bugün

/636
Rüzgar ateş için neyse, ayrılık da aşk için odur; küçük bir aşkı söndürür, büyük bir aşkı daha da güçlendirir. Mevlana
Suçu benim üstüme at: Aşk değildi o; yalnızca bir isim benzerliğiydi diye söylenirim...!
bir parfüm reklamına slogan olmuştur.
aşk bile bile tutsaklıktır. (bkz: privacy)
ardından duyulan pişmanlık bir daha yaşanmasına hep engel olacaktır. maalesef...
seni birden 5 kilo kadar eriten, ayakkabı numaranı bile küçültebilen, özellikle kilo problemi olanlar için tadılması gereken bir parmak baldır..
(bkz: lafontenden masallar)
(bkz: tırt)
bir çok çeşidi olan.. ilahi aşk, anne aşkı, hayvan aşkı, ya da bir nesneye bir varlığa karşı duyulan aşk gibi..
bir de erkek ve kadın arasında olanı vardır ki, tadından yenmez.
keşke hep masum kalsaydın benim için,
uzaktan ve duvarlara dayanarak izleseydim seni,
keşke tanışmamıza hiç fırsat olmasaydı,
ve seni hayatıma şeker misali karıştırmasaydım,
hayat kavramım senden ibaret olmasaydı keşke,
seni hayatımın öznesi yaptım da ne oldu?
her gece bir acı, her anımda yaralı bir kalp.
öznesi olmayan bir hayata mahkûm bir nesne kaldım sayende,

oysa ne kadar masumdun önceleri,
bir gülerdin dünya gülerdi sanki
kazara göz göze gelsek yıkılırdı içim,
öpülesi bir el uzanırdı tenime.
dokunurdu içime işlercesine.

ne güzeldi eskiden, uzaktan seyreder,
en yakınlarıma anlatırdım seni,
ne masumdun sen bana.
aniden çıkınca karşıma,
yağmuruna kavuşmuş toprak misali sevindi yüreğim.
can yücel
aşk kadar dejenere edlip içi boşaltılan başka bir şey var mı şu dünyada...
eksikliği en çok hissedilen duygudur.

yeter ulan!
10 numara hissiyattır, inanılmaz hormonlar salgılatır, mutlu eder, hayata anlam katar.
acıya şikayetsiz katlanmak.
tekleşmektir.
bir tür kalp spazmı.

çoğu kez bile bile acı çekmek. *
aşk, nefes almaktır. nefes almıyorsan yaşamıyorsundur.
Uyurken izleyebilmek O'nu , kıyamamak uyandırmaya.
Gözlerine bakarken içinde bir şeylerin yer değiştirip break dans yapmasıdır aşk.
kokusunu özlemektir aşk ve bazen nefesinde hissetmek kokusunu , yanında olduğunu.
benden uzak cehenneme yakın olsun hedesidir.
tadı güzel bir içkiyle sarhoş olabilmenin ayrıcalığıdır aşk. kusması bile zevklidir o içkiyi. sonunda kusacağını bile bile midene doldurursun o içkiyi. herkes düşer bu paradoksa çünkü herkesin biraz kafayı dağıtmaya ihtiyacı vardır. ama diyorum ya kusarken bile bir şeyler hissedersin. farklı bir şeyleri içerir o hisler, farklı olduğu için tatlı gelir insana.

o içkiden hiç içmeyen sözde bilinçli insanlar vardır. sağda solda içkinin, kusmanın zararlarını anlatırlar bir aptal gibi. onlar evlerine sadece anahtarlarıyla girebilirken, her akşam yemeklerini yalnız yerken ve yataklarına tek başlarına uzanırken içlerine doğru kusarlar aşağılıklarını fakat farkında bile olmazlar. bütün bunları herkes bir dönem yaşamış olmalı ki, insanlar içerler o içkiyi, vakti dolunca herkes kusar aşkını ve herkes çıkardıklarının o hayal kırıklığı yaratacak görüntüsüne rağmen yeni içkiler denemeye devam eder. etmelidirler çünkü. ta ki sarhoşluklarının sürmesine rağmen kusmayacakları ve kendilerine iyi gelecek bir içki bulana dek…

aşk işte böyle bir arayıştır…
mutluluk,hüzün,ağlamak,gülmek,özlemek,beklemek,sevmek,sevilmek,bazen sevilmeyi beklemek bazen de umutsuzca sevmek,kıskanmak,kıskanılmak,hayranlık,bağlanmak,ayrılmak...
psikopat, paranoyak, kıskanç falan yapar insanı. en kötüsü için (bkz: karşılıksız aşk).
bazen nefes almanızdır bazen de nefes alamamanızdır.
AŞK.. muhtaç olmayan Allah'ın bir sıfatıdır. Başka birşeye duyulan aşk mecazdır. Altın kaplamadır çünkü başkasının güzelliği, dışından pırıl pırıl ama zifiri dumandır onun içi. Parıltı gidip de açığa çıkınca duman, buza keser mecazi aşk o zaman. Geri döner o güzellik kaynağına, benden kalır geride kokuşmuş, adi ve kaba. Geri döner hani aya ay ışığı, kalmaz kara duvarda yansıması..

Aşkın Gözyaşları-Tebrizi Şems
senden bişey eksiltmeden,
sana çok şey bırakmaktı aşk.
(bkz: kahraman tazeoğlu)
aşk nedir?

bana kalırsa, güzel bir nesnenin niteliklerinin bizim üzerimizdeki etkisinden başka bir şey olarak görülemez; bu etkiler bizim başımızı dündürür; bizi yakıp kavurur; eğer bu nesneye sahip olursak memnun oluruz; sahip olmamız mümkün değilse ümitsizliğe kapılırız. peki bu duygunun temeli nedir? arzu. bu duygunun devamı nedir? delilik. dolayısıyla, güdümüze sadık kalalım ve etkilerinden kendimizi koruyalım. güdü, nesneye sahip olmaktır; o halde, sahip olamaya çalışalım, ama "bilgelikle" ona sahip olur olmaz ondan yararlanalım; yararlanamıyorsak kendimizi teselli edelim: benzer binlerce başka nesne, çoğu zaman da daha iyisi, onun kaybı karşısında bizi teselli edebilir; tüm erkekler, tüm kadınlar binbirine benzer:

sağlıklı bir düşünmenin etkilerine direnebilecek aşk kesinlikle yoktur. oh! duyuların sonucunu bizim içimize gömerek, bizi asla bir şey görmeyecek hale sokan, ancak çılgınca tapilan bu nesneyle var olmamiza yol açan bu sarhoşluk ne büyük bir aldatmacadır!"

yaşamak bu mudur?

"bu, bize deliliğin etkilerine pek benzeyen metafizik hazlardan başka mutluluk birakmayarak kanimizi emen ve kemiren yakıcı bir ateş içinde kalmayı istemek değil midir?"

bu tapılası nesneyi eğer her zaman sevmek zorundaysak, onu asla terk etmeyeceğimiz kesinse, bu da bir zırvalık olur, ama en azından bağışlanabilir.

bu olabilir mi? bu ezeli bağların asla yalanlamadığına çok örnek bulabilir miyiz?

birkaç aylık hazzin ardından nesne bir süre sonra gerçek yerine yerleştiğinde, onun sunaklarında yaktığımız günlük bizim yüzümüzü kızartır ve artık çoğu zaman bizi baştan çıkartabileceğini bile düşünemez hale geliriz.

m. de sade
© copyright 2005 - 2026