bugün
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı50
- kimsenin memleket takımı tutmaması12
- sözlük erkeklerinin bicepsleri71
- reddedilince öldürmek7
- ajdar grup kursa muhtemel diğer üyeler4
- x de çinliler ve türklerin kavgası11
- berke özer7
- ısparta da gece hayatı14
- sümeyye adındaki bir kızı tavlama yolları4
- internetin neden yavaş olması3
- benim bileğim yamuk mu10
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı13
- sözlükteki fenerbahçeliler6
- akplisin yani27
- sözlükte sevişilecek kız olmaması2
- duanın bir şeye yaramaması28
- ibrahim tatlıses'in 24 yaşında sünnet olması5
- fotosu yarım saatte 1500 beğeni alan kız5
- arkadaşlar nerdesiniz2
- modacı erkeklerin top olması7
- vücut geliştirme ve eşcinsellik8
- hiçbir şey yapmak istemediğinizde ne yapıyorsunuz5
- samsun gece hayatı4
- top gun2
- ya aşkım senin neden bicepslerin yok diyen kız9
- işçileri köle gibi çalıştıran türk patronlar7
- sözlüğün yarısına meme show yapmış yazar3
- bir tırcı sevmek6
- erzurum vs sivas6
- fon vurgunu52
- sevgili adayını önce traveler'a göstermek5
- anın görüntüsü23
- hiç uçağa binmemek7
- azerbaycan'ın 31 türk vatandaşını istememesi2
- arda güler4
- sözlük erkeklerinin göğüs kasları12
- galatasaray12
- 20243
- bir oturuşta yarım ekmek tost yiyen erkek10
- türk tarihinden kim bu adam3
- gönlü zengin kalbi güzel erkek12
- bicepsiz fakir erkek6
- aleksey batrakov2
- götü güzel cüzdanı zengin sözlük erkekleri9
- türkiye de israilli kadına saldıran yobazlar6
- çok eşlilik büyük bir sapıklıktır7
- terlikle döven anne14
- eski sevgiliyle tinder da eşleşmek3
- nihat doğan2
- beyninizi satılığa çıkarsanız ilana yazılacak şey6
evladı ne kadar büyürse büyüsün hala gözünde çocuktur derler anne için. galiba bu doğru. geçen gün torunları geldi bunun. iki adet kuduz gibi evlat. haliyle pestile çevirdiler kadını. uykusu hafiftir normalde. ama gece saat bir civarı ölü gibi yatıyordu. benim de canım sıkıldı dur dedim iki tur atayım dışarı çıkıyorum diye seslendim kapısından. cevap gelmeyince lan dedim yorgunluktan bayıldı mı bu yoksa. içeri girip anneee ben çıkıyorum dedim daha yüksek sesle. "çok uzaklara gitme" dedi mırıldanarak. açamadı kendisini ne kadar yorulduysa artık. lan nerden baksan 15 yıldır duymadığım ama çocukken beynime kazınmış bu ikaz hemen oracıkta küçük bir şok yaşattı bana. güldüm, ilahi anne ya diyip çıktım evden.
çocukken kaldığımız evin bahçesinden ibaretti benim için dünya. ta ki okula başlayana kadar. garajın önünde top oynar, arka bahçede küçük kulübe inşa ederdik. hep arkadaşlarım gelirdi, ben arabaya binip gezmeye, ava, düğüne götürülmedikçe çıkmazdım. bir kere bir arkadaşıma gitmiştim, onların bahçesi saklambaça daha elverişliydi. o zamanlar nefret ettiğim haşlanmış yumurta akını babası zorla yedirdi diye bir daha oraya da gitmedim. bir de annemin peşine takılıp pazara giderdim ama orda da pazar arabasını sürüklemekten başka bir şey görmezdi gözüm. pazarda da sadece renkli, kare şelkindeki lastik kıvamlı yemişlerin satıldığı tezgahı bilir, her hafta önünde tuttururdum. lan neyse okula yazdırdılar, ondan sonra bir daha da eve sokamadılar beni. o zamanlar çok duyardım "uzaklara gitme" lafını. yaş ilerledikçe ulaşamamalar, eve geç gelmeler, bazen gelmemeler başladı. sonra onlar da kabullenildi. 5 senedir ayrı evlerde geçirdik hayatımızı, 3 senedir sadece yılın 2 ayında beraber yaşıyoruz. "uzaklara gitme" dedirtecek bir durum yok. artık nasıl bir bilinçaltıysa dışa vurdu kendini öyle. aramızda iyi değildir ama seviyoruz birbirimizi. tabi ki bu olayın yaşandığını söylemedim kendisine, sabah uyandığında yine yapılması gereken işleri "kaç yaşına geldin" gerekçesiyle üzerime yıkmaya çalıştı. insanların 30'unda, 40'ında tanıştığı işlerle ben 20'lerimde uğraşıyorum ama yine de boşken yatmam, işleri ertelemem, çok gezmem rahatsız ediyor kadını. neyse öpüyorum burdan.
çocukken kaldığımız evin bahçesinden ibaretti benim için dünya. ta ki okula başlayana kadar. garajın önünde top oynar, arka bahçede küçük kulübe inşa ederdik. hep arkadaşlarım gelirdi, ben arabaya binip gezmeye, ava, düğüne götürülmedikçe çıkmazdım. bir kere bir arkadaşıma gitmiştim, onların bahçesi saklambaça daha elverişliydi. o zamanlar nefret ettiğim haşlanmış yumurta akını babası zorla yedirdi diye bir daha oraya da gitmedim. bir de annemin peşine takılıp pazara giderdim ama orda da pazar arabasını sürüklemekten başka bir şey görmezdi gözüm. pazarda da sadece renkli, kare şelkindeki lastik kıvamlı yemişlerin satıldığı tezgahı bilir, her hafta önünde tuttururdum. lan neyse okula yazdırdılar, ondan sonra bir daha da eve sokamadılar beni. o zamanlar çok duyardım "uzaklara gitme" lafını. yaş ilerledikçe ulaşamamalar, eve geç gelmeler, bazen gelmemeler başladı. sonra onlar da kabullenildi. 5 senedir ayrı evlerde geçirdik hayatımızı, 3 senedir sadece yılın 2 ayında beraber yaşıyoruz. "uzaklara gitme" dedirtecek bir durum yok. artık nasıl bir bilinçaltıysa dışa vurdu kendini öyle. aramızda iyi değildir ama seviyoruz birbirimizi. tabi ki bu olayın yaşandığını söylemedim kendisine, sabah uyandığında yine yapılması gereken işleri "kaç yaşına geldin" gerekçesiyle üzerime yıkmaya çalıştı. insanların 30'unda, 40'ında tanıştığı işlerle ben 20'lerimde uğraşıyorum ama yine de boşken yatmam, işleri ertelemem, çok gezmem rahatsız ediyor kadını. neyse öpüyorum burdan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar