bugün
- sözlükte flört etmemek7
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin31
- en iyi pizza içeriği9
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi9
- asaf savaş akat2
- ezoterizm4
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız14
- pizza abartılmış balon bir yiyecektir3
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog8
- türk reklam sektörü2
- acı gerçekler14
- karşı cinsteki en itici özellik16
- euro milliyetçisi2
- en lezzetli balık24
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı4
- trabzon pidesi3
- uludağ sözlük evreni10
- ev sahibi egosu2
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- kale3112'deki kale hangi kale2
- anın görüntüsü23
- gammazlar göreve8
- netanyahu2
- ağlamak7
- ayakları çirkin bir kadınla aynı yatağa girmek3
- sözlükte aile kurmak8
- şahane pazar3
- meteoroloji'nin yeni yağışlı sistem uyarısı5
- bol mini etek5
- herkesin aynı olmaması3
- erdoğan'ın new york ta iş adamlarıyla buluşması5
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın11
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- yeni biriyle nerede tanışılır13
- osmanlı döneminde sözlük olsaydı4
- müzik dinleyen 45 yaş üstü dallama5
- motorla kaza yapan kadın7
- birikim yapmak7
- hünkar beğendi vs alinazik9
- demet evgar6
- kova burcu erkeği akrep kadını6
- atatürk diyor ki12
- seda bakan'ın parmak arası çizmeleri3
- sevmediğin biriyle sevişmek5
- ilk buluşmaya 46 adet deveyle gelen kız7
- türbanlı hostes3
- suya giden eşeğin asıl amacı5
- yaz mevsiminin avuçlarımızdan kayıp gidivermesi5
- spk soruşturmasında 387 milyon lira dondurulması6
- ata iyi binen erkek5
şiiri söyleyeni hiç sevmesemde.
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar
kimse kemen çalmazdı belki ama
çok keman çalınsın balolarında diye yapılmış
gri, sisli,binalar...
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar
bu zulüm, bu sevda bitmezmiş
sevmek bir halkı sevmekse
aşk o zaman sevmekmiş
(biz bir şeyi delice severiz ama tanrım neyi)
kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler...
bir daha asla yaşayamayacağı aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu, gerçekçi yalnızlıklara
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililiği)
soyut bir sevdaya beşik kertilmiş olan
dağda çoban, şehirde şark çıbanı sayılan
fırat'ın büyük elleri
ararat'ın kızgın yelleri
cilo'nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okumaya
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar, bu tutardı resmi yalanlar
belki balkona kar seyretmeye çıkar diye sevdiğimiz kızlar
çok dibimiz dolmuştur
ve çoğu zaman bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
hiç bir şey kapalı bir dükkan kadar
hüzünlü gelmez ankara'da
yoksa bugün bir hayat yaşanmayacak mı duygusu
çöker bütün bozkıra
kimse keman çalmaz belki
belki bu film hiç bir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
hiç bir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantanınkinin
tadını vermeyecek bir daha
çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat urfa'da hatta
ama hiçbirinde o kadar aç oturmadım sofraya
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki yine sıkıldı bizim konsolosluklardaki konuklar
öyle deme ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara'yı bu denli çok sevdiğini anlamadan
ankara'da yaşamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların adlarını vermediler ama
biz her duvara bir vesile
onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar
biz,
şimdi kapalı bir kuruyemiş dükkanının
-ki bütün plan kar altında
tuzsuz ayçekirdeği çitleyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış
merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş
-yani sistem kendi verdiği kimliği zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen
ama pek çoğu kavgadan nefret eden
kavgacı, esmer,cesur, korkak
çoğu kürt, çoğu türk
çocuklardık..
ankara'ya öyle yağardı ki kar
ha sonra belki ahmet arif'in aklına gelmeyecek
çünkü hiç kimse bir daha ankara'yı onun kadar sevmeyecek
bir şiir işlenir
kar altındadır varoşlar
hasretim nazlıdır ankara
ustam yine de sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o en netameli aydır bence
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar...
asfaltlar ışıldar...
yalanlar...
şimdi ve sonra
ne zaman ankara'ya kar yağsa
elim, gönlüm, çocukluğum, buz tutar...
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar
kimse kemen çalmazdı belki ama
çok keman çalınsın balolarında diye yapılmış
gri, sisli,binalar...
alnının ortasında
ciddi bir devlet asabiyeti
çok kötü günlermiş gibi en genç zamanlar
bu zulüm, bu sevda bitmezmiş
sevmek bir halkı sevmekse
aşk o zaman sevmekmiş
(biz bir şeyi delice severiz ama tanrım neyi)
kahve önü çatlak mozaik
bel kemiğine tehdit kürsüler üstünde
çok sigara içen
öğrenciler...
bir daha asla yaşayamayacağı aşkları teğet geçerken
hep onu sevmeyenleri severek
hep onu sevenin gözlerinden kalabalıklara kaçarak
karışarak toplumcu, gerçekçi yalnızlıklara
yüksek rakımlarda çatlamış dudaklarını
bir izmirli güzele dayatmak varken
(hep kardeş olacak değiliz ya,
yaşasın halkların sevgililiği)
soyut bir sevdaya beşik kertilmiş olan
dağda çoban, şehirde şark çıbanı sayılan
fırat'ın büyük elleri
ararat'ın kızgın yelleri
cilo'nun derin nefesleri
hülasa kente hukuk mukuk okumaya
mümkünse o arada da memleketi kurtarmaya gelmiş
anadolu çocukları
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar, bu tutardı resmi yalanlar
belki balkona kar seyretmeye çıkar diye sevdiğimiz kızlar
çok dibimiz dolmuştur
ve çoğu zaman bu kar mevzuu
kızlara yeterince ilginç gelmemiştir
hiç bir şey kapalı bir dükkan kadar
hüzünlü gelmez ankara'da
yoksa bugün bir hayat yaşanmayacak mı duygusu
çöker bütün bozkıra
kimse keman çalmaz belki
belki bu film hiç bir zaman
o kadar fiyakalı olmayacak ama
hiç bir lahmacunda
o okul yolundaki üçüncü sınıf lokantanınkinin
tadını vermeyecek bir daha
çok daha iyilerini yedim sonra
bizzat urfa'da hatta
ama hiçbirinde o kadar aç oturmadım sofraya
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
çok yabancı soluk duyulur bazı
bilinmez bir dilin ıslığından
anla ki yine sıkıldı bizim konsolosluklardaki konuklar
öyle deme ankara'yı sevmeyene bir zulümdür
bu kadar insanın neden ankara'yı bu denli çok sevdiğini anlamadan
ankara'da yaşamak
yollarına hep sevdiğimiz insanların adlarını vermediler ama
biz her duvara bir vesile
onların adını yazarak yaşadık
kül ve betondan mürekkep
yaşadıkça yaşanılası gelen
o tuhaf bozkır kokusunda
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar, buz tutardı resmi yalanlar
biz,
şimdi kapalı bir kuruyemiş dükkanının
-ki bütün plan kar altında
tuzsuz ayçekirdeği çitleyip
yanı sıra bafra içmektir-
kötü ışıklandırılmış vitrininden
umutsuzca içeri bakan
kimliği gereğinden fazla sorgulanmış
merhabadan çok çıkar ulan kimliğini denmiş
-yani sistem kendi verdiği kimliği zırt pırt geri istemektedir-
doğduğu yer yüzünden
doğuştan kavgacı zannedilen
ama pek çoğu kavgadan nefret eden
kavgacı, esmer,cesur, korkak
çoğu kürt, çoğu türk
çocuklardık..
ankara'ya öyle yağardı ki kar
ha sonra belki ahmet arif'in aklına gelmeyecek
çünkü hiç kimse bir daha ankara'yı onun kadar sevmeyecek
bir şiir işlenir
kar altındadır varoşlar
hasretim nazlıdır ankara
ustam yine de sen bilirsin ama
hangi aralıkta bir şair ölmüşse
işte o en netameli aydır bence
ankara'ya öyle yakışırdı ki kar...
asfaltlar ışıldar...
yalanlar...
şimdi ve sonra
ne zaman ankara'ya kar yağsa
elim, gönlüm, çocukluğum, buz tutar...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar