bugün
- kabak tatlısını sevenler15
- hizmetçiliğini yaptığı iş adamı öz babası çıktı5
- fingirdek sözlük erkeği6
- okan yalabık'ın son hali5
- traveler'ın gizli gey olma ihtimali5
- sözlük erkeklerinin biraz şey olması4
- sözlük erkekleri aranıyor mu3
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- taksim delisi cenk7
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- anın görüntüsü25
- evi arsayı satıp faizle her ay 120 gr altın alıyom6
- pirizade ismed molla balizade kafadumanevi5
- elmas bey birader'in online olmaması3
- pazar akşamları3
- beşiktaş a çıkmayan kırmızı kart2
- bafra pidesi4
- sözlük sevgilisi2
- sarı tekerin yazar olamaması2
- kasımda aşk başkadır6
- kaz fobisi2
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- hambeles2
- göksel'in memeleri4
- kafanın çok büyük olması8
- nat rothschild4
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- ismet gurbuz 20244
- gazze de evlenen çiftin düğün fotoğrafı3
- erecto kral reyiz3
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- 20043
- bir sözlük yazarını kerhaneye götürmek3
- nervio34
- 1 doların 50 tl olması3
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- nervio'nun gerçek yüzü4
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
- anelka alex tuncay hooijdonk dörtlüsü6
- barış alper yılmaz4
- fenerbahçe11
- askerde cinsel ihtiyaçlar nasıl gideriliyor6
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı23
- yalnız çirkin asosyal erkek5
- boyun ağrısı2
- oğuz tezmen2
- 8 kasım 2026 alanyaspor trabzonspor maçı3
- duygu özaslan6
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz21
26 Aralık 2016 Yazısı
"Darbeye başkanlık için mi yol verildi?" başlıklı yazımda, Aytun Çıray'ın, "Darbenin bir senaryo çerçevesinde gerçekleştirildiği iddialarını değerlendirmeye hazır olmamız gerekiyor" sözleri ve Selin Sayek Böke'nin "Hükümetin 15 Temmuz Darbe Girişimi'nden daha önceden haberi var mıydı?" sorusunu incelemiştim.Saygı Öztürk'ün "Önemli bir davanın avukatı telefonda, 'AKP milletvekili Şaban Dişli'nin, Tümgeneral olan kardeşi Mehmet Dişli nerede biliyor musunuz?' diye sorduğunda, muhtemelen Sincan Cezaevi'nde olduğunu söyledim. Sanki cezaevinde değilmiş, farklı şeyler biliyormuş izlenimi edindim." şeklinde bir şüpheyi ortaya koyması da "15 Temmuz darbe girişiminin asıl amacı neydi?" sorusunun tartışılmasını gerektiriyor.***Sonuçlardan yola çıkarak 15 Temmuz'un, Türkiye'nin "başkanlık sistemi" adı altında "seçilmiş diktatörlük sistemi"ne geçişine zemin mi hazırladığı sorgulanıyor.Haluk Dural, konu ile ilgili yazısında bir kronoloji veriyor:-28 Ocak 1933'te Nasyonal Sosyalist Alman işçi Partisi başkanı Adolf Hitler Başbakan olmuştur.-27 Şubat 1933'te Alman Meclisi Reichstag, Hitler'in SA'ları tarafından yakılmıştır. (Türkiye'de TBMM, Amerikancı-dinci vatan haini Fetö isyancıları tarafından bombalandı.)-23 Mart 1933'te yetki yasasının kabulüyle Alman Meclisi'nin tüm yetkileri dört yıl süre ile kabineye, dolayısıyla Başbakan Hitler'e devredildi ve Meclis'in çalışmalarına bu süre için ara verildi. (Türkiye'de olağanüstü hâl ilan edilerek, tüm yasama ve yürütme yetkisi Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı'nda toplandı.)-2 Ağustos 1934'te Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg vefat edince Hitler, Cumhurbaşkanlığı makamını da üstlendi. Bu "fiili durum", referanduma sunuldu, Alman halkı yüzde 89,93 "evet" oyu ile Hitler'in Cumhurbaşkanı olmasına, bununla birlikte Şansölyelik görevini de sürdürmesine onay verdi. (AKP tarafından Meclis'e sunulacak olan anayasa değişikliği aynı amacı taşımaktadır.)Böylece Hitler, 46. madde ile bütün memurların atanması ve azledilmesi yetkisini aldı. 47. maddeye göre Alman silahlı kuvvetlerinin tam yetkili başkomutanı oldu.48. madde ile Silahlı Kuvvetleri kullanma yetkisini aldı ve diğer devletlere savaş açarak insanlığın karşılaştığı en büyük felaketin yaratıcısı oldu.***CHP Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel ise Meclis kürsüsünden AKP'nin anayasa taslağının, "Diktatör Esad'ın anayasasından alınma olduğunu" söyledi ve 21 maddelik öneriyle Suriye anayasasını karşılaştırdı:Suriye Anayasası 93. madde: Cumhuriyet başkanı -cumhurbaşkanı- bu anayasada tanınan sınırlar dahilinde yürütme yetkisini uygular.AKP'nin anayasasındaki 8. madde: Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı tarafından kullanılır.Suriye Anayasası 95. madde: Cumhurbaşkanı başkan yardımcısı seçer, görevlerinin bir kısmını onlara verir. Ayrıca bakanları atar, istifalarını kabul eder, görevlerinden uzaklaştırır.AKP'nin anayasasındaki 104. madde: Cumhurbaşkanı, yardımcıları ile bakanları atar ve görevlerine son verir.Suriye Anayasası 107. madde: Cumhurbaşkanı Halk Meclisi'ni feshedebilir.AKP'nin anayasasındaki 116. madde: Cumhurbaşkanı Meclis'i feshedebilir.Suriye Anayasası 139. madde: Anayasa Mahkemesi üyelerini Cumhurbaşkanı atar.AKP'nin anayasasındaki 146. madde: 15 Anayasa Mahkemesi üyesinin 12'sini Cumhurbaşkanı atar, 3'ünü de Meclis atar.Suriye Anayasası 74. ve 77. madde: Meclis, bütçeyi yeni mali yılın başlangıcından önce onaylamazsa bir önceki mali yıl, yeni mali yıl onaylanıncaya kadar yürürlükte kalır.AKP'nin anayasasındaki 116. madde: Bütçe, Meclis tarafından kabul edilmediği takdirde, eski yılın bütçesi artırılarak devam eder.Şimdi, "15 Temmuz, Türkiye'de Esad veya Hitler rejimi kurmak için zemin hazırlama operasyonu muydu?" sorusuna cevap bulunup milletin kafa karışıklığına son verilmeli.Kaynak: 15 Temmuz ve Reichstag yangını! - Arslan BULUT
http://www.yenicaggazetes...hstag-yangini-41024yy.htm
"Darbeye başkanlık için mi yol verildi?" başlıklı yazımda, Aytun Çıray'ın, "Darbenin bir senaryo çerçevesinde gerçekleştirildiği iddialarını değerlendirmeye hazır olmamız gerekiyor" sözleri ve Selin Sayek Böke'nin "Hükümetin 15 Temmuz Darbe Girişimi'nden daha önceden haberi var mıydı?" sorusunu incelemiştim.Saygı Öztürk'ün "Önemli bir davanın avukatı telefonda, 'AKP milletvekili Şaban Dişli'nin, Tümgeneral olan kardeşi Mehmet Dişli nerede biliyor musunuz?' diye sorduğunda, muhtemelen Sincan Cezaevi'nde olduğunu söyledim. Sanki cezaevinde değilmiş, farklı şeyler biliyormuş izlenimi edindim." şeklinde bir şüpheyi ortaya koyması da "15 Temmuz darbe girişiminin asıl amacı neydi?" sorusunun tartışılmasını gerektiriyor.***Sonuçlardan yola çıkarak 15 Temmuz'un, Türkiye'nin "başkanlık sistemi" adı altında "seçilmiş diktatörlük sistemi"ne geçişine zemin mi hazırladığı sorgulanıyor.Haluk Dural, konu ile ilgili yazısında bir kronoloji veriyor:-28 Ocak 1933'te Nasyonal Sosyalist Alman işçi Partisi başkanı Adolf Hitler Başbakan olmuştur.-27 Şubat 1933'te Alman Meclisi Reichstag, Hitler'in SA'ları tarafından yakılmıştır. (Türkiye'de TBMM, Amerikancı-dinci vatan haini Fetö isyancıları tarafından bombalandı.)-23 Mart 1933'te yetki yasasının kabulüyle Alman Meclisi'nin tüm yetkileri dört yıl süre ile kabineye, dolayısıyla Başbakan Hitler'e devredildi ve Meclis'in çalışmalarına bu süre için ara verildi. (Türkiye'de olağanüstü hâl ilan edilerek, tüm yasama ve yürütme yetkisi Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı'nda toplandı.)-2 Ağustos 1934'te Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg vefat edince Hitler, Cumhurbaşkanlığı makamını da üstlendi. Bu "fiili durum", referanduma sunuldu, Alman halkı yüzde 89,93 "evet" oyu ile Hitler'in Cumhurbaşkanı olmasına, bununla birlikte Şansölyelik görevini de sürdürmesine onay verdi. (AKP tarafından Meclis'e sunulacak olan anayasa değişikliği aynı amacı taşımaktadır.)Böylece Hitler, 46. madde ile bütün memurların atanması ve azledilmesi yetkisini aldı. 47. maddeye göre Alman silahlı kuvvetlerinin tam yetkili başkomutanı oldu.48. madde ile Silahlı Kuvvetleri kullanma yetkisini aldı ve diğer devletlere savaş açarak insanlığın karşılaştığı en büyük felaketin yaratıcısı oldu.***CHP Eskişehir Milletvekili Cemal Okan Yüksel ise Meclis kürsüsünden AKP'nin anayasa taslağının, "Diktatör Esad'ın anayasasından alınma olduğunu" söyledi ve 21 maddelik öneriyle Suriye anayasasını karşılaştırdı:Suriye Anayasası 93. madde: Cumhuriyet başkanı -cumhurbaşkanı- bu anayasada tanınan sınırlar dahilinde yürütme yetkisini uygular.AKP'nin anayasasındaki 8. madde: Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı tarafından kullanılır.Suriye Anayasası 95. madde: Cumhurbaşkanı başkan yardımcısı seçer, görevlerinin bir kısmını onlara verir. Ayrıca bakanları atar, istifalarını kabul eder, görevlerinden uzaklaştırır.AKP'nin anayasasındaki 104. madde: Cumhurbaşkanı, yardımcıları ile bakanları atar ve görevlerine son verir.Suriye Anayasası 107. madde: Cumhurbaşkanı Halk Meclisi'ni feshedebilir.AKP'nin anayasasındaki 116. madde: Cumhurbaşkanı Meclis'i feshedebilir.Suriye Anayasası 139. madde: Anayasa Mahkemesi üyelerini Cumhurbaşkanı atar.AKP'nin anayasasındaki 146. madde: 15 Anayasa Mahkemesi üyesinin 12'sini Cumhurbaşkanı atar, 3'ünü de Meclis atar.Suriye Anayasası 74. ve 77. madde: Meclis, bütçeyi yeni mali yılın başlangıcından önce onaylamazsa bir önceki mali yıl, yeni mali yıl onaylanıncaya kadar yürürlükte kalır.AKP'nin anayasasındaki 116. madde: Bütçe, Meclis tarafından kabul edilmediği takdirde, eski yılın bütçesi artırılarak devam eder.Şimdi, "15 Temmuz, Türkiye'de Esad veya Hitler rejimi kurmak için zemin hazırlama operasyonu muydu?" sorusuna cevap bulunup milletin kafa karışıklığına son verilmeli.Kaynak: 15 Temmuz ve Reichstag yangını! - Arslan BULUT
http://www.yenicaggazetes...hstag-yangini-41024yy.htm
türünün son örneği gazetecilerden.
mhp'nin gazetesi denilince akla gelen yeniçağ'da mhp ve devlet bahçeli eleştirisi yapabilmektedir.
doğru bildiklerini delikanlı şekilde yazar.
daha dün ekmel için bunları yazmıştım.
(bkz: ekmeleddin mehmet ihsanoğlu/#28202213)
arslan bulut da bugünkü yazısında bunları yazmış.
--- alıntı ---
HDP, CHP ve MHP, 7 Haziran seçimleri sonrasında Meclis Başkanı adaylarını açıkladı. Deniz Baykal’ın CHP’nin mi yoksa Tayyip Erdoğan’ın mı adayı olduğu üzerinde yorumlar yapılıyor. Yine MHP’nin adayı Ekmeleddin ihsanoğlu için “islam işbirliği Örgütü Genel Sekreterliği’ne seçilmesini Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül sağlamıştı” verileri hatırlatılıyor. Mir Dengir Mehmet Fırat ise AKP’nin kurucularından biri!
Hüseyin Aygün, “Bu durumda AKP’nin aday göstermesine gerek var mı?”diye soruyor.
* * *
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de böyle oluyordu. Sistemin devamı için sistemin yetiştirdiği kişilerin aday olması gerekiyordu. Sistemi sorgulayan, sorgulamasa bile siyasi veya özel hayatında bir defosu bulunmadığı için köşeye sıkıştırılması mümkün olmayan kişilerin aday olması bile engellenirdi.
Sistem Ahmet Necdet Sezer üzerinde karar vermişse, Sadi Somuncuoğlu gibi her şeyi sorgulayabilen bir adamın aday olmasının bile engellenmek istenmesi gibi..
Hatırlayalım, bizzat Devlet Bahçeli’nin talimatı ile MHP’li 30 milletvekili, Sadi Somuncuoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olmasını önleme girişiminde bulunmuştu. Meclis’te çirkin olaylar çıkmıştı. Somuncuoğlu’nun başvurusunu kaba kuvvetle durdurma girişimini “töre” diye savunanlar oldu!
Bu itibarla, Devlet Bahçeli’nin, Meral Akşener’in Meclis Başkan adayı olarak adının geçmesine öfkelenerek, konuyla ilgili soru soran gazetecilere “Başkanvekilliği şansını da kaybetti” demesi de benzer bir durumdur. Bırakın siyaseti, hiçbir nezaket ölçüsüne sığmayan bu kadar ağır bir tepkiyi hak edecek ne yaptı Meral Akşener?
Kendisinin bu yönde hiçbir girişimi veya açıklaması olmamasına rağmen Meclis Başkanlığı için adı geçiyormuş!
Geçse ne olur!
Gazeteciler böyle önemli bir makama onu yakıştırıyorlarsa, genel başkanının da bundan memnun olması gerekmez mi?
Fakat Meral Akşener, kendi genel başkanı tarafından, gıyabında refüze edildi! Geçtiğimiz günlerde partinin istanbul’daki iftarına katılan arkadaşlar, çoğunluğun Meral Akşener’den uzak durmaya çalıştığını söyledi! Başka zaman olsa birlikte fotoğraf çektirmek için kuyruğa girerlerdi.
Bu mudur?
--- alıntı ---
http://www.yenicaggazetes...vunmayin-bari-34864yy.htm
mhp'nin gazetesi denilince akla gelen yeniçağ'da mhp ve devlet bahçeli eleştirisi yapabilmektedir.
doğru bildiklerini delikanlı şekilde yazar.
daha dün ekmel için bunları yazmıştım.
(bkz: ekmeleddin mehmet ihsanoğlu/#28202213)
arslan bulut da bugünkü yazısında bunları yazmış.
--- alıntı ---
HDP, CHP ve MHP, 7 Haziran seçimleri sonrasında Meclis Başkanı adaylarını açıkladı. Deniz Baykal’ın CHP’nin mi yoksa Tayyip Erdoğan’ın mı adayı olduğu üzerinde yorumlar yapılıyor. Yine MHP’nin adayı Ekmeleddin ihsanoğlu için “islam işbirliği Örgütü Genel Sekreterliği’ne seçilmesini Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül sağlamıştı” verileri hatırlatılıyor. Mir Dengir Mehmet Fırat ise AKP’nin kurucularından biri!
Hüseyin Aygün, “Bu durumda AKP’nin aday göstermesine gerek var mı?”diye soruyor.
* * *
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de böyle oluyordu. Sistemin devamı için sistemin yetiştirdiği kişilerin aday olması gerekiyordu. Sistemi sorgulayan, sorgulamasa bile siyasi veya özel hayatında bir defosu bulunmadığı için köşeye sıkıştırılması mümkün olmayan kişilerin aday olması bile engellenirdi.
Sistem Ahmet Necdet Sezer üzerinde karar vermişse, Sadi Somuncuoğlu gibi her şeyi sorgulayabilen bir adamın aday olmasının bile engellenmek istenmesi gibi..
Hatırlayalım, bizzat Devlet Bahçeli’nin talimatı ile MHP’li 30 milletvekili, Sadi Somuncuoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olmasını önleme girişiminde bulunmuştu. Meclis’te çirkin olaylar çıkmıştı. Somuncuoğlu’nun başvurusunu kaba kuvvetle durdurma girişimini “töre” diye savunanlar oldu!
Bu itibarla, Devlet Bahçeli’nin, Meral Akşener’in Meclis Başkan adayı olarak adının geçmesine öfkelenerek, konuyla ilgili soru soran gazetecilere “Başkanvekilliği şansını da kaybetti” demesi de benzer bir durumdur. Bırakın siyaseti, hiçbir nezaket ölçüsüne sığmayan bu kadar ağır bir tepkiyi hak edecek ne yaptı Meral Akşener?
Kendisinin bu yönde hiçbir girişimi veya açıklaması olmamasına rağmen Meclis Başkanlığı için adı geçiyormuş!
Geçse ne olur!
Gazeteciler böyle önemli bir makama onu yakıştırıyorlarsa, genel başkanının da bundan memnun olması gerekmez mi?
Fakat Meral Akşener, kendi genel başkanı tarafından, gıyabında refüze edildi! Geçtiğimiz günlerde partinin istanbul’daki iftarına katılan arkadaşlar, çoğunluğun Meral Akşener’den uzak durmaya çalıştığını söyledi! Başka zaman olsa birlikte fotoğraf çektirmek için kuyruğa girerlerdi.
Bu mudur?
--- alıntı ---
http://www.yenicaggazetes...vunmayin-bari-34864yy.htm
bugünkü yazısı her zamanki gibi dobra dobra.
http://www.yenicaggazetes...-ve-gun-sazak-34572yy.htm
http://www.yenicaggazetes...-ve-gun-sazak-34572yy.htm
Araştırmacı Dursun Özden, " Che Guevara'nın 1967 yılında Bolivya'da yakalanıp öldürüldüğünde sırt çantasından; Atatürk'ün Büyük Nutuk'u çıkmıştır " bilgisini Türk kamuoyuna ilk sunduğunda, malum çevreler yine rahatsız olmuştu ve buna inanmadıklarını söylemişlerdi.
Ancak Fidel Castro'nun, 12 Mayıs 1961 tarihinde Havana'da görevli genç Türkiye diplomatı Bilal Şimşir'den Nutuk'u istediği bilgisi karşısında bir yorum yapamadılar. Yine Fidel Castro, istanbul'daki Habitat toplantısında " Asıl devrimci Mustafa Kemal Atatürk'tür. Ben bir devrim yaptım, ama O'nun yaptıklarını asla başaramazdım. Sakın kendinize başka esin kaynağı aramayın " dememiş miydi?
http://www.yenicaggazetes...ibya-olaylari-17110yy.htm
Ancak Fidel Castro'nun, 12 Mayıs 1961 tarihinde Havana'da görevli genç Türkiye diplomatı Bilal Şimşir'den Nutuk'u istediği bilgisi karşısında bir yorum yapamadılar. Yine Fidel Castro, istanbul'daki Habitat toplantısında " Asıl devrimci Mustafa Kemal Atatürk'tür. Ben bir devrim yaptım, ama O'nun yaptıklarını asla başaramazdım. Sakın kendinize başka esin kaynağı aramayın " dememiş miydi?
http://www.yenicaggazetes...ibya-olaylari-17110yy.htm
Ulusal kanal'da ne bok aradığını merak ettiğim gazeteci.
önemli tespitlerde bulunan yazar.
takip etmekte fayda var.
takip etmekte fayda var.
--spoiler--
Yukarıdaki yazı, 11 Mart 2003te bu köşede çıkmıştır.
ABD, Tayyip Erdoğan ve ekibi sayesinde Türk hava sahasını kullanarak Irak ı işgal etti, 2005te ABD yine Tayyip Erdoğan ve ekibi sayesinde Arap Baharını istanbul’da Topkapı Eresin Oteldeki toplantıyla başlattı.
Libya, Tayyip Erdoğan ve ekibi sayesinde iç savaşa sürüklendi, ardından Suriye Tayyip Erdoğan ve ekibi sayesinde kaosa sürüklendi..
Terör örgütü ile ABD dayatmasıyla demokratik özerklik pazarlığı yapan, Tayyip Erdoğanın ekibiydi..
Türk ordusunun terörle mücadele eden subaylarını tasfiye eden de yine ABD desteği ile Tayyip Erdoğan ve ekibi oldu. Dolayısıyla terörle mücadeleyi zaafa uğratan da aynı ekip oldu..
***
Soruyu tekrarlıyorum ama artık AKPye oy verenlere soruyorum:
-Şimdi minareler, kimin elinde süngüdür? Sayenizde, Müslümanlara karşı Amerikalıların elinde değil mi?
--spoiler--
http://www.ilk-kursun.com/haber/117490
Yukarıdaki yazı, 11 Mart 2003te bu köşede çıkmıştır.
ABD, Tayyip Erdoğan ve ekibi sayesinde Türk hava sahasını kullanarak Irak ı işgal etti, 2005te ABD yine Tayyip Erdoğan ve ekibi sayesinde Arap Baharını istanbul’da Topkapı Eresin Oteldeki toplantıyla başlattı.
Libya, Tayyip Erdoğan ve ekibi sayesinde iç savaşa sürüklendi, ardından Suriye Tayyip Erdoğan ve ekibi sayesinde kaosa sürüklendi..
Terör örgütü ile ABD dayatmasıyla demokratik özerklik pazarlığı yapan, Tayyip Erdoğanın ekibiydi..
Türk ordusunun terörle mücadele eden subaylarını tasfiye eden de yine ABD desteği ile Tayyip Erdoğan ve ekibi oldu. Dolayısıyla terörle mücadeleyi zaafa uğratan da aynı ekip oldu..
***
Soruyu tekrarlıyorum ama artık AKPye oy verenlere soruyorum:
-Şimdi minareler, kimin elinde süngüdür? Sayenizde, Müslümanlara karşı Amerikalıların elinde değil mi?
--spoiler--
http://www.ilk-kursun.com/haber/117490
akp nin iran paniğinin sebebi başlıklı yazısında iktidarın kolpasını tekrar patlatmış köşe yazarı.
ilgili link:
http://www.ilk-kursun.com/haber/114062
ilgili link:
http://www.ilk-kursun.com/haber/114062
yazıları birçok sosyalist-devrimci tarafından takip edilen türkçü-devrimci yeniçağ gazetesi yazarıdır. 2002 de mhp den trabzon milletvekili adayı olmuştur.
doğruları yazan ender yazarlarımızdandır.
Bugünkü yazısında BDP ile AKP arasındaki sürtüşmenin bir danışıklı dövüş olduğunu dile getirmiş yazar.
http://www.yg.yenicaggaze...zargoster.php?haber=18153
http://www.yg.yenicaggaze...zargoster.php?haber=18153
"vatanın birliği için çırpınanları, amerikan işgalcilerinden cesaret alarak esir ettiğini zannedenler bilsin ki türk evlâdı, vatanının haritasını kendi kanıyla çizdi, daha büyüğünü de çizecektir..
değiştirmek isteyenler bunun bedelini ödeyecektir."
http://www.yg.yenicaggaze...zargoster.php?haber=17562
değiştirmek isteyenler bunun bedelini ödeyecektir."
http://www.yg.yenicaggaze...zargoster.php?haber=17562
türk milliyetçiliğinin önemli kalemlerindendir. yeniçağ gazetesinde son derece cesur yazıları mevcutdur.
ulusalcı değil, türk milliyetçisi olan yazar.
aslan abim benim gene döktürmüş dediğim, haysiyetli,onurlu ve dik duruşun simgesi yeniçağ yazarı. burdan bütün yeniçağ yazarlarına (altemur kılıç,selcan taşçı, behiç kılıç) ve onların nezdinde tüm yeniçağ emekçilerine ve okurlarına selam ve saygılarımı yolluyorum.
rahmetli attila ilhanın bir sosyalist yazılarının altına imza atar dediği son derece birikimli türkçü anti emperyalist yazar. yaniçağ gazetesinin en çok okunanlarından biridir. son on on beş yılda gördüğüm en ilkeli ve dürüst yazardır kanımca. menfaate ve iktidara göre yazmaz. entellektüel birikimi oldukça derindir ve dünyayıda geniş bir gözle görür. görüşleri yusuf akçuranın eko-politik tezlerini hatırlatmaktadır.
yazardan çok anadolu'dan bir aile babası gibi görünen, ağır algılayan fakat dürüst izlenim veren milliyetçi muhafazakar yazardır.
Son dönemlerde dokuz Sütun gazetesi yazarı Oben Özaydın gibi yabancı istihbarat elemanlarının Türkiye'deki kirli faaliyetlerini deşifre eden yazılar yazmaya başlamış ve bu yazılar oldukça ilgi görmüştür.
yeni çağ gazetesinin sabahattin önkibarla birlikte en büyük kozu olan yazardır.geçmişine baktığınızda hiçbir dönem hiçbir iktidara tabi olmadığını görürsünüz...
yeniçağ'da yazıları en çok okunan yazarlardan biri.
takip edilmesi gereken bir yazardır.
takip edilmesi gereken bir yazardır.
ulusalcı ve gercekleri cok güzel ayna tutarak gösteren bir yazar.
büyük bir bilgi birikimi olan yazar. yeniçağ tv'de de program yapmaktadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com