bugün
- sözlükte kız taklidi yapmak12
- israil'i allah cezalandıracak7
- yakışıklı olgun erkekler6
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu15
- filistin37
- seksten önce dua etmek6
- porno entelektüelliği8
- pala bıyıklı yazarlar4
- cumartesi gecesi seks yerine sözlüğe bakmak2
- sapık şarkı sözleri10
- antipanik sizce biraz antipatik mi6
- sözlükte ki bacılarınız kim5
- kız fakesi olan yazar buz gibi gaydir2
- özelden şeftalisini atan yazar14
- antipanik'e bir şey söyle22
- kendini evleneceği kıza saklayan erkek9
- silvermist'e iki şey söyle20
- osmanoğulları ailesi ne özür borcu7
- avaresozluk com6
- acı biber turşusu3
- sözlük yazarlarının akşam yemeği menüsü5
- geceye bir mısra bırakmak3
- 10 ekim 2026 rizespor fenerbahçe maçı7
- fabrika kızı vs tamirci çırağı2
- mantısıyla meşhur olan ilimiz10
- doggy pozisyonunda havlayan kız4
- ev sahiplerinden vergi alınması2
- arkadaşlar bir şey soracağım11
- uyku öncesi deliren çocuk2
- dünyanın en lezzetli helva tarifi3
- sözlük kızlarının kombinleri15
- sözlüğü boşverip plaja gitmek7
- sözlüğün azması7
- cinsel içerikli başlık açınca ereksiyon olunuyormu5
- bir karpuz falan sikin de bitsin bu çile8
- bende sağlam patlıcan var diyen manavcı8
- islam da ideal evlilik yaşı kaçtır4
- nervio'nun canının devamlı yaprak çekmesi8
- tarhana çorbası9
- sözlükte ki gardaşlarınız kim4
- türkçenin dünyanın en zengin dili olması2
- cinsel başlık açıp entry girildikçe otuzbir çekmek4
- parcalandim toparlanamiyorum323
- alttaki yazara bir şey söyle24
- sözlükteki evli barklı yazarlar3
- pıttık fırlatma akımı6
- karnabahar5
- gece araba sürerken dinlenecek şarkılar3
- arkadaşlar çok sapıksınız3
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı36
10 ekim 2004 tarihli radikal gezetesinde kendisiyle ilgili soyle yazilmistir.
--spoiler--
1955 California doğumlu Kevin Costner'ın yaşam öyküsü o filmlerdeki kamyon şoförlüğü yaparken bir gün ünlü biriyle karşılaşıp kendini Hollywood'da bulan fakir ama onurlu genç hikâyelerine benziyor. Elektrik tesisatçısı bir babanın oğlu Kevin liseyi bitirene kadar bücürler arasında yer alıyor, boyu sadece 1.60 (Gerçi sonradan uzuyor ve şu anda 1.85 boyunda ama nedense beyazperdede hep ortanın kısası bir adammış izlenimi verir çoğu insana.) Lise bitince normal insanlar gibi normal bir hayat kurma niyetleriyle California State Üniversitesi'nde pazarlama okuyup okuldaki sevgilisiyle evleniyor ve bir pazarlama işine giriyor. Gerçi okuldayken oyunculuk dersleri almış ama içinde bir oyunculuk ateşi yanıyorsa da bunun ortaya çıkmasına Meksika'dan dönerken uçakta tesadüfen karşılaştığı Richard Burton sebep oluyor. "Eğer aktör olmak istiyorsan kendini buna adamalısın" diyen Burton'ın tavsiyesi çok etkili olmuş olmalı. Çünkü birden pazarlama işi filan bırakılıp Hollywood'a taşınılıyor ve klasik meşhur olmadan önce sürünen aktör hayatı başlıyor.
Kamyon şoförlüğü, balıkçı teknesinde işçilik, yıldızların evlerine tur düzenleyen otobüslerde rehberlik derken Costner sinemaya adımı soft-core bir porno filmle attı ve buna o kadar pişman oldu ki; "Porno çevireceğime bu işi hiç yapmam" deyip o ilk filmden sonra tam altı yıl bekledi. ilk çıkışı ise Lawrence Kasdan'ın 1983 yapımı The Big Chill filmi ile geldi ama şöyle: Costner'ın karakteri bu filmde sadece flashback sahnelerde görünüyordu. Yönetmen montajda bu sahnelerin filmin geri kalanıyla uyum sağlamadığını düşünüp hepsini kesti. Sadece Costner'ın ceset olarak göründüğü birkaç sahne kaldı. Böylece Costner kariyerine bir ceset olarak başlamış oldu.
Oyuncusuna attığı bu kazıktan dolayı kendini kötü hisseden yönetmen Kasdan kendini affettirmek adına Costner'ı Silverado(1985) adlı western'de oynattı ve sonra güzel adamın şansı açıldı. seksenli yılların ortaları ve doksanlı yılların başları Costner'ın altın yıllarıydı: The Untouchables/Dokunulmazlar, No Way Out/Çıkış Yok çevirdiği birçok spor filminden biri olan Field of Dreams/Düşler Tarlası ve tabii 1990'da ona sürpriz bir şekilde en iyi yönetmen Oscar'ı getiren Dances with Wolves/Kurtlarla Dans.
Heykel sonrası sendromu olan kariyerin ivme kazanması Costner'ı da etkiledi, "Kurtlarla Dans"ın hemen arkasından Robin Hood, "JFK" ve The Bodyguard geldi. Tüm zamanların en pahalı projelerinden biri olan Waterworld/Su Dünyası (1995) ve yine bir spor fimi Tin Cuptan (1996) sonra ise kendisinin pek beğendiği ama kötü bir film olan kendi yönettiği Postman/Postacı'yı (1997) takiben art arda kötü projeler geldi: "Message in a Bottle/Aşk Mektubu", "For Love of the Game/Oyun Aşkı", "Dragonfly/Sonsuz Aşk" ve "3000 Miles to Graceland" gişede sürünen, seyircisini bulamayan ve Kevin Costner'ı da kendileriyle birlikte aşağı çeken filmler oldular.
"Kurtlarla Dans" filminin başarısından sonra Sioux Kızılderili kabilesinin kendi bölgelerinden ona hediye ettikleri toprak parçasına bir golf sahası inşa eden Kevin Costner pek kolay cesareti kırılan biri değil, başarısızlıkları onu depresyona sürüklememiş. "Koskoca bir hit yapmak istiyorum" diyor, "Bir numaralı adam olmak, bu her ne demekse. Bir numara değilim çünkü kafama göre takıldım ve kendi doğrultumda yürüdüm. Ben kendi tarihimden memnunum. Mesele şu: Bundan on yıl sonra bir arkadaşınızla otururken rafınızdan bir film indirip 'hadi bu gece bu filmi izleyelim' dediğiniz film iyi bir filmdir."
Mesele aslında şu galiba. Kevin Costner bundan on yıl sonra kimsenin oturup yeniden izlemek isteyeceği bir film çekti mi ya da çekecek mi şu hayatta?
--spoiler--
Richard burton'in kim oldugunu soylemeye gerek yok sanirim. ayrica su onemli filmler goz ardi edilmis. Wyatt Earp (1994), Revenge (1990)
yazar aslinda bizim ne demek istedigimizi guzelce ozetlemis, fazla soze ne hacet !
lakin zirveye ciktiktan sonra cevirdigi filmlerle adindan soz ettirmeye devam etmis ve kalitesini surdurmustur. ne yazik ki 1995 yilinda cevirdigi waterworld ile zirveden uzaklasmaya basladi. o filme kadar son 10 yilinda cevirdigi filmler ile bayanlarin ilgisini cektigi kadar sinemaseverlerin de bagrina bastigi bir aktor idi.
belki de hollywood un arka yuzune bakmak gerekir. waterworld onun yapimciliga soyundugu ilk filmdir. basarisizliga ugradigi en buyuk film olarak da lanse edilir. hollywood bastan beri filmi yerden yere vurmustur, beklenen ilgiyi gormemesi de normaldir. tvlerde gosterildiginde izlememek icin kimse hayir demedigi bir filmdir zammimca.
tin cup ile de aslina oynadigi sporcu belki de kendisidir. sahalardna uzaklastirilmis, basarisizligi nedeniyle zirvedne uzak kalmistir, yeni bir baslangica yeni bir beyaz sayfa istegi duyan aktorun belki de kendini oynadigi filmdir.
biraz da reklamlara gecelim.
thy reklam icin 38 milyom dolar ayirir, kevin costner'a da 1 milyon dolar verir.
hollanda kazasi olmasaydi iyi bir is cikarilmis hatta reklam gorevini fazlasiyla yerine getirmis olucakti. lakin beklenmeyen kaza biraz tuz biber ekti denilebilir.
--spoiler--
1955 California doğumlu Kevin Costner'ın yaşam öyküsü o filmlerdeki kamyon şoförlüğü yaparken bir gün ünlü biriyle karşılaşıp kendini Hollywood'da bulan fakir ama onurlu genç hikâyelerine benziyor. Elektrik tesisatçısı bir babanın oğlu Kevin liseyi bitirene kadar bücürler arasında yer alıyor, boyu sadece 1.60 (Gerçi sonradan uzuyor ve şu anda 1.85 boyunda ama nedense beyazperdede hep ortanın kısası bir adammış izlenimi verir çoğu insana.) Lise bitince normal insanlar gibi normal bir hayat kurma niyetleriyle California State Üniversitesi'nde pazarlama okuyup okuldaki sevgilisiyle evleniyor ve bir pazarlama işine giriyor. Gerçi okuldayken oyunculuk dersleri almış ama içinde bir oyunculuk ateşi yanıyorsa da bunun ortaya çıkmasına Meksika'dan dönerken uçakta tesadüfen karşılaştığı Richard Burton sebep oluyor. "Eğer aktör olmak istiyorsan kendini buna adamalısın" diyen Burton'ın tavsiyesi çok etkili olmuş olmalı. Çünkü birden pazarlama işi filan bırakılıp Hollywood'a taşınılıyor ve klasik meşhur olmadan önce sürünen aktör hayatı başlıyor.
Kamyon şoförlüğü, balıkçı teknesinde işçilik, yıldızların evlerine tur düzenleyen otobüslerde rehberlik derken Costner sinemaya adımı soft-core bir porno filmle attı ve buna o kadar pişman oldu ki; "Porno çevireceğime bu işi hiç yapmam" deyip o ilk filmden sonra tam altı yıl bekledi. ilk çıkışı ise Lawrence Kasdan'ın 1983 yapımı The Big Chill filmi ile geldi ama şöyle: Costner'ın karakteri bu filmde sadece flashback sahnelerde görünüyordu. Yönetmen montajda bu sahnelerin filmin geri kalanıyla uyum sağlamadığını düşünüp hepsini kesti. Sadece Costner'ın ceset olarak göründüğü birkaç sahne kaldı. Böylece Costner kariyerine bir ceset olarak başlamış oldu.
Oyuncusuna attığı bu kazıktan dolayı kendini kötü hisseden yönetmen Kasdan kendini affettirmek adına Costner'ı Silverado(1985) adlı western'de oynattı ve sonra güzel adamın şansı açıldı. seksenli yılların ortaları ve doksanlı yılların başları Costner'ın altın yıllarıydı: The Untouchables/Dokunulmazlar, No Way Out/Çıkış Yok çevirdiği birçok spor filminden biri olan Field of Dreams/Düşler Tarlası ve tabii 1990'da ona sürpriz bir şekilde en iyi yönetmen Oscar'ı getiren Dances with Wolves/Kurtlarla Dans.
Heykel sonrası sendromu olan kariyerin ivme kazanması Costner'ı da etkiledi, "Kurtlarla Dans"ın hemen arkasından Robin Hood, "JFK" ve The Bodyguard geldi. Tüm zamanların en pahalı projelerinden biri olan Waterworld/Su Dünyası (1995) ve yine bir spor fimi Tin Cuptan (1996) sonra ise kendisinin pek beğendiği ama kötü bir film olan kendi yönettiği Postman/Postacı'yı (1997) takiben art arda kötü projeler geldi: "Message in a Bottle/Aşk Mektubu", "For Love of the Game/Oyun Aşkı", "Dragonfly/Sonsuz Aşk" ve "3000 Miles to Graceland" gişede sürünen, seyircisini bulamayan ve Kevin Costner'ı da kendileriyle birlikte aşağı çeken filmler oldular.
"Kurtlarla Dans" filminin başarısından sonra Sioux Kızılderili kabilesinin kendi bölgelerinden ona hediye ettikleri toprak parçasına bir golf sahası inşa eden Kevin Costner pek kolay cesareti kırılan biri değil, başarısızlıkları onu depresyona sürüklememiş. "Koskoca bir hit yapmak istiyorum" diyor, "Bir numaralı adam olmak, bu her ne demekse. Bir numara değilim çünkü kafama göre takıldım ve kendi doğrultumda yürüdüm. Ben kendi tarihimden memnunum. Mesele şu: Bundan on yıl sonra bir arkadaşınızla otururken rafınızdan bir film indirip 'hadi bu gece bu filmi izleyelim' dediğiniz film iyi bir filmdir."
Mesele aslında şu galiba. Kevin Costner bundan on yıl sonra kimsenin oturup yeniden izlemek isteyeceği bir film çekti mi ya da çekecek mi şu hayatta?
--spoiler--
Richard burton'in kim oldugunu soylemeye gerek yok sanirim. ayrica su onemli filmler goz ardi edilmis. Wyatt Earp (1994), Revenge (1990)
yazar aslinda bizim ne demek istedigimizi guzelce ozetlemis, fazla soze ne hacet !
lakin zirveye ciktiktan sonra cevirdigi filmlerle adindan soz ettirmeye devam etmis ve kalitesini surdurmustur. ne yazik ki 1995 yilinda cevirdigi waterworld ile zirveden uzaklasmaya basladi. o filme kadar son 10 yilinda cevirdigi filmler ile bayanlarin ilgisini cektigi kadar sinemaseverlerin de bagrina bastigi bir aktor idi.
belki de hollywood un arka yuzune bakmak gerekir. waterworld onun yapimciliga soyundugu ilk filmdir. basarisizliga ugradigi en buyuk film olarak da lanse edilir. hollywood bastan beri filmi yerden yere vurmustur, beklenen ilgiyi gormemesi de normaldir. tvlerde gosterildiginde izlememek icin kimse hayir demedigi bir filmdir zammimca.
tin cup ile de aslina oynadigi sporcu belki de kendisidir. sahalardna uzaklastirilmis, basarisizligi nedeniyle zirvedne uzak kalmistir, yeni bir baslangica yeni bir beyaz sayfa istegi duyan aktorun belki de kendini oynadigi filmdir.
biraz da reklamlara gecelim.
thy reklam icin 38 milyom dolar ayirir, kevin costner'a da 1 milyon dolar verir.
hollanda kazasi olmasaydi iyi bir is cikarilmis hatta reklam gorevini fazlasiyla yerine getirmis olucakti. lakin beklenmeyen kaza biraz tuz biber ekti denilebilir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar