bugün
- yasakçı zihniyet15
- 35 yaş üstü kadın kontenjanı5
- ilk buluşmada 13 pişi yiyen kız10
- polisin verilen emrin yasaya uygunluğunu sorgusu12
- başınıza gelen enteresan vakalar5
- mutlu ama uzak olsun10
- biz sakal gibiyiz kestikçe uzarız4
- sözlükte aşk yaşayacak kadın olmaması sorunsalı6
- ekşi sözlük19
- ulusalcı önderlerin akp'ye geçmesi10
- ismail kartal13
- avanoslu insanlar3
- bir çomarla finoyu çiftleştirmek4
- bugün ne yapsam6
- fazla araştırmak kötü müdür2
- güllünün roman havası oynarken balkondan düşmesi4
- felsefe9
- yeni partinin ilk krizde duvara toslaması4
- alamancı akraba klişeleri3
- şarapçı koala'nın ulusalcı nefreti4
- halit ergenç olması ama halit eryaşlı olmaması2
- seri eksiciyi yemleyip asıl mevzuda kilitlemek3
- avrupa'nın zengin olması afrika'nın fakir olması3
- ruh eşinizin sizi beğenmemesi2
- kadın öğretmenler4
- alparslan kuytul8
- tarhana içenlerin köylü ve eğitimsiz olması5
- alaman finosu2
- apo orospu çocuğu değildir demek9
- 15 mayıs2
- görür görmez eksi oy verilen yazarlar2
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı30
- içki içen akp li6
- burayı bilen var mı2
- tarikatlar ve cemaatler5
- yahudilerin istihbaratta cinnileri kullanması6
- metal müzik dinleyen imam3
- bahçeliden gündem yaratacak seçim sistemi çıkışı6
- enayimiknatisi ile kavga etmek11
- vatan sevgisi imandandır2
- habaş'ın yerli otomobil projesi5
- sözlükte kavga çıkmasının sebebi10
- evde lahmacun yapmak6
- açlıktan karnına taş bağlayan peygamber4
- osuruktan şiirler47
- zorunlu eğitim10
- cristiano ronaldo4
- tulumba tatlısı9
- okul formalarının dayatılması3
- rüzgar2
osmanlı devleti'nin son dönem büyükelçilerinden ve kurtuluş savaşı'nın daha ilk döneminde bile önde gelen destekçilerinden olan devlet adamı. 1862'de polonya'dan göç eden ve müslüman olarak osmanlı devleti hizmetine giren bir babanın oğlu olarak midilli'de doğdu. babası gibi kendisi de müslümanlığı kabul edip ahmed adını almış, ama nüfustaki kaydı silinmediği için ismi alfred olarak kalmıştır. babasının izini takip ederek hariciyede göreve başladı. dürüstlüğü ve vatanseverliği ile tanındı. ilk görevlerinden sonra abd'ye maslahatgüzarı olarak atandı. hariciye kadroları içinde dönen yolsuzlukların üzerine sertçe ve cesaretle gitmesi görevden alınmasıyla sonuçlandı. ancak abd'ye görevli olarak birkaç kez daha gidiş gelişi olup en sonunda abd büyükelçimiz olacaktı. balkan savaşı çıktığında karadağ büyükelçisi pozisyonunda olan rüstem bey, yurda döndü ve gönüllü er olarak orduya katıldı. savaş dönüşü abd büyükelçiliğine atandı. görevi sırasında, özellikle ermeni meselesinde devleti savundu. 1915'te Amerikan basınında Ermeni Tehciri konusundaki yayınlara karşı gazetelere gönderdiği yazılar ve verdiği demeçlerde ingiliz ve Fransız sömürgelerinde yerlilere, Çarlık Rusyası ve Avusturya'da azınlıklara karşı uygulanan baskı ve işkencelerden örnekler verdi. ABD'nin zencilere karşı tutumunu, Filipinler'de halka yaptığı baskıyı anlatıp Türkiye'de bunların hiçbirisinin olmadığını belirtti. Bu demeçleri dönemin ABD Başkanı Wilson'u ve yönetimi kızdırdı. ABD Dışişleri Bakanlığı Rüstem Bey'in özür dilemesini istedi. Osmanlı Devletinin onurunu korumak için özür istemini reddeden Rüstem Bey, ABD tarafından "istenmeyen kişi" ilan edildi ve ABD'yi terk etmesi istendi. yurda döndü ve dış basına yönelik olarak yurdun işgaline karşı yazılar yazdı. sıvas kongresine katıldı. ankara mebusu olarak meclisi mebusan'a seçildi. meclisi mebusan dağıtıldıktan sonra ankara'ya geldi ve tbmm'de görev aldı. 1935'te vefat etmiştir.
benim özel dikkatimi çekip bu ismi araştırmaya iten yönü ise istanbul'a isyan edip kurtuluş savaşı'na katılmaları nedeniyle atatürk'ü de içeren ölüm cezası kararında adı geçen birkaç kişiden biri olmasıdır (anıtkabirdeki müzede söz konusu emrin kopyası vardır).
eserleri:
La Guerre Mondiale et la question turco-armenienne (1918)
La Crise Proche-Orientale et la question des Détroits de Constantinople (1922)
La Paix d'Orient et l'accord franco-turc, "L'Orient et Occident" (1922)
kaynak: bilgilerin büyük bölümü wikipedia'dan derlenmiştir. "eserleri" kısmından önceki son paragraf bana aittir.
benim özel dikkatimi çekip bu ismi araştırmaya iten yönü ise istanbul'a isyan edip kurtuluş savaşı'na katılmaları nedeniyle atatürk'ü de içeren ölüm cezası kararında adı geçen birkaç kişiden biri olmasıdır (anıtkabirdeki müzede söz konusu emrin kopyası vardır).
eserleri:
La Guerre Mondiale et la question turco-armenienne (1918)
La Crise Proche-Orientale et la question des Détroits de Constantinople (1922)
La Paix d'Orient et l'accord franco-turc, "L'Orient et Occident" (1922)
kaynak: bilgilerin büyük bölümü wikipedia'dan derlenmiştir. "eserleri" kısmından önceki son paragraf bana aittir.
alfred rüstem bey kamuoyunda fazla bilinmeyen son dönem osmanlısının seyrek karşılaşılan türdeki vatanseverlerinden. türk olmayı adeta seçmiştir. olaylara karşı gösterdiği iradesi saygıya değerdir.
hakkında oldukça kalın bir kitap yayınlanmış.
https://www.idefix.com/Ki...rihi/urunno=0002015588001
makul fiyatla temin edilebilince okunacaklar listesine eklendi hemen.
https://www.idefix.com/Ki...rihi/urunno=0002015588001
makul fiyatla temin edilebilince okunacaklar listesine eklendi hemen.
(bkz: Ahmet Rüstem Bilinski)
atatürk'ü düelloya davet etmiş.
ilhami hakkı'nın kaleminden okuyalım:
sivas'tan ankara'ya güç hal gelebilen heyet-i temsillye'nin parası pulu da kalmamıştır ve heyetin günlük yemek parasını bulmak bile sorun haline gelmiştir. işte böyle bir günde ankara müftüsü rıfat efendi (börekçi), ankaralılardan topladığı bir parayı getirir, heyetin mail işlerine bakan mazhar müfit'e teslim eder.
bunun üzerine mazhar müfit de, günlerden beri çorba ve bulgur pilavından başka şey yememiş olan heyete pirzola ve helva yaptırır. mazhar müfit (kansu), 'erzurum'dan ölümüne kadar atatürk'le beraber' adlı anılarında bu sahneyi şöyle anlatır:
"pirzola yenildikten sonra sofrada paşa'nın karşısında oturan rüstem alfred bey bir sigara yaktı. paşa: 'acele etme rüstem bey, pirzoladan başka daha neler var? bugün fevkalade' dedi.
rüstem bey: 'sizden müsaade almaksızın sigara içmeyi muvafık-ı adab ve muaşeret (terbiye ve görgüye uygun) görmeyerek bu ihtarda bulunuyorsunuz, halbuki yemek arasında sigara içilmesine siz ne vakitten beridir müsaade ettiniz ve hep içilmekte iken, bugün neden ayrıca müsaade almaya lüzum görüyorsunuz?' cevabıyla sertleşti.
paşa: canım, yemek sırasında sigara içilmesini, ancak iştihamızın kapanarak, az yemek yememiz için usul ittihaz etmiştik. bugün ise etten başka helvamız da var, onun için sigara ile iştaa kapanmaması için, sigara içmekte acele etmeyiniz, dedim cevabıyla şakada bulundu.
rüstem bey, bu cevapla iktifa etmeyerek hiddetle sofradan kalktı gitti. morfinoman olan rüstem bey her nedense bu gün o terbiyeli tavır ve hareketini ve sükûn ve sükûnetini kaybetmişti.
mazhar bey yemekten sonra rüstem bey'in odasına çıkar ve aralarında şu konuşma geçer: rüstem bey: monşer, işin şaka ciheti yoktur.
paşanın on-on beş kişilik bir sofrada beni, adabı muaşeretten bihaber farzıyla tahkiri, tahammül edilecek bir hal değildir. sizin namusunuza tevdi ediyorum. aramızda başka hiçbir arkadaş bilmemek şartıyla paşayı düelloya davet etmek ve bu suretle haysiyetimi muhafaza etmek mecburiyetindeyim. sizi vekil tayin ediyorum. paşaya iblağ ediniz.
ben, hayretle rüstem bey'in yüzüne baktım:
- düello mu?
- evet.
- paşayı öldürmek mi istiyorsunuz?
- hayır, bilakis ben ona zarar vermeyeceğim, ben öleceğim veya yaralanacağım. bu suretle haysiyetim muhafaza edilmiş olacak.
bunun üzerine yarım saat kadar münakaşa ettik. rüstem bey'i kandırmak mümkün olmadı. ben, derhal paşanın odasına gittim, akıl ve mantığın kabul etmediği, rüstem bey'in bu çocukça ve mecnunane teklifini şaka ve alay tarzında bir ifade ile paşaya anlattım, her ikimiz birer kahkaha salıverdik.
mustafa kemal paşa: ne oldu bu adama, çıldırdı mı?
ben: aklından biraz zoru var galiba, bugün ne olmuş bilmem.
mustafa kemal paşa: demek ben de şahitleri tayin edeyim, öyle mi?
- sade o kadar değil, silah intihabı (seçim) da size ait imiş, bunu da intihap ediniz. rüstem bey'e tebliğ edeceğim.
- acaba hangi silahı tercih etsek? bence modern bir silah olsun.
yani ne demek?
- süpürge sopası demek. uzun kahkahalarla bu görüşmeye nihayet verdik. odama geldim, rüstem bey bekliyordu.
rüstem bey: intihap ettiği silah nedir?
ben: modern bir silah, şimdiye kadar düelloda hiç kullanılmamış bir silah.
rüstem bey: neymiş o?
ben: süpürge sopası.
nihayet rüstem bey'e pek ciddi olarak dedim ki: rüstem bey, evvela sizi tahkir eden yok. saniyen, bu hareketiniz şayi olursa arkadaşlar arasında kazandığınız mevki ve hürmeti kaybedersiniz.
salisen, böyle bir firengane hareketler, sizi biz milliciler arasında fena bir mevkie düşürür ve hatta aramızdan geldiğiniz yere, yani istanbul'a avdetinizi icap ettirir."
atatürk'ü düelloya davet etmiş.
ilhami hakkı'nın kaleminden okuyalım:
sivas'tan ankara'ya güç hal gelebilen heyet-i temsillye'nin parası pulu da kalmamıştır ve heyetin günlük yemek parasını bulmak bile sorun haline gelmiştir. işte böyle bir günde ankara müftüsü rıfat efendi (börekçi), ankaralılardan topladığı bir parayı getirir, heyetin mail işlerine bakan mazhar müfit'e teslim eder.
bunun üzerine mazhar müfit de, günlerden beri çorba ve bulgur pilavından başka şey yememiş olan heyete pirzola ve helva yaptırır. mazhar müfit (kansu), 'erzurum'dan ölümüne kadar atatürk'le beraber' adlı anılarında bu sahneyi şöyle anlatır:
"pirzola yenildikten sonra sofrada paşa'nın karşısında oturan rüstem alfred bey bir sigara yaktı. paşa: 'acele etme rüstem bey, pirzoladan başka daha neler var? bugün fevkalade' dedi.
rüstem bey: 'sizden müsaade almaksızın sigara içmeyi muvafık-ı adab ve muaşeret (terbiye ve görgüye uygun) görmeyerek bu ihtarda bulunuyorsunuz, halbuki yemek arasında sigara içilmesine siz ne vakitten beridir müsaade ettiniz ve hep içilmekte iken, bugün neden ayrıca müsaade almaya lüzum görüyorsunuz?' cevabıyla sertleşti.
paşa: canım, yemek sırasında sigara içilmesini, ancak iştihamızın kapanarak, az yemek yememiz için usul ittihaz etmiştik. bugün ise etten başka helvamız da var, onun için sigara ile iştaa kapanmaması için, sigara içmekte acele etmeyiniz, dedim cevabıyla şakada bulundu.
rüstem bey, bu cevapla iktifa etmeyerek hiddetle sofradan kalktı gitti. morfinoman olan rüstem bey her nedense bu gün o terbiyeli tavır ve hareketini ve sükûn ve sükûnetini kaybetmişti.
mazhar bey yemekten sonra rüstem bey'in odasına çıkar ve aralarında şu konuşma geçer: rüstem bey: monşer, işin şaka ciheti yoktur.
paşanın on-on beş kişilik bir sofrada beni, adabı muaşeretten bihaber farzıyla tahkiri, tahammül edilecek bir hal değildir. sizin namusunuza tevdi ediyorum. aramızda başka hiçbir arkadaş bilmemek şartıyla paşayı düelloya davet etmek ve bu suretle haysiyetimi muhafaza etmek mecburiyetindeyim. sizi vekil tayin ediyorum. paşaya iblağ ediniz.
ben, hayretle rüstem bey'in yüzüne baktım:
- düello mu?
- evet.
- paşayı öldürmek mi istiyorsunuz?
- hayır, bilakis ben ona zarar vermeyeceğim, ben öleceğim veya yaralanacağım. bu suretle haysiyetim muhafaza edilmiş olacak.
bunun üzerine yarım saat kadar münakaşa ettik. rüstem bey'i kandırmak mümkün olmadı. ben, derhal paşanın odasına gittim, akıl ve mantığın kabul etmediği, rüstem bey'in bu çocukça ve mecnunane teklifini şaka ve alay tarzında bir ifade ile paşaya anlattım, her ikimiz birer kahkaha salıverdik.
mustafa kemal paşa: ne oldu bu adama, çıldırdı mı?
ben: aklından biraz zoru var galiba, bugün ne olmuş bilmem.
mustafa kemal paşa: demek ben de şahitleri tayin edeyim, öyle mi?
- sade o kadar değil, silah intihabı (seçim) da size ait imiş, bunu da intihap ediniz. rüstem bey'e tebliğ edeceğim.
- acaba hangi silahı tercih etsek? bence modern bir silah olsun.
yani ne demek?
- süpürge sopası demek. uzun kahkahalarla bu görüşmeye nihayet verdik. odama geldim, rüstem bey bekliyordu.
rüstem bey: intihap ettiği silah nedir?
ben: modern bir silah, şimdiye kadar düelloda hiç kullanılmamış bir silah.
rüstem bey: neymiş o?
ben: süpürge sopası.
nihayet rüstem bey'e pek ciddi olarak dedim ki: rüstem bey, evvela sizi tahkir eden yok. saniyen, bu hareketiniz şayi olursa arkadaşlar arasında kazandığınız mevki ve hürmeti kaybedersiniz.
salisen, böyle bir firengane hareketler, sizi biz milliciler arasında fena bir mevkie düşürür ve hatta aramızdan geldiğiniz yere, yani istanbul'a avdetinizi icap ettirir."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar