bugün

/401
kimliğimde yazan şehir değilse de; toprağını öpmek geliyor içimden be Ankara.
güzelsin ama uzaktan...
yakından ise hep canım yandı oralarda.
görsel
düne nazaran daha sıcak olan şehir. sıcak dediysek egelileri/akdenizlileleri zatüre edebilir hala.
mevsimine gelen şehir. ben hep diyorum, bu şehire soğuk daha çok yakışıyor. kar.. yağmur.. ayaz..

öyle olmazsa aşklar iç içe girmiyor çünkü, eller daha sıkı tutulmuyor. daha sıkı sarılmıyor kimse birbirine..

yazdan daha ziyade kışı ile, soğuğu ile seviyorum ve yaşıyorum.

eskide kalmış en güzel günlerimi gecelerimi bu soğuklarda yaşadığım içindir belkide bilmiyorum tabi.

yalnız yaşamaya ç/alıştığım şehir.
Bazı insanların anlayamadığı şehir.

Kış geldiği için Ankara bundan sonra uzunca bir süre her gün çok soğuk olacak. prim yapmak için lütfen sıcak olduğu günler başlığı tekrar ziyaret ediniz.

Ankara işte da hep soğuk kışları.
Soğuk, çok soğuk. Soğuktan elim acıdı.

Soğuk.
cok soğuk suan.
Hayallerimin, hayal kırıklıklarımın şehridir. Keşke içinde olsaydım da bu karda kıyamette metro duraklarinda yatsaydım derdirtendir.
acaba seni uzak kalınca mı özleyeceğim?
görsel
soğuk olmasa iyi şehir aslında.
Ankaradakiler takipleşelim millet. Valla 1 tane bile arkadasim yok.
Soğuk olduğuna dair kuru kuru iftiralar atılan şehir.
seneye bu zamanlar geleceğe umutla bakarak bulunmakta istediğim güzide şehir.
2 hafta önce sabah donup öğlen terleyip aksam tekrar donuyorduk. neyse ki dengelendi biraz. artık sabah çok usuyoruz, öğlen az usuyoruz ve aksam tekrar çok usuyoruz.
Çok soğuk şehirdir. Dötümüz donuyor arkadaşlar gelmeyin. Akdeniz tarafına gidin.
şiiri söyleyeni hiç sevmesemde.

ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar
kimse kemen çalmazdı belki ama
çok keman çalınsın balolarında diye yapılmış
gri, sisli,binalar... 

alnının ortasında 
ciddi bir devlet asabiyeti
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar
bu zulüm, bu sevda bitmezmiş
sevmek bir halkı sevmekse
aşk o zaman sevmekmiş
(biz bir şeyi delice severiz ama tanrım neyi)
kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit kürsüler üstünde 
çok sigara içen 
öğrenciler... 

bir daha asla yaşayamayacağı aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu, gerçekçi yalnızlıklara
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını 
bir izmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililiği)
soyut bir sevdaya beşik kertilmiş olan
dağda çoban, şehirde şark çıbanı sayılan
fırat'ın büyük elleri
ararat'ın kızgın yelleri
cilo'nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okumaya 
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları

ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar, bu tutardı resmi yalanlar
belki balkona kar seyretmeye çıkar diye sevdiğimiz kızlar
çok dibimiz dolmuştur
ve çoğu zaman bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir

hiç bir şey kapalı bir dükkan kadar 
hüzünlü gelmez ankara'da
yoksa bugün bir hayat yaşanmayacak mı duygusu
çöker bütün bozkıra

kimse keman çalmaz belki
belki bu film hiç bir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
hiç bir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantanınkinin
tadını vermeyecek bir daha
çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat urfa'da hatta
ama hiçbirinde o kadar aç oturmadım sofraya

ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki yine sıkıldı bizim konsolosluklardaki konuklar
öyle deme ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara'yı bu denli çok sevdiğini anlamadan
ankara'da yaşamak

yollarına hep sevdiğimiz insanların adlarını vermediler ama
biz her duvara bir vesile
onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda

ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar
biz,
şimdi kapalı bir kuruyemiş dükkanının
-ki bütün plan kar altında
tuzsuz ayçekirdeği çitleyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış
merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş
-yani sistem kendi verdiği kimliği zırt pırt geri istemektedir-

doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen 
ama pek çoğu kavgadan nefret eden
kavgacı, esmer,cesur, korkak
çoğu kürt, çoğu türk
çocuklardık..

ankara'ya öyle yağardı ki kar
ha sonra belki ahmet arif'in aklına gelmeyecek
çünkü hiç kimse bir daha ankara'yı onun kadar sevmeyecek
bir şiir işlenir
kar altındadır varoşlar
hasretim nazlıdır ankara
ustam yine de sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o en netameli aydır bence

ankara'ya öyle yakışırdı ki kar... 
asfaltlar ışıldar... 
yalanlar... 

şimdi ve sonra
ne zaman ankara'ya kar yağsa
elim, gönlüm, çocukluğum, buz tutar...
Kurum sınavı ilanı gelse de gitsek dediğim şehir , söz veriyorum artık kavga etmeyeceğiz seninle ama lütfen şu ilan gelsin artık , kavuşmaları özledik(!)
amanın bek soğok.
Karla karışık yağmur yağıyor lan .
pavyonları ve melih gökçek'i ile ünlü başkenttir.
kar yağması için erken değilmiydi ya bu nasıl soğuktur.
An itibariyle kar yağan şehirdir.
(img:#1224844)
istanbul'luları hayrete sokmuştur.
Hani böyle sevmediğim ama içimden de küsüp atamadığım , çocukluğumu gençliğimi yaşadığım -yaşıyor olduğum-, soğuk olduğu kadar samimi olan şehirdir. Iyidir iyi.
© copyright 2005 - 2026