bugün
- sözlük yazarlarının salataları15
- usualsuspects'in ayağı15
- kızı için şoför arayan adamın ilanı10
- bdsm ci kadın yazar4
- türkiye nin en büyük sorunu13
- bir sözlük erkeğini dağa kaldırmak8
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi19
- macbookun tamirine 53 bin istenmesi9
- yazarların hayattaki başarıları9
- fon vurgunu34
- iş çıkışı bara giden ingiliz karizması3
- 5 bin liranın artık çok küçük para olması7
- akp'nin tüm servetinin yahudi bankalarında olması3
- aşırı şekilde ağır ve yavaş hareket eden insanlar3
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı11
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı4
- yumurta buzdolabında mı saklanır sorunsalı5
- israil'in amerikaya ihtiyacı olmadığı gerçeği2
- kolye142
- kim cha eon sözlüğün en iyi yazarıdır6
- 20 lik diş3
- 30 yaşından sonra aşk meşk işlerinin bitmesi8
- uludağ sözlük iki adımlı doğrulama özelliği3
- fenerbahçe'nin kalbine hattori hanzo kılıcı3
- eskortluk yapan sözlük yazarı34
- sözlük yazarlarının çalışma biçimi4
- fransa da sokak eylemi var diye ağlayan salak4
- sözlük yazarlarını sürekli arayan kişiler2
- günün sözü7
- kütüphanede sevişmek3
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- bm dünya gıda programı'nın gazze yardımını kesmesi3
- istanbul da barajların doluluk oranı2
- faizsiz ev ve arabada yeni dönem4
- yazarlara gelen son mesaj4
- karın seni çok üzüyor diyen sekreter8
- laptop anakartı3
- fatma betül sayan kaya7
- kadınların yedekte erkek tutması9
- türk esnafı10
- carrie2
- iltica26
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı7
- genetik determinizm2
- fransa'da 2400 protestocunun tutuklanması3
- yemen de füze saldırısı 53 ölü2
- galatasaray ın en muhteşem üçlüsü4
- çakarlı araçlara yol vermiyoruz kampanyası5
- uzaylı gelinler evlenirken duvar takıyor mu6
- türküm doğruyum çalışkanım11
totaliter bir dikta rejiminin ultra süper teknolojik araçlarla big brolar gözetiminde milleti kaçışı olmayan ve karşı konulamaz bir biçimde 1984 kere kanunen fofeynklemesi durumu.
george orwellin 1948 yılında yazdığı bir kabus senaryosu , bir karşı-ütopya romanıdır. "48de bitirdim , çok ileri bir tarihte geçiyor , öyleyse rakamları yer değişteriyim" diyerek kitabın adını 1984 koymuştur. hep beraber anıldığı üzere cesur yeni dünya ile birlikte efsane bir roman. aldous huxley'nin kitabı cesur olmasa da hakkaten yeni bir dünya (#21589700), 1984 ise daha bir yakın , daha bir olası.
bu romanda halk 3,5 kesime ayrılır. yüksek kesim/iç parti , orta kesim/dış parti , alt kesim/proleterler ve afrika-endonezya gibi sürekli el değiştirilen yerlerdeki köleler şeklinde sıralayabiliriz. o ortamı gözünüzde canlandırmakta zorlanıyorsanız ; iç parti için v for vendettadaki önemli devlet adamları , dış parti için ise das leben der anderen izleyin derim. neyse sonuçta yönetilmesi gereken belli bir halk var. gavurlar crowd control denen zımbırtıya iyi kafa yoruyorlar yalnız. huxley'nin evrenindeki bokanovski işlemi , soma , pavlovvari şartlandırma teknikleri , hipnopedya gibi tekniklere karşın orwell'in evreninde de istenilen sistemin yani 'ingsos'un (ingiliz sosyalizmi) oluşturulması ve sürdürülmesi için gerçeklik denetimi(çiftdüşün) , suçdurdurum , aklakara , iki dakika nefret ve yenisöylem gibi uygulamalar kullanılmıştır. ama şöyle genel bakınca 1984 bir tık daha önde bir eser.
kitabın içeriğine gelirsek , parti sloganındaki 3 temel cümlenin goldstein'ın kitabındaki ayrıntılı açıklamaları çok kaliteliydi.
-savaş barıştır
-özgürlük köleliktir
-cahillik güçtür
çiftdüşün'e ayrıca değinmek lazım. ingsos'un en temel unsuru , sistemin sigortası vasfındadır.
--spoiler--
içtenlikle inanarak bile bile yalan söylemek , artık uygun görülmeyen her türlü gerçeği unutmak , sonra yeniden gerektiğinde de gerekli olduğu sürece yeniden anımsamak , nesnel gerçekliğin varlığını yadsımak ve bütün bunları yaparken yadsıdığın gerçekliği göz önünde bulundurmak...bunların hepsi de olmazsa olmaz şeylerdir. 'çiftdüşün' sözcüğünü kullanırken bile çiftdüşün uygulamak gereklidir. çünkü insan bu sözcüğü kullanmakla , gerçeklikle oynayıp onu çarpıttığını kabulleniyordur ; yeni bir çiftdüşün'le bunu kafasından siler ve yalan her zaman gerçeğin bir adım önünde , bu böyle sürüp gider. sonuç olarak , parti 'çiftdüşün' sayesinde tarihin akışını durdurabilmiştir ve hepimiz biliyoruz ki , daha binlerce yıl durdurmayı sürdürebilir.
--spoiler--
*
*
" 'nasıl'ını anlıyorum da 'neden'ini anlamıyorum"a verilen cevap da kitabın özet sonuç cümlesidir zaten: "parti , iktidarda olmayı yalnızca kendi çıkarı için istiyor!" bu kadar basit. geri kalan yaptıkları tüm pislikler için de raskolnikovdan gelsin: "iktidar , ancak 'eğilip' onu almak cesaretini gösterenlere verilir..."
dili bile ona göre düzenlemişler. konuşma dili olarak oluşturulan yenisöylem , düşünce ufkunu genişletecek biçimde değil , daraltacak biçimde düzenlenmiştir.
örnek vermek gerekirse : "özgür" sözcüğü yenisöylem'den çıkarılmış değildir , ama yalnızca "sokağa çıkmakta özgürsün" ya da "ormanda özgürce gezebilirsin" gibi deyişlerde kullanılabilmektedir. eskiden olduğu gibi "siyasal özgürlük" ya da "düşünsel özgürlük" anlamında kullanılamamaktadır , çünkü siyasal ve düşünsel özgürlükler artık birer kavram olarak bile kayıplara karışmış , o yüzden de adlandırılmalarına gerek kalmamıştır.
*
*
dipnot-1: filmde winston smith'i oynayan john hurt de v for vendettada büyük biradervari bir karakteri oynuyor. yaa nereden nereye..:) şaka bir yana metod oyunculuk candır. bu adam da sanki hiç genç olmamış , yıllardır yaşlıymış gibi. film de 1984 yapımı. eh işte , izleyebilirsiniz ama pek bir şey beklemeyin.
görsel
görsel
dipnot-2: bu ecnebilerin kendi kültürlerini değerli kılmadaki başarısı (bkz: shakespeare)
*
*
beğendiğim bazı bölümler;
--spoiler--
# kafatasınızın içindeki birkaç santimetreküp dışında , hiçbir şey sizin değildi.
# işte şimdi , düşüncelerini dile getirebilmeyi başardığında , can alıcı adımı attığını geçirdi aklından. her davranışın sonuçlarını , o davranışın kendiisi doğurur. yeniden yazmaya koyuldu : "düşüncesuçu ölümü gerektirmez : düşüncesuçunun 'kendisi' ölümdür."
# istatistiklerin ilk başta verilen rakamları da sonradan düzeltilmiş rakamlar kadar uydurmaydı. örneğin , varlık bakanlığının o çeyrek için bot üretimi tahmini 145.000.000 çiftti. gerçek üretim ise 62.000.000 çift olarak verilmişti. oysa winston , bakanlığın tahminini yeniden yazarken , rakamı 57.000.000 olarak kaydetmiş , böylece belirlenen hedefin aşılmış olduğu yolundaki sava doğruluk payı bırakmıştı. nasıl olsa , 62.000.000 çift gerçek rakama 50.000.000'dan daha yakın olmadığı gibi , 145.000.000dan da yakın değildi. dahası , hiç bot üretilmemiş de olabilirdi. kaldı ki , ne kadar bot üretildiğini kimse bilmediği gibi , zerre kadar umursamıyordu da. tek bilinen , kağıt üzerinde bol keseden bot üretilirken , okyanusya halkının belki de yarısının yalınayak dolaştığıydı. aynı şey , şu ya da bu ölçüde her alandaki kayıtlar için geçerliydi.
# küçük kurallara uyarsan , büyük kuralları çiğneyebilirdin.
# insanın içine giremezler . hiçbir yararı olmayacağını bile bile insan kalmanın çok önemli olduğunu 'düşünüyorsan' , onları yendin demektir.
# savaş , görüleceği gibi , artık tümüyle bir iç sorundur. eskiden, bütün ülkelerin egemen kesimleri , ortak çıkarlarını bilerek savaşın yıkıcı gücünü sınırlandırabilmelerine karşın , birbirleriyle gerçekten savaşırlar ve savaştan zaferle çıkan her zaman yenik düşeni yağmalardı. günümüzde ise asla birbirlerine karşı savaşmamaktadırlar. savaş her egemen kesim tarafından kendi uyruklarına karşı verilmektedir ve savaşın amacıtoprak ele geçirmek ya da toprak yitimeyi önlemek değil , toplum yapısının hiç değişmeden sürmesini sağlamaktır. demek , "savaş" sözcüğü bile yanıltıcı bir anlam kazanmıştır. üç süper devlet , birbirleriyle savaşmak yerine , sürekli barış içinde kalarak birbirini kendi sınırları içinde rahat bırakma konusunda anlaşsaydı , sonuç nerdeyse aynı olurdu. çünkü o zaman da her biri dış tehlike baskısından uzak kalır , kendi dünyasında yaşamayı sürdürürdü. gerçekten sürekli olacak bir barış , sürekli bir savaşla aynı kapıya çıkardı. parti üyelerinin büyük çoğunluğu daha dar bir anlamda anlasa da ,
parti sloganının özündeki anlam budur : "savaş barıştır"
# en iyi kitaplar , insan zaten bildiklerini söyleyen kitaplardır.
# egemen kesimin iktidardan düşebilmesinin yalnızca 4 yolu vardır;
-ya bir dış güç tarafından alt edilecektir,
-ya ülkeyi yönetmekte kitlelerin baş kaldırmasına yol açacak kadar yetersiz kalacaktır,
-ya güçlü ve hoşnutsuz bir orta kesimin doğmasına engel olamayacaktır,
-ya da kendine olan güvenini ve yönetme isteğini yitirecektir.
bu nedenlerin hiçbiri tek başına işlemez , dördü de şu ya da bu ölçüde bir arada etki eder. kendini bunların hepsine karşı koruyabilen bir egemen sınıf sürekli iktidarda kalabilir. önünde sonunda , belirleyici etken , egemen sınıfın zihinsel eğilimidir.
# kitleler kendi başlarına asla ayaklanmadıkları gibi , sırf ezildikleri için ayaklandıkları da görülmemiştir. açıkçası , kıyaslama olanağından yoksun bırakıldıkları sürece , ezildiklerinin farkına bile varmazlar!
# insanın azınlıkta olması , tek kişilik bir azınlık olması bile , deli olduğu anlamına gelmiyordu. bir doğru vardı , bir de doğru olmayan ; doğruya sarıldığın zaman , tüm dünyayı karşına bile alsan deli olmuyordun.
# ona itaat etmek yetmez. onu sevmelisin de.
# onlardan nefret ederek ölmek...özgürlük buna denirdi işte!
--spoiler--
işte bunlar hep sosyalizm...***
bu romanda halk 3,5 kesime ayrılır. yüksek kesim/iç parti , orta kesim/dış parti , alt kesim/proleterler ve afrika-endonezya gibi sürekli el değiştirilen yerlerdeki köleler şeklinde sıralayabiliriz. o ortamı gözünüzde canlandırmakta zorlanıyorsanız ; iç parti için v for vendettadaki önemli devlet adamları , dış parti için ise das leben der anderen izleyin derim. neyse sonuçta yönetilmesi gereken belli bir halk var. gavurlar crowd control denen zımbırtıya iyi kafa yoruyorlar yalnız. huxley'nin evrenindeki bokanovski işlemi , soma , pavlovvari şartlandırma teknikleri , hipnopedya gibi tekniklere karşın orwell'in evreninde de istenilen sistemin yani 'ingsos'un (ingiliz sosyalizmi) oluşturulması ve sürdürülmesi için gerçeklik denetimi(çiftdüşün) , suçdurdurum , aklakara , iki dakika nefret ve yenisöylem gibi uygulamalar kullanılmıştır. ama şöyle genel bakınca 1984 bir tık daha önde bir eser.
kitabın içeriğine gelirsek , parti sloganındaki 3 temel cümlenin goldstein'ın kitabındaki ayrıntılı açıklamaları çok kaliteliydi.
-savaş barıştır
-özgürlük köleliktir
-cahillik güçtür
çiftdüşün'e ayrıca değinmek lazım. ingsos'un en temel unsuru , sistemin sigortası vasfındadır.
--spoiler--
içtenlikle inanarak bile bile yalan söylemek , artık uygun görülmeyen her türlü gerçeği unutmak , sonra yeniden gerektiğinde de gerekli olduğu sürece yeniden anımsamak , nesnel gerçekliğin varlığını yadsımak ve bütün bunları yaparken yadsıdığın gerçekliği göz önünde bulundurmak...bunların hepsi de olmazsa olmaz şeylerdir. 'çiftdüşün' sözcüğünü kullanırken bile çiftdüşün uygulamak gereklidir. çünkü insan bu sözcüğü kullanmakla , gerçeklikle oynayıp onu çarpıttığını kabulleniyordur ; yeni bir çiftdüşün'le bunu kafasından siler ve yalan her zaman gerçeğin bir adım önünde , bu böyle sürüp gider. sonuç olarak , parti 'çiftdüşün' sayesinde tarihin akışını durdurabilmiştir ve hepimiz biliyoruz ki , daha binlerce yıl durdurmayı sürdürebilir.
--spoiler--
*
*
" 'nasıl'ını anlıyorum da 'neden'ini anlamıyorum"a verilen cevap da kitabın özet sonuç cümlesidir zaten: "parti , iktidarda olmayı yalnızca kendi çıkarı için istiyor!" bu kadar basit. geri kalan yaptıkları tüm pislikler için de raskolnikovdan gelsin: "iktidar , ancak 'eğilip' onu almak cesaretini gösterenlere verilir..."
dili bile ona göre düzenlemişler. konuşma dili olarak oluşturulan yenisöylem , düşünce ufkunu genişletecek biçimde değil , daraltacak biçimde düzenlenmiştir.
örnek vermek gerekirse : "özgür" sözcüğü yenisöylem'den çıkarılmış değildir , ama yalnızca "sokağa çıkmakta özgürsün" ya da "ormanda özgürce gezebilirsin" gibi deyişlerde kullanılabilmektedir. eskiden olduğu gibi "siyasal özgürlük" ya da "düşünsel özgürlük" anlamında kullanılamamaktadır , çünkü siyasal ve düşünsel özgürlükler artık birer kavram olarak bile kayıplara karışmış , o yüzden de adlandırılmalarına gerek kalmamıştır.
*
*
dipnot-1: filmde winston smith'i oynayan john hurt de v for vendettada büyük biradervari bir karakteri oynuyor. yaa nereden nereye..:) şaka bir yana metod oyunculuk candır. bu adam da sanki hiç genç olmamış , yıllardır yaşlıymış gibi. film de 1984 yapımı. eh işte , izleyebilirsiniz ama pek bir şey beklemeyin.
görsel
görsel
dipnot-2: bu ecnebilerin kendi kültürlerini değerli kılmadaki başarısı (bkz: shakespeare)
*
*
beğendiğim bazı bölümler;
--spoiler--
# kafatasınızın içindeki birkaç santimetreküp dışında , hiçbir şey sizin değildi.
# işte şimdi , düşüncelerini dile getirebilmeyi başardığında , can alıcı adımı attığını geçirdi aklından. her davranışın sonuçlarını , o davranışın kendiisi doğurur. yeniden yazmaya koyuldu : "düşüncesuçu ölümü gerektirmez : düşüncesuçunun 'kendisi' ölümdür."
# istatistiklerin ilk başta verilen rakamları da sonradan düzeltilmiş rakamlar kadar uydurmaydı. örneğin , varlık bakanlığının o çeyrek için bot üretimi tahmini 145.000.000 çiftti. gerçek üretim ise 62.000.000 çift olarak verilmişti. oysa winston , bakanlığın tahminini yeniden yazarken , rakamı 57.000.000 olarak kaydetmiş , böylece belirlenen hedefin aşılmış olduğu yolundaki sava doğruluk payı bırakmıştı. nasıl olsa , 62.000.000 çift gerçek rakama 50.000.000'dan daha yakın olmadığı gibi , 145.000.000dan da yakın değildi. dahası , hiç bot üretilmemiş de olabilirdi. kaldı ki , ne kadar bot üretildiğini kimse bilmediği gibi , zerre kadar umursamıyordu da. tek bilinen , kağıt üzerinde bol keseden bot üretilirken , okyanusya halkının belki de yarısının yalınayak dolaştığıydı. aynı şey , şu ya da bu ölçüde her alandaki kayıtlar için geçerliydi.
# küçük kurallara uyarsan , büyük kuralları çiğneyebilirdin.
# insanın içine giremezler . hiçbir yararı olmayacağını bile bile insan kalmanın çok önemli olduğunu 'düşünüyorsan' , onları yendin demektir.
# savaş , görüleceği gibi , artık tümüyle bir iç sorundur. eskiden, bütün ülkelerin egemen kesimleri , ortak çıkarlarını bilerek savaşın yıkıcı gücünü sınırlandırabilmelerine karşın , birbirleriyle gerçekten savaşırlar ve savaştan zaferle çıkan her zaman yenik düşeni yağmalardı. günümüzde ise asla birbirlerine karşı savaşmamaktadırlar. savaş her egemen kesim tarafından kendi uyruklarına karşı verilmektedir ve savaşın amacıtoprak ele geçirmek ya da toprak yitimeyi önlemek değil , toplum yapısının hiç değişmeden sürmesini sağlamaktır. demek , "savaş" sözcüğü bile yanıltıcı bir anlam kazanmıştır. üç süper devlet , birbirleriyle savaşmak yerine , sürekli barış içinde kalarak birbirini kendi sınırları içinde rahat bırakma konusunda anlaşsaydı , sonuç nerdeyse aynı olurdu. çünkü o zaman da her biri dış tehlike baskısından uzak kalır , kendi dünyasında yaşamayı sürdürürdü. gerçekten sürekli olacak bir barış , sürekli bir savaşla aynı kapıya çıkardı. parti üyelerinin büyük çoğunluğu daha dar bir anlamda anlasa da ,
parti sloganının özündeki anlam budur : "savaş barıştır"
# en iyi kitaplar , insan zaten bildiklerini söyleyen kitaplardır.
# egemen kesimin iktidardan düşebilmesinin yalnızca 4 yolu vardır;
-ya bir dış güç tarafından alt edilecektir,
-ya ülkeyi yönetmekte kitlelerin baş kaldırmasına yol açacak kadar yetersiz kalacaktır,
-ya güçlü ve hoşnutsuz bir orta kesimin doğmasına engel olamayacaktır,
-ya da kendine olan güvenini ve yönetme isteğini yitirecektir.
bu nedenlerin hiçbiri tek başına işlemez , dördü de şu ya da bu ölçüde bir arada etki eder. kendini bunların hepsine karşı koruyabilen bir egemen sınıf sürekli iktidarda kalabilir. önünde sonunda , belirleyici etken , egemen sınıfın zihinsel eğilimidir.
# kitleler kendi başlarına asla ayaklanmadıkları gibi , sırf ezildikleri için ayaklandıkları da görülmemiştir. açıkçası , kıyaslama olanağından yoksun bırakıldıkları sürece , ezildiklerinin farkına bile varmazlar!
# insanın azınlıkta olması , tek kişilik bir azınlık olması bile , deli olduğu anlamına gelmiyordu. bir doğru vardı , bir de doğru olmayan ; doğruya sarıldığın zaman , tüm dünyayı karşına bile alsan deli olmuyordun.
# ona itaat etmek yetmez. onu sevmelisin de.
# onlardan nefret ederek ölmek...özgürlük buna denirdi işte!
--spoiler--
işte bunlar hep sosyalizm...***
komünizmin tam anlamıyla amınakoyan bir kitaptır bana göre. Daha yeni okudum. Büyük birader karakterinin stalin olduğunu düşünüyorum. Tabi eğerki tarihsel dönemler uyuşuyorsa.
hayatı, sistemi sorgulatan bir korku ütopyası kitaptır. alakası olanların okunması şiddetle tavsiye.
(yazıyla) nineteen-eighty-four.
65 yıldır güncelliğini kaybetmemiş ve hiç kaybetmeyecek kitaptır. okuyanın ufkunu açar.
orwell'ın distopyası.
romanda söz konusu olan sosyalizmin değil totaliter rejimlerin yani faşizmin eleştirisidir ki orwell bir sosyalist olup, faşizme karşı da bizzat elinde silahı cepheden cepheye koşturup savaşmış bir kişidir.
kelimelerin anlamlarını bilmeden kullanan yazarlar için :
(bkz: ütopya)
(bkz: distopya)
(bkz: sosyalizm)
(bkz: faşizm)
romanda söz konusu olan sosyalizmin değil totaliter rejimlerin yani faşizmin eleştirisidir ki orwell bir sosyalist olup, faşizme karşı da bizzat elinde silahı cepheden cepheye koşturup savaşmış bir kişidir.
kelimelerin anlamlarını bilmeden kullanan yazarlar için :
(bkz: ütopya)
(bkz: distopya)
(bkz: sosyalizm)
(bkz: faşizm)
dananın kuyruğunun koptuğu yıldır.
George Orwell' ın ütopyası değildir. Günümüzde handiyse geçerli olan bir devlet düzenidir.
şerefsiz orwell'in,yüze stalini karaladığı,cianın yazdırdığı paçavra.
okumayanların biran önce okuması gereken kitap.
içinde günümüzden çok şey bulmak mümkün.
okurken çoğu ayrıntıda "acaba tayyip bu kitabı örnek alarak mı ilerliyor" dedim.
umarım sonucu aynı olmaz.
unutmadan, 2x2=5
içinde günümüzden çok şey bulmak mümkün.
okurken çoğu ayrıntıda "acaba tayyip bu kitabı örnek alarak mı ilerliyor" dedim.
umarım sonucu aynı olmaz.
unutmadan, 2x2=5
2006 yılında 22 yaşında olanların doğduğu yıl. *
kitabını okuduktan sonra filmini de izlediğim yapıt. kitaptan filme uyarlamayı şahsen seven biri değilimdir. niye sevmediğimi bu filmde bir kez daha görmüş oldum. kitapta verilen düşüncelerin hiç biri filmde size geçmiyor. hatta kitabı okumadan filmi çok anlamsız ve sıkıcı gelebilir. ilk olarak filmini izleseydim 'çok sıkıcıymış.' deyip kitabını okumazdım kuvvetle muhtemel. kitabını okuyun ama tavsiye ederim, öğrenecek ve hakkında düşüneceğiniz bir çok şey var.
Normal bir roman gibi hızlı hızlı değil sindire sindire okunması gereken kitap.
sosyalizmden ziyade, her türlü baskıcı ve aşırı iktidarın ve zorla dayatılan kural ve kurumların eleştirisidir diyebiliriz.
kategorizasyonda özele indirgemek de olsa; distopya diye türleştirilmesi ütopyaya nazaran daha makul olacak yapıt.
dillerden düşmeyen her okuyanın-izleyenin hayran kaldığı ama benim hala azimle ikisinide gerçekleştirmediğim bir george orwell yapıtı.
birkaç defa üst üste okuyup bitirdikten sonra paranoyak birisi haline gelmeme sebep olmuş, karamsar kitap.
bu arada kanımca büyük birader üzerinden dini göndermeler vardır. insanların büyük birader'i taparcasına sevmesi, iki dakikalık nefret ayinleri tam da günümüz türkiye'sine ışık tutmuş sanki. büyük birader'in yerine kimleri koyacağınızı biliyorsunuz.
bu arada kanımca büyük birader üzerinden dini göndermeler vardır. insanların büyük birader'i taparcasına sevmesi, iki dakikalık nefret ayinleri tam da günümüz türkiye'sine ışık tutmuş sanki. büyük birader'in yerine kimleri koyacağınızı biliyorsunuz.
kitabı filminden çok çok daha güzel olan eser.
Sosyalizmin gerçek yüzünü gösterir.
Sosyalizmin gerçek yüzünü gösterir.
zamanında çizgi filmi yapılmış ve türkiye de yayınlanması yasaklanmış george orwell romanı.
George orwell e ait mükemmel kurgulanmış bir kitap tavsiye ederim. adam ileriyi görmüş.
bir george orwell romanıdır.
askerliğe sempati duyan, miliyetçi şahsımı askerlikten tiksintiyle korkan, milliyetçilikten tüyleri ürperten hale getirmiştir.
Goldstein kitabı, das kapital'dir. HAtta kanıtlar bile var. Namık kemal'se masonların resmi sitesinde yayınlananlara göre masondur. N. Kemal tarzı milliyetçilikten itinayla kaçınınız.
Goldstein kitabı, das kapital'dir. HAtta kanıtlar bile var. Namık kemal'se masonların resmi sitesinde yayınlananlara göre masondur. N. Kemal tarzı milliyetçilikten itinayla kaçınınız.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar