bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri53
- rafael leao4
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı30
- enerji bakanı alparslan bayraktar portresi3
- barça bu galatasaray'a kaç atar2
- salah ne koydu ama2
- 0 0 711
- kuçukuçuokanınçükü2
- osimhensiz galatasaray2
- ilkay ve goollllll ts 4 gs 52
- muhammed salah'ın galatasaray'a döşediği boru3
- claudian clouds33
- iltica14
- insan ne ister6
- kadınlar8
- 11 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı2
- önyargı3
- doktor2
- sözlük kızlarının kekleri24
- kuran3
- galatahahahahahaha4
- yaşanmamışların yası6
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- cok da abartmaya gerek uok6
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- yazarların akşam yemekleri6
- anın görüntüsü25
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- islamda namaz yoktur30
- meriç dükalığı8
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- en iyi vampir filmi4
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- fusya semsiyeli yabanci22
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği6
- dantelli sütyen takan erkek12
- sevdiğiniz yazarlar8
- ölümden korkuyor musunuz17
- kürdistan10
- true'nun engelli olması6
- okan buruk8
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- sarapci koala hatayi33
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- allah11
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- sözlük yazarlarının gerçek adları40
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- en iyi kurt adam filmi3
her hasta olduğumuzda yanımızda olan tek insan... her başımız sıkıştığında anneeeee die ağlayabildiğimiz tek kişi...
Benimle yeni tuttuğum eve gelen şahsiyet, ögrenci evine yani, temizlik yapıp gidicekmiş. Şimdi sorarım, ben bu kadın için ölmeyeyim de kimin için öleyim ?
(bkz: fedakar)
hilmi diyor ki annem
çiçek işlemeli bir lambaydı
karartma gecelerinde
sen de denizleri anlıyor muydun
yatağa girmeden? (bkz: hilmi yavuz)
çiçek işlemeli bir lambaydı
karartma gecelerinde
sen de denizleri anlıyor muydun
yatağa girmeden? (bkz: hilmi yavuz)
1. tekil şahsın annesinden bahsederken kullandığı tanımlamadır.
'anam' başlığına yazmayı düşündüm ama rezil yazılardan ötürü burasını uygun buldum.
anam,
kurban olduğum.
benim canım, ciğerim.
keşke uğruna verebilsem canımı.
anam,
kurban olduğum.
benim canım, ciğerim.
keşke uğruna verebilsem canımı.
zeki müren şarkısı.
gün geçtikçe değerini daha da çok anladığım.
uzunca bir süre ayrı yaşadık. hep böyle biramı alıp salonda ayaklarımı uzatıp televizyon izlemeye özenirdim önceleri ama birayı da hiç sevmezdim aynı öncelerde. tek çocuğum bir de, biraz şımarıktım. hep daha fazlasını aramaktan elimdekinin kıymetini çok önemsemeyen türden bi şımarıklıktı bu bendeki. bi gün karar verip evden ayrıldım, kendi özgürlüğüme doğru yelken açıyordum bana soracak olursanız ama anneme sorsaydınız onu yalnız bıraktığım günlerde beni ne kadar çok özlediğini anlamakta zorlanmazdınız.
ama ben anlayamadım işte.
bi öğlen saati eve geldim. lafladık biraz annemle. bana en sevdiğim yemekleri hazırlayıverdi kaşla göz arasında. önüme küçük bir padişah sofrası kurdu. yedik, konuştuk, gülüşüp eğlendik ama gitme zamanım geldi ve kapıya yöneldim.
kapıdan çıkarken bi kart verdi bana ve ekledi 'al bunu, senin bu.' ne olduğunu sorduğumda bi gözleri dolar gibi oldu sesi titredi. 'harçlıkların.'. babam karışmazdı öyle para pul işlerine pek, her gün evden çıkarken annem verirdi para bana. 'yokluğunda sana veremediğim harçlıkların.' dedi. buz kesti dünya, soğudu hava birden, iliklerime kadar titredim. ayakkabılarımı giymek için oturduğum merdivenlerden kalkamadım. sarıldı bi, bağrına bastı.
gidemedim.
gençken bayramlarda memlekete gitmesini beklerdim hep. gitsede ev boşalsa. hemen bi iki kızı ararım, hiç olmadı arkadaşlarla toplanıp içeriz diye düşünürdüm. büyüdükçe, ortamlarda tanıştığım insanlar 'nerde yaşıyorsun?' diye sorduklarında annemle demeye çekinip bocalardım.
Arkamı dönüp gittiğimde, kendi deyimimle; özgürlüğüme uçtuğumda, çok daha gençti annem ama o güzel yemekleri yerken, yalnızlığın onu nasıl çökerttiğini de görmemezlikten gelemedim.
'yokluğunda, sana veremediğim harçlıkların.'.
'önceleri kapının yanındaki vazoya attım gelirsin diye.'.
'vazo dolunca, odandaki bir çekmeceye koydum hepsini.'.
'ama gelmedin.'.
'bu gün yarın ben de sana gelecektim.'.
'ne mutlu ki sen bana geldin.'.
'ne iyi ettin.'.
ve gidemedim.
tamam bayramlar yine gelsin.
ama memlekete dahi gitmesin annem beni evde yalnız bırakıp. hep yanımda olsun.
yeter ki 'o' olsun ve her sabah uyandığında beni yatağımda görmenin mutluluğu ve huzuru ile yaşasın.
bir gün istesem de eve dönemeyeceği zamanlar olacak. hazır burdayken benim yerim onun dizinin dibi olsun.
annemsin.
'canımdan bi parçasın sen benim' dersin ya hani!
sen benim canımın tamamısın.
ama ben anlayamadım işte.
bi öğlen saati eve geldim. lafladık biraz annemle. bana en sevdiğim yemekleri hazırlayıverdi kaşla göz arasında. önüme küçük bir padişah sofrası kurdu. yedik, konuştuk, gülüşüp eğlendik ama gitme zamanım geldi ve kapıya yöneldim.
kapıdan çıkarken bi kart verdi bana ve ekledi 'al bunu, senin bu.' ne olduğunu sorduğumda bi gözleri dolar gibi oldu sesi titredi. 'harçlıkların.'. babam karışmazdı öyle para pul işlerine pek, her gün evden çıkarken annem verirdi para bana. 'yokluğunda sana veremediğim harçlıkların.' dedi. buz kesti dünya, soğudu hava birden, iliklerime kadar titredim. ayakkabılarımı giymek için oturduğum merdivenlerden kalkamadım. sarıldı bi, bağrına bastı.
gidemedim.
gençken bayramlarda memlekete gitmesini beklerdim hep. gitsede ev boşalsa. hemen bi iki kızı ararım, hiç olmadı arkadaşlarla toplanıp içeriz diye düşünürdüm. büyüdükçe, ortamlarda tanıştığım insanlar 'nerde yaşıyorsun?' diye sorduklarında annemle demeye çekinip bocalardım.
Arkamı dönüp gittiğimde, kendi deyimimle; özgürlüğüme uçtuğumda, çok daha gençti annem ama o güzel yemekleri yerken, yalnızlığın onu nasıl çökerttiğini de görmemezlikten gelemedim.
'yokluğunda, sana veremediğim harçlıkların.'.
'önceleri kapının yanındaki vazoya attım gelirsin diye.'.
'vazo dolunca, odandaki bir çekmeceye koydum hepsini.'.
'ama gelmedin.'.
'bu gün yarın ben de sana gelecektim.'.
'ne mutlu ki sen bana geldin.'.
'ne iyi ettin.'.
ve gidemedim.
tamam bayramlar yine gelsin.
ama memlekete dahi gitmesin annem beni evde yalnız bırakıp. hep yanımda olsun.
yeter ki 'o' olsun ve her sabah uyandığında beni yatağımda görmenin mutluluğu ve huzuru ile yaşasın.
bir gün istesem de eve dönemeyeceği zamanlar olacak. hazır burdayken benim yerim onun dizinin dibi olsun.
annemsin.
'canımdan bi parçasın sen benim' dersin ya hani!
sen benim canımın tamamısın.
yanımda uyuduğunu varsayarak bana huzur veren, insanüstü varlığım.
bi tek senin için, bi tek sen öyle istesen, canımdan ruhum çeker gider.
maçtan sonra tebrik mesajı atacak kadar düşünceli insandır. annemdir ya. fenerlidir ama eminim yüzü şu anda gülüyordur.
annesini kaybetmis yada en azindan annesinden uzakta yasayan biriyle, annesinin dibinde yasayan kisilerin farkli anlamlar cikaracagi guzel birer candan ercetin ve kibariye sarkilaridir.
Bir tek 'O' olsun bana bir şey olmaz,ona bir şey olursa yaşayamam dediğim kişidir.
Ayrıca beni dünyada en çok seven ve her şeye rağmen sevebilecek insandır.
Ayrıca beni dünyada en çok seven ve her şeye rağmen sevebilecek insandır.
Gittiğin gün yaşarken öLümü tattım
Ruhum bendenimden ayrıLmadı beLki,
Ama Sensiz bedenim hergün can çekişiyor Annem..
Ruhum bendenimden ayrıLmadı beLki,
Ama Sensiz bedenim hergün can çekişiyor Annem..
o benim meleğim.
bir gün, vakitsiz miydi hatırlamıyorum, derin yalnızlığımda çaldı telefon. siren sesidir her zaman benim için böyle mekanik, tek düze; notasız sesler. tellerin titreşimi diyor ki annen öldü. yalnızlığım dedi ki, şimdi daha yalnızsın. yalnızlığımın galerisinde canlandı canlarım o vakit. o vakit vakitsiz miydi hatırlamıyorum. galeriler hep soğuktur sanki, sanki hatıraların buzdan revüsü.
annemin beni bırakıp gittiği ev. kapıyı tıklattım, soran gözler. demek ki o kadar yalnız ki ifademin sesi, ağır adımlar. odasının kapısındayım şimdi. yalnızlığın kilidi sanki.
içeriye girdim, bir yatak, beyaz ve buruşuk çarşaflar; yatağın üstünde bir sandalye; adetmiş, işte öyle. yerde iki minik çorap, avuçlarımda; henüz sıcak mı? ah hatıralar, çıkarılmış gibi çıplak. iki minik çorap iki damla göz yaşında ıslak.
annemin beni bırakıp gittiği ev. kapıyı tıklattım, soran gözler. demek ki o kadar yalnız ki ifademin sesi, ağır adımlar. odasının kapısındayım şimdi. yalnızlığın kilidi sanki.
içeriye girdim, bir yatak, beyaz ve buruşuk çarşaflar; yatağın üstünde bir sandalye; adetmiş, işte öyle. yerde iki minik çorap, avuçlarımda; henüz sıcak mı? ah hatıralar, çıkarılmış gibi çıplak. iki minik çorap iki damla göz yaşında ıslak.
kokusu en çok özlenen...
anneyi çok özlemişken dinlenilmemesi gereken şarkıdır. kimse anne kadar sevemez çünkü kimse ann kadar sevilemez. anne bir tanedir. bir tane!
Internette (ona gore) fazla vakit gecirdigim icin kizan insan.
kalk ders calis bik bik bik.
Aman tamam yeme basimi cikiyorum.
zaten 1 aksamlari burdayim .
kalk ders calis bik bik bik.
Aman tamam yeme basimi cikiyorum.
zaten 1 aksamlari burdayim .
Annem benden sıkıldı sozluk.
disari cikicakmis.
Sanirim pazar pazar evde pinekleyen tek sefil benim.
disari cikicakmis.
Sanirim pazar pazar evde pinekleyen tek sefil benim.
http://31.media.tumblr.co...ejk9sOuM1svzwico1_500.jpg
Zamlara karşı esnaf eyleminde kara bayraklı esnaflar; battık be annem.
Zamlara karşı esnaf eyleminde kara bayraklı esnaflar; battık be annem.
22 gün sonra 2 sene oluyor gittiğinin ve ben o 708 gündür içime ağlıyorum.
Bataille in muhtesem eseridir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar