bugün

kavramini bir cok insanin yasayamadigi hatta asla yasayamayacagi icin anlayamadigi kavram..
dalkavukluk gibi ici bos, kiskanclik kokan igrenc bir kelimeyle süsleyip hayatlarina duygusuz bir sekilde devam etmeleri kendileri icin kücük dünya icin büyük bir adimdir..
(bkz: kim tutar seni)
sağolsun bazı arkadaşlar tarafından çok güzel kullanılan, kardeş sen şu dükkana biraz bak ben geliyom, arabanın anahtarlarını versene ufak bi işim var gibi sözlerle pekiştirilen kavram.
arkadaş çoktur, biraz önce önünden geçtiğiniz parktaki tinercilerden bitaneside arkadaşınızdır. ama gördüğünüzde sadece selam verir geçersiniz. birde aslar vardır onlar zaten bellidir sürekli görüştükleriniz. birde tanımını yapamadıklarınız vardır ki onların yeri apayrıdır...
Paylasilan ortak sosyal ortama gore cesitlilik arzeder. asker arkadasligi, okul arkadasligi, Is arkadasligi, hapishane arkadasligi vs vs gibi. Bir de dava arkadasligi vardir. Onu digerlerinden ayiran ozellik ayni ortamda bulunulmasi gibi bir zorunluluk arzetmemesidir.
güvendiğiniz, sevdiğiniz ,çeşitli anıları paylaştığınız, beraber çokça vakit geçirdiğiniz ve bunları özlediğiniz,tüm hissettiklerinizin karşılıklı olduğunu bildiginiz kişiyle yaşadıklarınızın tümü.
toplum olarak abarttığımız hede. sonuç olarak arkadaş kazığıdır, odur budur
bir sürü geyik yapıyoruz... ama aslında kazığı kendimize atıyoruz. kasmamak lazım.
beraber ağlandığında en çok hissedilen duygu. insanları birbirine bağlayan daha tatlı bir bağ yoktur sanırım dünyada.
"arkadaşlık ağaca benzer kurudu mu yeşermez artık"
istanbul'dan mektup'tan münevver andaç'ın tanımı.
arkadaşlık; birçok insanın önem verdiği kavramlardan biridir.arkadaş, yanında en rahat hissettiğindir, her zaman yanında olup sana doğrunu ya da yanlışını söyleyen, seni gerçekten sevendir.
evlenmenin mümkün olmadığı güzel kişiyle de birlikte zaman geçirmeyi sağlayan sosyal kurum. eksik olmasın.
öğrenilecek yeni şeylerin bitmediği yegane ilişki..
bakınız allegro9 en iyi arkadaşlarımdan biri.
bu dönemde göremediğimiz bir olgu.
bazen tümbürdek hürolop yuvarlana yuvarlana giden bir ilişki türüdür. *
--spoiler--
ve bir genç, şöyle dedi: 'bize arkadaşlıktan bahset.' ve o cevap verdi: 'arkadaşınız, cevap bulan gereksinimlerinizdir. o, sevgiyle ektiğiniz ve şükranla biçtiğiniz tarlanızdır. o sizin sofranız ve ocak başınızdır. çünkü ona açlığınızla gelir ve onda huzuru ararsınız. arkadaşınız sizinle içinden geldiği gibi konuştuğunda, ne 'hayır' demek zor gelir, ne de 'evet' demekten çekinirsiniz. ve o sessiz kaldığında, kalbiniz onun kalbini dinlemek için sessizleşir. çünkü arkadaşlıkta, kelimeler susunca, tüm düşünceler, tüm arzular ve beklentiler, gürültüsüz bir sevinç içinde doğar ve paylaşılırlar. arkadaşınızdan ayrıldığınızda ise yas tutmazsınız; çünkü onun en sevdiğiniz yanı, yokluğunda daha bir berraklık kazanır, tıpkı bir dağın, dağcıya, ovadan daha net görünmesi gibi... ve arkadaşlığınızda, ruhsal derinlik kazanmaktan başka bir amaç gütmeyin. çünkü, salt kendi gizemini açığa vurmak peşinde olan sevgi, sevgi değil, savrulmuş bir ağdır ve sadece yararsız olan yakalanır. ve arkadaşınıza, kendinizi olduğunuz gibi sunun. eğer dalgalarınızın cezrini bilecekse, meddini de bilmesine izin verin. çünkü salt zaman öldürmek için bir arkadaş aramanızın anlamı olabilir mı? onu, zamanı yaşatmak için arayın. çünkü o gereksiniminizi karşılamak içindir, boşluğunuzu doldurmak için değil. ve arkadaşlığın hoşluğunda, kahkahalar, paylaşılan hazlar olsun. çünkü küçük şeylerin şebneminde, yürek sabahını bulur ve tazelenir.'
--spoiler--*
kendinden önce onu düşünmektir.
buldum dersiniz ama cogunlukla yanilgidir. Gunumuzde asktan daha cok yalan olmus kavramdir.
bazen çok güzel bazen hiç yok gibi.
Karşıdaki kişilerin gözünde size ait bir umut görebilmek. Paylaşım, şefkat, sevinç gibi bir sürü özelliği beraberinde getiren bir olgu. ilerlerse dostluğa dönüşür. Güzel bir şeydir kısaca.

(bkz: dostluk)
ortak bir bakış açısı, ortak bir kaygıları olan kişiler arasında doğan ilişkidir. dostluğun, ve diğer değerli ilişkilerin temelidir. menfaat ise katilidir.
bir fotoğraf karesinde şu şekilde anlatılabilir;

görsel
dozunda olması gereken hiçbir zaman kankalığa dostluğa dönüşmemesi gerekendir. çünkü o zaman biter.
bazen çok zor sınavlara tabidir.

https://www.facebook.com/...40&type=1&theater
siz tatile giderken işsiz olan arkadaşınız kendini yalnız, kötü hissetmesin diye sizinle gelmesi için ve tüm parayı ödeyeceğinizi belirterek resmen yalvardığınız kişinin tatile gittiğini facebook dan öğrenmenizdir arkadaşlık!

edit: ne biçim bi cümle olmuş bu. ama siz anladınız *
hayatın belli bir evresine kadar güzel bir şekilde süren sonra sarpa saran gerçeklik.

tam 13 yaşından beri arkadaşım olan adamlar yani yaklaşık 16 yıldır arkadaşım olan bırak arkadaşım dostum olan adamlar 2 yldır yapayalnız bir şehirde tek başıma mücadele ediyorum. aramızdaki mesafe 3 saat bile değil bir gün olsun geliyoruz demediler. hep geleceğiz dediler.

ben ne yaptım onların her zaman yanında oldum. askere gittiler hafta sonu izin alıp askerlik yaptıkları yere gittim. az bir şey hasta oldular yanlarına gittim. hep fedakarlık hep fedakarlık ama 2 yıldır gelin lan bir ara dedim gelmediler.

şimdi geliyoruz deseler şimdi ben gelmeyin diyeceğim. şimdiye kadar gelmedeniz gelmeyin amk. diyeceğim.

bundan sonra yok arkadaş markadaş.
hiçbir zaman kopmaması gereken ilişkidir.

--spoiler--
Bir hastane odası iki yatak ve hayatla ölüm arasındaki çizgide yaşamdan yana kalmaya çalışan iki kalp hastası.Yataklardan biri pencere önünde diğeri duvar dibinde. Pencere önündeki Sabahtan akşama kadar pencereden dışarı bakıp seyrettiklerini duvar dibinde birşey görmeden, aynı kaderi paylaşan birşey görmeyen hasta arkadaşına anlatıyor!

-Bugün deniz dünden daha durgun.Rüzgar hafif esiyor olmalı.Beyaz yelkenliler denizde belli belirsiz ilerliyorlar Kuğu gibi süzülüyorlar.

-Park mı? Ha, park henüz tenha.Salıncakların ikisi dolu ikisi boş. Geçen haftaki sevgililer yine geldiler.Elleri birlerinden hiç ayrılmıyor.Şimdi erkek kızın saçlarını okşuyor, ne kadar birbirlerine yakışıyorlar.

-Erguvanlar bugün çıldırmış öyle bir çiçek açmışlar ki etraf mora boyanmış.Erikler desen keza, tepeden tırnağa beyazlar giyinmiş. işte Parkın neşesi çocuklar geldi. Ellerinde rengarenk Balonlar var ah kardeşim görmelisin.
Bu böyle sürüp giderken her gördüğünü anlatıp dururken ansızın bir kalp krizi geçirir pencere kenarındaki. Duvar dibinde düğmeye bassa doktoru çağırabilir ve belkide arkadaşı kurtulabilir. Ama ama yapıyor işte şeytan karışıyor işine.Arkadaşı ölürse pencere kenarı boşalacak ve kendisi oraya geçecek.Bugüne dek kulaklarıyla duyduğunu gözleriyle görecek ve duvar dibindeki düğmeye basmaz ve arkadaşı ölür.Ertesi gün duvar dibinde olan yatağını pencere kenarına taşırlar. Beklediği an gelmiştir artık yattığı yerden pencereden dışarı bakar.

Dışarıda Kapkara bir duvar işte hepsi bu kadar.

--spoiler--
© copyright 2005 - 2026