bugün
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi12
- trump'ın iran açıklaması10
- 3 kere üst üste 31 çekmek16
- 4 litre piril'in kaç tl olması sorunsalı4
- utangaç apocu aktrollerin uğramadığı başlıklar3
- maun suresi2
- artık benzin alırken fiyat tabelalarına bakmamak3
- uludede'nin cenaze eventi11
- azrail'in hergün her insana 366 kere bakması11
- akşam akşam kahveye davet eden seksi komşu kızı10
- sarma5
- true'nın iran açıklaması3
- sabahın köründe işe giden ezik2
- sözlüğün en pick me girl yazarı2
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak13
- napolyon vs atatürk3
- tayyip i sevmeme nedenimiz2
- teknofest güneydoğu da üçüncü gün heyecanı2
- göz kanlanması8
- fon mağduruyum da mağdurum diye zırlamak5
- yasin kol'un gözaltına alınması5
- kömbe7
- silah bırakan pkklı kızlara ne olacak5
- uludede'ye sahip çıkalım3
- bugün doğum günü olan yazarlar4
- hayata aniden giren ve yaralara iyi gelen kadın3
- kuyu tipi cezaevleri2
- gece kapıya dayanan 12 cin 8 ifrit 17 zombi8
- birbirine iyi gelmek2
- romantizmi bitirmek için burun karıştırmak2
- bacakları yukarı kaldırarak oturmak12
- hürmüz boğazı nda petrol tankerine saldırı3
- game of thrones taki kerhaneci5
- çirkinsin mesajına verilebilecek cevaplar11
- kant'ın yalan söyleme yasağı2
- recep tahrik erdoğan4
- ekim3
- yunan adalarına gitmek20
- düz dünyacıların epeydir başlık açmaması4
- pick me girl6
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye43
- fatma betül sayan kaya64
- dinci ahlaksızlığı19
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı20
- özel bir şey konuşuyoruz git diyen arkadaş6
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- uludede'yi karıya götürmek7
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi24
- gece eve atılan kızın ayaklarının ters çıkması7
- öyle bir sevişmek ki alev çıkartıp yatağı yakmak4
2000'li yılların başı... bir devlet lisesine başlamış bir çömez liseli edebiyat dersini kırmış olmanın cezası olarak yeteneği ile cezalandırılıyor edebiyat öğretmeni tarafından. cezası iki gün sonraki derste üstad'ın "anadolu" şiirini ezbere okumak. eve geliyor ve telaşla karıştırıyor kitaplığı. yok! ahmed arif denen bu adamın bir kitabını bulamıyor kitaplıkta. oysa attila ilhan var, necip fazıl kısakürek var nazım hikmet ran var, nefi var, neyzen tevfik var, yahya kemal beyatlı var, can yücel var, behçet necatigil var, cemal süreya var, orhan veli var, sebahattin ali var ama yok işte ahmed arif.
aynı gün "hasretinden prangalar eskittim" kitabını ediniyor sahaflara kadar yürüyerek fatih'teki evlerinden. geri dönüş yolunda beyazıt'taki alt geçitten geçtiği sırada bir cd tezgâhı görüyor. cebindeki 1,5 lira ile skid row diskografi alacak ve kimbilir bir ara bütün şarkıları dinleyecek büyük bir şevkle. hatta eşlik edecek yer yer... sonra birden karışık bir mp3 cdsi dikkatini çekiyor. üzerinde ahmed arif yazıyor hem de. düşünmeksizin vazgeçiyor skid row cdsini almaktan. gidiyor eve ve kapandığı odasında şiiri ezberlemeye koyuluyor. bütün derdi şiiri üstad gibi okumak delikanlının. bir tur dinliyor üstadın kendi sesinden, bir tur aynı tonlama ile taklit ederek kendisi okuyor şiiri. kolayca ezberliyor. ve salı'dan perşembe'ye geçen bu süre zarfı içerisinde bildiğin ahmed arif oluyor şiiri okurken. "anadolu'yum ben, tanıyor musun?"
ve gelip çatıyor ceza dersi. sınıfta hasta olduğu bir kız var o aralar. okul yeni açılmış olduğundan hukukları belli ve genel konsepte uymak konusunda fazla isteksiz delikanlı gönül ilişkilerinde. bir kıza aracı yollayıp da "çıkma" teklif etmekten haz etmiyor pek fazla. veya gidip de doğrudan şişirilmiş cümlelerle iletişim kurmaktan. ama başka türlü de kızları etkilemenin en azından o yaştaki bir kızı etkilemenin zorluğunun da farkında.
derse girip hocayı beklemeye koyuldukları sırada kız geliyor esas oğlanımızın yanına... ve kız da ceza alanlar arasında. rıza polat akkoyunlu'ya ait nokta noktam şiirini okuyacak. ve heycanla son deneme performanslarından birisini sergiliyor delikanlıya. delikanlı mahçup bir şekilde "bu şiiri ben okumalıydım." diyor kıza. seviyor koşulsuz, kız okurken sesini kaydedip sonra dinletecek ve dinleyecek kadar da etkileniyor o anda.
ve ceza anı gelip çattığında herkes sıradan okuyor verilen şiirleri. sıra delikanlıda... delikanlı başlıyor şovuna ve gayet de güzel taklit ediyor üstadı. taa ki şiirin bir kısmına gelene kadar.
"gör, nasıl yaratılırım,
namuslu, genç ellerinle...
kızlarım, oğullarım var gelecekte,
herbiri vazgeçilmez cihan parçası,
kaç bin yıllık hasretimin koncası.
gözlerinden, gözlerinden öperim.
bir umudum sende, anlıyor musun?"
burayı okurken ve şiir tam da sonuna gelmişken delikanlı birden ve ansızın kendi oluveriyor. taklit edemiyor bir türlü üstadı... öğretmeninin son kısımdaki farkı sorması üzerine bütün sınıfın önünde cevaplıyor genç adam: "ben şiiri güzel okumak için insanüstü bir çaba sarfettim. ama şiiri ezberledim ve ezberden okudum her seferinde... ancak burada beni izleyen bir çift ışıltılı göz şiiri anlamama yardım etti hocam. ve şiirin sonuna geldiğimde anlayarak ve benimseyerek okudum. istemdışı bir durumdu, özür dilerim. isterseniz baştan okuyayım hocam..."
öğretmen kafasını tasdiklercesine sallayarak "oku" dedi ve ekledi "ama son bölümü okuduğun gibi oku, ezberden değil; algıdan oku..."
cibali lisesi, edebiyat öğretmeni ahmet tarım'a teşekkürler.
ahmed arif yitip gitmemesi gereken büyük bir değerdir türk edebiyatında. etnik kimliği üzerinden yıpratılmaya çalışılsa da hernekadar anadolu şiiri dahi yetecektir nasıl bir dünya görüşüne sahip olduğu konusunda birşeyler anlamamıza.
(bkz: adiloş bebe) *
(bkz: akşam erken iner mapushaneye) *
(bkz: ay karanlık) *
(bkz: hasretinden prangalar eskittim) *
(bkz: sevdan beni) *
(bkz: bir akşamüstüdür)
(bkz: bu zindan bu kırgın bu can pazarı)
"beride borazancıları, o puşt ölümün
hazır zilzurna keyfinden,
hazır ırzını vermeğe,
yiğitler vuruldukça.
timsah kısmı çünkü yavrusunu yer
akarsu duruldukça..."
aynı gün "hasretinden prangalar eskittim" kitabını ediniyor sahaflara kadar yürüyerek fatih'teki evlerinden. geri dönüş yolunda beyazıt'taki alt geçitten geçtiği sırada bir cd tezgâhı görüyor. cebindeki 1,5 lira ile skid row diskografi alacak ve kimbilir bir ara bütün şarkıları dinleyecek büyük bir şevkle. hatta eşlik edecek yer yer... sonra birden karışık bir mp3 cdsi dikkatini çekiyor. üzerinde ahmed arif yazıyor hem de. düşünmeksizin vazgeçiyor skid row cdsini almaktan. gidiyor eve ve kapandığı odasında şiiri ezberlemeye koyuluyor. bütün derdi şiiri üstad gibi okumak delikanlının. bir tur dinliyor üstadın kendi sesinden, bir tur aynı tonlama ile taklit ederek kendisi okuyor şiiri. kolayca ezberliyor. ve salı'dan perşembe'ye geçen bu süre zarfı içerisinde bildiğin ahmed arif oluyor şiiri okurken. "anadolu'yum ben, tanıyor musun?"
ve gelip çatıyor ceza dersi. sınıfta hasta olduğu bir kız var o aralar. okul yeni açılmış olduğundan hukukları belli ve genel konsepte uymak konusunda fazla isteksiz delikanlı gönül ilişkilerinde. bir kıza aracı yollayıp da "çıkma" teklif etmekten haz etmiyor pek fazla. veya gidip de doğrudan şişirilmiş cümlelerle iletişim kurmaktan. ama başka türlü de kızları etkilemenin en azından o yaştaki bir kızı etkilemenin zorluğunun da farkında.
derse girip hocayı beklemeye koyuldukları sırada kız geliyor esas oğlanımızın yanına... ve kız da ceza alanlar arasında. rıza polat akkoyunlu'ya ait nokta noktam şiirini okuyacak. ve heycanla son deneme performanslarından birisini sergiliyor delikanlıya. delikanlı mahçup bir şekilde "bu şiiri ben okumalıydım." diyor kıza. seviyor koşulsuz, kız okurken sesini kaydedip sonra dinletecek ve dinleyecek kadar da etkileniyor o anda.
ve ceza anı gelip çattığında herkes sıradan okuyor verilen şiirleri. sıra delikanlıda... delikanlı başlıyor şovuna ve gayet de güzel taklit ediyor üstadı. taa ki şiirin bir kısmına gelene kadar.
"gör, nasıl yaratılırım,
namuslu, genç ellerinle...
kızlarım, oğullarım var gelecekte,
herbiri vazgeçilmez cihan parçası,
kaç bin yıllık hasretimin koncası.
gözlerinden, gözlerinden öperim.
bir umudum sende, anlıyor musun?"
burayı okurken ve şiir tam da sonuna gelmişken delikanlı birden ve ansızın kendi oluveriyor. taklit edemiyor bir türlü üstadı... öğretmeninin son kısımdaki farkı sorması üzerine bütün sınıfın önünde cevaplıyor genç adam: "ben şiiri güzel okumak için insanüstü bir çaba sarfettim. ama şiiri ezberledim ve ezberden okudum her seferinde... ancak burada beni izleyen bir çift ışıltılı göz şiiri anlamama yardım etti hocam. ve şiirin sonuna geldiğimde anlayarak ve benimseyerek okudum. istemdışı bir durumdu, özür dilerim. isterseniz baştan okuyayım hocam..."
öğretmen kafasını tasdiklercesine sallayarak "oku" dedi ve ekledi "ama son bölümü okuduğun gibi oku, ezberden değil; algıdan oku..."
cibali lisesi, edebiyat öğretmeni ahmet tarım'a teşekkürler.
ahmed arif yitip gitmemesi gereken büyük bir değerdir türk edebiyatında. etnik kimliği üzerinden yıpratılmaya çalışılsa da hernekadar anadolu şiiri dahi yetecektir nasıl bir dünya görüşüne sahip olduğu konusunda birşeyler anlamamıza.
(bkz: adiloş bebe) *
(bkz: akşam erken iner mapushaneye) *
(bkz: ay karanlık) *
(bkz: hasretinden prangalar eskittim) *
(bkz: sevdan beni) *
(bkz: bir akşamüstüdür)
(bkz: bu zindan bu kırgın bu can pazarı)
"beride borazancıları, o puşt ölümün
hazır zilzurna keyfinden,
hazır ırzını vermeğe,
yiğitler vuruldukça.
timsah kısmı çünkü yavrusunu yer
akarsu duruldukça..."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar