bugün
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı8
- sözluk kız ayarlama yeri değildir11
- fenerbahçede dördüncü ismail kartal dönemi10
- yaş ilerledikçe anlaşılan şeyler9
- en iyi yanık kremi5
- hiçbir kızın senden hoşlanmaması6
- 18 haziran 2026 yusuf ziya gümüşel'in tahliyesi2
- 2026 dünya kupası12
- kemal derviş4
- iş verenlerin aç gözlü olması11
- hayvan barınağında bok temizleme cezası alan kürt3
- yanlış mesleği seçtim denilen an5
- bir gün ölecek olmak6
- alternatif sözlük arayışı4
- en iyi terapi6
- kaslı erkeklerin gizli ruh hastası olması3
- sevgiliden gelen ilk canımlı mesaj3
- ismail kartal9
- sokaktaki çocuk sesleri3
- bugün ne yedin10
- böceği öldürmek yerine dışarı atan insaflı kişi8
- e okul not girme süresinin bitişi2
- leblebi şekeri3
- ben saraca kilo verdim sizce yakışıklı olmuşmuyum4
- çocukluğun bittiği an2
- müzik dinlemenin felsefesi5
- şu anda ne yapıyorsun19
- uludağ sözlük ai3
- sol gözün inanilmaz acimasi4
- yanlışlıkla erkek sikmek8
- güne bir şarkı bırak14
- kızları etkileme taktiklerini başaramayan erkek3
- kesin bilgi diye bir şey yoktur yaymayalım3
- islam düşmanlarına epstein şoku10
- sinek küçüktür ama mide bulandırır4
- günün şiiri7
- somon pişirdim yanına da şarap açarız diyen kız4
- kapitalizmin gerekliliği2
- insanların kötü kalpli olması2
- kaos show2
- sözlüğü botların ele geçirmesi3
- sistem patlamış3
- herkesin sevdiği saydığı sempatik bir yazar olmak2
- istanbul2
- arda güler egosu6
- chp'nin marka değeri düştü3
- 30 lu yaşlar14
- anın görüntüsü20
- yalancı insanların en büyük özellikleri2
- hayatın anlamsız olduğu anlar3
her hasta olduğumuzda yanımızda olan tek insan... her başımız sıkıştığında anneeeee die ağlayabildiğimiz tek kişi...
Benimle yeni tuttuğum eve gelen şahsiyet, ögrenci evine yani, temizlik yapıp gidicekmiş. Şimdi sorarım, ben bu kadın için ölmeyeyim de kimin için öleyim ?
(bkz: fedakar)
hilmi diyor ki annem
çiçek işlemeli bir lambaydı
karartma gecelerinde
sen de denizleri anlıyor muydun
yatağa girmeden? (bkz: hilmi yavuz)
çiçek işlemeli bir lambaydı
karartma gecelerinde
sen de denizleri anlıyor muydun
yatağa girmeden? (bkz: hilmi yavuz)
1. tekil şahsın annesinden bahsederken kullandığı tanımlamadır.
'anam' başlığına yazmayı düşündüm ama rezil yazılardan ötürü burasını uygun buldum.
anam,
kurban olduğum.
benim canım, ciğerim.
keşke uğruna verebilsem canımı.
anam,
kurban olduğum.
benim canım, ciğerim.
keşke uğruna verebilsem canımı.
zeki müren şarkısı.
gün geçtikçe değerini daha da çok anladığım.
uzunca bir süre ayrı yaşadık. hep böyle biramı alıp salonda ayaklarımı uzatıp televizyon izlemeye özenirdim önceleri ama birayı da hiç sevmezdim aynı öncelerde. tek çocuğum bir de, biraz şımarıktım. hep daha fazlasını aramaktan elimdekinin kıymetini çok önemsemeyen türden bi şımarıklıktı bu bendeki. bi gün karar verip evden ayrıldım, kendi özgürlüğüme doğru yelken açıyordum bana soracak olursanız ama anneme sorsaydınız onu yalnız bıraktığım günlerde beni ne kadar çok özlediğini anlamakta zorlanmazdınız.
ama ben anlayamadım işte.
bi öğlen saati eve geldim. lafladık biraz annemle. bana en sevdiğim yemekleri hazırlayıverdi kaşla göz arasında. önüme küçük bir padişah sofrası kurdu. yedik, konuştuk, gülüşüp eğlendik ama gitme zamanım geldi ve kapıya yöneldim.
kapıdan çıkarken bi kart verdi bana ve ekledi 'al bunu, senin bu.' ne olduğunu sorduğumda bi gözleri dolar gibi oldu sesi titredi. 'harçlıkların.'. babam karışmazdı öyle para pul işlerine pek, her gün evden çıkarken annem verirdi para bana. 'yokluğunda sana veremediğim harçlıkların.' dedi. buz kesti dünya, soğudu hava birden, iliklerime kadar titredim. ayakkabılarımı giymek için oturduğum merdivenlerden kalkamadım. sarıldı bi, bağrına bastı.
gidemedim.
gençken bayramlarda memlekete gitmesini beklerdim hep. gitsede ev boşalsa. hemen bi iki kızı ararım, hiç olmadı arkadaşlarla toplanıp içeriz diye düşünürdüm. büyüdükçe, ortamlarda tanıştığım insanlar 'nerde yaşıyorsun?' diye sorduklarında annemle demeye çekinip bocalardım.
Arkamı dönüp gittiğimde, kendi deyimimle; özgürlüğüme uçtuğumda, çok daha gençti annem ama o güzel yemekleri yerken, yalnızlığın onu nasıl çökerttiğini de görmemezlikten gelemedim.
'yokluğunda, sana veremediğim harçlıkların.'.
'önceleri kapının yanındaki vazoya attım gelirsin diye.'.
'vazo dolunca, odandaki bir çekmeceye koydum hepsini.'.
'ama gelmedin.'.
'bu gün yarın ben de sana gelecektim.'.
'ne mutlu ki sen bana geldin.'.
'ne iyi ettin.'.
ve gidemedim.
tamam bayramlar yine gelsin.
ama memlekete dahi gitmesin annem beni evde yalnız bırakıp. hep yanımda olsun.
yeter ki 'o' olsun ve her sabah uyandığında beni yatağımda görmenin mutluluğu ve huzuru ile yaşasın.
bir gün istesem de eve dönemeyeceği zamanlar olacak. hazır burdayken benim yerim onun dizinin dibi olsun.
annemsin.
'canımdan bi parçasın sen benim' dersin ya hani!
sen benim canımın tamamısın.
ama ben anlayamadım işte.
bi öğlen saati eve geldim. lafladık biraz annemle. bana en sevdiğim yemekleri hazırlayıverdi kaşla göz arasında. önüme küçük bir padişah sofrası kurdu. yedik, konuştuk, gülüşüp eğlendik ama gitme zamanım geldi ve kapıya yöneldim.
kapıdan çıkarken bi kart verdi bana ve ekledi 'al bunu, senin bu.' ne olduğunu sorduğumda bi gözleri dolar gibi oldu sesi titredi. 'harçlıkların.'. babam karışmazdı öyle para pul işlerine pek, her gün evden çıkarken annem verirdi para bana. 'yokluğunda sana veremediğim harçlıkların.' dedi. buz kesti dünya, soğudu hava birden, iliklerime kadar titredim. ayakkabılarımı giymek için oturduğum merdivenlerden kalkamadım. sarıldı bi, bağrına bastı.
gidemedim.
gençken bayramlarda memlekete gitmesini beklerdim hep. gitsede ev boşalsa. hemen bi iki kızı ararım, hiç olmadı arkadaşlarla toplanıp içeriz diye düşünürdüm. büyüdükçe, ortamlarda tanıştığım insanlar 'nerde yaşıyorsun?' diye sorduklarında annemle demeye çekinip bocalardım.
Arkamı dönüp gittiğimde, kendi deyimimle; özgürlüğüme uçtuğumda, çok daha gençti annem ama o güzel yemekleri yerken, yalnızlığın onu nasıl çökerttiğini de görmemezlikten gelemedim.
'yokluğunda, sana veremediğim harçlıkların.'.
'önceleri kapının yanındaki vazoya attım gelirsin diye.'.
'vazo dolunca, odandaki bir çekmeceye koydum hepsini.'.
'ama gelmedin.'.
'bu gün yarın ben de sana gelecektim.'.
'ne mutlu ki sen bana geldin.'.
'ne iyi ettin.'.
ve gidemedim.
tamam bayramlar yine gelsin.
ama memlekete dahi gitmesin annem beni evde yalnız bırakıp. hep yanımda olsun.
yeter ki 'o' olsun ve her sabah uyandığında beni yatağımda görmenin mutluluğu ve huzuru ile yaşasın.
bir gün istesem de eve dönemeyeceği zamanlar olacak. hazır burdayken benim yerim onun dizinin dibi olsun.
annemsin.
'canımdan bi parçasın sen benim' dersin ya hani!
sen benim canımın tamamısın.
yanımda uyuduğunu varsayarak bana huzur veren, insanüstü varlığım.
bi tek senin için, bi tek sen öyle istesen, canımdan ruhum çeker gider.
maçtan sonra tebrik mesajı atacak kadar düşünceli insandır. annemdir ya. fenerlidir ama eminim yüzü şu anda gülüyordur.
annesini kaybetmis yada en azindan annesinden uzakta yasayan biriyle, annesinin dibinde yasayan kisilerin farkli anlamlar cikaracagi guzel birer candan ercetin ve kibariye sarkilaridir.
Bir tek 'O' olsun bana bir şey olmaz,ona bir şey olursa yaşayamam dediğim kişidir.
Ayrıca beni dünyada en çok seven ve her şeye rağmen sevebilecek insandır.
Ayrıca beni dünyada en çok seven ve her şeye rağmen sevebilecek insandır.
Gittiğin gün yaşarken öLümü tattım
Ruhum bendenimden ayrıLmadı beLki,
Ama Sensiz bedenim hergün can çekişiyor Annem..
Ruhum bendenimden ayrıLmadı beLki,
Ama Sensiz bedenim hergün can çekişiyor Annem..
o benim meleğim.
bir gün, vakitsiz miydi hatırlamıyorum, derin yalnızlığımda çaldı telefon. siren sesidir her zaman benim için böyle mekanik, tek düze; notasız sesler. tellerin titreşimi diyor ki annen öldü. yalnızlığım dedi ki, şimdi daha yalnızsın. yalnızlığımın galerisinde canlandı canlarım o vakit. o vakit vakitsiz miydi hatırlamıyorum. galeriler hep soğuktur sanki, sanki hatıraların buzdan revüsü.
annemin beni bırakıp gittiği ev. kapıyı tıklattım, soran gözler. demek ki o kadar yalnız ki ifademin sesi, ağır adımlar. odasının kapısındayım şimdi. yalnızlığın kilidi sanki.
içeriye girdim, bir yatak, beyaz ve buruşuk çarşaflar; yatağın üstünde bir sandalye; adetmiş, işte öyle. yerde iki minik çorap, avuçlarımda; henüz sıcak mı? ah hatıralar, çıkarılmış gibi çıplak. iki minik çorap iki damla göz yaşında ıslak.
annemin beni bırakıp gittiği ev. kapıyı tıklattım, soran gözler. demek ki o kadar yalnız ki ifademin sesi, ağır adımlar. odasının kapısındayım şimdi. yalnızlığın kilidi sanki.
içeriye girdim, bir yatak, beyaz ve buruşuk çarşaflar; yatağın üstünde bir sandalye; adetmiş, işte öyle. yerde iki minik çorap, avuçlarımda; henüz sıcak mı? ah hatıralar, çıkarılmış gibi çıplak. iki minik çorap iki damla göz yaşında ıslak.
kokusu en çok özlenen...
anneyi çok özlemişken dinlenilmemesi gereken şarkıdır. kimse anne kadar sevemez çünkü kimse ann kadar sevilemez. anne bir tanedir. bir tane!
Internette (ona gore) fazla vakit gecirdigim icin kizan insan.
kalk ders calis bik bik bik.
Aman tamam yeme basimi cikiyorum.
zaten 1 aksamlari burdayim .
kalk ders calis bik bik bik.
Aman tamam yeme basimi cikiyorum.
zaten 1 aksamlari burdayim .
Annem benden sıkıldı sozluk.
disari cikicakmis.
Sanirim pazar pazar evde pinekleyen tek sefil benim.
disari cikicakmis.
Sanirim pazar pazar evde pinekleyen tek sefil benim.
http://31.media.tumblr.co...ejk9sOuM1svzwico1_500.jpg
Zamlara karşı esnaf eyleminde kara bayraklı esnaflar; battık be annem.
Zamlara karşı esnaf eyleminde kara bayraklı esnaflar; battık be annem.
22 gün sonra 2 sene oluyor gittiğinin ve ben o 708 gündür içime ağlıyorum.
Bataille in muhtesem eseridir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar