bugün
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı26
- aleksey batrakov25
- queen ravennanın aşırı güzel olması15
- sözlükteki galatasaraylı yazarlar4
- eski uzun kış gecelerinde anlatılan yaratıklar3
- okan buruk3
- nükleer bomba4
- tanımadığı kadına tokat atan adam15
- hayvan düşmanı2
- galatasaray 2 vfb stuttgart 02
- seni içinin demir parmaklıklarından azat edeceğim3
- yagmurcu çık açıkla10
- the elder scrolls vi3
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- güne bir aleksey batrakov resmi bırak3
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir8
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır6
- dedenize sahip çıkar mısınız5
- son talika2
- atatürk düşmanı5
- futbol14
- sözlük dedeleri6
- durkheimın intihar teorisi6
- değişik meslekler2
- türkiye10
- kablosuz mouse13
- uefa şampiyonlar ligi4
- vfb stuttgart2
- galatasaray3
- arap götü9
- almanyada doğanlar alman vatandaşı mı2
- cevheri güven4
- istanbul13
- ismet gürbüz'ün almanyada doğması2
- öylesine bir şeyler yaz4
- iskilipli atıf hoca20
- gördüğü rüyayı anlatan mezhebi geniş erkek3
- melis babadağ'ın ayakları2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı23
- arda güler'in ankara da doğması2
- ormanda orman kebabı yemek2
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- belözoğlu'nun fenerbahçe teknik direktörü olması2
- takımınızın maçını izlemek istediğiniz yazarlar3
- susualsuspects4
- yazarların akşama dair planları7
- kale3112 tarzı entry girmek8
- otistik bir insanla sohbet etmek4
- sözlük kürdü55
- fenerbahçe11
bir tanedir, ayrıdır, en kıymetlidir.
ama her şeye karışır. odadan çıkıp salona girer, ışığı yakarsın. ona da karışır.
sakındığından değil laf olsun diye karışır, konuşmak için karışır.
ama her şeye karışır. odadan çıkıp salona girer, ışığı yakarsın. ona da karışır.
sakındığından değil laf olsun diye karışır, konuşmak için karışır.
Evinden uzakta okuyan öğrenci: Annem, canım içli köfte çekiyor, 2 gündür içli köfte deyip duruyorum.
Anne: Oooy oğlum benim, keşke kuş olsam da uçsam pencerene getirsem.
Anne: Oooy oğlum benim, keşke kuş olsam da uçsam pencerene getirsem.
önce çocuğunu giydirir sonra kendisi giyinir,
önce çocuğunu doyurur, sonra kendisi doyar.
önce çocuğunu uyutur, sonra kendisi uyur.
önce çocuğunu doyurur, sonra kendisi doyar.
önce çocuğunu uyutur, sonra kendisi uyur.
hakkarideyim.
oraya gideli beş yada altı ay olmuş. izne gitmeye korkuyorum. zaten hiç izin kullanmadım. malum mayınlar, malum yol kesmeler vs. ama buna rağmen askerden sonra 3 kez daha hakkariye gitmiş olmam çok garip. ama konumuz bu değil. o dönem annemi o kadar çok özledim ki. bilemiyorum. askerden önceki 5 yıl boyuncada farklı şehirlerde yaşadık aslında ama hiç annemi bu kadar özlediğimi hatırlamıyorum.
oraya gitmeden önce son gördüğümde.. ki havaalanındaydık gözleri dolmuş ama ağlamamıştı. hiç ağladığınıda görmedim zaten. genelde gülümser. o gülümsemesinide halyle ezbere biliyorum. işte o gün hakkaride, gece uyurken birden silah sesleri gelmeye başladı. çatışma. uyuyordum. uyandım. bağrışmalar.
yanımdaki kırık asteğmen g3'ünü sırtlayıp "beyler sıf bıçak giriyoruz ok." dediğinde bi gülümseme geldi aniden. -evet orası geyiğin başkentidir.-
yüzümü tabii ki göremedim. ama o kaslar nasıl gerildiyse yüzümdeki. yüzümün şeklinin aynı valide hanımın gülümsemesi olduğunu farkettim. hissettim. onun gibi gülümsüyordum. özlemem geçmedi de esasında gülümsemesiyle hep yanımda olduğunu farkettim.
oraya gideli beş yada altı ay olmuş. izne gitmeye korkuyorum. zaten hiç izin kullanmadım. malum mayınlar, malum yol kesmeler vs. ama buna rağmen askerden sonra 3 kez daha hakkariye gitmiş olmam çok garip. ama konumuz bu değil. o dönem annemi o kadar çok özledim ki. bilemiyorum. askerden önceki 5 yıl boyuncada farklı şehirlerde yaşadık aslında ama hiç annemi bu kadar özlediğimi hatırlamıyorum.
oraya gitmeden önce son gördüğümde.. ki havaalanındaydık gözleri dolmuş ama ağlamamıştı. hiç ağladığınıda görmedim zaten. genelde gülümser. o gülümsemesinide halyle ezbere biliyorum. işte o gün hakkaride, gece uyurken birden silah sesleri gelmeye başladı. çatışma. uyuyordum. uyandım. bağrışmalar.
yanımdaki kırık asteğmen g3'ünü sırtlayıp "beyler sıf bıçak giriyoruz ok." dediğinde bi gülümseme geldi aniden. -evet orası geyiğin başkentidir.-
yüzümü tabii ki göremedim. ama o kaslar nasıl gerildiyse yüzümdeki. yüzümün şeklinin aynı valide hanımın gülümsemesi olduğunu farkettim. hissettim. onun gibi gülümsüyordum. özlemem geçmedi de esasında gülümsemesiyle hep yanımda olduğunu farkettim.
cennetin ayaklarinin altinda oldugu asikar insan.
Çocuğu ne kadar uzakta olsa görmese de onu görünmeyenini bilebilen tek insan, yüce insan.
(bkz: yürek okuyucu)
(bkz: can o can)
(bkz: yürek okuyucu)
(bkz: can o can)
bendeki çok trip atmaktadır. Sürekli laf sokuşturur, haftanın 5 günü dışarda yeriz o derecede yemek yapmaz ve beddua eder ama olsun yine de annedir.
olmazsa olmazdır.
hayattır.
şişmanlatır.
melek. tapılası insan. en iyi insan. cennetlik harika insan.
yanıma kalandır. benden ne yaparsam yapayım vazgeçmeyendir. Benim vazgeçilmezimdir.
terminatörün bile yapamadığı şeyleri tek başına üstesinden gelen, hiç hastalanmayan, kah bir hekim, kah bir piskolog, kahbir finas sorumlusu olan ve asla yeri doldurulamayacak insan.
tombik olanı daha makbuldür.
grip olduğumda hastalığı kendisine bulaştırmayayım diye odama kilitleyendir beni.
annelik içgüdüsüne sahip olmanın herkese bahşedilmediğinin canlı kanıtıdır benim için.
annelik içgüdüsüne sahip olmanın herkese bahşedilmediğinin canlı kanıtıdır benim için.
ben hep korktum anne.
en çok senin üzülmenden.
bu yüzden benden önce öl istedim hep.
ben hep korktum anne.
ağlamandan, iç çekmenden
bu yüzden kendi ölümümden korktum.
sen üzülme sadece.
olur mu?
en çok senin üzülmenden.
bu yüzden benden önce öl istedim hep.
ben hep korktum anne.
ağlamandan, iç çekmenden
bu yüzden kendi ölümümden korktum.
sen üzülme sadece.
olur mu?
sanıldığı kadar masum bir varlık değildir. sonuçta bu da bir kadındır ve $eytandır.
Anne ismi gibi dört harfe sığdırılabilecek kimselerden değildir. Zaten annenin bir sesi yeter insana. Değişemezsin, kimseyle paylaşmak istemezsin. Bir konuşsun o şefkatli sesiyle bütün dünyalar senin olur. Bütün acılarını unutturur. Sonra bir de sıcak kucağı vardır. Zemheri ayında bile üşümezsin. En etkili yanlarından biri de bakışlarıdır. Bir bakar ki içinden destanlar yazsa şıp diye anlarsın. Ne var ki bu gözler senin içinden dünyanın sırrı geçse anlar. Yani anneden sır saklanmaz. Tabi bu özellik yanında intikam almayı da getiriyor. Anne o kadar sırlıdır ki bebek bile olsan hatta daha akciğerin, böbreğin ,kalbin bile oluşmasa da o seni dokuz ayda tanır. Yani anne bu kadar sihirli ve değerlidir. Bu kesin bir görüş çünkü aksini söyleyen ezelden beri olmadı ve olacağını zannetmem de.
evladı ne kadar büyürse büyüsün hala gözünde çocuktur derler anne için. galiba bu doğru. geçen gün torunları geldi bunun. iki adet kuduz gibi evlat. haliyle pestile çevirdiler kadını. uykusu hafiftir normalde. ama gece saat bir civarı ölü gibi yatıyordu. benim de canım sıkıldı dur dedim iki tur atayım dışarı çıkıyorum diye seslendim kapısından. cevap gelmeyince lan dedim yorgunluktan bayıldı mı bu yoksa. içeri girip anneee ben çıkıyorum dedim daha yüksek sesle. "çok uzaklara gitme" dedi mırıldanarak. açamadı kendisini ne kadar yorulduysa artık. lan nerden baksan 15 yıldır duymadığım ama çocukken beynime kazınmış bu ikaz hemen oracıkta küçük bir şok yaşattı bana. güldüm, ilahi anne ya diyip çıktım evden.
çocukken kaldığımız evin bahçesinden ibaretti benim için dünya. ta ki okula başlayana kadar. garajın önünde top oynar, arka bahçede küçük kulübe inşa ederdik. hep arkadaşlarım gelirdi, ben arabaya binip gezmeye, ava, düğüne götürülmedikçe çıkmazdım. bir kere bir arkadaşıma gitmiştim, onların bahçesi saklambaça daha elverişliydi. o zamanlar nefret ettiğim haşlanmış yumurta akını babası zorla yedirdi diye bir daha oraya da gitmedim. bir de annemin peşine takılıp pazara giderdim ama orda da pazar arabasını sürüklemekten başka bir şey görmezdi gözüm. pazarda da sadece renkli, kare şelkindeki lastik kıvamlı yemişlerin satıldığı tezgahı bilir, her hafta önünde tuttururdum. lan neyse okula yazdırdılar, ondan sonra bir daha da eve sokamadılar beni. o zamanlar çok duyardım "uzaklara gitme" lafını. yaş ilerledikçe ulaşamamalar, eve geç gelmeler, bazen gelmemeler başladı. sonra onlar da kabullenildi. 5 senedir ayrı evlerde geçirdik hayatımızı, 3 senedir sadece yılın 2 ayında beraber yaşıyoruz. "uzaklara gitme" dedirtecek bir durum yok. artık nasıl bir bilinçaltıysa dışa vurdu kendini öyle. aramızda iyi değildir ama seviyoruz birbirimizi. tabi ki bu olayın yaşandığını söylemedim kendisine, sabah uyandığında yine yapılması gereken işleri "kaç yaşına geldin" gerekçesiyle üzerime yıkmaya çalıştı. insanların 30'unda, 40'ında tanıştığı işlerle ben 20'lerimde uğraşıyorum ama yine de boşken yatmam, işleri ertelemem, çok gezmem rahatsız ediyor kadını. neyse öpüyorum burdan.
çocukken kaldığımız evin bahçesinden ibaretti benim için dünya. ta ki okula başlayana kadar. garajın önünde top oynar, arka bahçede küçük kulübe inşa ederdik. hep arkadaşlarım gelirdi, ben arabaya binip gezmeye, ava, düğüne götürülmedikçe çıkmazdım. bir kere bir arkadaşıma gitmiştim, onların bahçesi saklambaça daha elverişliydi. o zamanlar nefret ettiğim haşlanmış yumurta akını babası zorla yedirdi diye bir daha oraya da gitmedim. bir de annemin peşine takılıp pazara giderdim ama orda da pazar arabasını sürüklemekten başka bir şey görmezdi gözüm. pazarda da sadece renkli, kare şelkindeki lastik kıvamlı yemişlerin satıldığı tezgahı bilir, her hafta önünde tuttururdum. lan neyse okula yazdırdılar, ondan sonra bir daha da eve sokamadılar beni. o zamanlar çok duyardım "uzaklara gitme" lafını. yaş ilerledikçe ulaşamamalar, eve geç gelmeler, bazen gelmemeler başladı. sonra onlar da kabullenildi. 5 senedir ayrı evlerde geçirdik hayatımızı, 3 senedir sadece yılın 2 ayında beraber yaşıyoruz. "uzaklara gitme" dedirtecek bir durum yok. artık nasıl bir bilinçaltıysa dışa vurdu kendini öyle. aramızda iyi değildir ama seviyoruz birbirimizi. tabi ki bu olayın yaşandığını söylemedim kendisine, sabah uyandığında yine yapılması gereken işleri "kaç yaşına geldin" gerekçesiyle üzerime yıkmaya çalıştı. insanların 30'unda, 40'ında tanıştığı işlerle ben 20'lerimde uğraşıyorum ama yine de boşken yatmam, işleri ertelemem, çok gezmem rahatsız ediyor kadını. neyse öpüyorum burdan.
Ataerkil düzenin devam etmesinin en büyük sebebidir anneler...oğullarını paşa, kızlarını hizmetçi gibi yetiştirmiş kadınlar, toplumu şekillendirler.
Kıskançlık ve eziklik içinde büyüyen kız çocukları; herkese tepeden bakan, tüketen ve her şeyi ayağına bekleyen erkek çocukları yetiştirdiniz !
analar insan soyu sizin elinizde. dünyayı değiştirecek güç avuçlarınızda. öfkeniz elinizden alınan evlatlarınız için yıkmalı bu düzeni ve sevginiz evlatlarınız için yeniden yaratmalı dünyayı.
Kıskançlık ve eziklik içinde büyüyen kız çocukları; herkese tepeden bakan, tüketen ve her şeyi ayağına bekleyen erkek çocukları yetiştirdiniz !
analar insan soyu sizin elinizde. dünyayı değiştirecek güç avuçlarınızda. öfkeniz elinizden alınan evlatlarınız için yıkmalı bu düzeni ve sevginiz evlatlarınız için yeniden yaratmalı dünyayı.
iyiliğinizi yürekten isteyen harika insanlar superler başka ne denilebilir ki.
Beş kişilik aileye düşen dört dilim pastadan, ben zaten pasta sevmiyorum diyerek feragat edebilendir.
Babaların yasal olarak siktiği varlıktır gibi terbiyesiz entry girenlere rağmen kutsaldır, doğuran büyütendir.
Çok sevdigim kişi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar