bugün
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler73
- kolye24
- bileklik11
- kaplan11
- aslan9
- eskortluk yapan sözlük yazarı27
- zürafa13
- kalp14
- queen ravenna büyücülük okulu20
- kartal5
- karton toplayan cocuk vs yogartiksen13
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- yogartiksen35
- timsah5
- yazarların sahip olmak istedikleri süper güçler5
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek49
- nervio adlı yazara uyarı7
- türkiye15
- sözlüğün tat vermemesi12
- amin güzelmiş diyen tip9
- eskorta para verecek kadar düşmek7
- içine cin giren insan nasıl kurtulur4
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı74
- yılmaz güney adamlığı12
- sinem dedetaş'ın ahında boğulacaksınız20
- arkadaşlar burçlar yalan çıktı7
- sözlüğün artık ciddiyetini yitirmesi9
- 850 000 000 000 tl3
- sözlükteki bölücüler16
- exlerle arkadaş kalmak8
- cezaevine girmek için rte'ye hakaret eden adam11
- birilerinden sevgi beklemek4
- ağlıyorum sözlük20
- amazon com tr5
- verginin hırsızlık olup olmaması5
- tutmayınca entry silmek4
- akp döneminde gerçekleşmiştir2
- beşiktaş12
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı21
- romanya11
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı84
- whatsapptan gelen mesajları cevaplamayan erkek5
- bibik uyumuş olmalı4
- opera tarayıcı2
- güçlü kadın3
- sözlük kapatılsın9
- fake hesabı ifşa olan sözlük kezbanı6
- arap adam olsaydı6
- karı kız için sözlüğe gelen tipler4
- cips cola3
üstadın* kendi sesinden okuduğu bir başka efsane şiiridir.
https://www.youtube.com/watch?v=KHvgPedTAgs
Ağır ceza reisi duruşmaya girerken,
Safir bir göz yapışıyor kırmızı yakasına.
Kırmızı yakaları var yargıç cübbelerinin,
Fransız ihtilalelinden kalma.
Burslu okuduğu yıllardan kalma ceza reisinin,
Garip bir tarafı var.
Kaşlarını çatınca bir çocukluk,
Dolduruyor yüzünü,
Ürkünç bir uğursuzluk,
Gülümsediği sıra.
Garip bir tarafı var valinin.
Makam arabasına binerken her seferinde,
Bakır bir dudak karışıyor kırmızı saçlarına.
Saçlarını parmaklarıyla taradığı zamanlar,
Bu dudak,
Öpüyor onu hain bir yumuşaklıkla.
Safir göz görünmüyor yargıca.
Kendini valiye vermiyor bakır dudak.
Görmüyor alay komutanı tekmil alırken,
Gömleğine bir damla civanın sızdığını,
Bir gözyaşı, bir ukde anlamı kazanarak.
Kimse görmüyor,
Buruşuk pardesüsüyle bir babanın
Kırılgan bir yelpaze olduğunu akşam eve girince.
Karısı,
Katlanmış kilimlerle uyum içinde,
Kolunu büküyor, dayıyor elini yanağına...
Büyük kız kanepede bu ara,
Bir göl gezintisine çıkmıştır.
Kelebek ölülerinden bir ırmakta,
Sürüklenmektedir lise birdeki oğlan.
Kız için,
Sırlara karışmaktır,
Bir gölün ortasında olmak.
Erkek kardeşi bir türlü
Varamaz herhangi bir sırra.
iki yanında neden akar binlerce bu kelebek?
Binlerce kanatlı çekirge neden uçar
Beyninin yukarsında?
Evde soba yanıyor,
Önce çalılar geçiyor çocukların boğazından,
Sonra ağaç kökleri yırtıyor damarlarını,
Bütün ailenin.
Dışarda soğuk,
Safirden, bakırdan, cıvadan bir gece uçuyor,
Gece uçarken kulaklarına dokunuyor bekçinin.
Bekçi,
Mavi zehir şiddetinde düdük çalarak,
Bir soru soruyor karanlığa,
"Bütün cevaplar sendedir, saklama"
Diyor karanlık ona.
Bekçi en saklı yerinden bir banka broşürü,
Bir piyango bileti çıkarıp gösteriyor.
Copunu gösteriyor lise birdeki oğlana.
Sonra acılı olduğu açıkça anlaşılan,
Bir kadına bıyık buruyor.
Buruk bir sabah,
Başlıyor acılı olduğu,
Açıkça anlaşılmayan,
Dünyada.
Ağır ceza reisi,
Santa Lucia söylüyor traş olurken,
Maiyet memurluğundan beri aksatmadan,
Yaptığı gibi vali sabah sabah,
Parlatıyor
Zaten pırıl pırıl olan siyah kunduralarını.
Kışlada alay komutanı,
Barakaların kar altında öksüz,
Duruşlarına bakarak,
Susuyor,
Söylemiyor bildiği tek şiiri.
"Güzel olan hiçbir şey hülasa edilemez"
Demiş çünkü Valéry.
Çünkü serbest düşünme zamanı geçti artık,
Şimdi mesai saati,
Disiplin kurulunun toplantısı var,
Arşivde sicil belgeleri damgalanacak,
Tayinler imzaya girecek,
Teftişe gidecek generaller.
Rüya, okşayış, Tevrat,
Gibi kelimeler
Gündemin dışında.
Yurttaşlar uygunadım çalışmalarıyla,
Söktüler kariha yarımküresini yerinden.
Bir pusula koydular açtıkları boşluğa.
Titreyen, korkak ibresiyle bu pusula,
Kuzeyi gösteriyor serbest,
Düşünme zamanlarında,
Safir bir göz görünce karıştırıyor yönü,
Tırnaklarını yiyor bakır bir
Dudak ona yaklaşınca;
Cıvadan bir gözyaşı
Bari olsun istiyor
Bütün mesai boyunca.
Buruşuk pardesülü adam dalgın,
Gittikçe daha dalgın, elinde cetvel,
Masada hesap makinesi, pusula,
Yetmiyor dibe dalmasına,
Bağlıyor kalın bir urganla beline,
Ağır bir sandık,
Salıyor kendini,
Yeşil yosunların,
Kırmızı balıkların,
Uçan kabarcıkların,
Derinliklerine...
Orada,
Bir sandık buluyor,
Yakutlar, altınlar, pırlantalar.
Adam, dibe inmek için beline bağladığı,
Sandığını keşfediyor, dibe ulaştığında...
Öyleyse, adamın eyvah ışıdı yüreği,
Eve dönmesine gerekçe
Bulamıyacak bir daha.
Eyvah!
Çattı kaşlarını, ayağa kalktı yargıç,
Elindeki kalemi,
Gülümsüyor, kıracak!
Atıldı öne, denize doğru lise birdeki oğlan,
Denize, yakuta, integral hesaplarına,
Kardeşim!
Diye haykırdı ablası arkasından,
Fırladı kanepeden,
Kopardı kafasını bekçinin,
Safirden bir baltayla...
Anneleri,
Mutfakta kalan son bakır sahanı,
Alüminyum olanıyla değiştirdi.
Mesainin bitimine on kala,
istifa etti vali,
Çamurlu bir yoldan,
Yayan yürüdü sınıf arkadaşı olan,
Nalbantın dükkanına.
Alay komutanı oğlu için,
Otomobil satın aldı,
Mercury marka...
Kış geçti, öksürük haplarıyla,
Geçti cumartesi.
Hiçbir şey söylemeyen sözlere varmak için,
Her şeyin sonuna kadar söylenmesi gerekti,
incir,
Yarpuz,
Karamela,
La havle ve la kuvvete illa billah.
https://www.youtube.com/watch?v=KHvgPedTAgs
Ağır ceza reisi duruşmaya girerken,
Safir bir göz yapışıyor kırmızı yakasına.
Kırmızı yakaları var yargıç cübbelerinin,
Fransız ihtilalelinden kalma.
Burslu okuduğu yıllardan kalma ceza reisinin,
Garip bir tarafı var.
Kaşlarını çatınca bir çocukluk,
Dolduruyor yüzünü,
Ürkünç bir uğursuzluk,
Gülümsediği sıra.
Garip bir tarafı var valinin.
Makam arabasına binerken her seferinde,
Bakır bir dudak karışıyor kırmızı saçlarına.
Saçlarını parmaklarıyla taradığı zamanlar,
Bu dudak,
Öpüyor onu hain bir yumuşaklıkla.
Safir göz görünmüyor yargıca.
Kendini valiye vermiyor bakır dudak.
Görmüyor alay komutanı tekmil alırken,
Gömleğine bir damla civanın sızdığını,
Bir gözyaşı, bir ukde anlamı kazanarak.
Kimse görmüyor,
Buruşuk pardesüsüyle bir babanın
Kırılgan bir yelpaze olduğunu akşam eve girince.
Karısı,
Katlanmış kilimlerle uyum içinde,
Kolunu büküyor, dayıyor elini yanağına...
Büyük kız kanepede bu ara,
Bir göl gezintisine çıkmıştır.
Kelebek ölülerinden bir ırmakta,
Sürüklenmektedir lise birdeki oğlan.
Kız için,
Sırlara karışmaktır,
Bir gölün ortasında olmak.
Erkek kardeşi bir türlü
Varamaz herhangi bir sırra.
iki yanında neden akar binlerce bu kelebek?
Binlerce kanatlı çekirge neden uçar
Beyninin yukarsında?
Evde soba yanıyor,
Önce çalılar geçiyor çocukların boğazından,
Sonra ağaç kökleri yırtıyor damarlarını,
Bütün ailenin.
Dışarda soğuk,
Safirden, bakırdan, cıvadan bir gece uçuyor,
Gece uçarken kulaklarına dokunuyor bekçinin.
Bekçi,
Mavi zehir şiddetinde düdük çalarak,
Bir soru soruyor karanlığa,
"Bütün cevaplar sendedir, saklama"
Diyor karanlık ona.
Bekçi en saklı yerinden bir banka broşürü,
Bir piyango bileti çıkarıp gösteriyor.
Copunu gösteriyor lise birdeki oğlana.
Sonra acılı olduğu açıkça anlaşılan,
Bir kadına bıyık buruyor.
Buruk bir sabah,
Başlıyor acılı olduğu,
Açıkça anlaşılmayan,
Dünyada.
Ağır ceza reisi,
Santa Lucia söylüyor traş olurken,
Maiyet memurluğundan beri aksatmadan,
Yaptığı gibi vali sabah sabah,
Parlatıyor
Zaten pırıl pırıl olan siyah kunduralarını.
Kışlada alay komutanı,
Barakaların kar altında öksüz,
Duruşlarına bakarak,
Susuyor,
Söylemiyor bildiği tek şiiri.
"Güzel olan hiçbir şey hülasa edilemez"
Demiş çünkü Valéry.
Çünkü serbest düşünme zamanı geçti artık,
Şimdi mesai saati,
Disiplin kurulunun toplantısı var,
Arşivde sicil belgeleri damgalanacak,
Tayinler imzaya girecek,
Teftişe gidecek generaller.
Rüya, okşayış, Tevrat,
Gibi kelimeler
Gündemin dışında.
Yurttaşlar uygunadım çalışmalarıyla,
Söktüler kariha yarımküresini yerinden.
Bir pusula koydular açtıkları boşluğa.
Titreyen, korkak ibresiyle bu pusula,
Kuzeyi gösteriyor serbest,
Düşünme zamanlarında,
Safir bir göz görünce karıştırıyor yönü,
Tırnaklarını yiyor bakır bir
Dudak ona yaklaşınca;
Cıvadan bir gözyaşı
Bari olsun istiyor
Bütün mesai boyunca.
Buruşuk pardesülü adam dalgın,
Gittikçe daha dalgın, elinde cetvel,
Masada hesap makinesi, pusula,
Yetmiyor dibe dalmasına,
Bağlıyor kalın bir urganla beline,
Ağır bir sandık,
Salıyor kendini,
Yeşil yosunların,
Kırmızı balıkların,
Uçan kabarcıkların,
Derinliklerine...
Orada,
Bir sandık buluyor,
Yakutlar, altınlar, pırlantalar.
Adam, dibe inmek için beline bağladığı,
Sandığını keşfediyor, dibe ulaştığında...
Öyleyse, adamın eyvah ışıdı yüreği,
Eve dönmesine gerekçe
Bulamıyacak bir daha.
Eyvah!
Çattı kaşlarını, ayağa kalktı yargıç,
Elindeki kalemi,
Gülümsüyor, kıracak!
Atıldı öne, denize doğru lise birdeki oğlan,
Denize, yakuta, integral hesaplarına,
Kardeşim!
Diye haykırdı ablası arkasından,
Fırladı kanepeden,
Kopardı kafasını bekçinin,
Safirden bir baltayla...
Anneleri,
Mutfakta kalan son bakır sahanı,
Alüminyum olanıyla değiştirdi.
Mesainin bitimine on kala,
istifa etti vali,
Çamurlu bir yoldan,
Yayan yürüdü sınıf arkadaşı olan,
Nalbantın dükkanına.
Alay komutanı oğlu için,
Otomobil satın aldı,
Mercury marka...
Kış geçti, öksürük haplarıyla,
Geçti cumartesi.
Hiçbir şey söylemeyen sözlere varmak için,
Her şeyin sonuna kadar söylenmesi gerekti,
incir,
Yarpuz,
Karamela,
La havle ve la kuvvete illa billah.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar