bugün
- anal ilişki yaparsak hemoroid olur muyuz6
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri13
- nemlendirici krem19
- clio klitorisin kısaltılmışıdır5
- mony tontana birader2
- kudüs üç semavi din için önemlidir3
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek11
- öğretmenlerin teneffüse ihtiyacı olması5
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak14
- zorunlu askerlik ve liberteryan itiraz2
- cinler6
- nissan micra kullanan erkek11
- suavi yle çorba içmeye gitmek2
- herkes hakkını helal etsin sözlüğü bırakıyorum6
- israil alpen2
- kedi tırnağı kesmek5
- borsa 10 000 lere gidebilir mi2
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın9
- nev18
- hırsıza verilmeyen ceza hırsızı teşviktir2
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- disco disco gezen insan8
- ab'nin birliğe almadan önce 15 yıl deneme süresi2
- erlik4
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması17
- katatespizartmasi12
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- sözlükte özel mesaj ile fotoğraf gönderememek24
- askerde özlenen şeyler8
- fon vurgunu56
- oflamak3
- haklısın özür dilerim seni seviyorum diyen kadın4
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı12
- sadrazam torununun izmir'in üçte ikisini istemesi7
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- çocukluk arkadaşlığı11
- 2006'nın 20 sene önce olması8
- eskileri özlemek3
- günaydın arkadaşlar bugün nasılsınız11
- mokv yaşıyor mu6
- istanbul'da gezilebilecek en güzel yerler9
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı55
- teleferik6
- şu an ne isterdin14
- bakın ne geldi6
- from gold from dust34
- sözlük yazarlarının yapay zeka fotoğrafları5
- tabağın dibini ekmekle sıyıran kız6
- ağzı kokan arkadaş5
- iri memeler6
anadolu’nun doğusu kadar batısı, kuzeyi kadar güneyi, mevcud sınırlar içinde olsun olmasın her karış toprağı bizimdir.
biz, anadolu insanını bölüp ayrıştıranların düşmanı, birleştirip bütünleştirenlerin dostu olarak, “doğsun büyük doğu, benden doğarak!” (nfk) ve “yeni dünya düzeni buradan başlasın!” (sm) diyenleriz.
akademya dergisi
biz, anadolu insanını bölüp ayrıştıranların düşmanı, birleştirip bütünleştirenlerin dostu olarak, “doğsun büyük doğu, benden doğarak!” (nfk) ve “yeni dünya düzeni buradan başlasın!” (sm) diyenleriz.
akademya dergisi
Çok da mükemmel bir coğrafya olduğunu düşünmüyorum.
Ortadoğu'ya yakın ama yer altı kaynakları sınırlı,
Ortadoğu'ya yakın olduğu için tüm gerilimin içinde,
Su fakiri,
Deprem bölgesi,
Kıyı bölgeleri dışında iklim kurak,
Kıyı bölgeleri dışında ekilebilir tarım arazisi sınırlı,
Kıyı kesimleri olmasa orta Asya'nın daha avantajlı olduğunu bile düşüneceğim neredeyse.
Ortadoğu'ya yakın ama yer altı kaynakları sınırlı,
Ortadoğu'ya yakın olduğu için tüm gerilimin içinde,
Su fakiri,
Deprem bölgesi,
Kıyı bölgeleri dışında iklim kurak,
Kıyı bölgeleri dışında ekilebilir tarım arazisi sınırlı,
Kıyı kesimleri olmasa orta Asya'nın daha avantajlı olduğunu bile düşüneceğim neredeyse.
Anadolu; yüzü güzel içi fesat, yosma bir kadına benzer. Davulun sesi uzaktan hoş gelir ama içi milyon beterdir. Ulan Selçuklu imparatoru Alparslan, alacağın olsun yaktın bizi. Keşke islam'ı kabul edip Hazar'ın aşağısına ineceğin yerde Macarlar gibi Hristiyanlığı kabul edip Hazar'ın yukarısına çıksaydın tarih bambaşka olurdu...
Zaten standart göç yolu da Hazar'ın kuzeyidir. (bkz: hazar ın güneyinden yardıran öküz horasanlı)
Zaten standart göç yolu da Hazar'ın kuzeyidir. (bkz: hazar ın güneyinden yardıran öküz horasanlı)
Genel olarak söylüyorum;
Her köyü, Her ilçesi ayrı dedikodu doludur.
Kimse kimseyi sevmez, başkasının çocuğu daha başarılı olsa hasetlenir. Mutlu insanı, eğlenen insanı kınarlar.
Kendi anneannemden biliyorum, yahu kadın cennete gidecem diye günde 8 kere namaz kılıyorsun, komşunu sevmezsin, köpeği sevmezsin, kendinden başka kimseyi düşünmezsin. Dışardan baksan tontiş bir nenesin ama değil…
Valla ben olsam seni cennete almam.
Her köyü, Her ilçesi ayrı dedikodu doludur.
Kimse kimseyi sevmez, başkasının çocuğu daha başarılı olsa hasetlenir. Mutlu insanı, eğlenen insanı kınarlar.
Kendi anneannemden biliyorum, yahu kadın cennete gidecem diye günde 8 kere namaz kılıyorsun, komşunu sevmezsin, köpeği sevmezsin, kendinden başka kimseyi düşünmezsin. Dışardan baksan tontiş bir nenesin ama değil…
Valla ben olsam seni cennete almam.
ne demek maden rezervi yok kardeşim, izlemediniz mi haberlerde söyledi lozan bitince bir sürü maden çıkaracakmışız.
binlerce yıldır kan döktüğümüz ve vatan yaptığımız topraklar.
güzeldir . herkes şikayet etmiş . biz de
iyi taraflarını yazalım .
* yarımadadır . yani üç tarafından düşman
gelmesi zor .
* dağlıktır . savunması kolaydır .
* ortalama bir iklimi vardır .
bakarsan bağ olur , bakmazsan dağ olur .
iyi taraflarını yazalım .
* yarımadadır . yani üç tarafından düşman
gelmesi zor .
* dağlıktır . savunması kolaydır .
* ortalama bir iklimi vardır .
bakarsan bağ olur , bakmazsan dağ olur .
anavatan'ın asya tarafı.
Asya'ya bağlı bir bölgedir.
ideolocya Örgüsü'nden:
"Anadolu... Bozkurdun bir dere kenarında gümüş sulara dalıp gözlerindeki tılsımlı ateşi seyrede ede, içli ve mütevekkil bir söğüt ağacına istihale ettiği (mübarek) diyar...
Anadolu... Türkün, gerçek ruh ve muhtevasını bulur bulmaz seyyarlıktan sabitliğe geçtiği ve ruh vataniyle içiçe yeryüzü vatanını kurduğu büyük mâna çerçevesin
Anadolu... Kıt’alar arası tarihî hesaplaşmaların geçit meydanı, medeniyetlerin sergi evi, mahrem ve muazzam Asyanın, Avrupa’ya bakan cumbası...
Anadolu... Putların ve salîbin binbir cümbüşü arkasından kendisini topyekün hilâle teslim eden ve onun dâvasını bütün dünyaya şâmil bir (aksiyon) halinde güden aslî ve asîl unsur kadrosu...
Ve nihayet Anadolu... Tarih boyunca cihanın en büyük mâna ve madde imparatorluğuna dayanak vazifesini gördükten sonra, dört asırdır öksüz, mazlum, harap ve mahrum yaşayan; bir asırdan beri de ihanetlerin en acıklısına uğrayan, derken ananevî tahammül ve tevekkülünün üstünde ruh eşkiyasının çatı kurduğuna şahit olan misilsiz çile ve işkence arsası ...
Halbuki Anadolu; şehitler toprağı, gaziler bucağı, velîler ocağı...
Nihayet Anadolu, her taşında bir Yunus Emre’nin oturduğu, her yolundan bir Yunus Emre’nin geçtiği, hak âşıklarının yurdu ki, minareleri, evleri, rüzgârları, ırmakları, kağnıları ve kalbleri hep “Allah Allah!” sesleriyle uğuldamakta...
Böyleyken, Anadolu; suları bile “Allah deyu deyu” akarken, tam 65 yıldır kendi iradesiyle başa geçtiğini iddia eden istismar idarelerinin esiri olmak gibi, hayal ve efsaneye sığmaz bir gözbağcılığının, hokkabazlığın zebunu...
Anadolu’nun yine 65 yıldır beklediği, böyle bir Anadolu görüşü ve en üstün milliyetçilik halindeki böyle bir Anadoluculukla, ona, kendi kendisini, kendi uktesini, kendi kökünü göstermeye, kendi özünü ve yemişini kuvvetlendirmeye, sırlarını çözmeye ve dostlariyle düşmanlarını tanıtmaya memur, büyük fikir hamlesidir.
Suları bile “Allah deyu deyu” akan vatanın, o mukaddes emanet çerçevesinin “Harîm-i ismet” inde, Anadolu, düşmanlarını boğacak şuura yükselmedikçe, bilerek veya bilmeyerek, Firavunların ehramlarına taş taşıyan esirlerden farksız yaşayacaktır. “Harîm-i ismet”te boğulmasıyla, Anadolunun ve Anadolu ruhunun büsbütün boğulması arasında, ihtimal payı olarak hiçbir mesafe kalmamıştır. “Olmak mı, olmamak mı; işte bütün mesele!..”
Annelerin gittikçe unutkan, habersiz ve nebat hayatına namzet yavrular doğurduğu ve aziz mânaların gittikçe ışıkları sönük bir liman gibi arkada kaldığı bu hengâmede, sahipsizliğine rağmen ulvi bir sezişle hakkı gördüğünü birkaç yıldır belli etmiş bulunan Anadolu, elbette ruhî istiklâl veya buna bağlanması değil, mücerret bir hasretle yanması yeter! Sadece şuur! ...
Hasret, vuslatın yarısıdır. iste ki, olsun!."
"Anadolu... Bozkurdun bir dere kenarında gümüş sulara dalıp gözlerindeki tılsımlı ateşi seyrede ede, içli ve mütevekkil bir söğüt ağacına istihale ettiği (mübarek) diyar...
Anadolu... Türkün, gerçek ruh ve muhtevasını bulur bulmaz seyyarlıktan sabitliğe geçtiği ve ruh vataniyle içiçe yeryüzü vatanını kurduğu büyük mâna çerçevesin
Anadolu... Kıt’alar arası tarihî hesaplaşmaların geçit meydanı, medeniyetlerin sergi evi, mahrem ve muazzam Asyanın, Avrupa’ya bakan cumbası...
Anadolu... Putların ve salîbin binbir cümbüşü arkasından kendisini topyekün hilâle teslim eden ve onun dâvasını bütün dünyaya şâmil bir (aksiyon) halinde güden aslî ve asîl unsur kadrosu...
Ve nihayet Anadolu... Tarih boyunca cihanın en büyük mâna ve madde imparatorluğuna dayanak vazifesini gördükten sonra, dört asırdır öksüz, mazlum, harap ve mahrum yaşayan; bir asırdan beri de ihanetlerin en acıklısına uğrayan, derken ananevî tahammül ve tevekkülünün üstünde ruh eşkiyasının çatı kurduğuna şahit olan misilsiz çile ve işkence arsası ...
Halbuki Anadolu; şehitler toprağı, gaziler bucağı, velîler ocağı...
Nihayet Anadolu, her taşında bir Yunus Emre’nin oturduğu, her yolundan bir Yunus Emre’nin geçtiği, hak âşıklarının yurdu ki, minareleri, evleri, rüzgârları, ırmakları, kağnıları ve kalbleri hep “Allah Allah!” sesleriyle uğuldamakta...
Böyleyken, Anadolu; suları bile “Allah deyu deyu” akarken, tam 65 yıldır kendi iradesiyle başa geçtiğini iddia eden istismar idarelerinin esiri olmak gibi, hayal ve efsaneye sığmaz bir gözbağcılığının, hokkabazlığın zebunu...
Anadolu’nun yine 65 yıldır beklediği, böyle bir Anadolu görüşü ve en üstün milliyetçilik halindeki böyle bir Anadoluculukla, ona, kendi kendisini, kendi uktesini, kendi kökünü göstermeye, kendi özünü ve yemişini kuvvetlendirmeye, sırlarını çözmeye ve dostlariyle düşmanlarını tanıtmaya memur, büyük fikir hamlesidir.
Suları bile “Allah deyu deyu” akan vatanın, o mukaddes emanet çerçevesinin “Harîm-i ismet” inde, Anadolu, düşmanlarını boğacak şuura yükselmedikçe, bilerek veya bilmeyerek, Firavunların ehramlarına taş taşıyan esirlerden farksız yaşayacaktır. “Harîm-i ismet”te boğulmasıyla, Anadolunun ve Anadolu ruhunun büsbütün boğulması arasında, ihtimal payı olarak hiçbir mesafe kalmamıştır. “Olmak mı, olmamak mı; işte bütün mesele!..”
Annelerin gittikçe unutkan, habersiz ve nebat hayatına namzet yavrular doğurduğu ve aziz mânaların gittikçe ışıkları sönük bir liman gibi arkada kaldığı bu hengâmede, sahipsizliğine rağmen ulvi bir sezişle hakkı gördüğünü birkaç yıldır belli etmiş bulunan Anadolu, elbette ruhî istiklâl veya buna bağlanması değil, mücerret bir hasretle yanması yeter! Sadece şuur! ...
Hasret, vuslatın yarısıdır. iste ki, olsun!."
antik dönemlerden bugüne önemini koruyan bazı kentlere sahiptir;
izmir, konya, kayseri, adana, gaziantep, erzurum, malatya, şanlıurfa, diyarbakır, sivas, tarsus gibi.
izmir, konya, kayseri, adana, gaziantep, erzurum, malatya, şanlıurfa, diyarbakır, sivas, tarsus gibi.
kadim bir coğrafya. atalarımızdan bize miras kalan bir nimet.
Eskiden Anadolu da devler vardı bulunan iskeletler kafatası yemek masası kadar dev insanlar vardı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar