bugün

beşiktaş

bu akşam sb elazığspor ile zorlu bir maça çıkacak olan takımım. takımda bir çok sakat futbolcu var(tek tek yazmaya gerek yok, bilen biliyor). ligin ilk yarısındaki performansın ikinci yarıya yansıtılamamasından korkuyordum fakat olumsuzluk başka bir taraftan, sakatlıktan geldi. tamam ilk yarıda da sakatlıklarla boğuşuyorduk ama aralık ayından sonra durum pes dedirtecek seviyeye geldi. ikinci yarıdaki maçlarda samet aybaba'nın oyuncu tercihleri ve maç içerisindeki değişiklikleri de damga vurdu. mesela ilk yarının son maçı olan kayserispor maçında sahada adeta dökülen ersan gülüm'ü çıkarıp veli kavlak'ı oyuna alarak, ibrahim toraman'ı da stopere çekerek maçı kurtarmıştı adeta. biz beşiktaş taraftarı da samet hocanın bu oyunu okumasına çok sevinmiştik ve ilerleyen haftalar için de ümitliydik. çünkü oyunu okuyabilmek çok önemli bir şeydir. misal çok eleştirilen aykut kocaman'ın en büyük sorunlarından birisi de ouyunu okuyamamaktır. gerçi onun bir değil bir çok sorunu var ama neyse biz beşiktaş'ımıza geri dönelim.

ligin ikinci yarısındaki istanbul bb maçına bir kaç arkadaşımla beraber edirne'den geldim. samet hoca kayseri maçının aksine yanlış kararlar alarak bu sefer olası galibiyeti önledi. durum 2-1 lehimize iken manuel fernandes değişikliğini yapmadı. 2-2 ye geldikten sonra oğuzhan özyakup'u çıkarıp manuel'i aldı ki b bana göre büyük bir yanlıştı. son olarak da karabükspor maçındaki hataları damga vurdu ki onları burada tekrar anlatmama gerek yok. gözü olan herkes gördü.

beşiktaş ile ilgili sorun olan sadece sakatlıklar ve samet hocanın hataları değil elbette. sezon başından beri müthiş formsuz ve eyyamı çok seven hakemlerin, beşiktaş maçlarında beşiktaş'ı yakan düdükleri. beşiktaş bu hakem hataları neticesinde tam 9 puandan oldu. o kayıp giden 9 puan şuanda beşiktaş'ın hanesine ekli olsaydı durum çok daha farklı olurdu elbet.

sezon başında bana gelip ''beşiktaş ligde kafaya oynayacak, lideri 3-5 puanla takip edecek'' deselerdi şaşırdım elbet. bu sezon bizim için geçmiş sezonlara oranla farklı geçeceği haziran ayından belliydi. sezon başında fikret orman bunu açıklıyordu kamuoyuna. biz taraftarların beklentisi de çok yüksek değildi doğal olarak. beşiktaş büyük bir camiadır, her sene hedefi şampiyonluktur elbet ama biz geçtiğimiz senelerde ne kadar ''şampiyonluk'' beklesek de üçüncülükten dördüncülükten öteye gidemedik. hem de o ''yıldız'' yakıştırmaları yaptığımız isimlerle. bu sene öyle yıldızımız yok ezeli rakiplerimiz gibi ama emin olun ki ruhumuz var. koşan futbolcularımız var. ben bir beşiktaş'lı olarak bu sene için ''şampiyonluk'' demiyorum ille de. bu gerçekten çok zor, zordan da öte. ama diyorum ki, medyada ''battı, bitti'' diye bahsedilen beşiktaş bu sene de en kötü üçüncü veya dördüncülüğü alacak. beşiktaş galip geldikçe sevincimiz, mağlup oldukça da bağlılığımız artacak.
© copyright 2005 - 2026