bugün
- evli bir adama aşık oldum sözlük18
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- from gold from dust28
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı15
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı9
- fiziği güzel sözlük kızları56
- sözlüğün manyak dolu olması4
- birine aşık olup kafayı yemek9
- senin aklini alirimin mürdüm rengi kazağı8
- senin aklini alirim9
- damarsız tüysüz manisa yaprağı11
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- fatma betül sayan kaya70
- kadının en öpülesi yeri11
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
- çok fena hardcore seks döndüğü düşünülen yerler8
- şampuan yerine saç kremi almak6
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita17
- iki çıplak erkeğin arkadaşça aynı yatakta uyuması10
- ilk buluşmaya kocam yazan pastayla gitmek11
- ismet'in gereksizliğe adanmış hayatı8
- sözlük yazarları mutlu olmak için neler yapıyor9
- kuran da namazın olmaması12
- sydney sweeney'in memeleri6
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor12
- ups boobs ve diğer sözlük kızları5
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak12
- memeleri kafam kadar kız24
- geceleri şam tatlısı diye ağlayan pezevenk4
- gs'nin 8 şampiyonluğu iptal edilecek5
- adalet ve kalkınma partisi7
- gecenin şarkısı5
- sabahın köründe işe giden ezik13
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- durduk yere bir kıza bütün servetini vermek5
- uğurcan çakır8
- balkonda oturan kalmaması3
- belçika attı5
- gece döner bıçaklı şirinler tarafından kovalanmak5
- görsel yükleme problemi5
- özel uçak alacaklara tavsiyeler8
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak17
- yağmurcunun homofobikliği şüpheli mi7
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek12
- edirne çingenesi2
- ismet gurbuz 2024'ün çaylak olması5
- öbür sözlükten gelen yazarlar2
- 3 kere üst üste 31 çekmek16
- koç burcu insanları7
Said-i Nursi Kimdir?
Said-i Nursi 1873 yılında Bitlis'in Nurs köyünde doğmuştur. Kısa bir süre, Molla Mehmet Emin adında bir hocada okumuş ve bu adamdan aldığı yanm yamalak bilgilerle kendini erişilmez bir "âlim" saymıştır. Sonradan yazdığı risalelerinden de anlaşıldığı gibi, edindiği yetersiz bilgilerin büyük bir değer taşıdığını sanarak büyüklük taslamaya başlamış, şuna buna rastgele sorular sorup mahcup etme çabalarına girişmiştir. Gösterişe ve riyaya çok düşkün olması yanında, hayalci de olan Said-i Nursi, kurmaya çalıştığı "Medrese-tüz-Zehra" adlı medreseye yardım toplamak için istanbul'a gitmiş ve burada birtakım siyasi işlere girişmiştir. "ittihad-ı Muhammed-î" fırkasının kurucuları arasında yer alan Nursi, bir ara Akıl Hastanesine de yatırılmıştır.
13 Mart sanıklarından biri olarak da yargılanan Said-i Nursi, her ileri adımın karşısına çıkmış, ittihat-Terakki'ye, Jön Türklere ve Batı'ya yönelenlere düşman olanların safına katılmış, Volkancılann safında türlü fesatlıklar yapmaya çalışmıştır. 31 Mart'a temel olan görüşlerini, "Di-van-ı Harp" önünde de tekrarlayan Nursi, bu görüşlerini 1957'lerde de yaymaya çabalamıştır.
Kurtuluş Savaşı'nda, bu savaşın amacının Halifeliği yaşatmak olduğunu sanarak savaşı desteklemiş, Dürrizade Fetvasına karşı Anadolu hareketine katılanları savunmuştur. Ama Ankara'ya gidip de Mustafa Kemal'le görüşünce, savaşın gerçek amacını anlamış, karanlık emelleri için bu savaştan bir yarar sağlayamayacağını düşünerek harekete karşı çıkmıştır. Ankara'dan ayrılarak Van'a gitmiş ve orada Risale-i Nur adı altında saçmalıklarla dolu kitapçıkları yazmaya başlamıştır. Kürt isyanı sırasında Barla'ya sürgün edilen Nursi, daha sonra Kastamonu'ya ve Emir-dağı'na sürülmüştür. Saçmalıklar yüklü kitapçıklarını buralarda da yazmaya devam eden, üstelik bazı saf Müslümanlar gözünde bir Müslüman kahramanı olarak tanıtmayı başaran Said-i Nursi, birbirinin tekrarı olan 130 parça risale yazmıştır. Kitapçıklarının Kur'an-ı Kerim derecesinde olduğunu, hatta bazı risalelerinin birçok surelerden daha veciz ve daha anlamlı bulunduğunu iddia etmekten çekinmeyen Said-i Nursi, 1960 yılında Urfa'da ölmüştür.
Said-i Nursi, çarpık görüşlerini dinimize mal etmek için durmadan çaba harcamış ve bu yolda özellikle iki zümreden yararlanmıştır. Bunlardan biri; saf ve Müslümanlığı gerçek anlamıyla bilmeyen imanlı zümre; öteki de, az çok her şeyi kavrayan, bilen fakat, menfaatlerini dinin de imanın da üstünde tutanlardan meydana gelen zümredir. Nurculuk akımı, işte bu iki zümre arasında yayılmış ve dinimizin de milletimizin de başına bela olan bir durum almıştır. Said-i Nursi, Nurculuğu bu iki zümrenin omuzları üstüne kurmuş ve ölünceye kadar, hiçbir din ve iman kaygısı taşımadan geliştirme çabasını göstermiştir. Bugün bazı saf Müslümanlar, Said-i Nursi'nin gerçek yüzünü bilmedikleri, bilemedikleri için, onun Müslümanlığa taban tabana ters düşen görüşlerinin yayılmasında, farkında olmayarak rol almış bulunuyorlar. Oysa Said-i Nursi'nin gerçek yüzünü, nasıl bir riyakâr olduğunu ve aşağılık emellerini gerçekleştirmek için kutsal dinimizi nasıl kendine alet ettiğini bilseler, onun yaydığı karanlık akıma yardımcı olmaz, tersine karşı çıkarlardı.
Amacımız, Said-i Nursi'nin kim olduğunu, gerçekte neler yaymaya çalıştığını bu saf Müslümanlara anlatıp onları uyarmaktır.
Said-i Nursi'yi kısaca anlatmak gerekirse şöyle denebilir: Said-i Nursi, karanlık emellerini gerçekleştirmek için dinimizi alet eden, gerçekte dinin temel ilkelerine bile inandığı şüpheli olan, riyakâr bir insan olarak yaşamış ve hayatının sonuna kadar bu tutumunu sürdürmüştür.
kaynak:
(bkz: muslumanlik ve nurculuk)
Said-i Nursi 1873 yılında Bitlis'in Nurs köyünde doğmuştur. Kısa bir süre, Molla Mehmet Emin adında bir hocada okumuş ve bu adamdan aldığı yanm yamalak bilgilerle kendini erişilmez bir "âlim" saymıştır. Sonradan yazdığı risalelerinden de anlaşıldığı gibi, edindiği yetersiz bilgilerin büyük bir değer taşıdığını sanarak büyüklük taslamaya başlamış, şuna buna rastgele sorular sorup mahcup etme çabalarına girişmiştir. Gösterişe ve riyaya çok düşkün olması yanında, hayalci de olan Said-i Nursi, kurmaya çalıştığı "Medrese-tüz-Zehra" adlı medreseye yardım toplamak için istanbul'a gitmiş ve burada birtakım siyasi işlere girişmiştir. "ittihad-ı Muhammed-î" fırkasının kurucuları arasında yer alan Nursi, bir ara Akıl Hastanesine de yatırılmıştır.
13 Mart sanıklarından biri olarak da yargılanan Said-i Nursi, her ileri adımın karşısına çıkmış, ittihat-Terakki'ye, Jön Türklere ve Batı'ya yönelenlere düşman olanların safına katılmış, Volkancılann safında türlü fesatlıklar yapmaya çalışmıştır. 31 Mart'a temel olan görüşlerini, "Di-van-ı Harp" önünde de tekrarlayan Nursi, bu görüşlerini 1957'lerde de yaymaya çabalamıştır.
Kurtuluş Savaşı'nda, bu savaşın amacının Halifeliği yaşatmak olduğunu sanarak savaşı desteklemiş, Dürrizade Fetvasına karşı Anadolu hareketine katılanları savunmuştur. Ama Ankara'ya gidip de Mustafa Kemal'le görüşünce, savaşın gerçek amacını anlamış, karanlık emelleri için bu savaştan bir yarar sağlayamayacağını düşünerek harekete karşı çıkmıştır. Ankara'dan ayrılarak Van'a gitmiş ve orada Risale-i Nur adı altında saçmalıklarla dolu kitapçıkları yazmaya başlamıştır. Kürt isyanı sırasında Barla'ya sürgün edilen Nursi, daha sonra Kastamonu'ya ve Emir-dağı'na sürülmüştür. Saçmalıklar yüklü kitapçıklarını buralarda da yazmaya devam eden, üstelik bazı saf Müslümanlar gözünde bir Müslüman kahramanı olarak tanıtmayı başaran Said-i Nursi, birbirinin tekrarı olan 130 parça risale yazmıştır. Kitapçıklarının Kur'an-ı Kerim derecesinde olduğunu, hatta bazı risalelerinin birçok surelerden daha veciz ve daha anlamlı bulunduğunu iddia etmekten çekinmeyen Said-i Nursi, 1960 yılında Urfa'da ölmüştür.
Said-i Nursi, çarpık görüşlerini dinimize mal etmek için durmadan çaba harcamış ve bu yolda özellikle iki zümreden yararlanmıştır. Bunlardan biri; saf ve Müslümanlığı gerçek anlamıyla bilmeyen imanlı zümre; öteki de, az çok her şeyi kavrayan, bilen fakat, menfaatlerini dinin de imanın da üstünde tutanlardan meydana gelen zümredir. Nurculuk akımı, işte bu iki zümre arasında yayılmış ve dinimizin de milletimizin de başına bela olan bir durum almıştır. Said-i Nursi, Nurculuğu bu iki zümrenin omuzları üstüne kurmuş ve ölünceye kadar, hiçbir din ve iman kaygısı taşımadan geliştirme çabasını göstermiştir. Bugün bazı saf Müslümanlar, Said-i Nursi'nin gerçek yüzünü bilmedikleri, bilemedikleri için, onun Müslümanlığa taban tabana ters düşen görüşlerinin yayılmasında, farkında olmayarak rol almış bulunuyorlar. Oysa Said-i Nursi'nin gerçek yüzünü, nasıl bir riyakâr olduğunu ve aşağılık emellerini gerçekleştirmek için kutsal dinimizi nasıl kendine alet ettiğini bilseler, onun yaydığı karanlık akıma yardımcı olmaz, tersine karşı çıkarlardı.
Amacımız, Said-i Nursi'nin kim olduğunu, gerçekte neler yaymaya çalıştığını bu saf Müslümanlara anlatıp onları uyarmaktır.
Said-i Nursi'yi kısaca anlatmak gerekirse şöyle denebilir: Said-i Nursi, karanlık emellerini gerçekleştirmek için dinimizi alet eden, gerçekte dinin temel ilkelerine bile inandığı şüpheli olan, riyakâr bir insan olarak yaşamış ve hayatının sonuna kadar bu tutumunu sürdürmüştür.
kaynak:
(bkz: muslumanlik ve nurculuk)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar