bugün

/400
sevdiğim şehir. 18 ayımı yesede sevdim be hacı.
şu anda gölbaşı semalarında hafif kar yağışının olduğu şehir.
izmir den sonra köy gibi gelen sade basit odun davar dolu yer.
boş şehir.

gökçek gibi bir belediye başkanı olduğu için bile gıcık olduğum memleketim.

doğru dürüst zaman geçirecek bir şeyi, gidecek bir yeri olmayan başkent.
son 3 senemi verdiğim çatısında hep kara bulutlarını barındıran yüzü gülmek istesede sırf resmiyet adına kahkahasını patlatamayan soğuk şehir.
üstadım söyleyecek söz bırakmamıştır bu kentle ilgili...

"hasretin nazlıdır ankara!".
18 senemi yiyen şehir, kız arkadaşlarım, üzüntülerim, sevinçlerim. ilk arabam.. ilk kez bir kızı öpmem, ilk kez aşktan kalbimin sıkışması, üniversiteyi kazanmam, ilk paramı kazanmam, çapkınlıklarım, okula giderken kardan donacağımı hissetmem, askeri lojmanlarım, mesafeler, eskişehir yolu.. aşti, armada.. her seferinde nefret etsem de genede içten içe sevdiğim asık suratlı sevgilim.
kisi nasil yaklasirsa ona, o da o kisiye oyle yaklasir. hissetmeyi, gormeyi, yasamayi bilmek gerekir.
olesiye nefret edenlere, sevmeyenlere, gri-denizi yok diyenlere, "seni buraya zincirle baglamadim, defol git" der ama anlayana tabii.

hem dogdugum, hem doydugum, canim sehrim. karin yakistigi, griliginin icinde tum renkleri barindiran sehrim.
dahasi burda sirtinizi insanlara donup bakabileceginiz bir deniz olmadigi icin, insanlarla icicesinizdir. insanligin degerini daha iyi anlayabilirsiniz burda.
renksiz, denizsiz, soğuk, ciddi şehir. istanbul gibi renkli cilveli değil.
götün kara, eskilerde kalan bir tekerleme.
güzel dostluklarla beraber insanların ne kadar iki yüzlü olabileceğini de öğrendiğim, birgün kahkahalarla güldürürken ertesi gün ölesiye canımı acıtan, hem sevilen hem de olabildiğince nefret edilen, kangren olmuş tuhaf bir şehir.
üvey anne gibi, acıtıyor her defasında.
zorunlu birlikteliğimiz yüzünden bir türlü sevemediğim şehir.

o çok ünlü alışveriş merkezlerinde öğrencilerin alışveriş yapamadığı şehir.

soğuktan donduran şehir.

daha fazla kalmak istemediğim ama yine de beni bırakmayan şehir.

susuz şehir.

gri şehir.
bugün ilk defa seni seviyom lan şehir. çünkü yazık sana, kimse seni sevmiyor.
Yavaş yavaş sevmeye başladığım şehir..
amaleler şehri.
21.00'da kapanan şehir.
soguk, uzak, ama içinde sevdigin bir insanı barındırdıgında dünyanın en güzel yeri olabilecek bir şehir.
yavaş yavaş ankara'm olma yolunda ilerleyen şehir.
duvağını kaldırıp, yüzünü ilkyazdan kalma sevinçlerimle öpmek istediğim şehir. şehrim.
enkara memur kenti.
şu an havada kar kokusu olan şehir.
kar altında. kartpostal gibi.
"ankara'ya öyle yakışırdı ki kar"
karla kaplı halinin huzur verici olduğu şehir.

mayıs ayından beri ankara'da oturan biri olarak söylebileceğim tek şey; ankara'yı sadece bu bembeyaz haliyle sevdiğimdir.
büyülü vega şarkısı. ne ilginçtir ki istanbul'da olduğum halde, iki gündür mırıldanıp karı izleyip hüzünlenmeme sebep oluyor.
© copyright 2005 - 2026