bugün
- g'i l d'e d l'i l y11
- dişçiye gitmek8
- kızların keko erkek seviyoruz demesi4
- ben geldim kerkenezler18
- her yere geç kalan insan modeli3
- bisiklet sürerken kızlık zarı yırtılan kız12
- mrbeast3
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması5
- 31 çekmek gühamıdır öğrenciyim3
- kaylee hottle2
- özelde fingirdeşen yazarlar14
- velvet36
- habire1233
- fetö siyasete nasıl sızdı2
- evliliğin aslında bir çıkar ilişkisi olması2
- yatakta kitap okumak2
- uykum var diye yatağa geçiş saatlerce reels izlemk2
- yeni parti14
- bisiklet sürerken götü deldirip ibne olan erkek5
- hiç sevgilisi olmamış insan4
- insanın kendini çok değerli zannetmesi11
- dos erecto don thales2
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak10
- kız arkadaşa alınabilecek hediyeler4
- daniel ortega2
- insanların hakkında en çok yanıldığı 5 burç12
- escorta giden erkek4
- basit bir hayat istemek9
- istanbul un çok pahalı olması27
- konfor alanına yapışıp kalmak6
- kabataş olayı görüntüleri27
- velvet geceleri napıyor sorunsalı9
- herkesin aynı filmi izlemesi garip2
- her gece yatmadan önceki son mastürbasyon6
- kemalistlerle solcuların ayrılması gerekliliği13
- bilgi içerikli başlık açmamanın sebepleri8
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı60
- aklın fikrin sekse çalışması6
- 2026 dünya kupası19
- ülkücü müsünüz türkçü müsünüz ulusalcı mısınız8
- yazarların özledikleri şeyler7
- seçilen karpuzun neden ben anlatsana demesi5
- çekirgeleri kim gönderdi7
- özgür özel'in chp de veda konuşması10
- galatasaray ne zaman transfer yapacak11
- hangi manifest kızısın12
- en sevilmeyen ev işleri14
- dem parti'nin ana muhalefet partisi olması7
- okumak yerine erken yaşta çalışmanın faydası10
- insan sevmeyen insan5
çok merak ederek izlediğim, ve de verdiğim zamanın da, paranın da fazlasını hak etmiş, ispanyol yapımı -korku- değil, gerim gerim gerilim filmi.
aslında, son zamanlarda ispanyolların bu işi ne kadar iyi yapabildiklerinin de bir göstergesi olsa gerek. birkaç uzak doğu filminde bayatlayan, sudan çıkan saç, kıl, tüy, yün numaralarından sonra, hemen böyle bir filme atlayan, bol bol makyaj dışında da elinde hiç bir artı yön bulunmayan hollywood un aksine, son zamanlarda yaptıkları hemen hemen tüm korku ve gerilim filmlerinde (bkz: the orphanage), (bkz: fragiles), (bkz: darkness), (bkz: the others) dikiş tutturan ispanyolları hem kutlamak hem de, izlemeye devam etmek lazım.
filme gelince, az biraz da olsa, konusunu filan okuyanlar bilirler, şeker mi şeker spiker bir kızımız, almış pablo* sunu yanına, itfaiyecileri ziyarete gidiyorlar, biraz muhabbet, biraz hayatlarından bahsetmek derken, şu malum evin haberi geliyor, yaşlı teyzeyi de gördükten sonra olay başlıyor zaten.
biraz sıkıyor gibi görünse de, yavaş yavaş ısındıran; içine sokan olay örgüsü ve yokmuş gibi görünmesine rağmen, tam aksine mükemmel kurgusu ile sizi tam bir gerilim yumağının ortasına alıveriyor film.
bir de, klasik bayatlaşmış zombi filmlerinden hoşlananlar, biraz ters köşeye yatabilir, öyle bir film değil zannımca; hikaye bilindik ama, yine de, bir yerlerde farklılığın olduğunu biliyorsunuz, ki çoğu zombi filmindeki olay bilindiktir; zombiler ısırır, kokoreç yaparlar milleti, arkasından da esas oğlanımız, ya da zeki hatun fişlerini çekiverir; ama bu film öyle değil.
bir de, ispanyol abimiz olayın çoğunluğunun da atmosfer olduğunu, izleyiciye hazmettirmiş olacak ki, özellikle o son on dakikada, korkmaktan çok öyle bir geriliyorsunuz ki, bir de o kameranın gerçekçi oluşu, diyaloglar, tipler, kaçış olmaması, çaresizlik, ve öyle ya da böyle yakalanacak olunuşun da bilinci* *, gerçekten filmi diğerlerinden ayırıyor.
--spoiler--
bu arada senaristte olan yönetmen abimiz, jaume balaguero bu filmde senaryonun yarısını çekmiş ki, film de öyle bir yerde bitti ki, o son on dakikadaki olan bitenler, üst katın gizemi, kıza ne olduğu sorusu, ikinci filmde açıklanacak herhalde.
bir de, çok uzun olmasa da, şu pablo yu çok merak ettim, insan bir kere gösterir suratını yahu! aynı zamanda da, ben de öyle şirinlik muskası ispanyol abla istiyorum. var mı bilen yerini?
--spoiler--
izledikten sonra, ikinci filmin gelmesi iple çekilir olmuştur.
eğer ki, bol makyajlı efektli filmlerin yerine, yavaş yavaş tırmanıp, sonlarında, izleyiciye yumruğu çakan filmlerden hoşlanıyor, ses efektleriyle gerkem yerine, atmosferin ön planda tutulduğu, küçük çekim açılarına gizlenmiş filmlerden hoşlanıyorsanız, -ki çok da örneği yoktur herhalde- izlenmesi gereken bir filmdir.
ha bir de;
(bkz: rec 2)
aslında, son zamanlarda ispanyolların bu işi ne kadar iyi yapabildiklerinin de bir göstergesi olsa gerek. birkaç uzak doğu filminde bayatlayan, sudan çıkan saç, kıl, tüy, yün numaralarından sonra, hemen böyle bir filme atlayan, bol bol makyaj dışında da elinde hiç bir artı yön bulunmayan hollywood un aksine, son zamanlarda yaptıkları hemen hemen tüm korku ve gerilim filmlerinde (bkz: the orphanage), (bkz: fragiles), (bkz: darkness), (bkz: the others) dikiş tutturan ispanyolları hem kutlamak hem de, izlemeye devam etmek lazım.
filme gelince, az biraz da olsa, konusunu filan okuyanlar bilirler, şeker mi şeker spiker bir kızımız, almış pablo* sunu yanına, itfaiyecileri ziyarete gidiyorlar, biraz muhabbet, biraz hayatlarından bahsetmek derken, şu malum evin haberi geliyor, yaşlı teyzeyi de gördükten sonra olay başlıyor zaten.
biraz sıkıyor gibi görünse de, yavaş yavaş ısındıran; içine sokan olay örgüsü ve yokmuş gibi görünmesine rağmen, tam aksine mükemmel kurgusu ile sizi tam bir gerilim yumağının ortasına alıveriyor film.
bir de, klasik bayatlaşmış zombi filmlerinden hoşlananlar, biraz ters köşeye yatabilir, öyle bir film değil zannımca; hikaye bilindik ama, yine de, bir yerlerde farklılığın olduğunu biliyorsunuz, ki çoğu zombi filmindeki olay bilindiktir; zombiler ısırır, kokoreç yaparlar milleti, arkasından da esas oğlanımız, ya da zeki hatun fişlerini çekiverir; ama bu film öyle değil.
bir de, ispanyol abimiz olayın çoğunluğunun da atmosfer olduğunu, izleyiciye hazmettirmiş olacak ki, özellikle o son on dakikada, korkmaktan çok öyle bir geriliyorsunuz ki, bir de o kameranın gerçekçi oluşu, diyaloglar, tipler, kaçış olmaması, çaresizlik, ve öyle ya da böyle yakalanacak olunuşun da bilinci* *, gerçekten filmi diğerlerinden ayırıyor.
--spoiler--
bu arada senaristte olan yönetmen abimiz, jaume balaguero bu filmde senaryonun yarısını çekmiş ki, film de öyle bir yerde bitti ki, o son on dakikadaki olan bitenler, üst katın gizemi, kıza ne olduğu sorusu, ikinci filmde açıklanacak herhalde.
bir de, çok uzun olmasa da, şu pablo yu çok merak ettim, insan bir kere gösterir suratını yahu! aynı zamanda da, ben de öyle şirinlik muskası ispanyol abla istiyorum. var mı bilen yerini?
--spoiler--
izledikten sonra, ikinci filmin gelmesi iple çekilir olmuştur.
eğer ki, bol makyajlı efektli filmlerin yerine, yavaş yavaş tırmanıp, sonlarında, izleyiciye yumruğu çakan filmlerden hoşlanıyor, ses efektleriyle gerkem yerine, atmosferin ön planda tutulduğu, küçük çekim açılarına gizlenmiş filmlerden hoşlanıyorsanız, -ki çok da örneği yoktur herhalde- izlenmesi gereken bir filmdir.
ha bir de;
(bkz: rec 2)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar