bugün
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı15
- izinli yazarın entry girebilmesi5
- sözluk kız ayarlama yeri değildir12
- azizlik neden ispanyollara mahsus5
- hiçbir kızın senden hoşlanmaması8
- aydın da bir tonluk balyanın altında kalan adam2
- çekya2
- kaslı erkeklerin gizli ruh hastası olması4
- 9000 iş günü prim ödemek2
- islam düşmanlarına epstein şoku12
- kademeli emeklilik sistemi2
- fenerbahçede dördüncü ismail kartal dönemi10
- beşar esad vs kemal kılıçdaroğlu2
- kemal derviş5
- yaş ilerledikçe anlaşılan şeyler8
- bir daha doğmayacak olmak2
- iş verenlerin aç gözlü olması11
- en iyi yanık kremi5
- sokaktaki çocuk sesleri4
- linkedin2
- gecenin şarkısı4
- bir gün ölecek olmak6
- bugün ne yedin10
- ismail kartal9
- kapitalizmin gerekliliği3
- yanlış mesleği seçtim denilen an5
- içsel olarak hayvandan daha boş kimse2
- en iyi terapi6
- böceği öldürmek yerine dışarı atan insaflı kişi8
- alternatif sözlük arayışı4
- claude ai ile min 30klık işi 2kya yaptırmak2
- 2026 dünya kupası12
- şu anda ne yapıyorsun19
- asuncion3
- kırılsın ellerim neye yarıyor2
- yanlışlıkla erkek sikmek8
- sevgiliden gelen ilk canımlı mesaj3
- ben saraca kilo verdim sizce yakışıklı olmuşmuyum4
- 18 haziran 2026 yusuf ziya gümüşel'in tahliyesi2
- hayvan barınağında bok temizleme cezası alan kürt3
- müzik dinlemenin felsefesi5
- sizce yakışıklı mıyım ben saraca2
- güne bir şarkı bırak14
- leblebi şekeri3
- sol gözün inanilmaz acimasi4
- 30 lu yaşlar14
- uludağ sözlük ai3
- sinek küçüktür ama mide bulandırır4
- e okul not girme süresinin bitişi2
- somon pişirdim yanına da şarap açarız diyen kız4
uzunca bir süre ayrı yaşadık. hep böyle biramı alıp salonda ayaklarımı uzatıp televizyon izlemeye özenirdim önceleri ama birayı da hiç sevmezdim aynı öncelerde. tek çocuğum bir de, biraz şımarıktım. hep daha fazlasını aramaktan elimdekinin kıymetini çok önemsemeyen türden bi şımarıklıktı bu bendeki. bi gün karar verip evden ayrıldım, kendi özgürlüğüme doğru yelken açıyordum bana soracak olursanız ama anneme sorsaydınız onu yalnız bıraktığım günlerde beni ne kadar çok özlediğini anlamakta zorlanmazdınız.
ama ben anlayamadım işte.
bi öğlen saati eve geldim. lafladık biraz annemle. bana en sevdiğim yemekleri hazırlayıverdi kaşla göz arasında. önüme küçük bir padişah sofrası kurdu. yedik, konuştuk, gülüşüp eğlendik ama gitme zamanım geldi ve kapıya yöneldim.
kapıdan çıkarken bi kart verdi bana ve ekledi 'al bunu, senin bu.' ne olduğunu sorduğumda bi gözleri dolar gibi oldu sesi titredi. 'harçlıkların.'. babam karışmazdı öyle para pul işlerine pek, her gün evden çıkarken annem verirdi para bana. 'yokluğunda sana veremediğim harçlıkların.' dedi. buz kesti dünya, soğudu hava birden, iliklerime kadar titredim. ayakkabılarımı giymek için oturduğum merdivenlerden kalkamadım. sarıldı bi, bağrına bastı.
gidemedim.
gençken bayramlarda memlekete gitmesini beklerdim hep. gitsede ev boşalsa. hemen bi iki kızı ararım, hiç olmadı arkadaşlarla toplanıp içeriz diye düşünürdüm. büyüdükçe, ortamlarda tanıştığım insanlar 'nerde yaşıyorsun?' diye sorduklarında annemle demeye çekinip bocalardım.
Arkamı dönüp gittiğimde, kendi deyimimle; özgürlüğüme uçtuğumda, çok daha gençti annem ama o güzel yemekleri yerken, yalnızlığın onu nasıl çökerttiğini de görmemezlikten gelemedim.
'yokluğunda, sana veremediğim harçlıkların.'.
'önceleri kapının yanındaki vazoya attım gelirsin diye.'.
'vazo dolunca, odandaki bir çekmeceye koydum hepsini.'.
'ama gelmedin.'.
'bu gün yarın ben de sana gelecektim.'.
'ne mutlu ki sen bana geldin.'.
'ne iyi ettin.'.
ve gidemedim.
tamam bayramlar yine gelsin.
ama memlekete dahi gitmesin annem beni evde yalnız bırakıp. hep yanımda olsun.
yeter ki 'o' olsun ve her sabah uyandığında beni yatağımda görmenin mutluluğu ve huzuru ile yaşasın.
bir gün istesem de eve dönemeyeceği zamanlar olacak. hazır burdayken benim yerim onun dizinin dibi olsun.
annemsin.
'canımdan bi parçasın sen benim' dersin ya hani!
sen benim canımın tamamısın.
ama ben anlayamadım işte.
bi öğlen saati eve geldim. lafladık biraz annemle. bana en sevdiğim yemekleri hazırlayıverdi kaşla göz arasında. önüme küçük bir padişah sofrası kurdu. yedik, konuştuk, gülüşüp eğlendik ama gitme zamanım geldi ve kapıya yöneldim.
kapıdan çıkarken bi kart verdi bana ve ekledi 'al bunu, senin bu.' ne olduğunu sorduğumda bi gözleri dolar gibi oldu sesi titredi. 'harçlıkların.'. babam karışmazdı öyle para pul işlerine pek, her gün evden çıkarken annem verirdi para bana. 'yokluğunda sana veremediğim harçlıkların.' dedi. buz kesti dünya, soğudu hava birden, iliklerime kadar titredim. ayakkabılarımı giymek için oturduğum merdivenlerden kalkamadım. sarıldı bi, bağrına bastı.
gidemedim.
gençken bayramlarda memlekete gitmesini beklerdim hep. gitsede ev boşalsa. hemen bi iki kızı ararım, hiç olmadı arkadaşlarla toplanıp içeriz diye düşünürdüm. büyüdükçe, ortamlarda tanıştığım insanlar 'nerde yaşıyorsun?' diye sorduklarında annemle demeye çekinip bocalardım.
Arkamı dönüp gittiğimde, kendi deyimimle; özgürlüğüme uçtuğumda, çok daha gençti annem ama o güzel yemekleri yerken, yalnızlığın onu nasıl çökerttiğini de görmemezlikten gelemedim.
'yokluğunda, sana veremediğim harçlıkların.'.
'önceleri kapının yanındaki vazoya attım gelirsin diye.'.
'vazo dolunca, odandaki bir çekmeceye koydum hepsini.'.
'ama gelmedin.'.
'bu gün yarın ben de sana gelecektim.'.
'ne mutlu ki sen bana geldin.'.
'ne iyi ettin.'.
ve gidemedim.
tamam bayramlar yine gelsin.
ama memlekete dahi gitmesin annem beni evde yalnız bırakıp. hep yanımda olsun.
yeter ki 'o' olsun ve her sabah uyandığında beni yatağımda görmenin mutluluğu ve huzuru ile yaşasın.
bir gün istesem de eve dönemeyeceği zamanlar olacak. hazır burdayken benim yerim onun dizinin dibi olsun.
annemsin.
'canımdan bi parçasın sen benim' dersin ya hani!
sen benim canımın tamamısın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar