bugün
- hikayeyi devam ettir54
- mezoterapi12
- sokakta kavga teknikleri16
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak14
- nickten isim tahmini yapmak72
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası37
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak9
- yeni parti49
- pilot bir erkekle sevgili olmak12
- arkadaşlar bakar mısınız28
- geceleri uyutmayan dertler3
- sözlük yazarlarının saatleri10
- çekirge7
- kaos show4
- gününüz nasıl geçti bakalım9
- 31 yaş sendromu5
- sokakta dayak yiyen kadına yardım etmek3
- enteresan neden kavga yok6
- kavganın kazananı yoktur6
- tai lung26
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- üç harflilerden korkmak5
- abaddon2
- kürk giyen erkek6
- sözlükte polemiğe girmek istemeyen yazar7
- arkadaşlar iyi geceler4
- tekne turu11
- geceye bir şarkı bırak14
- uysaljakoben17
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek9
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri9
- 32 yaş sendromu3
- köy evinde kahvaltı yapmak6
- bir yazarın zekasına hayran olmak8
- türklerin islama göre yaşamaması5
- sigara 1000 tl olsa bile içerim4
- katates'in yanlışlıkla ismini yazması8
- kimse kalmamış lan sözlükte4
- şampuan8
- pişi olsa da yesek3
- sedef adası4
- adalarda bisiklet sürmek4
- evreşe yollarını dar olmaması4
- flörtün ev adresinizi öğrenmesi3
- çıplak ayakla hamam böceğine basmak3
- aradığınız hiçbir şeyi bulamadığınız büyük şehir3
- sapık olduğu için çaylak olan insan9
- islam medeniyeti diye bir şey yoktur8
- büyük filmlerden büyük replikler2
- habire12 adamdır37
üstadın* kendi sesinden okuduğu bir başka efsane şiiridir.
https://www.youtube.com/watch?v=KHvgPedTAgs
Ağır ceza reisi duruşmaya girerken,
Safir bir göz yapışıyor kırmızı yakasına.
Kırmızı yakaları var yargıç cübbelerinin,
Fransız ihtilalelinden kalma.
Burslu okuduğu yıllardan kalma ceza reisinin,
Garip bir tarafı var.
Kaşlarını çatınca bir çocukluk,
Dolduruyor yüzünü,
Ürkünç bir uğursuzluk,
Gülümsediği sıra.
Garip bir tarafı var valinin.
Makam arabasına binerken her seferinde,
Bakır bir dudak karışıyor kırmızı saçlarına.
Saçlarını parmaklarıyla taradığı zamanlar,
Bu dudak,
Öpüyor onu hain bir yumuşaklıkla.
Safir göz görünmüyor yargıca.
Kendini valiye vermiyor bakır dudak.
Görmüyor alay komutanı tekmil alırken,
Gömleğine bir damla civanın sızdığını,
Bir gözyaşı, bir ukde anlamı kazanarak.
Kimse görmüyor,
Buruşuk pardesüsüyle bir babanın
Kırılgan bir yelpaze olduğunu akşam eve girince.
Karısı,
Katlanmış kilimlerle uyum içinde,
Kolunu büküyor, dayıyor elini yanağına...
Büyük kız kanepede bu ara,
Bir göl gezintisine çıkmıştır.
Kelebek ölülerinden bir ırmakta,
Sürüklenmektedir lise birdeki oğlan.
Kız için,
Sırlara karışmaktır,
Bir gölün ortasında olmak.
Erkek kardeşi bir türlü
Varamaz herhangi bir sırra.
iki yanında neden akar binlerce bu kelebek?
Binlerce kanatlı çekirge neden uçar
Beyninin yukarsında?
Evde soba yanıyor,
Önce çalılar geçiyor çocukların boğazından,
Sonra ağaç kökleri yırtıyor damarlarını,
Bütün ailenin.
Dışarda soğuk,
Safirden, bakırdan, cıvadan bir gece uçuyor,
Gece uçarken kulaklarına dokunuyor bekçinin.
Bekçi,
Mavi zehir şiddetinde düdük çalarak,
Bir soru soruyor karanlığa,
"Bütün cevaplar sendedir, saklama"
Diyor karanlık ona.
Bekçi en saklı yerinden bir banka broşürü,
Bir piyango bileti çıkarıp gösteriyor.
Copunu gösteriyor lise birdeki oğlana.
Sonra acılı olduğu açıkça anlaşılan,
Bir kadına bıyık buruyor.
Buruk bir sabah,
Başlıyor acılı olduğu,
Açıkça anlaşılmayan,
Dünyada.
Ağır ceza reisi,
Santa Lucia söylüyor traş olurken,
Maiyet memurluğundan beri aksatmadan,
Yaptığı gibi vali sabah sabah,
Parlatıyor
Zaten pırıl pırıl olan siyah kunduralarını.
Kışlada alay komutanı,
Barakaların kar altında öksüz,
Duruşlarına bakarak,
Susuyor,
Söylemiyor bildiği tek şiiri.
"Güzel olan hiçbir şey hülasa edilemez"
Demiş çünkü Valéry.
Çünkü serbest düşünme zamanı geçti artık,
Şimdi mesai saati,
Disiplin kurulunun toplantısı var,
Arşivde sicil belgeleri damgalanacak,
Tayinler imzaya girecek,
Teftişe gidecek generaller.
Rüya, okşayış, Tevrat,
Gibi kelimeler
Gündemin dışında.
Yurttaşlar uygunadım çalışmalarıyla,
Söktüler kariha yarımküresini yerinden.
Bir pusula koydular açtıkları boşluğa.
Titreyen, korkak ibresiyle bu pusula,
Kuzeyi gösteriyor serbest,
Düşünme zamanlarında,
Safir bir göz görünce karıştırıyor yönü,
Tırnaklarını yiyor bakır bir
Dudak ona yaklaşınca;
Cıvadan bir gözyaşı
Bari olsun istiyor
Bütün mesai boyunca.
Buruşuk pardesülü adam dalgın,
Gittikçe daha dalgın, elinde cetvel,
Masada hesap makinesi, pusula,
Yetmiyor dibe dalmasına,
Bağlıyor kalın bir urganla beline,
Ağır bir sandık,
Salıyor kendini,
Yeşil yosunların,
Kırmızı balıkların,
Uçan kabarcıkların,
Derinliklerine...
Orada,
Bir sandık buluyor,
Yakutlar, altınlar, pırlantalar.
Adam, dibe inmek için beline bağladığı,
Sandığını keşfediyor, dibe ulaştığında...
Öyleyse, adamın eyvah ışıdı yüreği,
Eve dönmesine gerekçe
Bulamıyacak bir daha.
Eyvah!
Çattı kaşlarını, ayağa kalktı yargıç,
Elindeki kalemi,
Gülümsüyor, kıracak!
Atıldı öne, denize doğru lise birdeki oğlan,
Denize, yakuta, integral hesaplarına,
Kardeşim!
Diye haykırdı ablası arkasından,
Fırladı kanepeden,
Kopardı kafasını bekçinin,
Safirden bir baltayla...
Anneleri,
Mutfakta kalan son bakır sahanı,
Alüminyum olanıyla değiştirdi.
Mesainin bitimine on kala,
istifa etti vali,
Çamurlu bir yoldan,
Yayan yürüdü sınıf arkadaşı olan,
Nalbantın dükkanına.
Alay komutanı oğlu için,
Otomobil satın aldı,
Mercury marka...
Kış geçti, öksürük haplarıyla,
Geçti cumartesi.
Hiçbir şey söylemeyen sözlere varmak için,
Her şeyin sonuna kadar söylenmesi gerekti,
incir,
Yarpuz,
Karamela,
La havle ve la kuvvete illa billah.
https://www.youtube.com/watch?v=KHvgPedTAgs
Ağır ceza reisi duruşmaya girerken,
Safir bir göz yapışıyor kırmızı yakasına.
Kırmızı yakaları var yargıç cübbelerinin,
Fransız ihtilalelinden kalma.
Burslu okuduğu yıllardan kalma ceza reisinin,
Garip bir tarafı var.
Kaşlarını çatınca bir çocukluk,
Dolduruyor yüzünü,
Ürkünç bir uğursuzluk,
Gülümsediği sıra.
Garip bir tarafı var valinin.
Makam arabasına binerken her seferinde,
Bakır bir dudak karışıyor kırmızı saçlarına.
Saçlarını parmaklarıyla taradığı zamanlar,
Bu dudak,
Öpüyor onu hain bir yumuşaklıkla.
Safir göz görünmüyor yargıca.
Kendini valiye vermiyor bakır dudak.
Görmüyor alay komutanı tekmil alırken,
Gömleğine bir damla civanın sızdığını,
Bir gözyaşı, bir ukde anlamı kazanarak.
Kimse görmüyor,
Buruşuk pardesüsüyle bir babanın
Kırılgan bir yelpaze olduğunu akşam eve girince.
Karısı,
Katlanmış kilimlerle uyum içinde,
Kolunu büküyor, dayıyor elini yanağına...
Büyük kız kanepede bu ara,
Bir göl gezintisine çıkmıştır.
Kelebek ölülerinden bir ırmakta,
Sürüklenmektedir lise birdeki oğlan.
Kız için,
Sırlara karışmaktır,
Bir gölün ortasında olmak.
Erkek kardeşi bir türlü
Varamaz herhangi bir sırra.
iki yanında neden akar binlerce bu kelebek?
Binlerce kanatlı çekirge neden uçar
Beyninin yukarsında?
Evde soba yanıyor,
Önce çalılar geçiyor çocukların boğazından,
Sonra ağaç kökleri yırtıyor damarlarını,
Bütün ailenin.
Dışarda soğuk,
Safirden, bakırdan, cıvadan bir gece uçuyor,
Gece uçarken kulaklarına dokunuyor bekçinin.
Bekçi,
Mavi zehir şiddetinde düdük çalarak,
Bir soru soruyor karanlığa,
"Bütün cevaplar sendedir, saklama"
Diyor karanlık ona.
Bekçi en saklı yerinden bir banka broşürü,
Bir piyango bileti çıkarıp gösteriyor.
Copunu gösteriyor lise birdeki oğlana.
Sonra acılı olduğu açıkça anlaşılan,
Bir kadına bıyık buruyor.
Buruk bir sabah,
Başlıyor acılı olduğu,
Açıkça anlaşılmayan,
Dünyada.
Ağır ceza reisi,
Santa Lucia söylüyor traş olurken,
Maiyet memurluğundan beri aksatmadan,
Yaptığı gibi vali sabah sabah,
Parlatıyor
Zaten pırıl pırıl olan siyah kunduralarını.
Kışlada alay komutanı,
Barakaların kar altında öksüz,
Duruşlarına bakarak,
Susuyor,
Söylemiyor bildiği tek şiiri.
"Güzel olan hiçbir şey hülasa edilemez"
Demiş çünkü Valéry.
Çünkü serbest düşünme zamanı geçti artık,
Şimdi mesai saati,
Disiplin kurulunun toplantısı var,
Arşivde sicil belgeleri damgalanacak,
Tayinler imzaya girecek,
Teftişe gidecek generaller.
Rüya, okşayış, Tevrat,
Gibi kelimeler
Gündemin dışında.
Yurttaşlar uygunadım çalışmalarıyla,
Söktüler kariha yarımküresini yerinden.
Bir pusula koydular açtıkları boşluğa.
Titreyen, korkak ibresiyle bu pusula,
Kuzeyi gösteriyor serbest,
Düşünme zamanlarında,
Safir bir göz görünce karıştırıyor yönü,
Tırnaklarını yiyor bakır bir
Dudak ona yaklaşınca;
Cıvadan bir gözyaşı
Bari olsun istiyor
Bütün mesai boyunca.
Buruşuk pardesülü adam dalgın,
Gittikçe daha dalgın, elinde cetvel,
Masada hesap makinesi, pusula,
Yetmiyor dibe dalmasına,
Bağlıyor kalın bir urganla beline,
Ağır bir sandık,
Salıyor kendini,
Yeşil yosunların,
Kırmızı balıkların,
Uçan kabarcıkların,
Derinliklerine...
Orada,
Bir sandık buluyor,
Yakutlar, altınlar, pırlantalar.
Adam, dibe inmek için beline bağladığı,
Sandığını keşfediyor, dibe ulaştığında...
Öyleyse, adamın eyvah ışıdı yüreği,
Eve dönmesine gerekçe
Bulamıyacak bir daha.
Eyvah!
Çattı kaşlarını, ayağa kalktı yargıç,
Elindeki kalemi,
Gülümsüyor, kıracak!
Atıldı öne, denize doğru lise birdeki oğlan,
Denize, yakuta, integral hesaplarına,
Kardeşim!
Diye haykırdı ablası arkasından,
Fırladı kanepeden,
Kopardı kafasını bekçinin,
Safirden bir baltayla...
Anneleri,
Mutfakta kalan son bakır sahanı,
Alüminyum olanıyla değiştirdi.
Mesainin bitimine on kala,
istifa etti vali,
Çamurlu bir yoldan,
Yayan yürüdü sınıf arkadaşı olan,
Nalbantın dükkanına.
Alay komutanı oğlu için,
Otomobil satın aldı,
Mercury marka...
Kış geçti, öksürük haplarıyla,
Geçti cumartesi.
Hiçbir şey söylemeyen sözlere varmak için,
Her şeyin sonuna kadar söylenmesi gerekti,
incir,
Yarpuz,
Karamela,
La havle ve la kuvvete illa billah.
Sanırım türkçesi onlar onlarındı anlamına gelen ismet özelin yazdığı bir şiir. Şiirin ilk kelimesi ağırdır. Ve başlangıta şiiri okumaya ağır başlar sanki o ağır kelimesinin ağırlığı varmış gibi. Ne yapın ismet özelden dinleyin. Gerçekten çok güzel bir şiir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar