bugün
- arkadaşlar sizce ben ne kadar sapığım7
- tuba büyüküstün7
- ev temizleyen erkek5
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi22
- memduh bashgan13
- asteğmen6
- nihoşun ölümü16
- uyumanın en zevkli olduğu an3
- simko39
- rambo ariel ortega8
- karıncaların çok boş yapması2
- helikopterlerin mantıksız davranması3
- ünüversite okumanın zaman kaybı olması2
- çin'in abd'ye iha ihracatını yasaklaması11
- yılmaz güney'in sömürgecilerin kucağına oturması7
- masklavi ve mel mel gibson'un birbirini artılaması11
- sırrı süreyya önder5
- yaz sıcağında bot giyen metalci2
- akşam yemeği2
- gram altındaki şiddetli yükseliş2
- aptal yazarlar2
- ev temizleyen kadın2
- karşısındaki yazarı kadın sanıp mesaj atan erkek12
- cevap niteliğinde entry giren yazarlar2
- bakara suresi 107 ayet2
- starbucks'ın uludağ sözlük ten kalabalık olması3
- levent üsteğmen ile çiğdem üstteğmen'in sevişmesi3
- slovenya2
- banu alkan serpil cakmakli bulusmasi2
- herkes denize pikniğe giderken sizin çalışmanız6
- özgür özel'in tutuklanması9
- mahsun alişan özcan ibo'i zzet yılmaz2
- sarp levendoğlu2
- insanın inanmak istediğine inanması3
- emret komutanım tahir yüzbaşı4
- kıbrısı ingilize veren padişah6
- ülkücü bir babanın oğluna vereceği isim8
- otel2
- euro'nun 55 tl olması4
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık18
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz14
- gheorghe hagi3
- mahsun alişan özcan2
- terliksi vedat3
- zeynep koltuk2
- meal kuran değildir26
- benim çocuğum yapmaz annesi5
- akp vs pkk6
- şükürcülük8
- sideboob2
uzunca bir süre ayrı yaşadık. hep böyle biramı alıp salonda ayaklarımı uzatıp televizyon izlemeye özenirdim önceleri ama birayı da hiç sevmezdim aynı öncelerde. tek çocuğum bir de, biraz şımarıktım. hep daha fazlasını aramaktan elimdekinin kıymetini çok önemsemeyen türden bi şımarıklıktı bu bendeki. bi gün karar verip evden ayrıldım, kendi özgürlüğüme doğru yelken açıyordum bana soracak olursanız ama anneme sorsaydınız onu yalnız bıraktığım günlerde beni ne kadar çok özlediğini anlamakta zorlanmazdınız.
ama ben anlayamadım işte.
bi öğlen saati eve geldim. lafladık biraz annemle. bana en sevdiğim yemekleri hazırlayıverdi kaşla göz arasında. önüme küçük bir padişah sofrası kurdu. yedik, konuştuk, gülüşüp eğlendik ama gitme zamanım geldi ve kapıya yöneldim.
kapıdan çıkarken bi kart verdi bana ve ekledi 'al bunu, senin bu.' ne olduğunu sorduğumda bi gözleri dolar gibi oldu sesi titredi. 'harçlıkların.'. babam karışmazdı öyle para pul işlerine pek, her gün evden çıkarken annem verirdi para bana. 'yokluğunda sana veremediğim harçlıkların.' dedi. buz kesti dünya, soğudu hava birden, iliklerime kadar titredim. ayakkabılarımı giymek için oturduğum merdivenlerden kalkamadım. sarıldı bi, bağrına bastı.
gidemedim.
gençken bayramlarda memlekete gitmesini beklerdim hep. gitsede ev boşalsa. hemen bi iki kızı ararım, hiç olmadı arkadaşlarla toplanıp içeriz diye düşünürdüm. büyüdükçe, ortamlarda tanıştığım insanlar 'nerde yaşıyorsun?' diye sorduklarında annemle demeye çekinip bocalardım.
Arkamı dönüp gittiğimde, kendi deyimimle; özgürlüğüme uçtuğumda, çok daha gençti annem ama o güzel yemekleri yerken, yalnızlığın onu nasıl çökerttiğini de görmemezlikten gelemedim.
'yokluğunda, sana veremediğim harçlıkların.'.
'önceleri kapının yanındaki vazoya attım gelirsin diye.'.
'vazo dolunca, odandaki bir çekmeceye koydum hepsini.'.
'ama gelmedin.'.
'bu gün yarın ben de sana gelecektim.'.
'ne mutlu ki sen bana geldin.'.
'ne iyi ettin.'.
ve gidemedim.
tamam bayramlar yine gelsin.
ama memlekete dahi gitmesin annem beni evde yalnız bırakıp. hep yanımda olsun.
yeter ki 'o' olsun ve her sabah uyandığında beni yatağımda görmenin mutluluğu ve huzuru ile yaşasın.
bir gün istesem de eve dönemeyeceği zamanlar olacak. hazır burdayken benim yerim onun dizinin dibi olsun.
annemsin.
'canımdan bi parçasın sen benim' dersin ya hani!
sen benim canımın tamamısın.
ama ben anlayamadım işte.
bi öğlen saati eve geldim. lafladık biraz annemle. bana en sevdiğim yemekleri hazırlayıverdi kaşla göz arasında. önüme küçük bir padişah sofrası kurdu. yedik, konuştuk, gülüşüp eğlendik ama gitme zamanım geldi ve kapıya yöneldim.
kapıdan çıkarken bi kart verdi bana ve ekledi 'al bunu, senin bu.' ne olduğunu sorduğumda bi gözleri dolar gibi oldu sesi titredi. 'harçlıkların.'. babam karışmazdı öyle para pul işlerine pek, her gün evden çıkarken annem verirdi para bana. 'yokluğunda sana veremediğim harçlıkların.' dedi. buz kesti dünya, soğudu hava birden, iliklerime kadar titredim. ayakkabılarımı giymek için oturduğum merdivenlerden kalkamadım. sarıldı bi, bağrına bastı.
gidemedim.
gençken bayramlarda memlekete gitmesini beklerdim hep. gitsede ev boşalsa. hemen bi iki kızı ararım, hiç olmadı arkadaşlarla toplanıp içeriz diye düşünürdüm. büyüdükçe, ortamlarda tanıştığım insanlar 'nerde yaşıyorsun?' diye sorduklarında annemle demeye çekinip bocalardım.
Arkamı dönüp gittiğimde, kendi deyimimle; özgürlüğüme uçtuğumda, çok daha gençti annem ama o güzel yemekleri yerken, yalnızlığın onu nasıl çökerttiğini de görmemezlikten gelemedim.
'yokluğunda, sana veremediğim harçlıkların.'.
'önceleri kapının yanındaki vazoya attım gelirsin diye.'.
'vazo dolunca, odandaki bir çekmeceye koydum hepsini.'.
'ama gelmedin.'.
'bu gün yarın ben de sana gelecektim.'.
'ne mutlu ki sen bana geldin.'.
'ne iyi ettin.'.
ve gidemedim.
tamam bayramlar yine gelsin.
ama memlekete dahi gitmesin annem beni evde yalnız bırakıp. hep yanımda olsun.
yeter ki 'o' olsun ve her sabah uyandığında beni yatağımda görmenin mutluluğu ve huzuru ile yaşasın.
bir gün istesem de eve dönemeyeceği zamanlar olacak. hazır burdayken benim yerim onun dizinin dibi olsun.
annemsin.
'canımdan bi parçasın sen benim' dersin ya hani!
sen benim canımın tamamısın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar