bugün
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu25
- uyudun mu mesajı8
- regl ağrısı çeken sevgiliye yapılacaklar8
- dövme yaptıran erkeklerin genelde gay olması10
- dövmeli küpeli bi erkeği damat getirmek11
- sözlük yazarlarına güvenmek15
- fazla samimiyet9
- boyumun 2 cm kısalması21
- sözlüğe bir daha gelinse alınacak nickler8
- anın görüntüsü26
- bugün elini paylaşan yarın neresini paylaşır7
- uzun saçlı küpeli dövmeli hukuk okuyan erkek5
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı23
- 64 5 yaşında yks'ye hazırlanmak4
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri13
- otelde sevişmek8
- küpe takan adama kız vermem diyen baba4
- her şeyin mizahı yapılmalı mı14
- teoman'ın 60 yaşına girmesi6
- türk erkeğinde olması gereken meziyetler18
- kocanızın kulağını deldirir misiniz4
- geçmişe takılıp kalmak4
- kendi değerimizi biz mi belirleriz başkaları mı13
- kulak memesi delik bir erkeği ciddiye almak4
- nev10
- bilinçaltı internet ve yapay zeka etkileşimi6
- chatgpt'ye kötü özelliklerimi söyle demek7
- mal mıyım sorunsalı13
- iphone 18 pro max için neyinizi verirdiniz10
- karınız için çamaşırları elinizde yıkar mısınız8
- ktç2
- kiraz cicegi kolonyasi41
- truesuzluk2
- küt saçlı hatun12
- sözlüğe elini ayağını atan tipler3
- arda turan2
- gece zurna dürüm söylemek2
- arabada sevişmek2
- ilk türettigim sözcük4
- hasidikler2
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri11
- hiçbir zaman gönlü alınan biri olmamak4
- sözlükte elini paylaşan erkekle ciddi düşünmek2
- sözlük kızlarının meme savaşı7
- fazla düşünceli olmak4
- arkadaşlar bakar mısınız6
- afet hoca geliyo afet hoca geliyo ihihihi6
- midye tava4
- gece gece gelen kaşarlı sucuklu tost kokusu3
- sözlük yazarlarının saatleri8
dini kimlikleşme sürecinin başladığı ilk alan.
galiba eskiden dalinda bir sürü meyvesi olan ağaçti. Simdi ise çekirdeği bulana (kurana) askolsun. Sansli olan çekirdeği olusturup sürekli bir gelecek kaygisiyla mekanik bir robot hatta adeta bir ot gibi yasayip gidiyor. Çekirdeğe dahi ulasamayanin ise vay haline.
aile nedir biliyor musun?
kavga demektir, gürültü demektir. anne-babanın bir araya geldiklerinde her zaman kötü bir şeyler olacağını bilmektir. tartışmadır, yüksek sestir aile. seçim yapmak zorunda bırakır aile, anne mi baba mı? seçtirir sana.
ergenlik hayatını zorluklarla geçirmiş, gençliğini yaşamaya çalışan biriyim. o kavga gürültünün içinde büyüdüm. ama bugün yıllar önce boşanmış olan aile bireylerime, gidin kiminle evlenirseniz evlenin, yeter ki mutlu olun dedim. aile; anne-babanın başkalarıyla yeni hayatlar kurup, mutlu olmasını beklemektir. ben nasılsa olur giderim. nasılsa yeterince büyüdüm, bir şekilde bir çaresini bulup yoluma bakarım, yeter ki onlar mutlu olsunlar.
beni onca şeyin içinde fazladan en ufak bir çaba göstermeden bu kadar olgunlaştırdıkları için de teşekkürü borç bilirim ''aileme''.
kavga demektir, gürültü demektir. anne-babanın bir araya geldiklerinde her zaman kötü bir şeyler olacağını bilmektir. tartışmadır, yüksek sestir aile. seçim yapmak zorunda bırakır aile, anne mi baba mı? seçtirir sana.
ergenlik hayatını zorluklarla geçirmiş, gençliğini yaşamaya çalışan biriyim. o kavga gürültünün içinde büyüdüm. ama bugün yıllar önce boşanmış olan aile bireylerime, gidin kiminle evlenirseniz evlenin, yeter ki mutlu olun dedim. aile; anne-babanın başkalarıyla yeni hayatlar kurup, mutlu olmasını beklemektir. ben nasılsa olur giderim. nasılsa yeterince büyüdüm, bir şekilde bir çaresini bulup yoluma bakarım, yeter ki onlar mutlu olsunlar.
beni onca şeyin içinde fazladan en ufak bir çaba göstermeden bu kadar olgunlaştırdıkları için de teşekkürü borç bilirim ''aileme''.
ben kelimesinin benliği oluşturur... bendir.
her şeydir. destekçidir, 9 köyden kovulan doğrucu davuttur, destekçidir, kandır, candır, canandır. gerisi de boştur.
Soyun devamı için oluşması müteber topluluktur.
ne olursa olsun, siz ne yaparsanız yapın yine de yanınızda olan insanlar topluluğu. kıymetini bilin.
François de singly'ye göre mahrem kolektif.
tehlikeli bir oluşum. aile ve ırk ayrımcılığın temelini oluşturur zira. ayrımcılığın olduğu yerde de her türlü pislik olur. bu sebeple sevgili kardeşlerim, ailevi bağları fazla güçlendirmeyin. ne kadar çok güçlenirse o bağlar, aile dışındakilere o kadar yabancılaşırsınız.
insanı tek anlayan, gerçekten tek değer veren. Gerisi boş, gerisi yalan.
Bugün öksürdüğümde babam üzüldü, hiçbir sevgilinin üzülmeyeceği şekilde hem de.
Bugün öksürdüğümde babam üzüldü, hiçbir sevgilinin üzülmeyeceği şekilde hem de.
Toplumun en değerli ve en büyük yapı taşıdır.
zaman geçtikçe daha bi değer kazanan ve içi dolan bir kurum benim için. çünkü en karşılıksızından en gerçeğinden seviliyorum onlar tarafından ve büyüyorum, değişiyorum düşüncelerimle, duygularımla hem de ve çoğu zaman çatışıyorum da ama onlar hala yanımda herşeyleriyle. babam kaşlarını çatsa da, annem hayata geçirmek istediğim düşüncelerimi güvenli bulmasa da benim yanımdalar. iyi ki varlar..
Bana hep zor zamanlar yaşanmış destek değil köstek olmuş, şuan ki psikolojik rahatsızlıklarımın sebebi.
Gelenek, görenek ve dinine bağlı bir aile mensubu iseniz başkaları ne hayatlar yaşıyor allahım diyerek isyan edeceğiniz bir aileye sahipsiniz demektir. Fakat yine de sadece %20lik bir dilimdeki insanlar bu aileye karşı koyup tam anlamı ile karakterinin gerektirdiği bir hayatı yaşayabilmektedir. (bkz: prensesler gibiydim ben baba evinde)
Masallarda ocakta yemeği pişen bacasında dumanı tüten sevimli mi sevimli gününü halay ve türkülerle geçiren tuğlalar arasındaki sıcak mekan. (Bu hangi masal?)
Gerçeğine gelecek olursak 18 yıl sonra nerde nasıl ve kim olduklarını unutacağınız anne baba ve minnak çocuk ya da çocuklar topluluğu.
Gerçeğine gelecek olursak 18 yıl sonra nerde nasıl ve kim olduklarını unutacağınız anne baba ve minnak çocuk ya da çocuklar topluluğu.
"Alexander, "Biz bir aileyiz" dedi çocuklarına. "Bir ailenin sadakatli her şeyden ve herkesten önce gelmelidir. Birbirimizden haberdar olmalı, birbirimizi korumalı ve en önemlisi de birbirimize bağlı olmalıyız. Çünkü eğer bu sorumluluğu şerefimizle yerine getirirsek, asla mağlup olmayız ama eğer bu sadakat konusunda bir an bile tereddüt edersek, her beraber mahvoluruz..."
(bkz: mario puzo)
(bkz: mario puzo)
-o aylemin yanında şimdi
* ne okumuştun sen?
- ben metin yazarlığı okudum, ama işsizim şu an.
*(isabet olmuş) allah kolaylık versin.
* ne okumuştun sen?
- ben metin yazarlığı okudum, ama işsizim şu an.
*(isabet olmuş) allah kolaylık versin.
bir aileniz yoksa en iyisinden sevgiliniz olsa eksik kalıyorsunuz.
Anne baba ve çocuklardan oluşan topluluk.
Diğer bir ifadeyle çekirdek aile de denilir bu topluluğa.
Diğer bir ifadeyle çekirdek aile de denilir bu topluluğa.
ne yaşanırsa yaşansın hep bi araya gelen güzel insanlar.
çokta özlenen ayrıca. (çok çok özledim olum ya)
her yoğun zaman sonrasında ya da yıprandığın günlerde onları görmek, küçük kardeşin seni görünce yaptığı şebeklikler, gitme diye gözünün içine bakması hayatın hala güzel olduğunu gösteririr.
çokta özlenen ayrıca. (çok çok özledim olum ya)
her yoğun zaman sonrasında ya da yıprandığın günlerde onları görmek, küçük kardeşin seni görünce yaptığı şebeklikler, gitme diye gözünün içine bakması hayatın hala güzel olduğunu gösteririr.
Bazen her şeyi baltalayan güç. Olduğum kişi olmamın önündeki tek engel. Onlardan başkasından emin olamamak onları kaybetme fikrini dayanılmaz yapıyor dolayısıyla olduğu, istediği gibi hareket edemeyen korkak biri oluyorum günden güne.
"Aile kavramının içinde gelen başka bir sorun da ev işlerinin kız çocuklarına zorunlu bir görevmiş gibi öğretilmesi ve zorlanması; babalarına, dedelerine, abilerine hizmet etmenin bir görev olarak aşılanması. Yapmadıklarında kınanmaları veya evde kalmakla tehdit edilmeleri de cabası.Evi temizlemek, yemek yapmak, bulaşıkları yıkamak ve dağınıkları toplamak kadına adanmış bir görev olarak bakılmaktadır. Gerçek şu ki, bu eylemler aynı çatı altında yaşayan ve bu çatı altındaki alanları ortak kullanan her bireyin görevidir. Yani yemekten kalkarken tabağını alıp makineye atmak veya yıkayıp kaldırmak ne kadar zor olabilir? Ya da arada eve süpürge tutmak? Veya gömleğini ütülemek? Yahut kendi dağınıklığını toplamak? Hayatı boyunca sırtını bir kadına dayamayı normal gören erkekler sonunda yalnız kaldıklarında başlarının çaresine bakamıyorlar. Hayatı boyunca önüne hazır yemek konmuş, annesi tarafından arkası toplanmış adamlar kadınların yaşamlarında söz söyleme hakkı görüyor kendinde. Kendini kadınlardan üstün görüyor. Çünkü annesi doğduğundan beri onun arkasından koşuyor. Ona da öyle aşılanmış çünkü erkeğine hizmet et. Biraz büyümeye başladığında oynasın diye kız çocuklarının eline oyuncak ütüler, yemek takımları, bebekler tutuşturularak daha o yaşlarda görevleri zihinlerine aşılanıyor..."
her anınızda yanınızda olan, karşılıksız seven insanlar topluluğu. iyi ki varlar. anneye sarılıp dertleşmek gibisi yoktur.
aile denildiğinde teyze, amca, dayı, yenge gibi her türlü kan bağı olan insan gelse de akla, benim için sadece annem ve babam oldu. belki bir çoğunuzun aklına gelen de budur. bir de halamın kocası var, eniştem. memlekette ufak bi köyde balıkçılık yapan bi adam bu. tutar balığını, yapar mangalını, açar bir büyük. toplasan bu adamla 1 saat sohbet etmişiğimiz yoktur. uzaktan uzaktan sevdiğin insanlar vardır ya, yakınlık duyarsın öyle işte.
her neyse.
annem ve babam -kısaca ailem işte- her ne kadar ayrı da olsalar, bi şekilde yanımda olmaya çalıştılar.
biraz büyüyünce anlamaya başlıyorsun, hani şu '' eşşek sıpası '' modundan artık '' iş bul lan eşşek sıpası '' seviyesine geldiğinde. yoksa ben kim büyümek kim?
aileme hep bir borcum varmış gibi büyüdüm. yaptıkları, destekleri, verdikleri harçlık dahi hep cebimi yaktı. iyi bişey değil tabi. ilkokulda aldığın 500 bin lira para -o zamanın parasıyla çiftli ekmek alınırdı- nasıl bi insanın gücüne gider lan?
baba evden gidince, anne işe girmiş ayakların üstünde durmayı başarmış bi kadın. bu başarıya ulaşırken, elinde diplomasıyla az yer kovalamadı. akşam ayakları su toplamış halde gelmeler, yarım saat servise yürüyüp oradan servisle 1.5 saat daha yol yapması ne demek, bunların yanında çok şey anlatılır da uzatmanın anlamı yok. anneden öte nasıl bi yeri olduğunu nasıl anlatabilirim ki burada zaten.
babam.
ben daha ilk okuldayken gitmişti. ayda bir para bırakır, arkasına bakmadan giderdi. ne diyebilirsin ki o yaşta. hakkını yememek lazım, ne zaman bir şeye ihtiyacım olsa koştu. hoş, koşan parasıydı aslında da girmeyelim o mevzuya.
etrafa biraz bakınca, benim yaşadığım normal bi çocukluk.
çoluğunu çocuğunu siktir edenlerden tut neler görüyoruz.
benim borcum tüm bu çabalarına rağmen, benim hala bi sik olamamam.
o kadar iyi niyetle, efendi bi insan yetiştirsinler, bi kişinin ağzından kötü kelime getirmeyeyim aileme ama etrafımda kırılmadık kalp bırakmayayım. tuhaf. konu tabi ki kadınlar.
etrafında bir erkek olmayınca büyüyorken, bazen bilmiyorsun ne yapacağını. kendin keşfetmek zorunda kalıyorsun. bu küçük kaşif rolündeyken de kırıyorsun. ya da ben böyle bi tuhafım. kırmayan adam kırmıyor amk.
her boku anlatacak değilim, yediğim bokları kendime dahi dürüst şekilde açıp, kafamda ölçüp tartamıyorken buraya neden yazayım amk. her şeyi de özet geçtim mis gibi. edebiyatta nasıl kasılır ki bu başlıkta zaten.
kısacası layık olamadığım bi kurum bu aile. öyle bi ufak rahatlama yaşadım yazınca lan. geçer ama şimdi.
her neyse.
annem ve babam -kısaca ailem işte- her ne kadar ayrı da olsalar, bi şekilde yanımda olmaya çalıştılar.
biraz büyüyünce anlamaya başlıyorsun, hani şu '' eşşek sıpası '' modundan artık '' iş bul lan eşşek sıpası '' seviyesine geldiğinde. yoksa ben kim büyümek kim?
aileme hep bir borcum varmış gibi büyüdüm. yaptıkları, destekleri, verdikleri harçlık dahi hep cebimi yaktı. iyi bişey değil tabi. ilkokulda aldığın 500 bin lira para -o zamanın parasıyla çiftli ekmek alınırdı- nasıl bi insanın gücüne gider lan?
baba evden gidince, anne işe girmiş ayakların üstünde durmayı başarmış bi kadın. bu başarıya ulaşırken, elinde diplomasıyla az yer kovalamadı. akşam ayakları su toplamış halde gelmeler, yarım saat servise yürüyüp oradan servisle 1.5 saat daha yol yapması ne demek, bunların yanında çok şey anlatılır da uzatmanın anlamı yok. anneden öte nasıl bi yeri olduğunu nasıl anlatabilirim ki burada zaten.
babam.
ben daha ilk okuldayken gitmişti. ayda bir para bırakır, arkasına bakmadan giderdi. ne diyebilirsin ki o yaşta. hakkını yememek lazım, ne zaman bir şeye ihtiyacım olsa koştu. hoş, koşan parasıydı aslında da girmeyelim o mevzuya.
etrafa biraz bakınca, benim yaşadığım normal bi çocukluk.
çoluğunu çocuğunu siktir edenlerden tut neler görüyoruz.
benim borcum tüm bu çabalarına rağmen, benim hala bi sik olamamam.
o kadar iyi niyetle, efendi bi insan yetiştirsinler, bi kişinin ağzından kötü kelime getirmeyeyim aileme ama etrafımda kırılmadık kalp bırakmayayım. tuhaf. konu tabi ki kadınlar.
etrafında bir erkek olmayınca büyüyorken, bazen bilmiyorsun ne yapacağını. kendin keşfetmek zorunda kalıyorsun. bu küçük kaşif rolündeyken de kırıyorsun. ya da ben böyle bi tuhafım. kırmayan adam kırmıyor amk.
her boku anlatacak değilim, yediğim bokları kendime dahi dürüst şekilde açıp, kafamda ölçüp tartamıyorken buraya neden yazayım amk. her şeyi de özet geçtim mis gibi. edebiyatta nasıl kasılır ki bu başlıkta zaten.
kısacası layık olamadığım bi kurum bu aile. öyle bi ufak rahatlama yaşadım yazınca lan. geçer ama şimdi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar