bugün
- bir erkeğin yapabileceği en büyük hata15
- güzellik göreceli değildir6
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı18
- bu saatte uyuyan adam2
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz19
- akşam yemeğinden sonra uyumak5
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü18
- üç sözlük kızına evlenme teklif etmek7
- kale3112'nin yanında işe girip tiktok çekmek7
- üşümek hiç ısınmamak4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- bira şişeden mi kutudan mı içilir sorunsalı4
- kolye140
- coskuyla sabunlanan pipi8
- erkek düşmanlığı yapan kadınlar9
- sözlüğün en güzel kızları sıralı liste9
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi20
- gecenin bir vakti gelip vurdurmam lazım diyen kız8
- sözlük yazarlarının salataları15
- caminin tuvaletinde 31 çekmek5
- bdsm ci kadın yazar12
- çizme giyen bir kadının daha kadın olduğu gerçegi3
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı14
- salata bile yapamayan tip5
- sözlük erkeği düşürmeye çalışan kız6
- zorda kalsanız kendinizden küçükle sevişir misiniz3
- havanın soğuması2
- hangi 3 futbolcu ile ev arkadaşı olmak isterdiniz6
- egzotikbirkul6
- türkiye nin en büyük sorunu13
- fransa da sokağa çıkma yasakları4
- herhangi bir arkadaşa ihtiyaç duymamak3
- belinde don t stop dövmesi olan kız7
- mandalinanın yanında ekmek yemek3
- fon vurgunu34
- usualsuspects'in ayağı15
- kızı için şoför arayan adamın ilanı10
- 20583
- duş almak yerine sadece kafasını yıkayan insan6
- arkadaşlar cenabet kim3
- dişi bir yazarla karşılıklı çay içmek7
- telefona eşini benim karı diye kaydeden erkek3
- eskortluk yapan sözlük yazarı34
- kekim kabarmıyor uff diye mesaj atan kız4
- kürt kızlarının afet'i devran olması4
- yazarların hayattaki başarıları9
- uzaylıların beyini bizden büyük mü2
- uzaylılarda düğün geleneği var mı2
- sözlüğü amcalardan arındırıyoruz kampanyası6
- bir sözlük erkeğini dağa kaldırmak8
(bkz: Ahmet Rüstem Bilinski)
atatürk'ü düelloya davet etmiş.
ilhami hakkı'nın kaleminden okuyalım:
sivas'tan ankara'ya güç hal gelebilen heyet-i temsillye'nin parası pulu da kalmamıştır ve heyetin günlük yemek parasını bulmak bile sorun haline gelmiştir. işte böyle bir günde ankara müftüsü rıfat efendi (börekçi), ankaralılardan topladığı bir parayı getirir, heyetin mail işlerine bakan mazhar müfit'e teslim eder.
bunun üzerine mazhar müfit de, günlerden beri çorba ve bulgur pilavından başka şey yememiş olan heyete pirzola ve helva yaptırır. mazhar müfit (kansu), 'erzurum'dan ölümüne kadar atatürk'le beraber' adlı anılarında bu sahneyi şöyle anlatır:
"pirzola yenildikten sonra sofrada paşa'nın karşısında oturan rüstem alfred bey bir sigara yaktı. paşa: 'acele etme rüstem bey, pirzoladan başka daha neler var? bugün fevkalade' dedi.
rüstem bey: 'sizden müsaade almaksızın sigara içmeyi muvafık-ı adab ve muaşeret (terbiye ve görgüye uygun) görmeyerek bu ihtarda bulunuyorsunuz, halbuki yemek arasında sigara içilmesine siz ne vakitten beridir müsaade ettiniz ve hep içilmekte iken, bugün neden ayrıca müsaade almaya lüzum görüyorsunuz?' cevabıyla sertleşti.
paşa: canım, yemek sırasında sigara içilmesini, ancak iştihamızın kapanarak, az yemek yememiz için usul ittihaz etmiştik. bugün ise etten başka helvamız da var, onun için sigara ile iştaa kapanmaması için, sigara içmekte acele etmeyiniz, dedim cevabıyla şakada bulundu.
rüstem bey, bu cevapla iktifa etmeyerek hiddetle sofradan kalktı gitti. morfinoman olan rüstem bey her nedense bu gün o terbiyeli tavır ve hareketini ve sükûn ve sükûnetini kaybetmişti.
mazhar bey yemekten sonra rüstem bey'in odasına çıkar ve aralarında şu konuşma geçer: rüstem bey: monşer, işin şaka ciheti yoktur.
paşanın on-on beş kişilik bir sofrada beni, adabı muaşeretten bihaber farzıyla tahkiri, tahammül edilecek bir hal değildir. sizin namusunuza tevdi ediyorum. aramızda başka hiçbir arkadaş bilmemek şartıyla paşayı düelloya davet etmek ve bu suretle haysiyetimi muhafaza etmek mecburiyetindeyim. sizi vekil tayin ediyorum. paşaya iblağ ediniz.
ben, hayretle rüstem bey'in yüzüne baktım:
- düello mu?
- evet.
- paşayı öldürmek mi istiyorsunuz?
- hayır, bilakis ben ona zarar vermeyeceğim, ben öleceğim veya yaralanacağım. bu suretle haysiyetim muhafaza edilmiş olacak.
bunun üzerine yarım saat kadar münakaşa ettik. rüstem bey'i kandırmak mümkün olmadı. ben, derhal paşanın odasına gittim, akıl ve mantığın kabul etmediği, rüstem bey'in bu çocukça ve mecnunane teklifini şaka ve alay tarzında bir ifade ile paşaya anlattım, her ikimiz birer kahkaha salıverdik.
mustafa kemal paşa: ne oldu bu adama, çıldırdı mı?
ben: aklından biraz zoru var galiba, bugün ne olmuş bilmem.
mustafa kemal paşa: demek ben de şahitleri tayin edeyim, öyle mi?
- sade o kadar değil, silah intihabı (seçim) da size ait imiş, bunu da intihap ediniz. rüstem bey'e tebliğ edeceğim.
- acaba hangi silahı tercih etsek? bence modern bir silah olsun.
yani ne demek?
- süpürge sopası demek. uzun kahkahalarla bu görüşmeye nihayet verdik. odama geldim, rüstem bey bekliyordu.
rüstem bey: intihap ettiği silah nedir?
ben: modern bir silah, şimdiye kadar düelloda hiç kullanılmamış bir silah.
rüstem bey: neymiş o?
ben: süpürge sopası.
nihayet rüstem bey'e pek ciddi olarak dedim ki: rüstem bey, evvela sizi tahkir eden yok. saniyen, bu hareketiniz şayi olursa arkadaşlar arasında kazandığınız mevki ve hürmeti kaybedersiniz.
salisen, böyle bir firengane hareketler, sizi biz milliciler arasında fena bir mevkie düşürür ve hatta aramızdan geldiğiniz yere, yani istanbul'a avdetinizi icap ettirir."
atatürk'ü düelloya davet etmiş.
ilhami hakkı'nın kaleminden okuyalım:
sivas'tan ankara'ya güç hal gelebilen heyet-i temsillye'nin parası pulu da kalmamıştır ve heyetin günlük yemek parasını bulmak bile sorun haline gelmiştir. işte böyle bir günde ankara müftüsü rıfat efendi (börekçi), ankaralılardan topladığı bir parayı getirir, heyetin mail işlerine bakan mazhar müfit'e teslim eder.
bunun üzerine mazhar müfit de, günlerden beri çorba ve bulgur pilavından başka şey yememiş olan heyete pirzola ve helva yaptırır. mazhar müfit (kansu), 'erzurum'dan ölümüne kadar atatürk'le beraber' adlı anılarında bu sahneyi şöyle anlatır:
"pirzola yenildikten sonra sofrada paşa'nın karşısında oturan rüstem alfred bey bir sigara yaktı. paşa: 'acele etme rüstem bey, pirzoladan başka daha neler var? bugün fevkalade' dedi.
rüstem bey: 'sizden müsaade almaksızın sigara içmeyi muvafık-ı adab ve muaşeret (terbiye ve görgüye uygun) görmeyerek bu ihtarda bulunuyorsunuz, halbuki yemek arasında sigara içilmesine siz ne vakitten beridir müsaade ettiniz ve hep içilmekte iken, bugün neden ayrıca müsaade almaya lüzum görüyorsunuz?' cevabıyla sertleşti.
paşa: canım, yemek sırasında sigara içilmesini, ancak iştihamızın kapanarak, az yemek yememiz için usul ittihaz etmiştik. bugün ise etten başka helvamız da var, onun için sigara ile iştaa kapanmaması için, sigara içmekte acele etmeyiniz, dedim cevabıyla şakada bulundu.
rüstem bey, bu cevapla iktifa etmeyerek hiddetle sofradan kalktı gitti. morfinoman olan rüstem bey her nedense bu gün o terbiyeli tavır ve hareketini ve sükûn ve sükûnetini kaybetmişti.
mazhar bey yemekten sonra rüstem bey'in odasına çıkar ve aralarında şu konuşma geçer: rüstem bey: monşer, işin şaka ciheti yoktur.
paşanın on-on beş kişilik bir sofrada beni, adabı muaşeretten bihaber farzıyla tahkiri, tahammül edilecek bir hal değildir. sizin namusunuza tevdi ediyorum. aramızda başka hiçbir arkadaş bilmemek şartıyla paşayı düelloya davet etmek ve bu suretle haysiyetimi muhafaza etmek mecburiyetindeyim. sizi vekil tayin ediyorum. paşaya iblağ ediniz.
ben, hayretle rüstem bey'in yüzüne baktım:
- düello mu?
- evet.
- paşayı öldürmek mi istiyorsunuz?
- hayır, bilakis ben ona zarar vermeyeceğim, ben öleceğim veya yaralanacağım. bu suretle haysiyetim muhafaza edilmiş olacak.
bunun üzerine yarım saat kadar münakaşa ettik. rüstem bey'i kandırmak mümkün olmadı. ben, derhal paşanın odasına gittim, akıl ve mantığın kabul etmediği, rüstem bey'in bu çocukça ve mecnunane teklifini şaka ve alay tarzında bir ifade ile paşaya anlattım, her ikimiz birer kahkaha salıverdik.
mustafa kemal paşa: ne oldu bu adama, çıldırdı mı?
ben: aklından biraz zoru var galiba, bugün ne olmuş bilmem.
mustafa kemal paşa: demek ben de şahitleri tayin edeyim, öyle mi?
- sade o kadar değil, silah intihabı (seçim) da size ait imiş, bunu da intihap ediniz. rüstem bey'e tebliğ edeceğim.
- acaba hangi silahı tercih etsek? bence modern bir silah olsun.
yani ne demek?
- süpürge sopası demek. uzun kahkahalarla bu görüşmeye nihayet verdik. odama geldim, rüstem bey bekliyordu.
rüstem bey: intihap ettiği silah nedir?
ben: modern bir silah, şimdiye kadar düelloda hiç kullanılmamış bir silah.
rüstem bey: neymiş o?
ben: süpürge sopası.
nihayet rüstem bey'e pek ciddi olarak dedim ki: rüstem bey, evvela sizi tahkir eden yok. saniyen, bu hareketiniz şayi olursa arkadaşlar arasında kazandığınız mevki ve hürmeti kaybedersiniz.
salisen, böyle bir firengane hareketler, sizi biz milliciler arasında fena bir mevkie düşürür ve hatta aramızdan geldiğiniz yere, yani istanbul'a avdetinizi icap ettirir."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar