı bir yapmacık oluverir. Tavus kuşuna haddini bildiren ayaklarıdır.
aşk bir çeşit şuur bozuklugudur. ben demiyorum ünlü birisiydi kimdi hatırlamıyorum amaaan boşverin.
platonikte kalanlar gercegini yasar, gerisi olsa olsa guzel kurgulanmis birer hikaye, birer senaryo, okursun biter...
kalp ve beynin yer değişmesiyle ortaya çıkan olağanüstü haz ve olağanüstü acı verebilecek durum.
düşüncelerin bloke edilmesi, zihnin kontrol edilememesi.
"Aşk kelimesi, Arapça aşeka'dan gelir. Aşeka, bir ağacı saran, besinini ağaçtan alan ve zaman içinde ağacı kurutarak öldüren sarmaşığa denir."
aklıma cemal süreyayı getiren.
http://www.issizadam.net/...tleri/bob-marley-ask.html.
platoniği güzel olan acı şeysi.
allah'ın insanlara en büyük hediyesidir.
bi am uğruna abartanların olduğu şey.
aşk: bol köpüklü bir kahvenin üzerine çizilen bir kalp gibi her yudumda o kalbin içini ısıtması ve hücrelerine kadar işlemesidir..*
Her defasında acemiliktir.
© copyright 2005 - 2026