bugün
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi15
- istanbul da chp'li başkanlara soruşturma2
- insan doğuştan iyi midir13
- nervio'nun başkalarının fotoğrafını paylaşması12
- sözlüğün içler acısı hali ve zavallı yazarlar5
- 29 ekim cumhuriyet bayramı17
- onaya ihtiyaç duymadan değerli hissedebilmek5
- papatya çayı içen erkek7
- hoyrat gecelerde bazen anüs koklamak istersin8
- üçler yediler kırklar4
- anın görüntüsü15
- ismet inönü6
- ince çorap giyip üşümüyorum ama diyen bayan5
- sözlükte 1 63 den uzun hanımefendi yazar olmaması7
- gecenin şarkısı12
- ölmüş birinin fotoğraflarına bakmak5
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız4
- kapadokya da çökme sonucu iki kişinin ölmesi6
- apo çıkarsa ulusalcılar ne yapacak9
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı62
- her gece onun fotoğrafına baktıktan sonra yatmak4
- ekşi sözlük toplu yazar alımı8
- cumhuriyet bayramı14
- sinem dedetaş8
- bir adaya düşsek6
- escort taş mı yesin11
- kapadokyada peri bacası çöktü7
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı21
- sözlük at hırsızlarının fotoğrafları6
- mustafa sarıgül'ün berberle ilşkisi çıkması3
- alzheimer günlüğü5
- ese dezze7
- kasımda aşk başkadır diyen kız4
- reptilian3
- yaşasın cumhuriyet7
- sözlük kızları fotoğraf çekmesin kampanyası3
- sözlükte 1 60 boyundaki tatlı ve kaslı kız5
- parayı kaldırıp ortadan kaybolmak2
- dersimli kızlar6
- atatürk'ün vizyonunun inanılmazlığı7
- ayakçı erkek5
- askerliğin bir türlü bitmemesi5
- sultan abdülhamid han3
- meyve tabağı3
- whatsapp gurubu açınca sözlüğün ölmesi5
- yeni bir erkekle tanışmak istememek3
- nervio'ya evlenme teklif etmek29
- kafede kış çayı içen erkek2
- sirenlerle değil fatihalarla andığımız atamız2
- türkiyeliyim ve mutluyum4
amerikayı hiç görmemesine rağmen okudukları ve iç güdüleriyle sağlam öngörülerde bulunmuştur kafka bu kitabında. masumiyet ve saflığın ön planda olduğu ve amerika gerçeğinin sorgulanmasının çok çarpıcı işlendiğini düşünmekteyim. kurgu konusunda acemi sıçramalar yapılmış hissiyatı oluşmaması elde değil, fakat durumların sık ve keskin değişkenliğinin özellikle denendiğini ve kitaba farklı bir hava kattığını da söylememek doğru olmaz.
pat diye sonu okuyucuya bırakarak, üstelik üzerimize su da sıçratarak bitince kitap "ilahi kafka, ne yaptın ihtiyar." dedim mi evet dedim.(göz yuvalarından öperim kafkacım)
pat diye sonu okuyucuya bırakarak, üstelik üzerimize su da sıçratarak bitince kitap "ilahi kafka, ne yaptın ihtiyar." dedim mi evet dedim.(göz yuvalarından öperim kafkacım)
"emerik" kelimesi Türk Yakut dilinde "denizle ayrılmış arazi parçasını" ifade eden manaya geliyormuş.
Atatürk, "Amerika" adının, Ameriko Vespuçi'den değil, Yakut dilinde halen kullanılan Türkçe "Emerik" (Amerik) sözcüğünden geldiğini tespit etmiştir. Onun bu tespiti, III. Türk Dil Kurultayı üçüncü gün birinci toplantısında sunulan Genel Sekreterlik Raporunda şöyle ifade edilmiştir:
"Bu kıtaya Amerika isminin Ameriko Vespuçi'nın adına göre verildiği iddiasıyna karşı, daha bundan önce Nikaragua yerlilerinin Amerika adını kullandıklarını yine Avrupalı coğrafya ve tarih uzmanlarının kitaplarında buldukları, Yakut Lügatı'nda Emerik kelimesine de hala yaşayan bir söz olarak rast geldikten sonra..."
Atatürk, yaptığı araştırmalar sonunda Amerika'yı Kolomb'dan önce Türklerin keşfettiğini, hatta Amerika'nın ilk yerli halkları arasında Türklerin olduğunu düşünüyor, bu düşüncesini her fırsatta dile getirmekten de çekinmiyordu. Örneğin, bir keresinde bu düşüncesini Amerikalı bir gazeteciyle paylaşmıştı.
Atatürk bir gece Ankara Palas'ta Kızılay'ın düzenlediği bir baloya katılmıştı. Bir süre sonra balo salonunda elinde viski bardağıyla dolaşan uzun boylu bir adam dikkatini çekmişti.
Adamın duruşundan bir yabancı olduğu anlaşılıyordu
Atatürk yavaş yavaş yaklaşan adama yaklaşmış ve önce yanında bulunan Tevfik Rüştü Aras'a: "Bu mösyö kimdir?" diye sormuştu.
Tevfik Rüştü: "Paşam amerikan Gazetecisidir" diye yanıt verince Atatürk, o gazeteciyle tanışmak istemişti.
Tanışmanın ardından Atatürk'le Amerikalı gazeteci arasında şu konuşma geçmişti:
Atatürk Amerikalıya: "Hangi Irktansınız?"diye sormuş.
"Amerikalıyım" yanıtını alınca.
"Hayır, siz Amerikalı Değil Türksünüz!"diye karşılık vermişti.
Amerikalı önce şaşırmış, bir yanlış anlaşılma olduğunu düşünerek yine "Ben Amerikalıyım" diye diretince Atatürk:
"Cristof Colomb'tan elli yıl önce Türkler Amerika'yı keşfetmişler!" diye söze başlayarak, müzelerimizde ceylan derisinden yapılmış Amerika haritalarının bulunduğunu, Amerika'ya giderken rastlanan Kayık Adaları'nın Türkçe Olduğunu, Türkçe'de kayığa sandal da dendiğini, Kanarya Adalarının adının "KANARi" olarak yazıldığını, Kanari'nin bizim Türkçede KANARYA olduğunu ve Amerikan yerli halklarının Bering yoluyla Orta Asya'dan Amerika'ya gittiklerini anlattıktan sonra Amerikalıya:
"Siz Amerikalılar Orta Asya'dan hicret ettiniz. Olsanız olsanız Türk olabilirsiniz. "diyerek sözlerini bitirmişti.
Amerikalı gazeteci şaşkındı.
Atatürkün tarihe olan ilgisini gördükten ve Amerikan tarihi hakkındaki ilginç sözlerini duyduktan sonra bir kaç günlüğüne geldiği Türkiye' de daha uzun süre kalmış;günlerce müzelerde incelemeler yapmış, kitaplar okumuş, notlar almış ve Amerika'ya gidince de:
"Biz Amerikalılar Türk'ten başka bir şey değiliz..." diye yazılar yazmıştı... Türk Gazeteleri de Amerikalının Yazılarını Türkçeye çevirerek yayımlanmışlardı. (alıntı)
Atatürk, "Amerika" adının, Ameriko Vespuçi'den değil, Yakut dilinde halen kullanılan Türkçe "Emerik" (Amerik) sözcüğünden geldiğini tespit etmiştir. Onun bu tespiti, III. Türk Dil Kurultayı üçüncü gün birinci toplantısında sunulan Genel Sekreterlik Raporunda şöyle ifade edilmiştir:
"Bu kıtaya Amerika isminin Ameriko Vespuçi'nın adına göre verildiği iddiasıyna karşı, daha bundan önce Nikaragua yerlilerinin Amerika adını kullandıklarını yine Avrupalı coğrafya ve tarih uzmanlarının kitaplarında buldukları, Yakut Lügatı'nda Emerik kelimesine de hala yaşayan bir söz olarak rast geldikten sonra..."
Atatürk, yaptığı araştırmalar sonunda Amerika'yı Kolomb'dan önce Türklerin keşfettiğini, hatta Amerika'nın ilk yerli halkları arasında Türklerin olduğunu düşünüyor, bu düşüncesini her fırsatta dile getirmekten de çekinmiyordu. Örneğin, bir keresinde bu düşüncesini Amerikalı bir gazeteciyle paylaşmıştı.
Atatürk bir gece Ankara Palas'ta Kızılay'ın düzenlediği bir baloya katılmıştı. Bir süre sonra balo salonunda elinde viski bardağıyla dolaşan uzun boylu bir adam dikkatini çekmişti.
Adamın duruşundan bir yabancı olduğu anlaşılıyordu
Atatürk yavaş yavaş yaklaşan adama yaklaşmış ve önce yanında bulunan Tevfik Rüştü Aras'a: "Bu mösyö kimdir?" diye sormuştu.
Tevfik Rüştü: "Paşam amerikan Gazetecisidir" diye yanıt verince Atatürk, o gazeteciyle tanışmak istemişti.
Tanışmanın ardından Atatürk'le Amerikalı gazeteci arasında şu konuşma geçmişti:
Atatürk Amerikalıya: "Hangi Irktansınız?"diye sormuş.
"Amerikalıyım" yanıtını alınca.
"Hayır, siz Amerikalı Değil Türksünüz!"diye karşılık vermişti.
Amerikalı önce şaşırmış, bir yanlış anlaşılma olduğunu düşünerek yine "Ben Amerikalıyım" diye diretince Atatürk:
"Cristof Colomb'tan elli yıl önce Türkler Amerika'yı keşfetmişler!" diye söze başlayarak, müzelerimizde ceylan derisinden yapılmış Amerika haritalarının bulunduğunu, Amerika'ya giderken rastlanan Kayık Adaları'nın Türkçe Olduğunu, Türkçe'de kayığa sandal da dendiğini, Kanarya Adalarının adının "KANARi" olarak yazıldığını, Kanari'nin bizim Türkçede KANARYA olduğunu ve Amerikan yerli halklarının Bering yoluyla Orta Asya'dan Amerika'ya gittiklerini anlattıktan sonra Amerikalıya:
"Siz Amerikalılar Orta Asya'dan hicret ettiniz. Olsanız olsanız Türk olabilirsiniz. "diyerek sözlerini bitirmişti.
Amerikalı gazeteci şaşkındı.
Atatürkün tarihe olan ilgisini gördükten ve Amerikan tarihi hakkındaki ilginç sözlerini duyduktan sonra bir kaç günlüğüne geldiği Türkiye' de daha uzun süre kalmış;günlerce müzelerde incelemeler yapmış, kitaplar okumuş, notlar almış ve Amerika'ya gidince de:
"Biz Amerikalılar Türk'ten başka bir şey değiliz..." diye yazılar yazmıştı... Türk Gazeteleri de Amerikalının Yazılarını Türkçeye çevirerek yayımlanmışlardı. (alıntı)
israil - filistin savaşından hiç haberi yokmuş gibi davranan ve tiyatro lisansı olan memleket.
muhteşem bir rammstein şarkısı. videosu da rammstein'ın yaptığı en harika iş.
aklınıza gelebilecek her grubun amerika ile ilgili bir şarkısı vardır. ancak hiçbiri amerika'yı böyle algılayamamıştı, böylesine anlatamamıştı.
amerikasız bir dünyanın mümkün olmadığını, giydiğimiz, yediğimiz-içtiğimiz, yaptığımız her şeyin amerikan olduğunu anlatmaya cesaret edememişti belki hiçbiri. kimse bu kadar ince eleştiremezdi.
umarız bu bazılarına örnek olur ve ellerindeki gibson, fender gitarların, marshall amfilerin nerenin ürünü; yaptıkları müziğin nasıl bir kültürün eseri olduğunu, babaya paraların nereden geldiğini unutarak "hedefini al, piyasanı al" gibi basit sözlerle ve her şeyin gözümüze sokulduğu basit kliplerle dinleyiciyi/izleyiciyi salak yerine koymaktan vazgeçerler.*
aklınıza gelebilecek her grubun amerika ile ilgili bir şarkısı vardır. ancak hiçbiri amerika'yı böyle algılayamamıştı, böylesine anlatamamıştı.
amerikasız bir dünyanın mümkün olmadığını, giydiğimiz, yediğimiz-içtiğimiz, yaptığımız her şeyin amerikan olduğunu anlatmaya cesaret edememişti belki hiçbiri. kimse bu kadar ince eleştiremezdi.
umarız bu bazılarına örnek olur ve ellerindeki gibson, fender gitarların, marshall amfilerin nerenin ürünü; yaptıkları müziğin nasıl bir kültürün eseri olduğunu, babaya paraların nereden geldiğini unutarak "hedefini al, piyasanı al" gibi basit sözlerle ve her şeyin gözümüze sokulduğu basit kliplerle dinleyiciyi/izleyiciyi salak yerine koymaktan vazgeçerler.*
ne yazık ki, -açıklanan verilere göre- her 90 saniyede 1 kadının tecavüze uğradığı ülke. yaşayanların -o kadar da sanıldığı gibi- mutlu olmadığı yer.
merak ettiğim ve gezmek için birgün gitmek istediğim yerleri: new york, las vegas, miami ve san francisco'dur.
merak ettiğim ve gezmek için birgün gitmek istediğim yerleri: new york, las vegas, miami ve san francisco'dur.
fırsatlar ülkesi.para,içki,çılgınlıklar ve sex..herkesin hayalinde vardır hep,param olsa bende gitmek görmek isterim.ama asla yaşamam uzun süre..
filmlerle insanların kafasında oluşturulmuş amerika görüntüsünden çok farklı bi yapıdaki,lise mezunlarının okuma yazmayı doğru düzgün bilmediği ve halkının %60ının dünyanın yuvarlak olduğuna inanmadığı her yönü gözlerde büyütülmüş dünyadaki kendi vatandaşları dahil kimsenin ağzında tat tuz bırakmamış ülkedir.
politikası kısaca, "borçlandır ve özgür davranışları engelle" dir...
"seni bir de biz keşfedeceğiz" dediğim ülkedir.
insanın nükleer bomba atası geldiği ülke, zorla terörist yapacak derecede şerefsizdir burası.
tek bir tane dişli savaşa girmemiş, senelerdir vietnam savaşını sinemalarda irdeleyip durmuş korkak insanların ülkesi.
aslında beyaz adamın amerikaya gelmesiyle başladı olanlar. iki yüzlü sarhoş "medeniyet" kızılderili halkı içki ile sarhoş edip herşeylerine sahip oldular. silahlarından çıkan mermiler yerlilerin oklarını kesip biçti. pearl harbor filminin afişinde çamaşır asan kadının askeri bir liman olan pearl harbor'da ne işi olduğunu kimse sormadı. sanırız ki japonların temiz çamaşırlara biz garezleri vardı. öc almak için sözde medeniyet atom bombası ile 140.000 kişi öldürdü.
filmlerde kızılderilileri hep vahşi ve kafa derisi soyan bir ırk olarak tanıdık. tommikslerde teksaslarda hep kötü adam oldular. insanlar onları müzikten hoşlanmayan, toplum düzeni olmayan, dinleri olmayan topluluk olarak tanıdı.
11 eylülde amerikanın afkan memuru usamenin Manhattan'da bulunan ikiz kuleleri yıkmasından seneler önce orada bir kızılderili pazarı mevcuttu. o pazarda da kürklerini pazara getirmiş bir kızılderili beyaz adam tarafından vurulur. kürkü çalınan yerlinin neden öldürüldüğübe kimse anlam veremez, beyaz adam neden böyle bir şey yapmışıtı? o zaten beyaz adama vermek için getirmişti kürkleri oraya.
o pazar yeri kızılderililer tarafından lanetlenir ve oranın ismi "büyük sarhoşun yeri" olarak anılır. yıllar sonra da büyük sarhoşun yeri 2 uçakla sarsılır bu sefer beyaz adam anlam veremez.
bush afganistana taruza geçtiği sıralarda katıldığı tv programında dünya haritasından afganistanı gösterilmesi istenir.
gösteremez.
siz şimdi amerikayı sevdirin bana.
aslında beyaz adamın amerikaya gelmesiyle başladı olanlar. iki yüzlü sarhoş "medeniyet" kızılderili halkı içki ile sarhoş edip herşeylerine sahip oldular. silahlarından çıkan mermiler yerlilerin oklarını kesip biçti. pearl harbor filminin afişinde çamaşır asan kadının askeri bir liman olan pearl harbor'da ne işi olduğunu kimse sormadı. sanırız ki japonların temiz çamaşırlara biz garezleri vardı. öc almak için sözde medeniyet atom bombası ile 140.000 kişi öldürdü.
filmlerde kızılderilileri hep vahşi ve kafa derisi soyan bir ırk olarak tanıdık. tommikslerde teksaslarda hep kötü adam oldular. insanlar onları müzikten hoşlanmayan, toplum düzeni olmayan, dinleri olmayan topluluk olarak tanıdı.
11 eylülde amerikanın afkan memuru usamenin Manhattan'da bulunan ikiz kuleleri yıkmasından seneler önce orada bir kızılderili pazarı mevcuttu. o pazarda da kürklerini pazara getirmiş bir kızılderili beyaz adam tarafından vurulur. kürkü çalınan yerlinin neden öldürüldüğübe kimse anlam veremez, beyaz adam neden böyle bir şey yapmışıtı? o zaten beyaz adama vermek için getirmişti kürkleri oraya.
o pazar yeri kızılderililer tarafından lanetlenir ve oranın ismi "büyük sarhoşun yeri" olarak anılır. yıllar sonra da büyük sarhoşun yeri 2 uçakla sarsılır bu sefer beyaz adam anlam veremez.
bush afganistana taruza geçtiği sıralarda katıldığı tv programında dünya haritasından afganistanı gösterilmesi istenir.
gösteremez.
siz şimdi amerikayı sevdirin bana.
40 yıl sonra bütün insanlarının obez olucağı sanılan ülke ve son yıllarda yaşanan en büyük işsizlik krizi yaşanıyor şu sıralar.
yasadıgımız ve şahit oldugumuz zaman diliminde battıgınız görecegimiz, pek insana benzemeyen tiplerin yönettigi garip yasam formlarının oy kullndıgı ülkemsi. (bkz: amerikan diye bi millet var mı la cidden).
gidenlerin kısırlaşmadan geri dönmediği, gidemeyenlerin 24 saat bok attığı memleket. karşıtlarınca sevildiği gerçeği saklı tarih sayfalarının tozsuz sayfalarından düşmek bilmez.
sanıldığı kadar güzel olmayan ülkedir.
rüyada görmek, "işinizde çok başarılı olup, birden yükseleceksiniz. Fakat bu, birçok kişinin sizi kıskanmasına ve size düşman olmasına neden olacak. Ailenizde bazı tartışmalar olacağına işarettir" şeklinde yorumlanır...
özgürlükler ülkesi. evet basörtüsü de serbest. hadi buna da 'orada müslüman yok dikkat cekmiyor' deyinde görelim.
dünyanın en güçlü ve en büyük ülkesi.
güneylileri çok cahil ve saftır, kuzeyliler onlar hakkında fıkralar üretmişlerdir...
gençlerinin (lise) türkiye için "sizin ülkede televizyon var mı?" sorusunu sordukları yer.
almanya için de aynı soruyu sormuşlardır. tümden coğrafya cehaletidir.
almanya için de aynı soruyu sormuşlardır. tümden coğrafya cehaletidir.
yaşanacak bir yer varsa o da amerika 'dır..
Amerikalıların bile yaşamakta güçlük çektiği new york 'ta; haftada 8 saatten 4 gün çalışırsanız küçük odalı bir evi manhattan 'ın göbeginden kiralayabilirsiniz..
işçi sınıfının tatil günleri sabit cumartesi pazar olmadıgından, tatilinizi hafta içi yaparsınız ve tatil günleri farklı olan 2 yada 3 kızla birden cıkabilirsiniz(illa ki gönül eğlendireceğim diyorsanız)..
polonyalı, rus, latin amerikan ülkelesi vatandaşı, asyalı herkesle muhabbet edebilirsiniz, bunların kız kısmının alternatif olarak elinizin altında her daim durdugunu bilirsiniz..
cuma - cumartesi pahallı bir seyler giyinerek ve girisi 40 dolardan en lüx mekanlara dam sorunu yasamadan girersiniz çıkısında da isterseniz taş gibi hatunla eve gidersiniz..
paranız yoksa belli bi saatten once ucret alınmayan bir yere kapagı atarsınız, isterseniz o gece yine bi hatunla eve gidersiniz.. büyük olasılıkla latin olacaktır ama daha iyi sevirler kendileri..
yemegi dert etmezsiniz; cin, meksika, yunan, fransız, italyan, türk yemekleri hemen elinizin altındadır..
dünyada bir cennet varsa amerika 'dır bu arkadas...
Amerikalıların bile yaşamakta güçlük çektiği new york 'ta; haftada 8 saatten 4 gün çalışırsanız küçük odalı bir evi manhattan 'ın göbeginden kiralayabilirsiniz..
işçi sınıfının tatil günleri sabit cumartesi pazar olmadıgından, tatilinizi hafta içi yaparsınız ve tatil günleri farklı olan 2 yada 3 kızla birden cıkabilirsiniz(illa ki gönül eğlendireceğim diyorsanız)..
polonyalı, rus, latin amerikan ülkelesi vatandaşı, asyalı herkesle muhabbet edebilirsiniz, bunların kız kısmının alternatif olarak elinizin altında her daim durdugunu bilirsiniz..
cuma - cumartesi pahallı bir seyler giyinerek ve girisi 40 dolardan en lüx mekanlara dam sorunu yasamadan girersiniz çıkısında da isterseniz taş gibi hatunla eve gidersiniz..
paranız yoksa belli bi saatten once ucret alınmayan bir yere kapagı atarsınız, isterseniz o gece yine bi hatunla eve gidersiniz.. büyük olasılıkla latin olacaktır ama daha iyi sevirler kendileri..
yemegi dert etmezsiniz; cin, meksika, yunan, fransız, italyan, türk yemekleri hemen elinizin altındadır..
dünyada bir cennet varsa amerika 'dır bu arkadas...
franz kafka'nın ilk romanı. kafka, ölümünden sonra bu kitabın yakılmasını vasiyet etse de yakın arkadaşı max brod bu isteğe karşı çıkarak kitabı yayımlamıştır. ailesinden 16 yaşında ayrılarak amerika'ya yerleşen karl'ın zengin amcasıyla beraber geçirdiği amerika macerasını anlatır. iyimser bir tutumla yazılmış olan bu roman kafka'nın diğer yapıtlarındna bu yönüyle ayrılır. amerika'daki labirent görünümlü merdiven ve koridorlar, yazarın sonraki romanlarının temel atmosferinin ipuçlarını taşır. bu eseri ayça sabuncuoğlu çevirisiyle can yayınlarından temin edebilirsiniz.
kuzey kutbu'ndan guney kutbu'na kadar uzanan kita. birbirine cok benzeyen iki toprak parcasindan olusur. iki bolumde kuzeyden guneye dogru daralir. fakat baska acilardan kuzey ve guney amerika farkli iki dunyayi olusturur. eski ingiliz somurgeleri olduklari ve daha ilk gocmenlerin gelisinden itibaren ingiliz turu bir toplum gelistirdikleri icin kuzey amerika anglo-sakson amerikasi olarak bilinir. eski ispanyol ve portekiz somurgeleri ise guney amerika'dadir ve burasi latin amerika olarak da bilinir. guney amerika'da siyasal ve ekonomik yapilar kuzeye gore daha geri duzeydedir ve oldukca buyuk toplumsal esitsizlikler hukum surmektedir.
beyazlar ve zenciler yerlilere gore kitaya daha gec ayak basmislardir. beyazlar topragi somurgelestirmek uzere istilaci olarak, zenciler ise kole olarak gelmislerdir. beyazlar kitanin her iki bolumundede cogunluktadir ve hemen her yerde yonetici sinif beyazlardan olusur.
zenciler en fazla abd'de bulunur, sayilari 30 milyon kadardir. bundan baska antiller'de ve brezilya'da yogunluktadirlar.
beyazlar ve zenciler yerlilere gore kitaya daha gec ayak basmislardir. beyazlar topragi somurgelestirmek uzere istilaci olarak, zenciler ise kole olarak gelmislerdir. beyazlar kitanin her iki bolumundede cogunluktadir ve hemen her yerde yonetici sinif beyazlardan olusur.
zenciler en fazla abd'de bulunur, sayilari 30 milyon kadardir. bundan baska antiller'de ve brezilya'da yogunluktadirlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar