bugün
- true nefreti7
- true yahudi mi8
- fake hesapların sahibi5
- habire1239
- mastürbasyon yapmayı unutmayın11
- bir kızdan kibarca nasıl domalmş fotoğrafı istenir7
- puura4
- kız arkadaşa alınabilecek hediyeler9
- çekingen nazik saygılı erkek sevilir mi sorusu13
- antipanik7
- yeni parti24
- lionel messi vs lamine yamal4
- lamine yamal6
- true vs yagmurcu12
- seri gizli artı oy veren melek8
- din olmadan ahlak temellendirilemez10
- kızların keko erkek seviyoruz demesi13
- sedat peker'e küfür etmek6
- lezbiyenler kız hakkımızı yiyorlar3
- göğüsleri küçük diye üzülen kadın3
- dün erkeklerin yüzde 70'i seks yapmadı2
- basit bir hayat istemek11
- sözlükte galiba kavga olmuş hissi6
- diamond bosphorus10
- güzel olmak vs tatlı olmak4
- zafer partisi neden düştü8
- cumhuriyet halk partisi10
- kola ile sigara icmek4
- kemalizmin gericilik olması7
- lamine yamal için sevgilisini terk eden kız4
- ahmet sezer bey birader birader bey3
- gül gibi efendi erkek10
- arkadaşlar yeni aldığım şarj cihazıma bakın8
- g'i l d'e d l'i l y14
- kurşuni renkler2
- yakışıklı bir erkekle öpüşmek7
- başlatmayın kollektivizminize2
- gammazlar çetesi2
- süper lig'e gelen yeni kurallar4
- muslettin amca11
- kız kardeşimi tandırda yaktılar3
- yazarların özledikleri şeyler8
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları3
- ben geldim kerkenezler18
- escorta giden erkek8
- recep tayyip erdoğan10
- uludağ itiraf4
- chp dönemi bitti5
- bisiklet sürerken kızlık zarı yırtılan kız13
- velvet36
evladı ne kadar büyürse büyüsün hala gözünde çocuktur derler anne için. galiba bu doğru. geçen gün torunları geldi bunun. iki adet kuduz gibi evlat. haliyle pestile çevirdiler kadını. uykusu hafiftir normalde. ama gece saat bir civarı ölü gibi yatıyordu. benim de canım sıkıldı dur dedim iki tur atayım dışarı çıkıyorum diye seslendim kapısından. cevap gelmeyince lan dedim yorgunluktan bayıldı mı bu yoksa. içeri girip anneee ben çıkıyorum dedim daha yüksek sesle. "çok uzaklara gitme" dedi mırıldanarak. açamadı kendisini ne kadar yorulduysa artık. lan nerden baksan 15 yıldır duymadığım ama çocukken beynime kazınmış bu ikaz hemen oracıkta küçük bir şok yaşattı bana. güldüm, ilahi anne ya diyip çıktım evden.
çocukken kaldığımız evin bahçesinden ibaretti benim için dünya. ta ki okula başlayana kadar. garajın önünde top oynar, arka bahçede küçük kulübe inşa ederdik. hep arkadaşlarım gelirdi, ben arabaya binip gezmeye, ava, düğüne götürülmedikçe çıkmazdım. bir kere bir arkadaşıma gitmiştim, onların bahçesi saklambaça daha elverişliydi. o zamanlar nefret ettiğim haşlanmış yumurta akını babası zorla yedirdi diye bir daha oraya da gitmedim. bir de annemin peşine takılıp pazara giderdim ama orda da pazar arabasını sürüklemekten başka bir şey görmezdi gözüm. pazarda da sadece renkli, kare şelkindeki lastik kıvamlı yemişlerin satıldığı tezgahı bilir, her hafta önünde tuttururdum. lan neyse okula yazdırdılar, ondan sonra bir daha da eve sokamadılar beni. o zamanlar çok duyardım "uzaklara gitme" lafını. yaş ilerledikçe ulaşamamalar, eve geç gelmeler, bazen gelmemeler başladı. sonra onlar da kabullenildi. 5 senedir ayrı evlerde geçirdik hayatımızı, 3 senedir sadece yılın 2 ayında beraber yaşıyoruz. "uzaklara gitme" dedirtecek bir durum yok. artık nasıl bir bilinçaltıysa dışa vurdu kendini öyle. aramızda iyi değildir ama seviyoruz birbirimizi. tabi ki bu olayın yaşandığını söylemedim kendisine, sabah uyandığında yine yapılması gereken işleri "kaç yaşına geldin" gerekçesiyle üzerime yıkmaya çalıştı. insanların 30'unda, 40'ında tanıştığı işlerle ben 20'lerimde uğraşıyorum ama yine de boşken yatmam, işleri ertelemem, çok gezmem rahatsız ediyor kadını. neyse öpüyorum burdan.
çocukken kaldığımız evin bahçesinden ibaretti benim için dünya. ta ki okula başlayana kadar. garajın önünde top oynar, arka bahçede küçük kulübe inşa ederdik. hep arkadaşlarım gelirdi, ben arabaya binip gezmeye, ava, düğüne götürülmedikçe çıkmazdım. bir kere bir arkadaşıma gitmiştim, onların bahçesi saklambaça daha elverişliydi. o zamanlar nefret ettiğim haşlanmış yumurta akını babası zorla yedirdi diye bir daha oraya da gitmedim. bir de annemin peşine takılıp pazara giderdim ama orda da pazar arabasını sürüklemekten başka bir şey görmezdi gözüm. pazarda da sadece renkli, kare şelkindeki lastik kıvamlı yemişlerin satıldığı tezgahı bilir, her hafta önünde tuttururdum. lan neyse okula yazdırdılar, ondan sonra bir daha da eve sokamadılar beni. o zamanlar çok duyardım "uzaklara gitme" lafını. yaş ilerledikçe ulaşamamalar, eve geç gelmeler, bazen gelmemeler başladı. sonra onlar da kabullenildi. 5 senedir ayrı evlerde geçirdik hayatımızı, 3 senedir sadece yılın 2 ayında beraber yaşıyoruz. "uzaklara gitme" dedirtecek bir durum yok. artık nasıl bir bilinçaltıysa dışa vurdu kendini öyle. aramızda iyi değildir ama seviyoruz birbirimizi. tabi ki bu olayın yaşandığını söylemedim kendisine, sabah uyandığında yine yapılması gereken işleri "kaç yaşına geldin" gerekçesiyle üzerime yıkmaya çalıştı. insanların 30'unda, 40'ında tanıştığı işlerle ben 20'lerimde uğraşıyorum ama yine de boşken yatmam, işleri ertelemem, çok gezmem rahatsız ediyor kadını. neyse öpüyorum burdan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar