bugün
- millette manyak para var18
- sözlük kürdü54
- insan olmaya çeyrek kala tarzı entry girmek10
- kefiye2
- 30 liraya satılan tavuk döner13
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar13
- 6 yaşındaki kızını satan anne9
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek8
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması13
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil14
- ben tevratı da okudum incili de12
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- volkswagen passat10
- ananı mı dinlersin karıyı mı11
- kale3112'deki 3112'nin anlamı nedir sorunsalı5
- pankek yiyen erkek6
- papatya çayı içen erkek9
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması13
- 20075
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük7
- bursa3
- traş olmaya üşenmek7
- sevilmeyen iş arkadaşıyla başa çıkma yöntemi5
- boşandığı eşine araba alan adam4
- zenci uşağın aniden içeri girmesi2
- anın görüntüsü28
- escort ile para kavgası5
- türkiyeli kahvesi8
- ismail kartal19
- sınavlar bittikten sonra oluşan boşluk hissi6
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı8
- kavga edenleri auuuwww diye gaza getirmek5
- kemal sunal'ın en kötü filmi8
- herkesin hayatına kimse karışamaz5
- damat tıraşı4
- devlet bahçeli'nin il olmasını önerdiği 19 ilçe10
- osman pamukoğlu14
- cadılar bayramını kutlayan erkek5
- klozette borudan fare gelecek korkusu5
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- iskilipli atıf hoca3
- cam açık uyumak8
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- arkadaşlar naber ya4
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- simko323
- etnik köken20
- muhteşem yüzyıl kösem3
- şanzıman ustası4
entry'ler (205)
belki de gördüğüm en iyi ağız ve diş sağlığı polikliniğidir.
hekimler ustalıklı, çalışanlar yardımseverdir.
fiyat konusunda ellerinden gelen indirimi yaparlar.
dolgu mu yaptırdınız, dişinizi mi çektirdiniz anlamazsınız; öyle hafiftir elleri.
ankara'da ikamet edenlere tavsiye ederim.
http://www.med-dis.net/tur_index.html
hekimler ustalıklı, çalışanlar yardımseverdir.
fiyat konusunda ellerinden gelen indirimi yaparlar.
dolgu mu yaptırdınız, dişinizi mi çektirdiniz anlamazsınız; öyle hafiftir elleri.
ankara'da ikamet edenlere tavsiye ederim.
http://www.med-dis.net/tur_index.html
valikonağı caddesi, şişli/istanbul adresinde bulunan ağız ve diş sağlığı polikliniğidir.
fiyatlar kallavi ama doktorlar 10 numara.
http://www.klinik212.com.tr/
fiyatlar kallavi ama doktorlar 10 numara.
http://www.klinik212.com.tr/
bu kadar güzel bir love foolosophy versiyonu dinleyebileceğimi tahmin edemediğim konser.
ben hep bunu beklemişim; kalabalığın içinde i don't want the world i want you diye haykırmakmış isteğim!
sırf bunun için bile değdi dedirtti.
ben hep bunu beklemişim; kalabalığın içinde i don't want the world i want you diye haykırmakmış isteğim!
sırf bunun için bile değdi dedirtti.
bir ilişkiyi kadın başlatır ve kadın bitirir. fakat bitiren, her zaman başlatan kadın olmayabilir.
"Senin dörtte üçün kibir, geri kalanın da bok!"
chp 2011 milletvekili listelerinde adını göremeyişimle beni yıkmıştır.
oysa sınıftaki heyecanlı ve insanlara gaz veren halinden seçim meydanlarında kitleleri etkileyebileceğini düşünmüştüm.
yazık oldu.
oysa sınıftaki heyecanlı ve insanlara gaz veren halinden seçim meydanlarında kitleleri etkileyebileceğini düşünmüştüm.
yazık oldu.
melis danişmend'den bir "tüyler diken diken" şarkısı.
modayla ilgili aylar öncesinden bilgi alamazsınız.
alabileceğiniz tek bilgi sizin de mangonun sitesine baktığınızda görebileceğiniz yeni sezon ürünleridir.
yani kendiniz zaten bütün koleksiyona bakabiliyorken neden blog sahibinin zevkine göre seçtiği 3-5 parçayla sınırlı kalasınız.
bir trendsetter durumu yok malesef, yalnızca popüler olanı takip eden mağazaları takip eden bir blog var.
ha bir de başka bloglardan kopyala yapıştır durumları söz konusu. "plagiarism" had safhada. en çok da burdan: http://www.whowhatwear.com/
avantajı her gün yeni yazılar ekleniyor olması.
gözümüze soktuğu imla hatalarından hiç bahsetmiyorum.
alabileceğiniz tek bilgi sizin de mangonun sitesine baktığınızda görebileceğiniz yeni sezon ürünleridir.
yani kendiniz zaten bütün koleksiyona bakabiliyorken neden blog sahibinin zevkine göre seçtiği 3-5 parçayla sınırlı kalasınız.
bir trendsetter durumu yok malesef, yalnızca popüler olanı takip eden mağazaları takip eden bir blog var.
ha bir de başka bloglardan kopyala yapıştır durumları söz konusu. "plagiarism" had safhada. en çok da burdan: http://www.whowhatwear.com/
avantajı her gün yeni yazılar ekleniyor olması.
gözümüze soktuğu imla hatalarından hiç bahsetmiyorum.
jeux d enfants ile kesişmesini sağlayan şey yalnızca kızın elindeki metal kutudur. evet, klişeler var, hatta filmin sonu belki de klişenin dibine vurmak ama biraz gülümsetmesi, çokça da ağlatmasıyla kolay izlenir ve sıcak bir film. yüksek beklentilerle gitmek bu filme haksızlık olur.
çok güzel bir ankara var filmde. muhteşem kareler. çoğu "ankara böyle güzel mi?" dedi filmden çıkınca, biraz burun kıvırarak. ama evet, ankara'da güzel yaşamayı bilirsen işte böyle güzel. tabi sen hiç kuğulu parka gitmediysen, ankara'nın sıcak yazı iliklerine işlemediyse bilemem.
kızın koşarak sevgilisinin arabasından uzaklaşmasından önce bir süre arabayla turladılar. montaj ne çılgın bir şey o zaman anladım. bir bakıyorsun, rumeli caddesi sonra hoop teşvikiye caddesi. sokaklar, sıralar, yerler inanılmaz karışmış.
filmde bana "batan" bir nokta var. filmin çılgın bir mehmet turgut "reklam"ı olması. adamın babasından tut stüdyosuna, fotoğraflarına, ne bileyim, suretine, dergisine, her şeyine, gözümüze soka soka reklamını yaptılar. üstelik sponsorlarda da adı yazmıyor. bedavaya bu kadar reklama pes dedirtiyor!
mehmet turgut'un bu kadar içine girdiği filmde, karanlıkta yapılması gereken (fotoğraf) film banyosunun kırmızı ışıkta yapılması da şaşkınlık vermiyor değil.
seyirliktir. gidin, izleyin, çok düşünmeyin.
çok güzel bir ankara var filmde. muhteşem kareler. çoğu "ankara böyle güzel mi?" dedi filmden çıkınca, biraz burun kıvırarak. ama evet, ankara'da güzel yaşamayı bilirsen işte böyle güzel. tabi sen hiç kuğulu parka gitmediysen, ankara'nın sıcak yazı iliklerine işlemediyse bilemem.
kızın koşarak sevgilisinin arabasından uzaklaşmasından önce bir süre arabayla turladılar. montaj ne çılgın bir şey o zaman anladım. bir bakıyorsun, rumeli caddesi sonra hoop teşvikiye caddesi. sokaklar, sıralar, yerler inanılmaz karışmış.
filmde bana "batan" bir nokta var. filmin çılgın bir mehmet turgut "reklam"ı olması. adamın babasından tut stüdyosuna, fotoğraflarına, ne bileyim, suretine, dergisine, her şeyine, gözümüze soka soka reklamını yaptılar. üstelik sponsorlarda da adı yazmıyor. bedavaya bu kadar reklama pes dedirtiyor!
mehmet turgut'un bu kadar içine girdiği filmde, karanlıkta yapılması gereken (fotoğraf) film banyosunun kırmızı ışıkta yapılması da şaşkınlık vermiyor değil.
seyirliktir. gidin, izleyin, çok düşünmeyin.
2007 yılında Lauryn Hill, Alicia Keys, Norah Jones gibi önemli sanatçıları geride bırakarak 5 Grammy ödülü kazandırmıştır amy winehouse'a.
albüm rehab, You Know I'm No Good, Just Friends, Love Is a Losing Game, Tears Dry on Their Own ve back to black gibi hitler barındırır bünyesinde.
albümle aynı adı taşıyan parça ise hem sözleri hem de klibi ile içini acıtır insanın. bir de sonundaki "r.i.p. the heart of amy winehouse" yazısıyla hüzünlü havayı daha bir pekiştirir.
albüm rehab, You Know I'm No Good, Just Friends, Love Is a Losing Game, Tears Dry on Their Own ve back to black gibi hitler barındırır bünyesinde.
albümle aynı adı taşıyan parça ise hem sözleri hem de klibi ile içini acıtır insanın. bir de sonundaki "r.i.p. the heart of amy winehouse" yazısıyla hüzünlü havayı daha bir pekiştirir.
bir amy winehouse albümü olan 2006 tarihli back to black'in 2 numaralı parçasıdır. jazz ve rhythm and blues esintili bu parça 2007 yılında listelerde 2 numaraya kadar yükselmişti.
Ses mükemmel, piyano şahane!
Ve bizim de asfaltlardan deniz kenarlarına çıplak ayak gidesimizi getiren bir klip.
Ve bizim de asfaltlardan deniz kenarlarına çıplak ayak gidesimizi getiren bir klip.
fena halde yeşil kiraz esintileri taşıyan dizi. annesi "adı batasıca kız" diye seslenmeyince hayal kırıklığına uğradım biraz, hem zaman da değişti; büyük tarabya oteli beklerken cep telefonları girdi devreye ya neyse.
bugünkü özet ve yayınlanan bölümden bir şey dikkatimi çekti: esas oğlan kızı eve cuma gecesi bıraktı, kız cumartesi sabahı okula gitmeye kalktı.
kimse cumartesi okula gitmez. yeme bizi feriha yeme!
Haa, bir de 3.000 liralık balenciaga çantayı bırak kapıcı kızına vermeyi, kimse kardeşine vermez.
bugünkü özet ve yayınlanan bölümden bir şey dikkatimi çekti: esas oğlan kızı eve cuma gecesi bıraktı, kız cumartesi sabahı okula gitmeye kalktı.
kimse cumartesi okula gitmez. yeme bizi feriha yeme!
Haa, bir de 3.000 liralık balenciaga çantayı bırak kapıcı kızına vermeyi, kimse kardeşine vermez.
güç elde ediliyor ki nadir dediğim söz.
nadir: (na:dir) 1. Seyrek, az bulunur. (bkz: http://tdkterim.gov.tr/bts/)
nadir: (na:dir) 1. Seyrek, az bulunur. (bkz: http://tdkterim.gov.tr/bts/)
harun karakterinin "bu sevda kalbime bir 'gece kondu' " sözüyle ankaragücü taraftarına gönderme yaptığı dizidir.
"bir daha o kadına dokunursan taşaklarını eline veririm" diyen bir adam bu.
ihsan'a yazık olmuştur. işte burda da ülkemizin genel halini gördük; demek ki neymiş birilerinin kuyusunu kazmadan bileğinin hakkıyla bir şey olunmuyormuş, alın terinin değeri yokmuş!
irem çiçek'e helal olsun dedim programı izlerken. ne kışkırtmalarına geldi cüneyt özdemirin ne de ajitasyonlarına.
sonra "atatürkçüyüm" diyen ramiz paşama "Sizin kafa yapınız 2010 Türkiye'sine uygun değil" dedi. Neyse o kafa yapısı?
fazıl say'ı sıkıştırmak, sinirlendirmek, açığını yakalamk için elinden geleni yaptı; planlar tutmadı, fazıl say cevabını verdi. müjdat gezen desen, zaten kendisi yeterince güzel konuşmuştur.
'evet' oyu vereceğini öğrendiği konuklarına en güleç yüzünü gösterdi, alkışladı, hiç sıkıştırmadı, soru bile sormadı.
peki nerde bu adamın gazeteciliği, tarafsızlığı. pardon bu adam bir dönemin ses getiren belgesellerine imza atan soner yalçınla birlikte parlamamış mıydı? şimdi nasıl prim yapıyor dersiniz? en sevimli suratıyla tayyipin korumalığına soyunuyor, yalakalık yapıyor, ödülleri kapıyor. Satılmış medya hızla ilerliyor.
sonra "atatürkçüyüm" diyen ramiz paşama "Sizin kafa yapınız 2010 Türkiye'sine uygun değil" dedi. Neyse o kafa yapısı?
fazıl say'ı sıkıştırmak, sinirlendirmek, açığını yakalamk için elinden geleni yaptı; planlar tutmadı, fazıl say cevabını verdi. müjdat gezen desen, zaten kendisi yeterince güzel konuşmuştur.
'evet' oyu vereceğini öğrendiği konuklarına en güleç yüzünü gösterdi, alkışladı, hiç sıkıştırmadı, soru bile sormadı.
peki nerde bu adamın gazeteciliği, tarafsızlığı. pardon bu adam bir dönemin ses getiren belgesellerine imza atan soner yalçınla birlikte parlamamış mıydı? şimdi nasıl prim yapıyor dersiniz? en sevimli suratıyla tayyipin korumalığına soyunuyor, yalakalık yapıyor, ödülleri kapıyor. Satılmış medya hızla ilerliyor.