bugün
- inanılmaz sıkıcısınız ya6
- geceleri bir kadına sarılıp uyuyamamak7
- sözlük yazarlarının 2027 kararları6
- yazarların favori giyim markası14
- michel foucault3
- yakışıklı erkek denince akla gelen isim10
- velvet55
- sözlüğün en harbi kızı8
- sözlük yazarlarının karşılaştığı garip olaylar9
- öz eleştiri yaparken dikkat edilmesi gerekenler4
- sözlüğün en harbi erkeği7
- sözlüğün en cool erkek yazarı6
- arabayla dağdan inerken dinlenecek şarkılar9
- kadın2
- israile atom bombası atmak8
- manyak olmaya karar verdim3
- kadınların cinsel başlıkları eksilemesi7
- migros'a sorulacak tek soru24
- spor ayakkabı6
- kendi klanına laf edilince hoplamak6
- friedrich hegel la bi cay icek14
- ölmedeyiz uludağ sözlük4
- ona bir şey söyle7
- 2026 ekonomik krizi17
- kova burcunun su grubu yerine hava grubunda olması5
- hayattaki en değerli şeyler8
- sekiz aydır masturbasyon yapmıyor olmak7
- insan olmaya ceyrek kala15
- veriye güvenmeyen yazılımcı2
- seninle sevişirken ölmek istiyorum4
- sözlüğün en barbi kızı2
- üstteki yazar bir şarkı olsa2
- 20 ağustos 2026 trabzonspor ferencvaros maçı4
- 2027 de sözlüğe veda edecek yazarlar2
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı5
- sadece kadınlara kibar davranan erkek modeli2
- mutlu ama uzak olsun12
- yargıya güvenen varsa yazsın9
- ben yokken sözlükte neler oldu2
- sözlükte tek kalsanız yazmaya devam eder misiniz3
- sigara içmeyi bırakmak istememek8
- gece vakti yolda karşılaşılan sümüklü sapık5
- gece sokaklarda dolaşıp insanlarla sohbet etmek2
- bir sözlük yazarını kıskanmak13
- aleksey batrakov28
- sözlükte güzel kız olmaması sorunsalı8
- osuruktan şiirler60
- evde soğuk kahve yapımı7
- giriş yapınca sözlüğün kalitesini yükselten yuzır2
- hangi ülkelerden ne alınabilir3
osmanlı devleti'nin son dönem büyükelçilerinden ve kurtuluş savaşı'nın daha ilk döneminde bile önde gelen destekçilerinden olan devlet adamı. 1862'de polonya'dan göç eden ve müslüman olarak osmanlı devleti hizmetine giren bir babanın oğlu olarak midilli'de doğdu. babası gibi kendisi de müslümanlığı kabul edip ahmed adını almış, ama nüfustaki kaydı silinmediği için ismi alfred olarak kalmıştır. babasının izini takip ederek hariciyede göreve başladı. dürüstlüğü ve vatanseverliği ile tanındı. ilk görevlerinden sonra abd'ye maslahatgüzarı olarak atandı. hariciye kadroları içinde dönen yolsuzlukların üzerine sertçe ve cesaretle gitmesi görevden alınmasıyla sonuçlandı. ancak abd'ye görevli olarak birkaç kez daha gidiş gelişi olup en sonunda abd büyükelçimiz olacaktı. balkan savaşı çıktığında karadağ büyükelçisi pozisyonunda olan rüstem bey, yurda döndü ve gönüllü er olarak orduya katıldı. savaş dönüşü abd büyükelçiliğine atandı. görevi sırasında, özellikle ermeni meselesinde devleti savundu. 1915'te Amerikan basınında Ermeni Tehciri konusundaki yayınlara karşı gazetelere gönderdiği yazılar ve verdiği demeçlerde ingiliz ve Fransız sömürgelerinde yerlilere, Çarlık Rusyası ve Avusturya'da azınlıklara karşı uygulanan baskı ve işkencelerden örnekler verdi. ABD'nin zencilere karşı tutumunu, Filipinler'de halka yaptığı baskıyı anlatıp Türkiye'de bunların hiçbirisinin olmadığını belirtti. Bu demeçleri dönemin ABD Başkanı Wilson'u ve yönetimi kızdırdı. ABD Dışişleri Bakanlığı Rüstem Bey'in özür dilemesini istedi. Osmanlı Devletinin onurunu korumak için özür istemini reddeden Rüstem Bey, ABD tarafından "istenmeyen kişi" ilan edildi ve ABD'yi terk etmesi istendi. yurda döndü ve dış basına yönelik olarak yurdun işgaline karşı yazılar yazdı. sıvas kongresine katıldı. ankara mebusu olarak meclisi mebusan'a seçildi. meclisi mebusan dağıtıldıktan sonra ankara'ya geldi ve tbmm'de görev aldı. 1935'te vefat etmiştir.
benim özel dikkatimi çekip bu ismi araştırmaya iten yönü ise istanbul'a isyan edip kurtuluş savaşı'na katılmaları nedeniyle atatürk'ü de içeren ölüm cezası kararında adı geçen birkaç kişiden biri olmasıdır (anıtkabirdeki müzede söz konusu emrin kopyası vardır).
eserleri:
La Guerre Mondiale et la question turco-armenienne (1918)
La Crise Proche-Orientale et la question des Détroits de Constantinople (1922)
La Paix d'Orient et l'accord franco-turc, "L'Orient et Occident" (1922)
kaynak: bilgilerin büyük bölümü wikipedia'dan derlenmiştir. "eserleri" kısmından önceki son paragraf bana aittir.
benim özel dikkatimi çekip bu ismi araştırmaya iten yönü ise istanbul'a isyan edip kurtuluş savaşı'na katılmaları nedeniyle atatürk'ü de içeren ölüm cezası kararında adı geçen birkaç kişiden biri olmasıdır (anıtkabirdeki müzede söz konusu emrin kopyası vardır).
eserleri:
La Guerre Mondiale et la question turco-armenienne (1918)
La Crise Proche-Orientale et la question des Détroits de Constantinople (1922)
La Paix d'Orient et l'accord franco-turc, "L'Orient et Occident" (1922)
kaynak: bilgilerin büyük bölümü wikipedia'dan derlenmiştir. "eserleri" kısmından önceki son paragraf bana aittir.
alfred rüstem bey kamuoyunda fazla bilinmeyen son dönem osmanlısının seyrek karşılaşılan türdeki vatanseverlerinden. türk olmayı adeta seçmiştir. olaylara karşı gösterdiği iradesi saygıya değerdir.
hakkında oldukça kalın bir kitap yayınlanmış.
https://www.idefix.com/Ki...rihi/urunno=0002015588001
makul fiyatla temin edilebilince okunacaklar listesine eklendi hemen.
https://www.idefix.com/Ki...rihi/urunno=0002015588001
makul fiyatla temin edilebilince okunacaklar listesine eklendi hemen.
(bkz: Ahmet Rüstem Bilinski)
atatürk'ü düelloya davet etmiş.
ilhami hakkı'nın kaleminden okuyalım:
sivas'tan ankara'ya güç hal gelebilen heyet-i temsillye'nin parası pulu da kalmamıştır ve heyetin günlük yemek parasını bulmak bile sorun haline gelmiştir. işte böyle bir günde ankara müftüsü rıfat efendi (börekçi), ankaralılardan topladığı bir parayı getirir, heyetin mail işlerine bakan mazhar müfit'e teslim eder.
bunun üzerine mazhar müfit de, günlerden beri çorba ve bulgur pilavından başka şey yememiş olan heyete pirzola ve helva yaptırır. mazhar müfit (kansu), 'erzurum'dan ölümüne kadar atatürk'le beraber' adlı anılarında bu sahneyi şöyle anlatır:
"pirzola yenildikten sonra sofrada paşa'nın karşısında oturan rüstem alfred bey bir sigara yaktı. paşa: 'acele etme rüstem bey, pirzoladan başka daha neler var? bugün fevkalade' dedi.
rüstem bey: 'sizden müsaade almaksızın sigara içmeyi muvafık-ı adab ve muaşeret (terbiye ve görgüye uygun) görmeyerek bu ihtarda bulunuyorsunuz, halbuki yemek arasında sigara içilmesine siz ne vakitten beridir müsaade ettiniz ve hep içilmekte iken, bugün neden ayrıca müsaade almaya lüzum görüyorsunuz?' cevabıyla sertleşti.
paşa: canım, yemek sırasında sigara içilmesini, ancak iştihamızın kapanarak, az yemek yememiz için usul ittihaz etmiştik. bugün ise etten başka helvamız da var, onun için sigara ile iştaa kapanmaması için, sigara içmekte acele etmeyiniz, dedim cevabıyla şakada bulundu.
rüstem bey, bu cevapla iktifa etmeyerek hiddetle sofradan kalktı gitti. morfinoman olan rüstem bey her nedense bu gün o terbiyeli tavır ve hareketini ve sükûn ve sükûnetini kaybetmişti.
mazhar bey yemekten sonra rüstem bey'in odasına çıkar ve aralarında şu konuşma geçer: rüstem bey: monşer, işin şaka ciheti yoktur.
paşanın on-on beş kişilik bir sofrada beni, adabı muaşeretten bihaber farzıyla tahkiri, tahammül edilecek bir hal değildir. sizin namusunuza tevdi ediyorum. aramızda başka hiçbir arkadaş bilmemek şartıyla paşayı düelloya davet etmek ve bu suretle haysiyetimi muhafaza etmek mecburiyetindeyim. sizi vekil tayin ediyorum. paşaya iblağ ediniz.
ben, hayretle rüstem bey'in yüzüne baktım:
- düello mu?
- evet.
- paşayı öldürmek mi istiyorsunuz?
- hayır, bilakis ben ona zarar vermeyeceğim, ben öleceğim veya yaralanacağım. bu suretle haysiyetim muhafaza edilmiş olacak.
bunun üzerine yarım saat kadar münakaşa ettik. rüstem bey'i kandırmak mümkün olmadı. ben, derhal paşanın odasına gittim, akıl ve mantığın kabul etmediği, rüstem bey'in bu çocukça ve mecnunane teklifini şaka ve alay tarzında bir ifade ile paşaya anlattım, her ikimiz birer kahkaha salıverdik.
mustafa kemal paşa: ne oldu bu adama, çıldırdı mı?
ben: aklından biraz zoru var galiba, bugün ne olmuş bilmem.
mustafa kemal paşa: demek ben de şahitleri tayin edeyim, öyle mi?
- sade o kadar değil, silah intihabı (seçim) da size ait imiş, bunu da intihap ediniz. rüstem bey'e tebliğ edeceğim.
- acaba hangi silahı tercih etsek? bence modern bir silah olsun.
yani ne demek?
- süpürge sopası demek. uzun kahkahalarla bu görüşmeye nihayet verdik. odama geldim, rüstem bey bekliyordu.
rüstem bey: intihap ettiği silah nedir?
ben: modern bir silah, şimdiye kadar düelloda hiç kullanılmamış bir silah.
rüstem bey: neymiş o?
ben: süpürge sopası.
nihayet rüstem bey'e pek ciddi olarak dedim ki: rüstem bey, evvela sizi tahkir eden yok. saniyen, bu hareketiniz şayi olursa arkadaşlar arasında kazandığınız mevki ve hürmeti kaybedersiniz.
salisen, böyle bir firengane hareketler, sizi biz milliciler arasında fena bir mevkie düşürür ve hatta aramızdan geldiğiniz yere, yani istanbul'a avdetinizi icap ettirir."
atatürk'ü düelloya davet etmiş.
ilhami hakkı'nın kaleminden okuyalım:
sivas'tan ankara'ya güç hal gelebilen heyet-i temsillye'nin parası pulu da kalmamıştır ve heyetin günlük yemek parasını bulmak bile sorun haline gelmiştir. işte böyle bir günde ankara müftüsü rıfat efendi (börekçi), ankaralılardan topladığı bir parayı getirir, heyetin mail işlerine bakan mazhar müfit'e teslim eder.
bunun üzerine mazhar müfit de, günlerden beri çorba ve bulgur pilavından başka şey yememiş olan heyete pirzola ve helva yaptırır. mazhar müfit (kansu), 'erzurum'dan ölümüne kadar atatürk'le beraber' adlı anılarında bu sahneyi şöyle anlatır:
"pirzola yenildikten sonra sofrada paşa'nın karşısında oturan rüstem alfred bey bir sigara yaktı. paşa: 'acele etme rüstem bey, pirzoladan başka daha neler var? bugün fevkalade' dedi.
rüstem bey: 'sizden müsaade almaksızın sigara içmeyi muvafık-ı adab ve muaşeret (terbiye ve görgüye uygun) görmeyerek bu ihtarda bulunuyorsunuz, halbuki yemek arasında sigara içilmesine siz ne vakitten beridir müsaade ettiniz ve hep içilmekte iken, bugün neden ayrıca müsaade almaya lüzum görüyorsunuz?' cevabıyla sertleşti.
paşa: canım, yemek sırasında sigara içilmesini, ancak iştihamızın kapanarak, az yemek yememiz için usul ittihaz etmiştik. bugün ise etten başka helvamız da var, onun için sigara ile iştaa kapanmaması için, sigara içmekte acele etmeyiniz, dedim cevabıyla şakada bulundu.
rüstem bey, bu cevapla iktifa etmeyerek hiddetle sofradan kalktı gitti. morfinoman olan rüstem bey her nedense bu gün o terbiyeli tavır ve hareketini ve sükûn ve sükûnetini kaybetmişti.
mazhar bey yemekten sonra rüstem bey'in odasına çıkar ve aralarında şu konuşma geçer: rüstem bey: monşer, işin şaka ciheti yoktur.
paşanın on-on beş kişilik bir sofrada beni, adabı muaşeretten bihaber farzıyla tahkiri, tahammül edilecek bir hal değildir. sizin namusunuza tevdi ediyorum. aramızda başka hiçbir arkadaş bilmemek şartıyla paşayı düelloya davet etmek ve bu suretle haysiyetimi muhafaza etmek mecburiyetindeyim. sizi vekil tayin ediyorum. paşaya iblağ ediniz.
ben, hayretle rüstem bey'in yüzüne baktım:
- düello mu?
- evet.
- paşayı öldürmek mi istiyorsunuz?
- hayır, bilakis ben ona zarar vermeyeceğim, ben öleceğim veya yaralanacağım. bu suretle haysiyetim muhafaza edilmiş olacak.
bunun üzerine yarım saat kadar münakaşa ettik. rüstem bey'i kandırmak mümkün olmadı. ben, derhal paşanın odasına gittim, akıl ve mantığın kabul etmediği, rüstem bey'in bu çocukça ve mecnunane teklifini şaka ve alay tarzında bir ifade ile paşaya anlattım, her ikimiz birer kahkaha salıverdik.
mustafa kemal paşa: ne oldu bu adama, çıldırdı mı?
ben: aklından biraz zoru var galiba, bugün ne olmuş bilmem.
mustafa kemal paşa: demek ben de şahitleri tayin edeyim, öyle mi?
- sade o kadar değil, silah intihabı (seçim) da size ait imiş, bunu da intihap ediniz. rüstem bey'e tebliğ edeceğim.
- acaba hangi silahı tercih etsek? bence modern bir silah olsun.
yani ne demek?
- süpürge sopası demek. uzun kahkahalarla bu görüşmeye nihayet verdik. odama geldim, rüstem bey bekliyordu.
rüstem bey: intihap ettiği silah nedir?
ben: modern bir silah, şimdiye kadar düelloda hiç kullanılmamış bir silah.
rüstem bey: neymiş o?
ben: süpürge sopası.
nihayet rüstem bey'e pek ciddi olarak dedim ki: rüstem bey, evvela sizi tahkir eden yok. saniyen, bu hareketiniz şayi olursa arkadaşlar arasında kazandığınız mevki ve hürmeti kaybedersiniz.
salisen, böyle bir firengane hareketler, sizi biz milliciler arasında fena bir mevkie düşürür ve hatta aramızdan geldiğiniz yere, yani istanbul'a avdetinizi icap ettirir."
Gündemdeki Haberler