bugün
- sözlüğün en güzel kadını21
- dünya39
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı35
- insan olmaya ceyrek kala2
- kahrolsun sütyenler memelere özgürlük2
- amerika birleşik devletleri29
- kıymalı domatesli biberli soğanlı yumurta7
- gece araba sürerken yan cama yapışan kanlı eller3
- sabahları sevilen şeyler6
- 80 bin entry girecek kadar işsiz olmak11
- ecevit denince akla gelen şeyler29
- ali tarakcı hakkında soruşturma başlatılması3
- süper kahraman filmleri deccaliyeti aşılıyor3
- erdoğan'ın bm konuşmasına eşiyle el ele gitmesi2
- flört uygulamasında kod incelemesi yapmak2
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması30
- pis hissettiren şeyler4
- pornonun ne olduğunu unutmak3
- 25 eylül 2026 aym önünde intihar eden emekli12
- en güzel oyuncular2
- yazılımcıların flört edememesi9
- geceleri aniden gelen acıkma hissi2
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları8
- israil10
- yahudilere hınç besleyip cinnet geçirmek7
- norveç9
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin35
- mustafa kemal atatürk10
- en medeni ortadoğulular6
- anadolu efes biracılık3
- evanjelist9
- taş gibi kalçası olan kadın8
- sözlük kızları nerede sorunsalı6
- türk rock grupları8
- hewal ebo12
- simko314
- telegram5
- fransa6
- orospu çocuğu abdullah öcalan7
- simko3 memduh başkan dna testi kampanyası10
- isveç5
- ismail yüksek4
- cuma akşam evde kalan yazarlar5
- öğrencilerin bu ne işimize yarayacak sorusu3
- sözlükte ki türk düşmanları10
- sözlükte yeni yeni bıdıkların ortaya çıkması4
- ateizmin dinlere balyoz etkisi yapması5
- asgari ücretle geçinip vatan millet savunmak8
- avrupa5
- dikili bir ağacının olmaması6
rus edebiyatının george orwell'ı olarak görülen, dostoyevski'ye esin kaynağı olduğu bilinen 20.yüzyıl rus edebiyatının en önemli yazarlarından biridir. şiir, öykü, roman türlerinde yapıtlar kaleme almıştır. toplumsal yaşam içinde bireyin yerini, ilerlemeci anlayışı ve her tür siyasi yapıyı sorgulayan yapıtlarıyla rus edebiyatını derinden etkilemiştir. can yazarın türkçe yayımlanan ilk yapıtıdır.
platonov, kendisinden önce hiç kimse yazmamış, kalemi kağıtla buluşturan ilk insan kendisiyiş gibi yazar. normalde ikinci kabul edilen şeyler, onun yazısında merkezdedir, buna karşılık, ''önemli'' olaylar, bir kenara itilir. anlatıyla doğrudan ilgisi olmayan karakterler, belirgin bir ihtiyaç olmaksızın ortaya çıkarlar; ilk(hatta ikinci) bakışta, bu karakterlerin rolleri belirsizdir ve hiçbir ipucu olmaksızın ortadan kaybolurlar. platonov'un ana kahramanı, tüm enerjisini tüketen, önemli bir işle meşguldür; sonra, bir hesap hatası, yanlış bir davranış ya da bir felaket, emeğinin tüm meyvelerini yok eder. o, yine de yılmamıştır ve hayatı mahvolmamıştır; bir karınca ya da bir arı gibi, hayata farklı bakarak onunla yeni bir ilişki kurup, her şeyi en baştan inşa etmeye başlar.
temel çukuru ya da çukur romanından:
--spoiler--
mühendis pruşevsky, yirmibeş yaşından beri, vicdanında bir baskı hissediyordu, hayatın sonu duyarlı zihninin önüne karanlık bir duvar gibi yükselmişti. o gün bugündür kederle, o duvarın yakınlarında geziniyor ve dünyayı ve insanları kaynaştıran maddenin ortalama olan, ancak gerçekliğini kaybetmemiş özüne ulaştıklarını düşünerek kendini rahatlatıyordu. tüm temel bilimler, zihnindeki duvarın önündeydi; duvarın arkasında ise, ulaşmak için çabalamaya değmeyecek, sıkıcı bir yer vardı. yine de merak ediyordu; hiç duvarın arkasına geçebilen biri olmuş muydu?
uzakta, asılı kalmış ve kurtuluşu olmayan, sönük bir yılzdız parlıyordu ve hiçbir zaman, ona şu anda olduğundan daha yakın olamazdı. pruşevsky, bulanık gökyüzünün arasından seyretti yıldızı, zaman geçiyordu, fakat o karar veremiyordu: 'yoksa yok olup gitmeli miyim?'' diye soruyordu kendine. pruşevsky, kimin ona çok uzaklarda olan ölüme gitmesini engelleyecek kadar ihtiyaç duyduğunu bilmiyordu. umut yerine sabrı vardı elinde kalan ve gecelerin sonunda bir yerlerde, solan, çiçek veren, sonra tekrar yok olan çiçeklerle dolu bahçelerin arkasında, onun zamanı duruyordu; işte o zaman gelince yatağına yatıp, yüzünü duvara dönüp, ağlamayı bile başaramadan ölüp gidecekti.
--spoiler--
platonov kelimeleri tuhaf biçimlerde, cümle içinde farklı yerlere yerleştirerek kullanıyor. en önemlisi, bu kelimelerle, beş duyunun ötesinde, farklı bir türde ve yapıda bir ruhu betimlemeye çalışıyor.
platonov'un yapıtlarındaki ana tema, kalbin ve zihnin birbiri ile girdiği karmaşık ilişkiler içindeki mutluluğudur; yazar, mutluluğun aslında ne olduğunu, nasıl ortaya çıkıp nereye gittiğini, onun nasıl bulunup korunacağını inceler.
temel çukuru'nda şöyle ifade etmektedir:
--spoiler--
aniden başlayan müziğin rahatsız edici sesleri, vicdanını harekete geçirmiş; bu rahatsız edici şarkının kaynağını bulmak ve son nefesini verirken beyhude geçen ömrün verdiği acı ile gözyaşlarına boğulmamak için duyduğu sesler ona belli bir süresi olan hayatı yaşamasını, umuda yolculuk edip onu ele geçirmesini önermişlerdi
ve:
sönmüş bir yıldız olan bu yeryüzünde keder duymak daha rahattı onun için; ona uzak ve yabancı mutluluk, içinde utanç duygusu uyandırıyor ve ona tehlikeli geliyordu.
--spoiler--
1922'de platonov, bir yayıncıya gönderdiği mektupta, kendisi ile ilgili şunları yazmıştır:
--spoiler--
tarlalar, kırlar,annem ve zil sesleri dışında, bir de şunları sevdim ve yaşadıkça daha çok sevmeye devam edeceğim: lokomotifler, makinalar, tiz sesli düdükler ve kan ter içinde kalana kadar çalışmak. her şeyin insan yapımı olduğuna ve hiç bir şeyin kendiliğinden oluşmadığına inannırım; örneğin, uzun süre, çocukların fabrikalarda üretildiğine inandım...
yabani otlar ve dilenciler, tarlalarda şarkı söylemek, elektrik, lokomotif ve düdüğü ve depremler arasında bir tür bağ, bir tür akrabalık vardır; tüm bu şeylerin ve başka şeylerin üzerinde aynı doğum lekesi vardır... büyümekte olan otların ve buharlı lokomotiflerin mekaniği aynıdır...
--spoiler--
platonov'un karakterlerinin dünyası kozmik bir dünyadır. yerçekimi, moleküller, müthiş radyasyon, yıldız tozlarının yığınlarından oluşan gezegenler ve milyonlarca derece sıcaklıkta yanan güneşin kör edici ışınları ile bildiğimiz evren, platonov'a göre, her insanın ruhunda sürekli olarak tekrar oluşmaktadır. bu, hayvanın, çimenin, taşın, elektriğin ve insanların, yani canlı ya da cansız her şeyin, eşit ve özünde birbirinden ayırt edilemeden var olduğu bir evrendir. onlar var. onlar insan şeklinde. dahası insan şeklinde var olmak, sürekli ve akıl almaz biçimde acı veriyor onlara. ''acı'', platonov için anahtar sözcük. hayat, var olmak, burada olmak, acı ve keder anlamına geliyor, her ne kadar, yaratıcı ve verimli bir acı ve kahramanca bir keder olsa bile. diğer bir anahtar sözcük ise ''sabır'' ya da ''dayanıklılık''. insan yaşamalı, var olmalı, sabretmeli. platonov'a göre, insan sadece acı, keder, ihtiyaç, ve diğer tür mutsuzluklar karşısında değil, mutluluk, aşk ve zevk karşısında da sabretmeli.
bu sadece farklı bir anlatım biçimi değil, aynı zamanda, tamamen benzersiz bir varoluş biçimi. ancak, göğün üst katmanlarındaki bir melek böyle şeyler hissedebilir, eğer trajik bir kaza sonucu ya da yanlışlıkla insanların arasında doğmuş ve bir zamanlar kapıldığı manyetik alanların, partiküllerin ve zerelerin girdabında yaşadıklarını, öteki dünyaya ait gökyüzünün görüntüsünü henüz unutmamışsa. hayat, insan olarak var olmanın verdiği neşe ve acıdan ibarettir.
platonov şöyle demiştir:'sizin için insan olmak sadece bir alışkanlıktır , benim içinse, bir tatil ve zevk...'
platonov her kim olursa olsun, bu tür yaratıklar zaman zaman dünyamızı ziyaret ettiği için mutlu olmalıyız. *
platonov, kendisinden önce hiç kimse yazmamış, kalemi kağıtla buluşturan ilk insan kendisiyiş gibi yazar. normalde ikinci kabul edilen şeyler, onun yazısında merkezdedir, buna karşılık, ''önemli'' olaylar, bir kenara itilir. anlatıyla doğrudan ilgisi olmayan karakterler, belirgin bir ihtiyaç olmaksızın ortaya çıkarlar; ilk(hatta ikinci) bakışta, bu karakterlerin rolleri belirsizdir ve hiçbir ipucu olmaksızın ortadan kaybolurlar. platonov'un ana kahramanı, tüm enerjisini tüketen, önemli bir işle meşguldür; sonra, bir hesap hatası, yanlış bir davranış ya da bir felaket, emeğinin tüm meyvelerini yok eder. o, yine de yılmamıştır ve hayatı mahvolmamıştır; bir karınca ya da bir arı gibi, hayata farklı bakarak onunla yeni bir ilişki kurup, her şeyi en baştan inşa etmeye başlar.
temel çukuru ya da çukur romanından:
--spoiler--
mühendis pruşevsky, yirmibeş yaşından beri, vicdanında bir baskı hissediyordu, hayatın sonu duyarlı zihninin önüne karanlık bir duvar gibi yükselmişti. o gün bugündür kederle, o duvarın yakınlarında geziniyor ve dünyayı ve insanları kaynaştıran maddenin ortalama olan, ancak gerçekliğini kaybetmemiş özüne ulaştıklarını düşünerek kendini rahatlatıyordu. tüm temel bilimler, zihnindeki duvarın önündeydi; duvarın arkasında ise, ulaşmak için çabalamaya değmeyecek, sıkıcı bir yer vardı. yine de merak ediyordu; hiç duvarın arkasına geçebilen biri olmuş muydu?
uzakta, asılı kalmış ve kurtuluşu olmayan, sönük bir yılzdız parlıyordu ve hiçbir zaman, ona şu anda olduğundan daha yakın olamazdı. pruşevsky, bulanık gökyüzünün arasından seyretti yıldızı, zaman geçiyordu, fakat o karar veremiyordu: 'yoksa yok olup gitmeli miyim?'' diye soruyordu kendine. pruşevsky, kimin ona çok uzaklarda olan ölüme gitmesini engelleyecek kadar ihtiyaç duyduğunu bilmiyordu. umut yerine sabrı vardı elinde kalan ve gecelerin sonunda bir yerlerde, solan, çiçek veren, sonra tekrar yok olan çiçeklerle dolu bahçelerin arkasında, onun zamanı duruyordu; işte o zaman gelince yatağına yatıp, yüzünü duvara dönüp, ağlamayı bile başaramadan ölüp gidecekti.
--spoiler--
platonov kelimeleri tuhaf biçimlerde, cümle içinde farklı yerlere yerleştirerek kullanıyor. en önemlisi, bu kelimelerle, beş duyunun ötesinde, farklı bir türde ve yapıda bir ruhu betimlemeye çalışıyor.
platonov'un yapıtlarındaki ana tema, kalbin ve zihnin birbiri ile girdiği karmaşık ilişkiler içindeki mutluluğudur; yazar, mutluluğun aslında ne olduğunu, nasıl ortaya çıkıp nereye gittiğini, onun nasıl bulunup korunacağını inceler.
temel çukuru'nda şöyle ifade etmektedir:
--spoiler--
aniden başlayan müziğin rahatsız edici sesleri, vicdanını harekete geçirmiş; bu rahatsız edici şarkının kaynağını bulmak ve son nefesini verirken beyhude geçen ömrün verdiği acı ile gözyaşlarına boğulmamak için duyduğu sesler ona belli bir süresi olan hayatı yaşamasını, umuda yolculuk edip onu ele geçirmesini önermişlerdi
ve:
sönmüş bir yıldız olan bu yeryüzünde keder duymak daha rahattı onun için; ona uzak ve yabancı mutluluk, içinde utanç duygusu uyandırıyor ve ona tehlikeli geliyordu.
--spoiler--
1922'de platonov, bir yayıncıya gönderdiği mektupta, kendisi ile ilgili şunları yazmıştır:
--spoiler--
tarlalar, kırlar,annem ve zil sesleri dışında, bir de şunları sevdim ve yaşadıkça daha çok sevmeye devam edeceğim: lokomotifler, makinalar, tiz sesli düdükler ve kan ter içinde kalana kadar çalışmak. her şeyin insan yapımı olduğuna ve hiç bir şeyin kendiliğinden oluşmadığına inannırım; örneğin, uzun süre, çocukların fabrikalarda üretildiğine inandım...
yabani otlar ve dilenciler, tarlalarda şarkı söylemek, elektrik, lokomotif ve düdüğü ve depremler arasında bir tür bağ, bir tür akrabalık vardır; tüm bu şeylerin ve başka şeylerin üzerinde aynı doğum lekesi vardır... büyümekte olan otların ve buharlı lokomotiflerin mekaniği aynıdır...
--spoiler--
platonov'un karakterlerinin dünyası kozmik bir dünyadır. yerçekimi, moleküller, müthiş radyasyon, yıldız tozlarının yığınlarından oluşan gezegenler ve milyonlarca derece sıcaklıkta yanan güneşin kör edici ışınları ile bildiğimiz evren, platonov'a göre, her insanın ruhunda sürekli olarak tekrar oluşmaktadır. bu, hayvanın, çimenin, taşın, elektriğin ve insanların, yani canlı ya da cansız her şeyin, eşit ve özünde birbirinden ayırt edilemeden var olduğu bir evrendir. onlar var. onlar insan şeklinde. dahası insan şeklinde var olmak, sürekli ve akıl almaz biçimde acı veriyor onlara. ''acı'', platonov için anahtar sözcük. hayat, var olmak, burada olmak, acı ve keder anlamına geliyor, her ne kadar, yaratıcı ve verimli bir acı ve kahramanca bir keder olsa bile. diğer bir anahtar sözcük ise ''sabır'' ya da ''dayanıklılık''. insan yaşamalı, var olmalı, sabretmeli. platonov'a göre, insan sadece acı, keder, ihtiyaç, ve diğer tür mutsuzluklar karşısında değil, mutluluk, aşk ve zevk karşısında da sabretmeli.
bu sadece farklı bir anlatım biçimi değil, aynı zamanda, tamamen benzersiz bir varoluş biçimi. ancak, göğün üst katmanlarındaki bir melek böyle şeyler hissedebilir, eğer trajik bir kaza sonucu ya da yanlışlıkla insanların arasında doğmuş ve bir zamanlar kapıldığı manyetik alanların, partiküllerin ve zerelerin girdabında yaşadıklarını, öteki dünyaya ait gökyüzünün görüntüsünü henüz unutmamışsa. hayat, insan olarak var olmanın verdiği neşe ve acıdan ibarettir.
platonov şöyle demiştir:'sizin için insan olmak sadece bir alışkanlıktır , benim içinse, bir tatil ve zevk...'
platonov her kim olursa olsun, bu tür yaratıklar zaman zaman dünyamızı ziyaret ettiği için mutlu olmalıyız. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar