bugün
- özür dilerim ile kusura bakma arasındaki farklar7
- sözlük yazarlarının su bardakları6
- sözlüğün yeni tasarımı22
- memur olup sıradan bir hayatla geberip gitmek8
- eğitim seviyesi azaldıkça kişide artan şey7
- eskiden arkadaşlar genelevde aynı kadına gitmezdi10
- samsak döveci8
- tinto brass11
- aponun villası8
- rüyada hiç gitmediğin mekanı görmek4
- atatürk denilince akla ilk gelen takım2
- opel vectra b2
- kimseye ihtiyaç duymamak5
- galatasaray amed operasyonu3
- şikayet et butonunun çalışmaması2
- kötü bir insan mıyım ben5
- paranın mutluluk getirmemesi7
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- açık beğen2
- konuşurken anladın mı deyip duran tip6
- yaşadım demek için ne yapmalı7
- sözlüğün en ılık yazarı3
- uludede ile hacca gitmek2
- hababam sınıfı3
- yazarların kedilerine söylemek istedikleri4
- yaban arılarının ekstra stok yapması2
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı93
- kaçak akım rölesi3
- kasım ayı indirimleri2
- küfürlü atasözleri4
- allah ın selamını bile almayan vicdansız sabuha2
- kendi yanağından makas almak3
- kafayı kıran geliyor3
- türban mağduriyetinden türban zenginliğine2
- ajan berber2
- günaydın kızlar4
- ucuz atlatmak2
- aşk16
- terhis oluyorum sözlük21
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- gece gelen yemek yapma isteği8
- süvari kahvesi3
- kaçak akım2
- kendi popona şaplak atmak2
- fatma betül sayan kaya28
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir14
- bebeksi cilt için tavsiyeler2
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi14
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
mozartın hayatını anlatan filmdir fakat mozartın hayatı kadar salieri ile olan rekabeti ve salieri nin ezikligini anlatır.kıskançlık ve fazla hırsın nelere mal oldugunu,insana neler yaptıgınıda guzel betimler.
hırsı, parayı, inancı, kıskançlığı ve tabi ki mozart ı anlatan bir filmdir...yeteneğini çok iyi görebildiğinden dolayı salieri nin mozart ı bir bakıma tanrılaştırması, onu öyle görmesi gerçekten çok çarpıcı anlatılmıştır...salieri nin ne kadar hırslı olduğunu planı bizlere göstermiştir...mozart ın gülüşü gerçekten görülmeye değerdir***
ve salieri nin şu sahnedeki hali unutulmazdır:
Salieri: Are you sure you can't leave these and, and come back again?
Constanze Mozart: It's very tempting sir, but it's impossible, I'm afraid. Wolfgang would be frantic if he found those were missing, you see they're all originals.
Salieri: Originals?
Constanze Mozart: Yes, sir, he doesn't make copies.
Salieri: These, are originals?
ve salieri nin şu sahnedeki hali unutulmazdır:
Salieri: Are you sure you can't leave these and, and come back again?
Constanze Mozart: It's very tempting sir, but it's impossible, I'm afraid. Wolfgang would be frantic if he found those were missing, you see they're all originals.
Salieri: Originals?
Constanze Mozart: Yes, sir, he doesn't make copies.
Salieri: These, are originals?
wolfgang amadeus mozart'ın hayatını anlatan ve 8 dalda oskar odulu almış bi başyapıt.film mukemmeldir,eger film izlenilmemişse bu entryi okunduktan hemen sonra alınıp izlenilmesi sarttır.
bahsi geçen entrynin sahibi olan yazarla neyin eksik olup olmadığı hakkında tartışıp gerekli şeylerin konuşulduğunu bilen uuserdir,uludagsozluk bok at izi kalsın haber ajansında nickinin olması muhtemel yazadır.
(bkz: seni seçtim pikachu)
(bkz: seni seçtim pikachu)
wolfgang amadeus (amade) mozart'ın otuzlu yaşlarındaki en verimli çağını anlatan 8 oskarlı, milos forman imzalı, 1984 yapımlı film.
ne yazık ki birçok hollywood yapımı gibi bu film de hasılat yapmak için sanattan ödün vermiş ve nerdeyse hiç olmayan bir konu çerçevesi içerisinde işlenmiştir. madem otobiyografik bir film yapacaksın neden gerçekleri saptırıyorsun. iyice araştır, oku mozart'ın değisik yönlerini bul (bazı yönleri filmde incelenmiştir), hayatından gerçek bir kesit bul yap filmini. illa ilgi çekecek içine cinayet sokulacak diye film yapma. yanlış.
anlatmak istediğim; filmdeki saray bestecisi salieri-mozart çekişmesinin hiç olmamış olması. mozart hakkında çok okudum biliyorum; o dönemde salieri ile mozart arasında böyle bir çekişme olmamıştır, mozart'ın salieri ile münasebeti, bizim dönemimizde de yaşanan, sanatçılar arasındaki fikir ayrılıklarından (magazinlerdeki değil!!!) ibarettir. daha fazla ileri değildir. fakat mozart'ın kapsına bir azrail gibi gelen maskeli adam doğrudur. bu adam mozart'tan bir ölüm ilahisi (requiem) istemiştir. kim olduğu ise asla bilinememiştir. mozart da o hasta haliyle o adamın canını alacağına inanır.
ne yazık ki mozart requiem'i bitirememiştir. onun yerine öğrencilerinden biri o öldükten sonra tamamlamıştır.
bu arada requiem'i baştan sona dinlemenizi tavsiye ederim. derinden etkiler. (kv 626)
ne yazık ki birçok hollywood yapımı gibi bu film de hasılat yapmak için sanattan ödün vermiş ve nerdeyse hiç olmayan bir konu çerçevesi içerisinde işlenmiştir. madem otobiyografik bir film yapacaksın neden gerçekleri saptırıyorsun. iyice araştır, oku mozart'ın değisik yönlerini bul (bazı yönleri filmde incelenmiştir), hayatından gerçek bir kesit bul yap filmini. illa ilgi çekecek içine cinayet sokulacak diye film yapma. yanlış.
anlatmak istediğim; filmdeki saray bestecisi salieri-mozart çekişmesinin hiç olmamış olması. mozart hakkında çok okudum biliyorum; o dönemde salieri ile mozart arasında böyle bir çekişme olmamıştır, mozart'ın salieri ile münasebeti, bizim dönemimizde de yaşanan, sanatçılar arasındaki fikir ayrılıklarından (magazinlerdeki değil!!!) ibarettir. daha fazla ileri değildir. fakat mozart'ın kapsına bir azrail gibi gelen maskeli adam doğrudur. bu adam mozart'tan bir ölüm ilahisi (requiem) istemiştir. kim olduğu ise asla bilinememiştir. mozart da o hasta haliyle o adamın canını alacağına inanır.
ne yazık ki mozart requiem'i bitirememiştir. onun yerine öğrencilerinden biri o öldükten sonra tamamlamıştır.
bu arada requiem'i baştan sona dinlemenizi tavsiye ederim. derinden etkiler. (kv 626)
1984 amerika/fransa ortak yapımı 160 dakikalık biyografi/dram/tarih/müzik kategorili milos forman şaheseri görsel
8.3 imdb puanına sahip, 8 oscar'ı 33 ödülü var. 9'cu oscar'da tom hulce'un hakkı yenmiştir. Oysa sırf kahkahası için bile oscar'ı hakediyordu.
160 dakikalık olmak üzere 180 dakikalık Direktor's cut versiyonunu, 2 dilde defalarca izlediğim filmdir. Müzikler/oyunculuk/kıyafetler/görsellik/mekanlar/diyaloglar vs her şeyi ile muhteşem! 3 saatin nasıl geçtiği anlaşılmaz bile, hatta bi 3 saat daha devam etseydi diye hayıflanmak mümkün. Filmin afişleri de başka güzeldir.
Mozart dehasına hayran olan bendenizi, yaratılan mozart profiline aşık etmiştir. wolfie'nin o şahane kahkası gerçektir, zira mektuplarda mozart'ın ilginç ve şahsına münhasır kahkasının olduğu yazıyor. Tom hulce'un yinilesi suratı ile o müthiş kahkası birleşince, ortaya efsane bir performans çıkmış. Moral veren, beni amaçsızca sırıtmaya iten, kelebeğin ömrünü uzatan bir gülüş.. görsel
--spoiler--
Başlarda gülüp eğlendiriyor ama bir yandan da hüzün kaplıyor kalbimi. Henüz büyümemiş bir çocuktu o, babasının wolfie'ye bir sarılışı vardır ki beni çok korkutuyor. Siyah pelerini ile onu sarıp yok ediyormuş gibi.. wolfie de babasının kostümünden ve maskesinden korkuya düşüyordu. Sona doğru hep hıçkırarak ağlıyorum..
--spoiler--
8.3 imdb puanına sahip, 8 oscar'ı 33 ödülü var. 9'cu oscar'da tom hulce'un hakkı yenmiştir. Oysa sırf kahkahası için bile oscar'ı hakediyordu.
160 dakikalık olmak üzere 180 dakikalık Direktor's cut versiyonunu, 2 dilde defalarca izlediğim filmdir. Müzikler/oyunculuk/kıyafetler/görsellik/mekanlar/diyaloglar vs her şeyi ile muhteşem! 3 saatin nasıl geçtiği anlaşılmaz bile, hatta bi 3 saat daha devam etseydi diye hayıflanmak mümkün. Filmin afişleri de başka güzeldir.
Mozart dehasına hayran olan bendenizi, yaratılan mozart profiline aşık etmiştir. wolfie'nin o şahane kahkası gerçektir, zira mektuplarda mozart'ın ilginç ve şahsına münhasır kahkasının olduğu yazıyor. Tom hulce'un yinilesi suratı ile o müthiş kahkası birleşince, ortaya efsane bir performans çıkmış. Moral veren, beni amaçsızca sırıtmaya iten, kelebeğin ömrünü uzatan bir gülüş.. görsel
--spoiler--
Başlarda gülüp eğlendiriyor ama bir yandan da hüzün kaplıyor kalbimi. Henüz büyümemiş bir çocuktu o, babasının wolfie'ye bir sarılışı vardır ki beni çok korkutuyor. Siyah pelerini ile onu sarıp yok ediyormuş gibi.. wolfie de babasının kostümünden ve maskesinden korkuya düşüyordu. Sona doğru hep hıçkırarak ağlıyorum..
--spoiler--
içime içime mırıldanarak söylemeliyim ki, ben bu filmi yeni keşfettim.. izlemek için ilk boş anımı kollayıp anında ''oynat'' tuşuna abandım.*
mozart'ın ilk konçertosunu 4 yaşında, ilk senfonisini 7 yaşında, ilk operasınıysa 12 yaşında sergiliyor ve müziğini ifşa etmek etmek için viyana'ya geliyor..
şöyle başlıyor film, 25. senfoni(ymiş) ve antonyo saliyeri'nin pederle karşılıklı oturup inancını kaybedişini basamak basamak düşüse geçerek anlatmasıyla. tanrı'nın mozart armonisiyle kendini gösterdiği, aslında olanları mozart değil de tanrı yapıyormuş olarak dile getiriliyor.
küçük yaşta müziğe ilgi duyan salieri babasına bu isteğini söyler ve ona ''maymun gibi gösteriler mi yapmaktan hoşlandığı'' cevabını verir. bu sahnede mozart'tan nefret ederken o denli büyülü anlatıyor ki, nefret mi tutku mu gözlerinden anlaşılıyor aslında. içi eriye eriye nefret ettiğini söyleyen birine tutku duyuyor adeta.. onun notalarını katıksız içiyor zihninde..
sonraki sahnelerde babasının ölmesiyle saray bestecisi olur ve saraya mozart'ın gelmesiyle tanışıklık başlar. mozart'ın ürettiği hayal gibi bestelerle mozart'ın görünümünü bağdaştıramaz.. ve her dehşet verici beste adına kat kat nefreti yükselir, inancının yerini git gide kin ve öfke alır...
tanrı'yı sorgular artık salieri. duaları gelişen olaylara göre sirayet eder.. mozart ve ün, şöhret üzerine yoğunlaştırır dualarını.
mozart'ta yeteneğine göre çok genç ve aklı bi karış havada, umursamaz, ukala ve kimseye boyun eğmeyen karakteriyle insanların gözünde çok sevilirken, anlaşılmamaya başlanır. ''halk beni seviyor'' vaveylasını aç ve parasız kaldığında kullanmaz artık..
3 saat bitiminde film katıksız biyografi mi içeriyor acaba diye bi kaç kaynaktan okumaya başladım.. malesef, çoğu sahnesi kurgunun uydurmasına kurban olup özgünlüğünde sürdürülmemiş. mozart'ın hayatı değil tam anlamıyla, anlatılan. gerçi gişe hasılatlarıyla orantılı oynamalarda normal görülmesi gerekn süperx2 film.
salieri'nin en iyi olma isteği ve mozart'ın kimseye boyun eğmeyen muannit duruşu aynı anda halk tarafından da anlaşılmayan bestelerinin yer yer hibe olduğu sahneler, ah ulen neler yaşanıyor diyip filmin içine girip, kendine gel wolfie! kendine gel, içmeyi bırak diyesi geliyor insanın. *
öyle besteler yapıyor ki, salieri(en büyük düşmanı, sözde yardımsever)'yi tek bir tonda çıldırtıyor. bu denli hasedinin altında yatan tek neden yatıyor, mozart'ı en iyi anlayan adam. öyle ki, hakkını veriyor bestelerin ve çılgınlarca kıskanmasını sağlıyor arğejler, fagotlar, aynı anda çalan enstrümanlar...
sanıyorum ki bi iş nekadar iyi benmsenirse o denli içine girilir ve doğru orantıyla kin oluşturur bi adım öndekilere. keza wolfie burada bi adım değil, doğuştan tanrı tarafından seçilmiş özel bir yetenek olarak kabul ediliyor.
antonya saliyeri'nin en sade ve gözlerini parlatan cümleyse şöyleydi; ''müziği kafasında bitirp öyle kağıda döküyor, tek bir düzeltme yok!'' bunu bile başlı başına bi öfke sebebi olarak kabul ediyor..
ve vuruş cümle, ''zevk sahibi bir kadını yalnızca yetenek cezbeder...'' mozart'ın görünüşünün önemli olmadığının vurgulandığı sahnede söyleniyor..
yetenek denen varlığın doğumla beraber damarlarda gezdiğini kezlerce kez ispatlayan yapıt... izlenilmeli, tasviyelerde ilk sırayı almalı...
(bkz: macisti)*
mozart'ın ilk konçertosunu 4 yaşında, ilk senfonisini 7 yaşında, ilk operasınıysa 12 yaşında sergiliyor ve müziğini ifşa etmek etmek için viyana'ya geliyor..
şöyle başlıyor film, 25. senfoni(ymiş) ve antonyo saliyeri'nin pederle karşılıklı oturup inancını kaybedişini basamak basamak düşüse geçerek anlatmasıyla. tanrı'nın mozart armonisiyle kendini gösterdiği, aslında olanları mozart değil de tanrı yapıyormuş olarak dile getiriliyor.
küçük yaşta müziğe ilgi duyan salieri babasına bu isteğini söyler ve ona ''maymun gibi gösteriler mi yapmaktan hoşlandığı'' cevabını verir. bu sahnede mozart'tan nefret ederken o denli büyülü anlatıyor ki, nefret mi tutku mu gözlerinden anlaşılıyor aslında. içi eriye eriye nefret ettiğini söyleyen birine tutku duyuyor adeta.. onun notalarını katıksız içiyor zihninde..
sonraki sahnelerde babasının ölmesiyle saray bestecisi olur ve saraya mozart'ın gelmesiyle tanışıklık başlar. mozart'ın ürettiği hayal gibi bestelerle mozart'ın görünümünü bağdaştıramaz.. ve her dehşet verici beste adına kat kat nefreti yükselir, inancının yerini git gide kin ve öfke alır...
tanrı'yı sorgular artık salieri. duaları gelişen olaylara göre sirayet eder.. mozart ve ün, şöhret üzerine yoğunlaştırır dualarını.
mozart'ta yeteneğine göre çok genç ve aklı bi karış havada, umursamaz, ukala ve kimseye boyun eğmeyen karakteriyle insanların gözünde çok sevilirken, anlaşılmamaya başlanır. ''halk beni seviyor'' vaveylasını aç ve parasız kaldığında kullanmaz artık..
3 saat bitiminde film katıksız biyografi mi içeriyor acaba diye bi kaç kaynaktan okumaya başladım.. malesef, çoğu sahnesi kurgunun uydurmasına kurban olup özgünlüğünde sürdürülmemiş. mozart'ın hayatı değil tam anlamıyla, anlatılan. gerçi gişe hasılatlarıyla orantılı oynamalarda normal görülmesi gerekn süperx2 film.
salieri'nin en iyi olma isteği ve mozart'ın kimseye boyun eğmeyen muannit duruşu aynı anda halk tarafından da anlaşılmayan bestelerinin yer yer hibe olduğu sahneler, ah ulen neler yaşanıyor diyip filmin içine girip, kendine gel wolfie! kendine gel, içmeyi bırak diyesi geliyor insanın. *
öyle besteler yapıyor ki, salieri(en büyük düşmanı, sözde yardımsever)'yi tek bir tonda çıldırtıyor. bu denli hasedinin altında yatan tek neden yatıyor, mozart'ı en iyi anlayan adam. öyle ki, hakkını veriyor bestelerin ve çılgınlarca kıskanmasını sağlıyor arğejler, fagotlar, aynı anda çalan enstrümanlar...
sanıyorum ki bi iş nekadar iyi benmsenirse o denli içine girilir ve doğru orantıyla kin oluşturur bi adım öndekilere. keza wolfie burada bi adım değil, doğuştan tanrı tarafından seçilmiş özel bir yetenek olarak kabul ediliyor.
antonya saliyeri'nin en sade ve gözlerini parlatan cümleyse şöyleydi; ''müziği kafasında bitirp öyle kağıda döküyor, tek bir düzeltme yok!'' bunu bile başlı başına bi öfke sebebi olarak kabul ediyor..
ve vuruş cümle, ''zevk sahibi bir kadını yalnızca yetenek cezbeder...'' mozart'ın görünüşünün önemli olmadığının vurgulandığı sahnede söyleniyor..
yetenek denen varlığın doğumla beraber damarlarda gezdiğini kezlerce kez ispatlayan yapıt... izlenilmeli, tasviyelerde ilk sırayı almalı...
(bkz: macisti)*
super bir filmdir,mozart'in gulusu akillara kazinir.
salieri ise tam bir kotu karakterdir.darth sidious onunde egilir o derece.
salieri ise tam bir kotu karakterdir.darth sidious onunde egilir o derece.
Peter Shaffer in tiyatro eserine dayanilarak cekilen, wolfgang amadeus mozart in hayatini anlatan, 1984 yapimi milos forman imzali, 10 kereden fazla izlemis oldugum 2 filmden birisi olan essiz eser! 1985 yilinda almis oldugu bi cok oscar ödülünün yaninda almis oldugu bi cok baska ödüllerde vardir. film 160 dakikadir ama bu süre oldukca güzel bi 160 dakikadir. üzerine konusmanin cok uzun sürücegi, kisacasi bence izlenmesi gereken bas ucu filmi.
11 oscar adayı olup 8 oskarı kazanan milos forman filmi. Milos forman'ın diğer iyi filmi için (bkz: guguk kusu)
15.uluslar arası tiyatro festivali kapsamında,istanbul devlet tiyatrosunca oynanan oyundur..can gürzap yönetmiştir..mozart ı zafer algöz,salieri i celal kadri kınoğlu oynamıştır..yeni sezonda ıstanbul devlet tiyatrosunda izlenebilir...
170 dakika olduğu halde kesinlikle sıkmayan, klasik müziği ve operayı sıradan insana sevdirebilen bir filmdir. Aslında filmin odaklandığı mozart'ın hayatından çok müzikal dehası ve salieri'nin mozart'ın tanrısal yeteneğine olan kıskançlığıdır.
tarihin en büyük bestecilerinden birisinin orta ismidir. ayrıeten de "tanrının sevgili kulu" anlamına da gelmesi olayı büsbütün kasvetlendirir. ancak orada da işin içinde iş vardır.
-) wolfgang amadeus mozart 28 ocak 1756 ,doğumundan bir gün sonra birçok başka isimle birlikte, "wolfgang theopilius" olarak vaftiz edilir. theopilius, almanca gottllieb, fransızca da amade´şeklinde söylenir.o zamanlar fransızca çok moda bir dil olduğundan asıl vaftiz isminin yerine amade´ isminin latinceleşmiş şekli olan "amadeus" ismini tercih etmiştir.
-)aslında hiçbir zaman kendisini wolfgang amadeus mozart olarak değil "wolfgang mozart" olarak tanıtmıştır. yazdığı bir sürü mektuptan sadece 3´ünü "amadeus " olarak imzalamıştır (bunun da sebebi kendi durumundan şikayet ettiği o mektuplarda tanrının sevgili kulu olması durumuyla dalga geçmek için yapmıştır o işi.
-)kendisinin ağzının çok bozuk olduğu doğrudur. babasına yazdığı mektuplar da bile agzıbozukluğu kendisini tüm ihtişamıyla göstermektedir.
-) karısı kendisini "wolferl" diye çağırırdı.
-) "wolferl mozart" kesinlikle yoksul bir adam değildi. hesaplanan yıllık kazancı bugünün alım gücüyle yılda 125 bin euro´ya tekabül etmektedir. mozart´ın yoksul olduğu söäylentisi kendisini daha bir ilahlaştırmak için romantik devirde ortaya atılmıştır. yalnız, kraliyet seviyelerinde kordiplomatik toplantılara katılmak zorunda olduğundan, giyim kuşamına özellikle dikkat etmek zorunda kaldığından giyim kuşamına çok para harcamak zorunda kalmıştır. ölümünden sonra ne kitapları, ne de piyanosunun o kadar ahım şahım olmadığı ancak kıyafetlerinin oldukça pahalı olduğu görülmüştür.
-) bilardo oynamayı çok sevdiği birçok kaynakta söylenmiştir. o zaman için çok pahalı olmasına rağmen evinde bilardo masası vardı.
-) mozart´ın requioem i "bilinmeyen maskeli bir adam" için yazdığı ve o eserin -ki requiem ölüm müziğidir- kendisi için olduğuna inandığı konusu halen çok tartısılmaktadır. bu adamın amadeus´a her geldiğinde para verdiği ve bu paranın eğer hızlı yazarsa çoğalacağı kısmıysa tamamen spekülatiftir.buna amadeus´un kendisinden başka hiçbir tanık yoktur. wolferl gibi "hayalgücü çok zengin bir adamın" böyle bir hikaye uydurmuş olması da pekala mümkündür.
-) "amadeus" filmindeki salieri´nin requiem i yazarken mozart´a yardım etmiş olması tamamen yanlıştır. requiem´deki el yazısı manuskripti wolfgang amadeus´un bizzat kendisi tarafından yazılmıştır. mozart´ın hiçbir eserine kendisininkinden başka bir "el" değmemiştir. sadece requiem ´i bitiremediği için "lacrimosa - requiem´de mozart ölmeden eriştiği son yerdir" nın mozart´ın ölümünden dolayı bıraktığı yere öğrencisi franz süssmayer birkaç ölçü yazmış,ve koro ya orada "amen" dedirtmiştir. yani söylendiği gibi süssmayer´in öyle uzun uzun requiem´e birkaç bölümlük ekleme yaparaktan bitirmesi diye birşey sözkonusu değildir. süssmayer´in yazdığı birkaç ölçüden ibarettir.
-) kadına ve içkiye çok düşkün olduğu doğrudur. karısını çok aldattığı birçok kaynağa geçmiştir.
-)mezarı bilinmez, toplu bir mezara gömülmüştür ve karısı da onun mezarına 17 yıl gibi çok uzun bir süre gelmemiş bundan dolayı da "tahmini bir yere " sankt marxer mezarlığında bir küçük anıt dikilmiştir.
çünkü "wolferl" sevenlerinin kalbine gömülüdür. mezara ihtiyacı yoktur.
-) wolfgang amadeus mozart 28 ocak 1756 ,doğumundan bir gün sonra birçok başka isimle birlikte, "wolfgang theopilius" olarak vaftiz edilir. theopilius, almanca gottllieb, fransızca da amade´şeklinde söylenir.o zamanlar fransızca çok moda bir dil olduğundan asıl vaftiz isminin yerine amade´ isminin latinceleşmiş şekli olan "amadeus" ismini tercih etmiştir.
-)aslında hiçbir zaman kendisini wolfgang amadeus mozart olarak değil "wolfgang mozart" olarak tanıtmıştır. yazdığı bir sürü mektuptan sadece 3´ünü "amadeus " olarak imzalamıştır (bunun da sebebi kendi durumundan şikayet ettiği o mektuplarda tanrının sevgili kulu olması durumuyla dalga geçmek için yapmıştır o işi.
-)kendisinin ağzının çok bozuk olduğu doğrudur. babasına yazdığı mektuplar da bile agzıbozukluğu kendisini tüm ihtişamıyla göstermektedir.
-) karısı kendisini "wolferl" diye çağırırdı.
-) "wolferl mozart" kesinlikle yoksul bir adam değildi. hesaplanan yıllık kazancı bugünün alım gücüyle yılda 125 bin euro´ya tekabül etmektedir. mozart´ın yoksul olduğu söäylentisi kendisini daha bir ilahlaştırmak için romantik devirde ortaya atılmıştır. yalnız, kraliyet seviyelerinde kordiplomatik toplantılara katılmak zorunda olduğundan, giyim kuşamına özellikle dikkat etmek zorunda kaldığından giyim kuşamına çok para harcamak zorunda kalmıştır. ölümünden sonra ne kitapları, ne de piyanosunun o kadar ahım şahım olmadığı ancak kıyafetlerinin oldukça pahalı olduğu görülmüştür.
-) bilardo oynamayı çok sevdiği birçok kaynakta söylenmiştir. o zaman için çok pahalı olmasına rağmen evinde bilardo masası vardı.
-) mozart´ın requioem i "bilinmeyen maskeli bir adam" için yazdığı ve o eserin -ki requiem ölüm müziğidir- kendisi için olduğuna inandığı konusu halen çok tartısılmaktadır. bu adamın amadeus´a her geldiğinde para verdiği ve bu paranın eğer hızlı yazarsa çoğalacağı kısmıysa tamamen spekülatiftir.buna amadeus´un kendisinden başka hiçbir tanık yoktur. wolferl gibi "hayalgücü çok zengin bir adamın" böyle bir hikaye uydurmuş olması da pekala mümkündür.
-) "amadeus" filmindeki salieri´nin requiem i yazarken mozart´a yardım etmiş olması tamamen yanlıştır. requiem´deki el yazısı manuskripti wolfgang amadeus´un bizzat kendisi tarafından yazılmıştır. mozart´ın hiçbir eserine kendisininkinden başka bir "el" değmemiştir. sadece requiem ´i bitiremediği için "lacrimosa - requiem´de mozart ölmeden eriştiği son yerdir" nın mozart´ın ölümünden dolayı bıraktığı yere öğrencisi franz süssmayer birkaç ölçü yazmış,ve koro ya orada "amen" dedirtmiştir. yani söylendiği gibi süssmayer´in öyle uzun uzun requiem´e birkaç bölümlük ekleme yaparaktan bitirmesi diye birşey sözkonusu değildir. süssmayer´in yazdığı birkaç ölçüden ibarettir.
-) kadına ve içkiye çok düşkün olduğu doğrudur. karısını çok aldattığı birçok kaynağa geçmiştir.
-)mezarı bilinmez, toplu bir mezara gömülmüştür ve karısı da onun mezarına 17 yıl gibi çok uzun bir süre gelmemiş bundan dolayı da "tahmini bir yere " sankt marxer mezarlığında bir küçük anıt dikilmiştir.
çünkü "wolferl" sevenlerinin kalbine gömülüdür. mezara ihtiyacı yoktur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com